trip - Turc Anglais Dictionnaire

trip

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

trip — Definition

Signification:
gezi, sendelemek
Prononciation (IPA):
(AmE /trɪp/ – BrE /trɪp/)
Partie du discours:
İsim: trip (trips); Fiil: trip (trips – tripped – tripping)
Antonymes:
stay, steady walk

Sens de "trip" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 94 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
trip n. seyahat
Every time you fly, you can buy a climate certificate to balance out the emission of CO2 from your trip.
Her uçtuğunuzda, seyahatinizden kaynaklanan CO2 emisyonunu dengelemek için bir iklim sertifikası satın alabilirsiniz.

More Sentences
trip n. gezi
My father promised me a trip to Disneyland.
Babam bana Disneyland gezisi sözü vermişti.

More Sentences
trip n. yolculuk
I cannot confirm that but I can confirm they will be taking an early return trip to France.
Bunu teyit edemem ama Fransa'ya erken bir dönüş yolculuğu yapacaklarını teyit edebilirim.

More Sentences
General
trip n. tur
If I had the money, I would make a trip around the world.
Param olsaydı, dünya turu yapardım.

More Sentences
trip n. takılma
Trips and falls can cause serious fractures.
Takılıp düşmeler ciddi kırıklara neden olabilir.

More Sentences
trip n. (uyuşturucu vb.) kafa
He took magic mushrooms and had a bad trip.
Sihirli mantar almış ve kafası çok kötü olmuş.

More Sentences
trip n. çılgın
I love that comedian! She is a trip!
Bu komedyene bayılıyorum! Tam bir çılgın!

More Sentences
trip v. çelme takmak
Our right fielder was tripped and brought down.
Sağ saha oyuncumuz çelme takılarak yere düşürüldü.

More Sentences
trip v. ayağı takılmak
I saw you trip and fall.
Ayağının takıldığını ve düştüğünü gördüm.

More Sentences
trip v. tökezlemek
Tom tripped and fell.
Tom tökezledi ve düştü.

More Sentences
trip v. sendelemek
I tripped and fell.
Sendeledim ve düştüm.

More Sentences
trip v. devreye sokmak
The robbers were unaware that they had tripped a silent alarm.
Soyguncular sessiz bir alarmı devreye soktuklarının farkında değillerdi.

More Sentences
trip v. süzülmek
Luna came tripping down the corridor with a smile on her face.
Luna yüzünde bir gülümsemeyle koridordan aşağıya süzülüyordu.

More Sentences
trip v. kafayı bulmak
When I was young, I spent most weekends tripping out on LSD.
Gençken hafta sonlarımın çoğunu LSD ile kafayı bularak geçirirdim.

More Sentences
Technical
trip v. sendelemek
I tripped and fell.
Sendeledim ve düştüm.

More Sentences
trip v. takılmak
Not five minutes after he started running, he tripped on a rock.
Koşmaya başladıktan beş dakika sonra ayağı bir kayaya takıldı.

