hook - Türkçe İngilizce Sözlük

hook

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

hook — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kanca, takılmak
Okunuş (IPA):
(AmE /hʊk/ – BrE /hʊk/)
Terim Türü:
İsim: hook (hooks); Fiil: hook (hooks – hooked – hooking)
Eğri uçlu aleti veya mecazda bağımlı hâle gelmeyi anlatan çok anlamlı sözcüktür; fiziksel ve psikolojik bağlamları vardır. Eski İngilizce hōc, kıvrım ve tutma fikrini köke yerleştirir.
Eş Anlamlılar:
crook
Zıt Anlamlılar:
release

"hook" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 144 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
hook i. kanca
The result should be a small hook.
Sonuç küçük bir kanca olmalıdır.

More Sentences
hook i. çengel
Genel
hook i. olta iğnesi
He put bait on the hook.
Olta iğnesine yemi taktı.

More Sentences
hook i. askı
Your towel is on the hook by the shower.
Havlunuz duşun yanındaki askıda.

More Sentences
hook i. kanca
The result should be a small hook.
Sonuç küçük bir kanca olmalıdır.

More Sentences
hook f. takmak
She hooked her belt under the chair and dragged it over.
Kemeri sandalyenin altına takarak onu sürükledi.

More Sentences
hook f. olta ile (balık) tutmak
That was the biggest fish I ever hooked.
Şimdiye kadar olta ile tuttuğum en büyük balıktı bu.

More Sentences
hook f. çekmek
The shop used to give away gifts to hook new customers.
Dükkân, yeni müşterileri çekmek için hediyeler verirdi.

More Sentences
hook f. yakalamak
It looks like you've hooked a big one.
Görünüşe göre büyük bir tane yakalamışsın.

More Sentences
hook f. bağlamak
I asked the handyman to hook up the TV.
Tamirciden televizyonu bağlamasını istedim.

More Sentences
hook f. takılmak
And now you're upset because he only wants to hook up with you.
Ve şimdi üzgünsün çünkü o sadece seninle takılmak istiyor.

More Sentences
hook f. bağlamak
I asked the handyman to hook up the TV.
Tamirciden televizyonu bağlamasını istedim.

More Sentences
hook f. (askıya) asmak
He hooked the lamp onto a branch.
Lambayı bir dala asmış.

More Sentences
Teknik
hook i. kanca
The result should be a small hook.
Sonuç küçük bir kanca olmalıdır.

More Sentences
Tekstil
hook i. kanca
The result should be a small hook.
Sonuç küçük bir kanca olmalıdır.

More Sentences
Otomotiv
hook i. kanca
The result should be a small hook.
Sonuç küçük bir kanca olmalıdır.

More Sentences
Denizcilik
hook i. kanca
The result should be a small hook.
Sonuç küçük bir kanca olmalıdır.

More Sentences
Spor
hook f. (golf) sola eğimli vuruş yapmak
He is constantly hooking the golf ball.
Golf topuyla habire sola eğimli vuruş yapıyor.

More Sentences
Boks
hook i. çengel vuruş
He knocked the champion down with a left hook.
Şampiyonu soldan attığı bir çengel vuruşla yere serdi.

More Sentences
Argo
hook i. dikkat çekici şey
You have to find a hook to sell all the raffle tickets.
Tüm çekiliş biletlerini satmak için dikkat çekici bir şeyler bulmalısınız.

