relative - Türkçe İngilizce Sözlük

relative

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

relative — Definition

Anlamı ve Tanımı:
göreli, akraba
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈrɛlətɪv/ – BrE /ˈrɛlətɪv/)
Terim Türü:
İsim/Sıfat: relative (relatives)
Karşılaştırmaya bağlı durumu veya aile bağını tanımlar. Latince relativus kökünden evrilmiştir. Dilbilgisi, fizik ve sosyal anlatılarda bağlama bağlılık ifade eder.
Eş Anlamlılar:
comparative, kin
Zıt Anlamlılar:
absolute

"relative" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 49 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
relative i. akraba
I received a letter from a distant relative.
Uzak bir akrabamdan bir mektup aldım.

More Sentences
relative s. göreceli
Silence is a very relative concept.
Sessizlik çok göreceli bir kavramdır.

More Sentences
relative i. hısım
relative s. nispi
relative s. nisbi
Genel
relative i. akraba
I received a letter from a distant relative.
Uzak bir akrabamdan bir mektup aldım.

More Sentences
relative s. görece
Today, there is a climate of relative peace in the south-east.
Bugün Güneydoğu'da görece bir barış iklimi var.

More Sentences
relative s. ilgili
That way an image can stay within its column or relative design element.
Bu şekilde bir görüntü kendi sütununda veya ilgili tasarım öğesinde kalabilir.

More Sentences
relative s. yakın
What steps will the Commission take to support the prisoners and their relatives?
Komisyon mahkumları ve yakınlarını desteklemek için ne gibi adımlar atacak?

More Sentences
relative s. bağıl
Its relative molecular weight is 12 000 ~ 13 000.
Bağıl moleküler ağırlığı 12 000 ~ 13 000'dir.

More Sentences
relative s. göreceli
Silence is a very relative concept.
Sessizlik çok göreceli bir kavramdır.

More Sentences
relative s. göre
The yen has decreased in value relative to the dollar.
Japon yeni dolara göre değer kaybetti.

More Sentences
Hukuk
relative i. akraba
I received a letter from a distant relative.
Uzak bir akrabamdan bir mektup aldım.

More Sentences
relative s. ilgili
That way an image can stay within its column or relative design element.
Bu şekilde bir görüntü kendi sütununda veya ilgili tasarım öğesinde kalabilir.

More Sentences
Teknik
relative s. göreceli
Silence is a very relative concept.
Sessizlik çok göreceli bir kavramdır.

More Sentences
Telekom
relative s. bağıl
Its relative molecular weight is 12 000 ~ 13 000.
Bağıl moleküler ağırlığı 12 000 ~ 13 000'dir.

More Sentences
relative s. göreceli
Silence is a very relative concept.
Sessizlik çok göreceli bir kavramdır.

More Sentences
Medikal
relative s. rölatif
Relative effectiveness is not a reason to deny access to the market.
Rölatif etkinlik, pazara erişimin engellenmesi için bir neden değildir.

More Sentences
Gıda
relative s. bağıl
Its relative molecular weight is 12 000 ~ 13 000.
Bağıl moleküler ağırlığı 12 000 ~ 13 000'dir.

More Sentences
relative s. göreceli
Silence is a very relative concept.
Sessizlik çok göreceli bir kavramdır.

More Sentences
Genel
relative i. ilgi zamiri
relative s. dair
relative s. mensup
relative s. karşılaştırmalı
relative s. bağıntılı
relative s. münasebet
relative s. bağlı
relative s. göreli
relative s. izafi
relative s. ilişkin
relative s. birbirine olan
relative s. karşılıklı
Ticaret/Ekonomi
relative s. nisbi
relative s. oransal
Hukuk
relative i. hısım
Teknik
relative s. bağlı
relative s. göreli
relative s. izafi
relative s. ilişkin
relative s. izafi
relative s. relatif
Telekom
relative s. göreli
Gıda
relative s. nispi
relative s. oransal
İstatistik
relative i. bir zaman ve yerdeki değişkenin değerini başka zaman ve yerdeki değerine bölüp 100 ile çarparak elde edilen istatistiksel rakam
relative s. belirtilen miktarın toplam büyüklüğe oranı cinsinden ifade edilen
Dilbilim
relative i. ilgi (eki, zamiri)
Eski Kullanım
relative s. karşılıklı ilişki içinde olan
relative s. birbirinin yerini tutan

