| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | trip i. | seyahat | ||
|
Every time you fly, you can buy a climate certificate to balance out the emission of CO2 from your trip. Her uçtuğunuzda, seyahatinizden kaynaklanan CO2 emisyonunu dengelemek için bir iklim sertifikası satın alabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | trip i. | gezi | ||
|
My father promised me a trip to Disneyland. Babam bana Disneyland gezisi sözü vermişti. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | trip i. | yolculuk | ||
|
I cannot confirm that but I can confirm they will be taking an early return trip to France. Bunu teyit edemem ama Fransa'ya erken bir dönüş yolculuğu yapacaklarını teyit edebilirim. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | trip i. | tur | ||
|
If I had the money, I would make a trip around the world. Param olsaydı, dünya turu yapardım. More Sentences |
||||
| Genel | trip i. | takılma | ||
|
Trips and falls can cause serious fractures. Takılıp düşmeler ciddi kırıklara neden olabilir. More Sentences |
||||
| Genel | trip i. | (uyuşturucu vb.) kafa | ||
|
He took magic mushrooms and had a bad trip. Sihirli mantar almış ve kafası çok kötü olmuş. More Sentences |
||||
| Genel | trip i. | çılgın | ||
|
I love that comedian! She is a trip! Bu komedyene bayılıyorum! Tam bir çılgın! More Sentences |
||||
| Genel | trip f. | çelme takmak | ||
|
Our right fielder was tripped and brought down. Sağ saha oyuncumuz çelme takılarak yere düşürüldü. More Sentences |
||||
| Genel | trip f. | ayağı takılmak | ||
|
I saw you trip and fall. Ayağının takıldığını ve düştüğünü gördüm. More Sentences |
||||
| Genel | trip f. | tökezlemek | ||
|
Tom tripped and fell. Tom tökezledi ve düştü. More Sentences |
||||
| Genel | trip f. | sendelemek | ||
|
I tripped and fell. Sendeledim ve düştüm. More Sentences |
||||
| Genel | trip f. | devreye sokmak | ||
|
The robbers were unaware that they had tripped a silent alarm. Soyguncular sessiz bir alarmı devreye soktuklarının farkında değillerdi. More Sentences |
||||
| Genel | trip f. | süzülmek | ||
|
Luna came tripping down the corridor with a smile on her face. Luna yüzünde bir gülümsemeyle koridordan aşağıya süzülüyordu. More Sentences |
||||
| Genel | trip f. | kafayı bulmak | ||
|
When I was young, I spent most weekends tripping out on LSD. Gençken hafta sonlarımın çoğunu LSD ile kafayı bularak geçirirdim. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | trip f. | sendelemek | ||
|
I tripped and fell. Sendeledim ve düştüm. More Sentences |
||||
| Teknik | trip f. | takılmak | ||
|
Not five minutes after he started running, he tripped on a rock. Koşmaya başladıktan beş dakika sonra ayağı bir kayaya takıldı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | trip i. | hata | ||
| Genel | trip i. | kısa yolculuk | ||
| Genel | trip i. | bir şeye takılıp düşme | ||
| Genel | trip i. | sürçme | ||
| Genel | trip i. | tökezleme | ||
| Genel | trip i. | sekme | ||
| Genel | trip i. | uçuş | ||
| Genel | trip i. | seğirtme | ||
| Genel | trip i. | uyuşturucunun etkisinde olma | ||
| Genel | trip i. | hafif ve hızlı yürüme | ||
| Genel | trip i. | yanlış | ||
| Genel | trip i. | çelme | ||
| Genel | trip i. | gezinti | ||
| Genel | trip i. | sarhoşluk sanrıları | ||
| Genel | trip i. | deli dolu kimse | ||
| Genel | trip i. | (ayağı) takılma | ||
| Genel | trip f. | sıçramak | ||
| Genel | trip f. | hafif adımlarla koşmak | ||
| Genel | trip f. | uçmak | ||