More Sentences
General
trip n. hata
trip n. kısa yolculuk
trip n. bir şeye takılıp düşme
trip n. sürçme
trip n. tökezleme
trip n. sekme
trip n. uçuş
trip n. seğirtme
trip n. uyuşturucunun etkisinde olma
trip n. hafif ve hızlı yürüme
trip n. yanlış
trip n. çelme
trip n. gezinti
trip n. sarhoşluk sanrıları
trip n. deli dolu kimse
trip n. (ayağı) takılma
trip v. sıçramak
trip v. hafif adımlarla koşmak
trip v. uçmak
trip v. çelmelemek
trip v. yanlış yapmak
trip v. hafif adımlarla dans etmek
trip v. boşalmak
trip v. seğirtmek
trip v. çözülmek
trip v. yanılmak
trip v. hata etmek
trip v. çelmek
trip v. sendeleyerek yürümek
trip v. sürçmek
trip v. hata yapmak
trip v. sekmek
trip v. tribe girmek
trip v. sendeletmek
trip v. düşürmek
trip v. seyahat etmek
trip v. yana yatmak
trip v. eğilmek
trip v. çalışmasını tetiklemek
trip v. kayar gibi inmek
trip v. (uyuşturucu) kafasını yaşamak
Technical
trip v. (saat pandülündeki dişli teker) saat maşasını kilitlenmeden geçmek
trip v. çıpayı vira etmek
trip v. serbest bırakmak
Mechanic
trip n. mekanizmayı harekete geçirmeye yarayan eleman
trip n. aşağı sarkabilen ağır metal gövde
trip v. çalışır hale gelmek
trip v. bir mekanizmayı harekete geçirmek
Automotive
trip n. sefer
Aeronautic
trip v. açmak
Marine
trip n. rüzgara doğru tek bir borda
trip n. yelkenli geminin tek bir tiramolada kat ettiği mesafe
trip n. kastanyola
trip v. seren direğinin ucunu döndürmek
trip v. kaşkavalı çıkarmak üzere direği kaldırmak
trip v. (karina ile iç karina arasındaki zemin) dikey olarak bükülmek
trip v. (lengeri) dipten ayırmak
Psychology
trip n. trip
Chemistry
trip n. kimyasal değerlerde dalgalanma
Biology
trip v. (baklagil çiçeğinin) taçyapraklarını nektar bulmak için ayırmak
Marine Biology
trip n. sefer
Forestry
trip v. testere bıçağının açtığı kertiklere takoz sürerek (ağacı) devirmek
Fishery
trip n. tek bir turda yakalanan balık miktarı
Hunting
trip n. av köpeğinin tavşanı bayılttığı halde öldürememesi
Sport
trip n. çelme
Theatre
trip v. sahne platformunu seyirci görüş alanından çıkacak şekilde hafifçe büküp yükseltmek
Abbreviation
trip adj. üçlü
trip adj. üç katlı
trip adj. üç nüshalı
Slang
trip n. ilgi
trip n. saplantılı merak
trip n. geçici heves
trip n. yaşam tarzı
trip n. cinsel yönden sapma
trip n. uyuşturucu madde etkisi
trip v. sarhoş gibi davranmak
trip v. dürtüsel ve mantıksız davranmak
trip v. uyuşturucu madde etkisinde olmak

Sens de "trip" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 2 résultat(s)

Turc Anglais
Psychology
trip trip n.
Modern Slang
trip silent treatment n.