"relative" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
relative deprivation i. göreli yoksunluk
relative rank i. izafi sıra
close relative i. yakın akraba
relative humidity i. göreli nem
relative volatility i. göreli uçuculuk
relative humidity i. bağıl nem
distant relative i. uzaktan akraba
relative motion i. izafi hareket
relative velocity i. izafi hız
relative clauses i. ilgi tümcesi
distant relative i. uzak akraba
relative reality i. göreli gerçeklik
a very distant relative i. dış kapının mandalı
relative persistency i. rölatif buharlaşma oranı
patient relative i. hasta yakını
patient's relative i. hasta yakını
average relative humidity i. ortalama nisbi nem
relative molecular mass i. bağıl molekül kütlesi
relative precision i. göreli kesinlik
relative strength i. göreli büyüklük
relative majority i. nispi çoğunluk
relative humidity rate i. bağıl nem oranı
first degree relative i. birinci dereceden akraba
first degree relative i. birinci derece akraba
third-degree relative i. üçüncü dereceden akraba
third-degree relative i. üçüncü derece akrabalık
relative altitude i. kademelenme
an ailing relative i. hasta bir akraba
a distant relative i. uzaktan bir akraba
patient's relative i. hastanın yakını
a long-lost relative i. uzun süredir görülmeyen akraba
relative concept i. göreceli kavram
living relative i. hayatta kalan akraba
living relative i. yaşayan akraba
relative position i. göreli konum
relative importance i. göreceli önem
only relative i. tek akraba
only relative i. tek yakın
relative-in-law i. evlilikten doğan akrabalık
relative-in-law i. eşin ailesi
relative term i. bağlantı ya da ilişki ifade eden terim
relative-in-law i. kayın akraba
perceived relative advantage i. algılanan göreceli avantaj
resemble a relative f. kan çekmek
be relative f. akraba olmak
be a distant relative of someone f. uzaktan akrabası olmak
be a distant relative f. uzaktan akraba olmak
lose one's relative f. akrabasını kaybetmek
lose one's relative f. yakınını kaybetmek
absolute and relative s. mutlak ve nispi
relative to ed. hakkında
relative to ed. ile ilgili
relative to ed. ile ilgili olarak
relative to ed. -e ilişkin
relative to ed. -e dair
İfadeler
with relative ease expr. zorlanmadan
with relative ease expr. kolayca
Deyim
relative to (something) s. (bir şeyle) ilgili olarak
relative to (something) s. (bir şeye) oranla
relative to (something) s. (bir şeye) ilişkin
Konuşma
you are the only living relative of him expr. sen onun hayattaki tek akrabasısın
Ticaret/Ekonomi
relative strength index i. relatif güç indeksi
relative price i. bir malın fiyatının başka mal cinsinden verilmesi
relative majority i. nispi çoğunluk
relative strength index i. göreli güç endeksi
relative income i. nispi gelir
relative market share i. nispi piyasa payı
relative share i. nispi pay
relative price i. göreceli fiyat
relative price i. nispi fiyat
relative income i. göreceli gelir
relative frequency i. göreceli sıklık
law of increasing relative costs i. artan göreceli maliyetler kanunu
relative price change i. nispi fiyat değişmesi
relative price i. nisbi fiyat
relative price increase i. nispi fiyat artışı
relative standard uncertainty i. bağıl standart belirsizlik
relative error i. bağıl hata
relative prices i. nisbi fiyatlar
relative productivity i. nispi verim
relative money prices i. nispi para fiyatları
relative cost i. nispi maliyet
relative opportunity cost i. nispi fırsat maliyeti
relative majority i. nisbi çoğunluk
relative income hypothesis i. nispi gelir hipotezi
relative value index number i. nisbi değer endeks sayısı
relative nullity i. nisbi geçersizlik
relative impossibility i. nisbi olanaksızlık
relative risk index i. bağıl risk indeksi
relative growth i. oransal büyüme
relative growth i. göreli büyüme
relative surplus value i. göreli artı değer
relative fit index i. göreli uyum indeksi
relative administrative fine i. nispi idari para cezası
relative competitive performance i. göreli rekabetçi performans
relative interest rate i. nispi faiz oranı
relative income hypothesis i. göreceli gelir hipotezi
price relative i. fiyat bağıntısı
relative wage i. göreli ücret
Hukuk
relative by blood i. kan hısımı
relative by blood i. nesep hısımı
relative by marriage i. sıhri hısım
first degree relative i. birinci dereceden akraba
first degree relative i. birinci derece akraba
relative rights i. nispi haklar
relative nullity i. nispi butlan
relative impediments i. nisbi evlenme engelleri
relative grounds for refusal i. nisbi red nedenleri
Siyasal
relative democracy i. göreceli demokrasi
relative poverty i. göreli yoksulluk
relative majority i. nisbi çoğunluk
relative majority i. nispi çoğunluk
relative majority i. nispi ekseriyet
relative autonomy i. göreli özerklik
relative deprivation i. göreceli yoksunluk
Teknik
relative name i. yakın adı
relative quantity i. izafi miktar
relative code i. göreli kod
relative humidity of the air i. havanın izafi nemliliği
relative address i. göreceli adres
relative loss i. nispi kayıp
relative vapour pressure i. izafi buhar basıncı
relative molecular mass i. göreli moleküler kütle
relative density i. nispi yoğunluk
relative humidity i. nispi nem
relative distinguished name i. göreceli belirgin ad
relative density i. izafi yoğunluk
relative atomic mass i. izafi atomik kütle
relative density i. göreli yoğunluk
relative vapor density i. göreli buhar yoğunluğu
relative inclinometer i. nispi meyil ölçer
relative strength i. göreli büyüklük
relative molecular mass i. izafi moleküler kütle
relative humidity i. nispi rutubet
relative isotopic mass i. nispi izotopik kütle
relative permeability i. göreli geçirgenlik
relative coding i. göreceli kodlama
relative humidity i. relatif nemlilik
internal relative efficiency i. iç relatif verim
relative height of hydraulic jump i. hidrolik sıçramanın izafi yüksekliği
relative spectral sensitivity i. göreli spektral duyarlılık
relative height i. izafi yükseklik
relative code i. göreceli kod
relative addressing i. göreli adresleme
relative viscosity i. rölatif vizkosite
relative magnitude i. izafi büyüklük
relative water content i. nispi su muhtevası
relative frequency i. izafi frekans
relative height of hydraulic jump i. yüzeysel sıçramanın göreceli yüksekliği
relative specific density i. izafi özgül yoğunluk