leave - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

leave

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "leave" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 45 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
leave v. bırakmak
leave v. ayrılmak
leave v. terk etmek
leave n. izin
Irregular Verb
leave v. left - left
General
leave v. gitmek
leave v. kalmak
leave v. unutmak
leave v. hareket etmek
leave v. kalkmak (taşıt)
leave v. terketmek
leave v. vazgeçmek
leave v. kalkmak
leave v. ayrılmak (sevgiliden vb)
leave v. çıkmak
leave v. yola çıkmak
leave v. bırakmak (miras olarak)
leave v. yapraklanmak
leave v. caymak
leave v. ayrılmak
leave v. terk etmek
leave v. bırakmak
leave v. geride bırakmak
leave v. kendi haline bırakmak
leave v. yalnız bırakmak
leave v. (miktar) kalmak
leave v. (miktar) artmak
leave v. emanet bırakmak
leave n. müsaade
leave n. ruhsat
leave n. veda
leave n. ayrılma
Trade/Economic
leave n. izin süresi
leave n. izinli işten ayrılma
leave n. izin
Politics
leave v. bırakmak
leave n. izin süresi
leave n. izin
leave n. mezuniyet
Technical
leave v. ayrılmak
leave v. bırakmak
Computer
leave expr. ayrıl
leave expr. bağlantıyı kes
Gastronomy
leave n. yaprak
Sport
leave n. bir vuruş tamamlandıktan sonra bilardo toplarının pozisyonu

Sens de "leave" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
leave a trace v. iz bırakmak
leave a mark v. iz bırakmak
General
leave a country v. ülkeyi terketmek
leave with some room for choice v. açık kapı bırakmak
leave someone to his own devices v. birini kendi haline bırakmak
take leave v. veda etmek
leave behind v. arkada bırakmak
leave out v. ihmal etmek
leave out of account v. saymamak
leave something outdoors v. açıkta bırakmak
leave alone v. yalnız bırakmak
leave out v. dahil etmemek
leave where it will be stepped on v. ayak altında bırakmak
leave out v. dışında tutmak
leave behind v. iz bırakmak
leave a wrong impression v. yanlış izlenim bırakmak
leave no stone unturned v. her yolu denemek
leave out v. atlamak
not to leave somebody in peace v. yakasını bırakmamak
leave off v. vazgeçmek
leave off v. abosa etmek
cause to leave v. ayrılmasına neden olmak
leave someone short v. birini bir şeyden yoksun bırakmak
leave bag and baggage v. pılı pırtıyı toplayıp gitmek
leave something to its fate v. kaderine bırakmak
leave a note v. mesaj bırakmak
leave a place in a shambles v. bir yeri darmadağınık bir halde bırakmak
leave suddenly v. çekip gitmek
leave in doubt v. askıda bırakmak
leave off v. sonuçlandırmak
leave waste v. atık bırakmak
leave ajar v. aralık bırakmak
leave a message v. mesaj bırakmak
leave a blank v. boşluk bırakmak
ask somebody to leave a deposit v. kapora istemek
leave alone v. olduğu gibi bırakmak
not to leave v. bırakmamak
leave a message v. not bırakmak
leave somebody without a home or a job v. açıkta bırakmak
leave a deposit v. kapora bırakmak
leave holding the bag v. üzerine yıkmak
leave something to mature v. dinlenmeye bırakmak
take leave v. ayrılmak
leave off v. salıvermek
leave off v. giymemek
not leave it to luck v. işi şansa bırakmamak
leave in suspense v. muallakta bırakmak
leave somebody in peace v. rahat bırakmak
leave a mark v. yer etmek
leave to the next generations v. gelecek kuşaklara bırakmak
leave an indelible impression v. derin etki bırakmak
leave someone holding the bag v. üzerine yıkmak
leave word with someone v. birine haber bırakmak
leave out v. çıkarmak
leave someone in the lurch v. birini yarı yolda bırakmak
leave something undone v. bir şeyi yarıda bırakmak