More Sentences
Genel
hook i. kıvrım
hook i. agraf
hook i. kopça
hook i. dönemeç
hook i. orak
hook i. tuzak
hook i. çengel
hook i. (müzik) akılda kalıcı nakarat
hook i. kanca işareti
hook i. düğme kancası
hook i. kapı mandalı
hook i. bir tür bahçıvan beli
hook i. kanca korsan eli
hook i. kopçanın kapatma parçası
hook i. sahnedeki göstericiyi tutup çekmeye yarayan kancalı uzun sopa
hook i. soba maşası
hook i. kancalı itfaiye sopası
hook i. kanca şeklindeki çeşitli tarım aletlerine verilen ad
hook i. okuyucuların veya izleyicilerin ilgisini çekmek için kullanılan kısa ve ilgi çekici giriş
hook i. bir haberi güncel yapan bir olayla bağlantı
hook i. (scrabble kelime oyunu) oyun tahtasındaki kelimelere harf ekleyerek kelime oluşturma
hook i. (bovling) kavisli bir şekilde yuvarlanan bir top
hook i. iki yıl üst üste ekilen bir arazi
hook f. çengel ile yakalamak
hook f. kancayı takmak
hook f. bükmek
hook f. kancayla yakalamak
hook f. aşırmak
hook f. çengel şekline sokmak
hook f. kancalamak
hook f. çengellemek
hook f. çalmak
hook f. tutmak
hook f. asılmak
hook f. çengelle tutmak
hook f. olta ile tutmak
hook f. kancayla delmek
hook f. sıkıca tutmak
hook f. kanca şekli vermek
hook f. kıvırmak
hook f. cezbederek tuzağa düşürmek
hook f. (dans partnerini) ayakları ve dirseği kenetleyerek tutmak
hook f. (dansta) ayakları ve dirseği birbirine kenetlemek
hook f. boynuzuyla saldırmak
hook f. (scrabble) oyun tahtasındaki kelimelere harf ekleyerek kelime oluşturmak
hook f. fahişelik yapmak
hook f. kurup çalıştırmak
Konuşma Dili
hook i. c notu
hook i. (gruptan, faaliyetten) uzaklaştırma
hook i. (gruptan, faaliyetten) çıkarma
hook f. kandırmak
hook f. dolandırmak
hook f. kazıklamak
hook f. üçkağıda getirmek
hook f. oyuna getirmek
hook f. araklamak
hook f. çarpmak
hook f. hacılamak
hook f. bağımlılık yaratmak
hook f. bağımlı hale getirmek
hook f. c notu almak
Teknik
hook i. çengel
hook i. kavis
hook i. cihazı çalıştıran manivela
hook i. seyyar yıkım vinci
hook i. araç enkazı
hook i. kancalama
hook i. (çubuk hatası) çengel
Bilgisayar
hook i. (programlamada) kanca
hook i. bilgisayar sistemlerinin mesaj işleme mekanizmasında mesaj trafiğinin izlenebildiği alan
hook i. gelecekteki geliştirmelerin daha kolay yapılmasını sağlayan özellik
Tekstil
hook i. erkek kopça
hook f. tığ ile kilim yapmak
hook f. model vermek için ipi tığ ile çekmek
İnşaat
hook i. bükme
hook i. çengel
Denizcilik
hook i. çengel biçiminde kıyı barı
hook i. çapa
hook i. göğüs paraçolu
hook i. göğüs yatırması
Medikal
hook i. cerrahi kanca
Biyoloji
hook i. canlı üzerindeki kıvrımlı veya dikenli çıkıntı
Deniz Biyolojisi
hook i. iğne
Zooloji
hook i. sığır kalça kemiğinin çıkıntı açısı
hook f. (boğa, geyik) boynuzlarıyla yakalamak
hook f. (boğa, geyik) boynuzlarını geçirmek
Tarım
hook f. (ot) orakla biçmek
Dilbilim
hook i. harf üzerinde kısa çizgi
Coğrafya
hook i. kıvrık dil
Silah/Atıcılık
hook i. çiftelerde menteşe pimi gövde ve el kundağı geçiş yuvarlağı
Spor
hook i. boksta bir tür yumruk
hook i. topu atan elin ters yönünde giden topun kıvrımlı seyri
hook i. topu kıvrımlı şekilde elin ters yönünde atma
hook i. topu atan elin ters yönünde kıvrımlı giden bir top
hook i. (sörf) kırılan dalganın ucu
hook i. topu atan elin ters yönünde giden topun seyri
hook f. (boks) kanca şeklinde yumruk atmak
hook f. (buz hokeyi) rakibin önünü keserek hareketini engellemek
hook f. (ragbi) geriye pas vermek
Basketbol
hook i. kıvrımlı atış
hook f. topu kanca şeklinde atmak
Beysbol
hook i. kıvrımlı top
hook f. topa kıvrımlı şekilde vurmak
Boks
hook f. çengel vuruş yapmak
Müzik
hook i. kroşeden daha kısa zaman değerlerini belirtmek için nota köküne eklenen vuruş
Matbaa
hook i. parantez
Argo
hook i. ayartıcı
hook i. çekici şey
hook i. hırsız
hook i. dolandırıcı
hook i. üçkağıtçı
hook i. (iskambil) vale
hook i. (briç) empas
hook i. el
hook i. parmak
hook i. yankesici
hook i. cepçi
hook f. orospuluk yapmak
hook f. fuhuş yapmak
hook f. cinsel ilişki teklif etmek
hook f. sıvışmak
hook f. çıkmak
hook f. kaçmak
hook f. (briç) empas atmak