Sens de "trip" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
scouting trip n. keşif gezisi
round trip ticket n. gidiş dönüş bileti
field trip n. öğretimde gezi
round trip ticket n. gidiş geliş bileti
official trip n. resmi gezi
circle trip n. ring seferi
round trip n. gidiş dönüş
business trip n. iş seyahati
bus trip n. otobüs yolculuğu
round-trip n. gidiş dönüş (bileti)
round-trip ticket n. gidiş dönüş bileti
round-trip fare n. gidiş dönüş ücreti
round-trip n. gidiş-dönüş
round-trip delay n. gidiş geliş gecikmesi
additional trip n. ek sefer
school trip n. okul gezisi
guilt trip n. suçluluk psikolojisi
day-trip n. günübirlik gezi
trip abroad n. yurtdışı seyahat
foreign trip n. yurtdışı seyahat
night trip n. gece yolculuğu
forest trip n. orman gezisi
road trip n. yol gezisi
yachting trip n. yat gezisi
boat trip n. yat gezisi
side trip n. yan gezi
pleasure trip n. gezi
pleasure trip n. gezinti
trip advisor n. gezi tavsiyecisi
biz trip n. iş gezisi
backpacking trip n. sırt çantalı gezi
bus trip n. otobüs gezisi
coach trip n. otobüs gezisi
long road trip n. uzun yol seyahati
road trip n. kara yolu seyahati
road trip n. kara yolu yolculuğu
shopping trip n. alışveriş gezisi
foreign trip n. dış gezi
overseas trip n. dış gezi
overseas trip n. yurtdışı gezisi
hiking trip n. (genelde doğada yapılan) yürüyüş gezisi
trip-hop n. temposu düşük bir elektronik müzik türü
nature trip n. doğa turu
nature trip n. doğa gezisi
east trip n. doğu gezisi
camping trip n. kamp gezisi
sled trip n. kızak gezisi
sled trip n. kızak yolculuğu
inner trip n. iç yolculuk
health trip n. sağlık gezisi
trip [dialect] n. küçük hayvan sürüsü
trip wire n. izinsiz girişleri engellemek için çimenlere yerleştirilen alçak tel
a good trip n. güzel bir seyahat
a good trip n. iyi bir yolculuk
head trip n. birinin duygularını ve fikirlerini keşfetme
head trip n. ilginç deneyim
head trip n. heyecan verici deneyim
day trip n. günlük gezi
day trip n. günübirlik gezi
next trip n. Sonraki yolculuk
trip up v. yalanını yakalamak
take a trip v. seyahat etmek
trip up v. ayağını çelmek
trip on v. bir şeye takılıp düşmek
trip over v. takılıp düşmek
take a trip v. seyahate çıkmak
go on a trip v. geziye çıkmak
trip up v. şaşırtmak
trip up v. çelme atmak
take a trip v. seyahate gitmek
trip up v. çelme takmak
have a trip v. seyahat etmek
trip up v. ayağına çelme takmak
trip up v. yanıltmak
take a trip v. yolculuk etmek
go on a trip v. gezintiye çıkmak
go on a trip v. geziye gitmek
trip and fall v. takılarak düşmek
trip and fall v. takılıp düşmek
day-trip v. günübirlik gezmek
trip someone up v. düşmesine neden olmak
trip someone up v. çelme takmak
trip on v. kaba davranmak
trip up v. yanlış yapmak
trip someone up v. birini düşürmek
trip on v. saygısız davranmak
trip someone up v. birinin hata yapmasına neden olmak
trip up v. hata yapmak
trip on v. hor görmek
trip on v. saygısızlık etmek
add an additional trip v. ek sefer koymak
take a plane trip v. uçak seyahati yapmak
trip down memory lane v. anıları deşmek
cut the trip short v. geziyi kısa kesmek
take the students on a trip v. öğrencileri geziye götürmek
trip and fall v. ayağı takılıp düşmek
be on a guilt trip v. vicdan azabı duymak
be on a guilt trip v. vicdan azabı çekmek
trip the fuse v. sigortayı attırmak
make a trip v. (önceden kararlaştırılmış bir) seyahate çıkmak
go on a school trip v. okul gezisine çıkmak
take a boat trip v. tekne gezisine çıkmak
time-trip v. nostalji yaşamak
ego-trip v. bencilce davranmak
have a good trip! interj. uğurlar olsun!
have a good trip! interj. yolunuz açık olsun!
Phrasals
trip on something v. bir şeye takılmak
trip over something v. bir şeye takılmak
trip along v. mutlu mutlu yürümek
trip up v. takılmak
trip up v. tökezletmek
trip up v. tökezlemek
trip over (something) v. (bir şeyi) düzgün söylemekte zorlanmak
trip over (someone) v. (birini) kenara itmek
trip over (someone or something) v. (birine/bir şeye) ayağı takılmak
trip over (something) v. (bir şeyi) gevelemek
trip on (someone or something) v. (birine/bir şeye) ayağı takılmak
trip along v. (bir şey) boyunca dengede yürümek
trip over (someone) v. (birini) itip kakmak
trip over (something) v. (bir şeyi) söylerken kekelemek/teklemek
trip on (someone or something) v. (birine/bir şeye) takılıp düşmek
trip over (someone) v. (birini) itmek
trip over (someone or something) v. (birine/bir şeye) takılıp düşmek
trip over v. ayağı takılmak
Phrases
enjoy your trip! expr. iyi yolculuklar!
this is my first trip to ... expr. bu benim ... ya ilk gelişim
this is my first trip to ... expr. bu benim ... a ilk seyahatim
Colloquial
down trip n. kötü bir deneyim
down trip n. kötü bir tecrübe
bad trip n. uyuşturucu maddenin yarattığı kötü etki
bad trip n. uyuşturucu nedeniyle görülen kötü halüsinasyonlar
bad trip n. kötü bir tribe girme
bad trip n. sanrı nöbeti
bad trip n. halüsinasyon nöbeti
good trip n. iyi/güzel geçen bir zaman
head trip n. kendini beğenmişlik
head trip n. ego tatmini
head trip n. psikoaktif madde/uyuşturucu deneyimi
head trip n. üstünlük taslama
head trip n. patronluk taslama
guilt-trip v. (birini) suçlu hissettirerek manipüle etmeye çalışmak
guilt-trip v. (birisini) yaptığı bir şeyden dolayı suçlu hissettirmek
enjoy the trip expr. iyi gezmeler
Idioms
a trip down memory lane n. anılara yolculuk
a guilt trip n. büyük suçluluk duygusu
a guilt trip n. ağır suçluluk duygusu
a guilt trip n. derin suçluluk duygusu
an ego trip n. insanın kendi egosunu okşamak için yaptığı hareket/davranış
an ego trip n. ego tatmini
power trip n. (amir/şef/müdür vb'nin alt kademedeki çalışanlara karşı uyguladığı) güç gösterisinde bulunma