| Genel | trip f. | çelmelemek | ||
| Genel | trip f. | yanlış yapmak | ||
| Genel | trip f. | hafif adımlarla dans etmek | ||
| Genel | trip f. | boşalmak | ||
| Genel | trip f. | seğirtmek | ||
| Genel | trip f. | çözülmek | ||
| Genel | trip f. | yanılmak | ||
| Genel | trip f. | hata etmek | ||
| Genel | trip f. | çelmek | ||
| Genel | trip f. | sendeleyerek yürümek | ||
| Genel | trip f. | sürçmek | ||
| Genel | trip f. | hata yapmak | ||
| Genel | trip f. | sekmek | ||
| Genel | trip f. | tribe girmek | ||
| Genel | trip f. | sendeletmek | ||
| Genel | trip f. | düşürmek | ||
| Genel | trip f. | seyahat etmek | ||
| Genel | trip f. | yana yatmak | ||
| Genel | trip f. | eğilmek | ||
| Genel | trip f. | çalışmasını tetiklemek | ||
| Genel | trip f. | kayar gibi inmek | ||
| Genel | trip f. | (uyuşturucu) kafasını yaşamak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | trip f. | (saat pandülündeki dişli teker) saat maşasını kilitlenmeden geçmek | ||
| Teknik | trip f. | çıpayı vira etmek | ||
| Teknik | trip f. | serbest bırakmak | ||
| Mekanik | ||||
| Mekanik | trip i. | mekanizmayı harekete geçirmeye yarayan eleman | ||
| Mekanik | trip i. | aşağı sarkabilen ağır metal gövde | ||
| Mekanik | trip f. | çalışır hale gelmek | ||
| Mekanik | trip f. | bir mekanizmayı harekete geçirmek | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | trip i. | sefer | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | trip f. | açmak | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | trip i. | rüzgara doğru tek bir borda | ||
| Denizcilik | trip i. | yelkenli geminin tek bir tiramolada kat ettiği mesafe | ||
| Denizcilik | trip i. | kastanyola | ||
| Denizcilik | trip f. | seren direğinin ucunu döndürmek | ||
| Denizcilik | trip f. | kaşkavalı çıkarmak üzere direği kaldırmak | ||
| Denizcilik | trip f. | (karina ile iç karina arasındaki zemin) dikey olarak bükülmek | ||
| Denizcilik | trip f. | (lengeri) dipten ayırmak | ||
| Psikoloji | ||||
| Psikoloji | trip i. | trip | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | trip i. | kimyasal değerlerde dalgalanma | ||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | trip f. | (baklagil çiçeğinin) taçyapraklarını nektar bulmak için ayırmak | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | trip i. | sefer | ||
| Ormancılık | ||||
| Ormancılık | trip f. | testere bıçağının açtığı kertiklere takoz sürerek (ağacı) devirmek | ||
| Balıkçılık | ||||
| Balıkçılık | trip i. | tek bir turda yakalanan balık miktarı | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | trip i. | av köpeğinin tavşanı bayılttığı halde öldürememesi | ||
| Spor | ||||
| Spor | trip i. | çelme | ||
| Tiyatro | ||||
| Tiyatro | trip f. | sahne platformunu seyirci görüş alanından çıkacak şekilde hafifçe büküp yükseltmek | ||
| Kısaltma | ||||
| Kısaltma | trip s. | üçlü | ||
| Kısaltma | trip s. | üç katlı | ||
| Kısaltma | trip s. | üç nüshalı | ||
| Argo | ||||
| Argo | trip i. | ilgi | ||
| Argo | trip i. | saplantılı merak | ||
| Argo | trip i. | geçici heves | ||
| Argo | trip i. | yaşam tarzı | ||
| Argo | trip i. | cinsel yönden sapma | ||
| Argo | trip i. | uyuşturucu madde etkisi | ||
| Argo | trip f. | sarhoş gibi davranmak | ||
| Argo | trip f. | dürtüsel ve mantıksız davranmak | ||
| Argo | trip f. | uyuşturucu madde etkisinde olmak | ||
| Türkçe | İngilizce | |
|---|---|---|
| Psikoloji | ||
| Psikoloji | trip | trip i. |
| Modern Argo | ||
| Modern Argo | trip | silent treatment i. |