"hook" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
spring hook i. sustalı kanca
grappling hook i. filika demiri
pintle hook i. mil kancası
reaping hook i. orak
grappling hook i. çengel
boat hook i. çengelli uzun sırık
big hook i. karmuk
crochet hook i. tığ
five pointed fishing hook i. çarpma
boat hook i. kayık kancası
coat hook i. pardesü askısı
hook-up i. birkaç cihaz veya elektrik devresinin birbirine bağlanması
hook-up i. bağlantı
hook-up i. birkaç radyo istasyonunu birleştirme
hook-up i. ilişki
crochet-hook i. tığ
hook-and-loop fastener i. kablo bağlayıcı
tip-removed hook i. ucu çıkarılmış çengel
reaping-hook i. orak
on-hook dial i. ahize kaldırmadan arama
hook wrench i. eğri cıvata anahtarı
hook and eye i. erkek ve dişi kopça
hook and eye i. kanca ve gözü
hook 'em horns i. metalci selamı
ear hook microphone i. kulak askılı mikrofon
hook and pile i. cırt cırt
fire hook i. ocak/soba demiri/maşası
cant hook i. kancalı kaldıraç
hook-up i. ittifak
hook-up i. birleşme
hook-up i. anlaşma
hook-up i. bağlantı şeması
captain hook i. kaptan kanca
hook nose i. kemerli burun
hook-and-ladder truck i. merdiven kamyonu
robe hook i. bornoz askılığı
robe hook i. banyo havlu askılığı
towel hook i. havlu askılığı
towel hook i. havlu askısı
check hook i. koşum eyeri üzerindeki kanca
halibut hook i. ilkel tahta kanca
harness hook i. koşum kancası
hay hook i. saman kancası
boot hook i. çizme giyme kancası
hook ladder i. itfaiye merdiveni
hook-and-ladder truck i. merdivenli itfaiye aracı
hook-up i. ekleme
chimney hook i. şömine kancası
curtain hook i. perde kancası
fifi hook i. soru işareti şeklinde bir kancadan oluşan küçük bir tırmanış ekipmanı
fire hook i. yangın kancası
fire hook i. yangın söndürmede kullanılan bir kanca türü
gate hook i. kapıyı kapatmaya yarayan kanca biçimli parça
hook up f. kancayla tutturmak
hook up f. birleştirmek
hook up f. bağlamak
hook it f. tüymek
hook up f. ilişki kurmak
hook it f. kaçmak
hook on f. kancayı takmak
hook up f. askıya asmak
hook up f. kancayla bağlamak
fish with a hook f. olta iğnesi ile balık avlamak
hook on f. bağlamak
hook it f. sıvışmak
hook up with f. evlenmek
hook up with an old flame f. (eski sevgiliyle vb) yeniden görüşmeye başlamak
get off the hook f. oltadan kurtulmak
get off the hook f. ağdan kurtulmak
get off the hook f. zor bir durumdan kurtulmak
be on the hook f. zor durumda olmak
hook up the back f. (kamyonun vb) arkasını takmak
hook up the back f. (kamyon vb) arkayı takmak
hook something into something f. bir şeyi bir şeye bağlamak
take the phone off the hook f. (ahizeyi yuvasından kaldırarak) telefonu meşgule almak
hook up f. birbirine bağlamak
hook up f. araca yük hayvanı bağlamak
hook up f. (ekip) bir araca bağlanmak
hook up f. eklemek
hook-nosed s. gaga burunlu
hook-shaped s. çengelsi
on-hook s. (telefon) kapalı
off-hook s. (telefon) açık
hook and eye s. düğme takmaya karşı dini çekinceleri olan
hook-nosed s. kemerli burunlu
on the hook s. borçlu
on the hook s. mesul
on the hook s. suçlanmış
