lookout - Türkçe İngilizce Sözlük

lookout

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

lookout — Definition

Anlamı ve Tanımı:
gözcü, dikkatli izleme
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈlʊkˌaʊt/ – BrE /ˈlʊkˌaʊt/)
Terim Türü:
İsim
Tehlike veya fırsatları önceden fark etmek amacıyla yapılan dikkatli gözlem durumunu ya da bu işi üstlenen kişiyi açıklayan sözcüktür. Look ve out birleşimiyle uyanıklık ve yönelmiş dikkat anlamı kazanmıştır. Güvenlik, denizcilik ve günlük uyarı dilinde tetikte olmayı ifade etmek için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
watchfulness, vigilance
Zıt Anlamlılar:
negligence, inattention

"lookout" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 29 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
lookout i. gözetleme
The soldier was watching the land from the lookout.
Asker, araziyi gözetleme noktasından izliyordu.

More Sentences
lookout i. gözcü
The robber managed to trick the lookout.
Hırsız, gözcüyü kandırmayı başardı.

More Sentences
Teknik
lookout i. gözetleme
The soldier was watching the land from the lookout.
Asker, araziyi gözetleme noktasından izliyordu.

More Sentences
Genel
lookout i. gözleği
lookout i. gözetleme yeri
lookout i. gözleme
lookout i. bekleme
lookout i. manzara
lookout i. kollama
lookout i. nöbetçi
lookout i. erkete
lookout i. endişe konusu
lookout i. gözcülük yapılan stratejik nokta
lookout i. geniş manzara
lookout i. uzak görüş
lookout i. bir kimseye diğerlerinin aksine gösterilen özen
lookout f. sakınmak
lookout N. dikkatli izleme
Mimarlık
lookout i. bek kulesi
lookout i. bindirme kiriş
lookout i. kenet tuğlası ile desteklenen, duvara gömülü nispeten kısa kalas veya çatı kirişi
lookout i. geminin ana direğinin tepesine yakın gözetleme yeri
lookout i. belvedere
lookout i. seyirlik
lookout i. tepe köşkü
lookout i. çatının çıkıntı yapan kısmını, cumbayı veya balkonu destekleyen kısa ahşap dirsek veya konsol
Denizcilik
lookout i. çanaklık
lookout i. gözetleme yeri
Ormancılık
lookout i. orman yangınlarını tespit etmek için kullanılan gözetleme yeri

"lookout" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 67 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
lookout man i. nöbetçi
lookout man i. gözcü
lookout [uk] i. (bir şeyin) gelecekte gerçekleşme ihtimali
lookout [us] i. görünüm
lookout [uk] i. olası durum
lookout [uk] i. olasılık
lookout [us] i. görüş
lookout [us] i. bakış
keep a sharp lookout f. kuş uçurtmamak
be on the lookout for a suitable opportunity f. bir fırsatını kollamak
be on the lookout for a suitable opportunity f. fırsat kollamak
be on the lookout for a suitable opportunity f. zaman kollamak
be on the lookout f. gözcülük etmek
put a lookout at the entrance f. girişe nöbetçi yerleştirmek
put a lookout at the entrance f. girişe gözcü yerleştirmek
on the lookout for zf. aramakta
on the lookout for zf. peşinde
on the lookout for zf. arayışında
Konuşma Dili
keep a lookout f. gözcülük etmek
be someone's lookout f. birinin sorunu olmak
be someone's lookout f. birinin problemi olmak
be someone's (own) lookout [uk] f. birinin (kendi) problemi olmak
be someone's lookout f. birinden kaynaklı bir sorun/problem olmak
be someone's (own) lookout [uk] f. birinin (kendi) suçu olmak
be someone's (own) lookout [uk] f. birinin (kendinden) kaynaklı bir sorun/problem olmak
be someone's (own) lookout [uk] f. birinin (kendi) sorunu olmak
be someone's lookout f. birinin suçu olmak
bolo (be on the lookout) expr. gözcülük et
bolo (be on the lookout) expr. bakar ol
bolo (be on the lookout) expr. kolla
bolo (be on the lookout) expr. gözünü açık tut
Deyim
be on the lookout f. tetikte olmak
be (one's) (own) lookout [uk] f. (birinin kendi) problemi olmak
be (one's) (own) lookout [uk] f. birinin (kendi) suçu olmak
be (one's) (own) lookout [uk] f. (birinin kendi) yarattığı problem/sorun olmak
be (one's) (own) lookout [uk] f. birinin (kendi) yarattığı bir sorun olmak
be (one's) (own) lookout [uk] f. (birinin kendinden) kaynaklı bir sorun/zorluk olmak
be (one's) (own) lookout [uk] f. (birinin kendi) suçu olmak
be (one's) (own) lookout [uk] f. birinin kendinden kaynaklı bir sorun/zorluk olmak
be (one's) (own) lookout [uk] f. birinin (kendi) problemi/sorunu olmak
be (one's) (own) lookout [uk] f. (birinin kendi) sorunu olmak
be someone's (own) lookout [uk] f. birinin (kendi) problemi olmak
be someone's (own) lookout [uk] f. birinin (kendi) suçu olmak
be someone's (own) lookout [uk] f. birinin kendinden kaynaklı bir sorun/zorluk olmak
be someone's (own) lookout [uk] f. birinin (kendi) sorunu olmak
be someone's (own) lookout [uk] f. birinin (kendi) yarattığı problem/sorun olmak
be on the lookout f. kollamak
be on the lookout f. beklemek
be on the lookout f. bakar olmak
be on the lookout f. gözünü açık tutmak
keep a sharp lookout (for something or someone) f. (birine/bir şeye) bakar olmak
keep a sharp lookout (for something or someone) f. (birine/bir şeye) karşı gözünü dört açmak
keep a sharp lookout (for something or someone) f. (birine/bir şeye) karşı uyanık/tetikte olmak
on the lookout expr. kollayan
on the lookout expr. gözleyen
on the lookout expr. gözcülük eden
Teknik
lookout tower i. gözetleme kulesi
Mimarlık
lookout station i. geniş manzarasıyla çevreye hakim yapı
İnşaat
lookout slit visor i. göz deliği
Ormancılık
fire lookout i. ormanda geniş bir alanı gözlemlemek üzere yangın kulesinde nöbet tutan ormancı
primary lookout i. orman yangınlarını tespit etmek için kullanılan gözetleme yeri
Coğrafya
lookout mountain i. georgia eyaletinde şehir
lookout mountain i. tennessee eyaletinde yerleşim yeri
lookout cape i. kuzey karolina'nın doğu kıyısı açıklarında bir bariyer adanın güney ucu
Askeri
antitank lookout i. tank gözcüsü
anti-aircraft lookout i. hava gözcüsü
Argo
bolo (be on the lookout) i. aranan şüpheli