| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | nibble f. | kemirmek | ||
|
The toddle was nibbling on a piece of toast in the car. Ufaklık arabada bir dilim kızarmış ekmeği kemiriyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | nibble i. | küçük lokma | ||
|
As always being a lady, she carefully took nibbles from her dinner. Her zaman bir hanımefendi olduğu için, dikkatlice yemeğinden küçük lokmalar aldı. More Sentences |
||||
| Genel | nibble f. | hafifçe ısırmak | ||
|
When she nibbled Billy's lips, it became clear they were lovers. Billy'nin dudaklarını hafifçe ısırdığında, artık sevgili oldukları kesindi. More Sentences |
||||
| Genel | nibble f. | yavaş yavaş bitirmek | ||
|
Her excessive shopping habits have been nibbling her enormous fortune. Aşırı alışveriş alışkanlığı onun muazzam servetini yavaş yavaş bitiriyor. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | nibble i. | ufak atıştırmalık | ||
|
Since she was on a diet, she ignored all the nibbles. Diyette olduğu için tüm ufak atıştırmalıkları göz ardı etti. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | nibble i. | az ilgi | ||
|
The singer got depressed when her latest album didn't have even a nibble. Son albümü çok az bir ilgi görmeyince şarkıcı bunalıma girdi. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | nibble f. | kemirmek | ||
|
The toddle was nibbling on a piece of toast in the car. Ufaklık arabada bir dilim kızarmış ekmeği kemiriyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | nibble i. | dişleme | ||
| Genel | nibble i. | kemirme | ||
| Genel | nibble i. | hafif ısırma | ||
| Genel | nibble i. | ufak lokma | ||
| Genel | nibble i. | yarım bayt (bilgisayar) | ||
| Genel | nibble i. | küçük ısırık | ||
| Genel | nibble i. | belli belirsiz ilgi ifadesi | ||
| Genel | nibble f. | çöplenmek | ||
| Genel | nibble f. | azar azar ısırmak | ||
| Genel | nibble f. | azar azar yemek | ||
| Genel | nibble f. | ısırmak | ||
| Genel | nibble f. | ilgilenmek | ||
| Genel | nibble f. | dişlemek | ||
| Genel | nibble f. | otlanmak | ||
| Genel | nibble f. | gevelemek | ||
| Genel | nibble f. | kabul etmeye istekli görünmek | ||
| Genel | nibble f. | şiddetle eleştirmek | ||
| Genel | nibble f. | didiklemek | ||
| Genel | nibble f. | otlamak | ||
| Genel | nibble f. | ufak ufak yemek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | nibble i. | yarım bayt | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | nibble i. | dört bit | ||
| Bilgisayar | nibble i. | ufak parçalar koparmak | ||
| Bilgisayar | nibble i. | yarım bayt | ||
| Bilgisayar | nibble i. | yarım byte | ||
| Bilgisayar | nibble f. | dişlemek | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | nibble i. | titreşim | ||