on the hook s. ödemekle yükümlü
on the hook s. zor veya tehlikeli duruma yakalanmış
on the hook s. mükellef
on the hook s. suçlanan
on the hook s. tedarikle yükümlü
on my own hook zf. kendi başıma
on my own hook zf. kendi kendime
on one's own hook zf. kendi kendine
on one's own hook zf. kendi kendine (yapmak)
on one's own hook zf. kendi başına (yapmak)
on one's own hook zf. bağımsız olarak
hook, line, and sinker zf. tereddütsüz bir şekilde
hook line and sinker zf. (inanç, kabul) saf saf
hook, line, and sinker zf. şüphesiz bir şekilde
hook line and sinker zf. her ayrıntıda
hook line and sinker zf. tamamen
hook line and sinker zf. (inanç, kabul) sorgusuz sualsiz
off the hook zf. dertten kurtularak
off the hook zf. sıkıntıdan kurtularak
off the hook zf. sorumluluktan kurtularak
off the hook zf. beladan kurtularak
Öbek Fiiller
hook up with someone f. biriyle takılmak
hook up with someone f. biriyle buluşmak/görüşüyor olmak
hook something down f. kancalamak
hook something down f. kancayla tutturmak/bitiştirmek
hook something down f. miğdeye indirmek / hızlıca yemek
hook up with f. birisiyle ilişki yaşamaya başlamak
hook up with f. birisiyle takılmak
hook on f. asmak
hook on f. kanca ile tutturmak
hook on f. '-e bağımlı olmak
hook on f. '-e alışmak
hook down f. kancayla/çengelle yerine bağlamak
hook (something) onto (someone or something) f. (bir şeyi birine/bir şeye) çengelle geçirmek/bağlamak
hook (something) onto (someone or something) f. (bir şeyi birine/bir şeye) kancayla tutturmak/bağlamak
hook (something) onto (someone or something) f. (bir şeyi birine/bir şeye) çengelle tutturmak
hook down f. yutmak
hook down f. kancayla/çengelle yerine sabitlemek
hook (something) onto (someone or something) f. (bir şeyi birine/bir şeye) kancayla takmak
hook someone on something f. birini bir şeye bağımlı hale getirmek
hook down f. kancayla/çengelle yerine tutturmak
hook (something) onto (someone or something) f. (bir şeyi birine/bir şeye) kancalamak
hook on f. -e bağımlı hale gelmek
hook up f. araca yük hayvanı bağlamak
hook up f. (ekip) bir araca bağlanmak
hook up with f. biriyle tanışıp zaman geçirmeye başlamak
hook something on (to someone or something) f. bir şeyi (birine/bir şeye) çengelle tutmak
hook something up f. bir şeyi kurup çalıştırmak
hook something on (to someone or something) f. bir şeyi (birine/bir şeye) asmak
hook in f. içine çekmek
hook in f. ilgisini çekmek
hook into f. -e bağlamak
hook something up f. bir şeyin bağlantısını yapmak/kurmak
hook something on (to someone or something) f. bir şeyi (birine/bir şeye) takmak/iliştirmek
hook into (something) f. (bir şeye) bağlanmak
hook in (something) f. (bir şeye) bağlanmak
hook something up f. bir şeyi bağlayıp çalışır hale getirmek
hook in f. cezbetmek
hook something on (to someone or something) f. bir şeyi (birine/bir şeye) kancayla takmak/kancalamak
hook on f. benimsemek
hook on f. edinmek
Atasözü
you need to bait the hook to catch the fish bir şeyi yapabilmek/bir işi yürütebilmek için önce gereken hazırlıkları yapmalısın