| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | affinity i. | yakınlık | ||
|
It proves that they have little affinity with European small- and medium-sized enterprises, the backbone of our economy. Ekonomimizin bel kemiği olan Avrupalı küçük ve orta ölçekli işletmelerle çok az yakınlıkları olduğunu kanıtlıyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | affinity i. | akrabalık | ||
|
There is a close affinity between these plants. Bu bitkiler arasında yakın bir akrabalık vardır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | affinity i. | akrabalık | ||
|
There is a close affinity between these plants. Bu bitkiler arasında yakın bir akrabalık vardır. More Sentences |
||||
| Genel | affinity i. | ilgi | ||
|
She has a natural affinity with fine arts. Güzel sanatlara karşı doğal bir ilgisi var. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | affinity i. | ilgi | ||
|
She has a natural affinity with fine arts. Güzel sanatlara karşı doğal bir ilgisi var. More Sentences |
||||
| Mekanik | ||||
| Mekanik | affinity i. | afinite | ||
|
Ginkgo is a highly important antioxidant shown to have a special affinity for scavenging the superoxide radicals. Ginkgo, süperoksit radikallerini temizlemek için özel bir afiniteye sahip olduğu gösterilen oldukça önemli bir antioksidandır. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | affinity i. | afinite | ||
|
Ginkgo is a highly important antioxidant shown to have a special affinity for scavenging the superoxide radicals. Ginkgo, süperoksit radikallerini temizlemek için özel bir afiniteye sahip olduğu gösterilen oldukça önemli bir antioksidandır. More Sentences |
||||
| Kimya | ||||
| Kimya | affinity i. | afinite | ||
|
Ginkgo is a highly important antioxidant shown to have a special affinity for scavenging the superoxide radicals. Ginkgo, süperoksit radikallerini temizlemek için özel bir afiniteye sahip olduğu gösterilen oldukça önemli bir antioksidandır. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | affinity i. | yakınlık | ||
|
It proves that they have little affinity with European small- and medium-sized enterprises, the backbone of our economy. Ekonomimizin bel kemiği olan Avrupalı küçük ve orta ölçekli işletmelerle çok az yakınlıkları olduğunu kanıtlıyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | affinity i. | meyil | ||
| Genel | affinity i. | benzeşme | ||
| Genel | affinity i. | sempati | ||
| Genel | affinity i. | alaka | ||
| Genel | affinity i. | ilişki | ||
| Genel | affinity i. | sevgi | ||
| Genel | affinity i. | hısımlık | ||
| Genel | affinity i. | benzer taraf | ||
| Genel | affinity i. | çekicilik | ||
| Genel | affinity i. | dünürlük | ||
| Genel | affinity i. | cazibe | ||
| Genel | affinity i. | benzerlik | ||
| Genel | affinity i. | benzeşim | ||
| Genel | affinity i. | çekim | ||
| Genel | affinity i. | eğilim | ||
| Genel | affinity i. | bağlılık | ||
| Genel | affinity i. | tutkunluk | ||
| Genel | affinity i. | muhabbet | ||
| Genel | affinity i. | sevgili | ||
| Genel | affinity i. | sevilen kişi veya şey | ||
| Genel | affinity i. | bağ | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | affinity i. | baba soyu | ||
| Hukuk | affinity i. | evlilik bağından doğan akrabalık | ||
| Hukuk | affinity i. | nesep | ||
| Hukuk | affinity i. | soy | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | affinity i. | ilginlik | ||
| Teknik | affinity i. | yatkınlık | ||
| Bilişim | ||||
| Bilişim | affinity i. | benzeşirlik | ||
| Bilişim | affinity i. | ilginlik | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | affinity i. | boya alabilirlik | ||
| İstatistik | ||||
| İstatistik | affinity i. | benzeşim | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | affinity i. | yatkınlık | ||
| Kimya | affinity i. | ilginlik | ||
| Kimya | affinity i. | birleşme eğilimi | ||
| Kimya | affinity i. | çekim kuvveti | ||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | affinity i. | eğilim | ||
| Osmanlıca | ||||
| Osmanlıca | affinity i. | temessül | ||