leave ajar v. aralamak
not to leave unpunished v. yanına bırakmamak
leave holding the bag v. sorumluluğu bir başkasına yüklemek
take leave of one's senses v. aklını kaçırmak
leave in suspense v. sallamak
leave aside v. bir kenara bırakmak
leave a legacy v. miras bırakmak
leave over v. ertelemek
leave somebody alone v. yalnız bırakmak
leave off v. takmamak
leave off v. sona ermek
leave off v. dinmek
leave off v. bırakmak
leave something to rest v. dinlenmeye bırakmak
leave in the lurch v. yüzüstü bırakmak
leave behind v. arkasında bırakmak
leave someone out in the cold v. birine hiçbir şey vermemek
leave in the shade v. gölgelemek
leave out v. unutmak
leave someone some leeway v. açık kapı bırakmak
leave a bad taste in one's mouth v. kötü izlenim bırakmak
leave a lasting impression v. kalıcı etki bırakmak
leave on vacation v. seyahate çıkmak
take leave of one's senses v. delirmek
leave someone in the lurch v. birini yüzüstü bırakmak
leave someone out in the cold v. birine hiç haber vermemek
leave nothing undone v. yapılmamış hiçbir şey bırakmamak
leave a mark on v. üzerinde işaret bırakmak
leave someone in a difficult situation v. zor durumda bırakmak
leave someone holding the bag v. sorumluluğu başkasına yüklemek
leave out v. geçmek
leave alone v. dokunmamak
leave out v. hariç tutmak
leave on vacation v. seyahate gitmek
leave it up to the discretion of somebody v. takdirine bırakmak
leave off v. bitmek
leave off v. bitirmek
leave the job v. işten ayrılmak
leave someone to one’s fate v. kendi kaderine bırakmak
leave open v. açık bırakmak
leave something to its fate v. kaderine terketmek
leave behind v. geçmek
take french leave v. sıvışmak
leave alone v. kendi haline bırakmak
leave a bad impression v. kötü izlenim bırakmak
leave stains v. leke bırakmak
leave off v. hariç tutmak
leave up in the air v. sallantıda bırakmak
leave alone v. rahat bırakmak
leave something unfinished v. yüzüstü bırakmak
leave an impression v. etki bırakmak
leave a margin v. pay bırakmak
leave the door open v. açık kapı bırakmak
leave in the lurch v. yarı yolda bırakmak
leave astern v. geride bırakmak
leave behind v. geride bırakmak
leave aside v. arka plana atmak
leave out v. hariç bırakmak
leave a partnership v. ortaklıktan ayrılmak
leave unfinished v. yarım bırakmak
leave something incomplete v. yarım bırakmak
leave somebody in the lurch v. yüzüstü bırakmak
leave something out of assessment v. değerlendirme dışı bırakmak
leave out v. karıştırmamak
leave out v. üzerinde durmamak
leave something/somebody alone v. kendi haline terketmek
leave something/somebody alone v. kendi haline bırakmak
leave to someone's discretion v. takdirine bırakmak
leave to one's appreciation v. takdirine bırakmak
leave tip v. bahşiş bırakmak
leave word (with someone) v. birine mesaj vermek
leave somebody in the lurch v. kalleşlik etmek
leave in the lurch v. yüz üstü bırakmak
leave someone no choice but do something v. zorunda bırakmak
leave things in an incomplete condition v. yüz üstü bırakmak
leave out v. savsaklamak
leave (punishment/revenge) to god v. allah'a havale etmek
leave a taste on the tongue v. damaklarda tat bırakmak
leave one's mark on v. damgasını vurmak
leave a wreath on v. çelenk bırakmak
leave a taste in the mouth v. damaklarda tat bırakmak
leave it out of the coverage v. kapsama dışında bırakmak
leave it out of the scope v. kapsam dışında bırakmak
leave it out of the coverage area v. kapsama alanı dışında bırakmak
leave someone deaf v. sağır etmek
leave (an) orphan v. yetim bırakmak
leave (an) orphan v. öksüz bırakmak
leave the car v. aracı terk etmek
leave unchanged v. aynı bırakmak
leave untouched v. aynı bırakmak
leave something same v. aynı bırakmak
leave one's country v. ülkesinden ayrılmak
leave someone penniless v. parasız bırakmak
leave unanswered v. cevapsız bırakmak
leave someone penniless v. beş kuruşsuz bırakmak
leave unanswered v. yanıtsız bırakmak
leave behind a sorrowful spouse v. arkasında acılı bir eş bırakmak
leave the harbour v. limandan çıkış yapmak
leave the questions unanswered v. soruları yanıtsız bırakmak
threaten to leave v. terketmekle tehdit etmek
threaten to leave v. bırakmakla tehdit etmek
leave no stone unturned v. her şeyi denemek
leave no stone unturned v. çalınmadık kapı bırakmamak
leave someone weak v. halsiz bırakmak
leave someone alone v. yalnız bırakmak
return from leave v. izinden dönmek
be on leave v. izinde olmak
leave a mark v. iz çıkarmak
leave something open v. açık unutmak
leave the table v. masayı terketmek
leave the table v. masadan kalkmak
leave something open v. açık bırakmak
leave someone without food and water v. aç susuz bırakmak
leave (someone) thirsty and hungry v. aç susuz bırakmak
leave hospital v. hastaneden çıkmak
leave someone disappointed v. hayal kırıklığı yaratmak
leave someone dead v. ölüme terk etmek
leave evidence v. kanıt bırakmak
leave dead v. ölüme terk etmek
leave home v. evi terketmek
leave the company v. şirketten ayrılmak
leave that place v. oradan ayrılmak
leave there v. oradan ayrılmak
leave traces v. izler bırakmak
leave a note v. not bırakmak
leave scent on something v. koku bırakmak
leave smell v. koku bırakmak
take annual leave v. yıllık izin kullanmak
leave someone weak at the knees v. birini çaresiz bırakmak
leave someone weak at the knees v. birini heyecanlandırıp dizlerinin bağını çözmek
leave someone weak at the knees v. birini güçsüz bırakmak
leave someone weak at the knees v. birini savunmasız bırakmak
leave defenseless v. savunmasız bırakmak
leave unprotected v. savunmasız bırakmak
leave one's education v. eğitimini bırakmak
leave someone to one's fate v. kaderine terk etmek
leave something to one's fate v. kaderine terk etmek
leave the office v. ofisten çıkmak
leave the office v. ofisten ayrılmak
leave someone deaf v. (birisini) sağır bırakmak
leave litter v. çöp bırakmak
leave neat v. düzenli bırakmak (bir odayı vb)
leave the school v. okuldan ayrılmak
leave something to time v. zamana bırakmak
leave someone deaf v. sağır bırakmak
leave the rest to god v. allah'a bırakmak
leave the rest to allah v. allah'a havale etmek
leave the rest to god v. allah'a havale etmek
leave the rest to allah v. allah'a bırakmak
leave the impression of v. izlenimi vermek
leave a negative impression v. olumsuz izlenim bırakmak
leave someone with impression v. izlenim uyandırmak
leave a negative impression v. olumsuz izlenim uyandırmak
leave something to the last minute v. son ana bırakmak
leave a bomb v. bomba bırakmak
leave one's mark in history v. tarihe damgasını vurmak
leave someone in the lurch v. zor durumda bırakmak
leave someone in a tight spot v. zor durumda bırakmak
leave a good future v. iyi bir gelecek bırakmak
leave the house v. evden ayrılmak
take french leave v. izinsiz ayrılmak
take french leave v. izinsiz gitmek
take french leave v. veda etmeden gitmek
leave (someone) open-mouthed with astonishment v. parmak ısırtmak
leave out v. -i atlamak
leave the house v. evi boşaltmak
leave out v. atmak
leave out v. eklemeyi unutmak
leave a memory v. anı bırakmak
leave an impression v. izlenim yaratmak
leave someone vulnerable v. güçsüz bırakmak
leave someone vulnerable v. savunmasız bırakmak
leave in the lurch v. zor durumda bırakmak
leave at a price v. (belirli bir) fiyata bırakmak
leave a firm v. bir firmadan çıkmak
leave liberty v. serbest bırakmak
leave off v. hariç bırakmak
leave something to chance v. işi oluruna bırakmak
leave something to chance v. işi şansa bırakmak
leave one's mark v. kalıcı iz bırakmak
leave one's mark v. belleklere kazınmak
leave hurriedly v. kaçarcasına gitmek
leave hurriedly v. kaçarcasına uzaklaşmak
leave people to their own devices v. insanları kendi hallerine bırakmak
leave unsettled v. çözümsüz bırakmak
leave people to themselves v. insanları kendi hallerine bırakmak
leave early v. erken ayrılmak
leave something to chance v. işini şansa bırakmak
leave a gap for a sip v. dudak payı bırakmak
leave some gap on top v. dudak payı bırakmak
leave a question mark over minds v. kafalarda soru işareti yaratmak
leave the lights on v. ışığı açık bırakmak
leave message v. mesaj bırakmak
leave to the mercy of someone v. insafına bırakmak
leave up to chance v. şansa bırakmak
leave the university v. üniversiteden ayrılmak
leave to someone's mercy v. insafına bırakmak
leave the university v. üniversiteyi bırakmak
take leave v. vedalaşmak
be on leave v. izinli olmak
use annual leave v. senelik izin kullanmak
take annual leave v. senelik izne çıkmak
take annual leave v. yıllık izne çıkmak
use annual leave v. yıllık izin kullanmak
leave the room v. odadan çıkmak
leave the door open v. kapıyı açık bırakmak
leave away v. alıp başını gitmek
leave away v. başını alıp getmek
leave a good impression with someone v. birinde iyi bir izlenim bırakmak
leave unattended v. başı boş bırakmak
leave homeless v. yersiz yurtsuz kalmak
leave homeless v. evsiz barksız kalmak
leave something off the agenda v. gündemden düşürmek
leave someone by oneself v. birisini kendi başına bırakmak
leave the port v. limanı terk etmek
leave the port v. limandan ayrılmak
threaten to leave v. terk etmekle tehdit etmek
take leave of v. çıkıp gitmek
take leave of v. terkedip gitmek
leave a negative mark v. olumsuz bir iz bırakmak
leave a negative mark v. olumsuz iz bırakmak
leave a negative impression v. olumsuz bir izlenim bırakmak
leave quickly v. hızla ayrılmak
leave rapidly v. hızla ayrılmak
leave promptly v. hızla ayrılmak
leave swiftly v. hızla ayrılmak
be on a leave of absence v. izne ayrılmış olmak
be on a leave of absence v. izinde olmak
leave things as they are v. (işleri) olduğu gibi bırakmak
leave a positive impression v. pozitif etki bırakmak
leave a positive impression v. olumlu etki bırakmak
leave one's severed finger at the scene v. kopan parmağını olay yerinde bırakmak
leave a tip v. bahşiş bırakmak
leave somebody alone v. birisini yalnız bırakmak
leave somebody alone v. birisini rahat bırakmak
leave something in the store v. dükkanda bırakmak
leave something in the store v. mağazada bırakmak
leave the rest to god v. gerisini tanrıya bırakmak
leave the country v. ülkeden ayrılmak
leave the country v. ülkeyi terk etmek
leave someone on the side of the highway v. birini otoyol kenarında bırakmak
leave someone for dead v. birini ölüme terk etmek
leave a pleasant memory v. hoş bir anı bırakmak
leave homeless v. evsiz bırakmak
leave someone homeless v. birini evsiz bırakmak
leave one’s wife for another woman v. başka bir kadın için karısını terk etmek
leave the baby in the care of one's mother v. (bakması için) bebeği annesine bırakmak
leave a scar v. iz bırakmak
leave empty v. boş bırakmak
leave eraly v. erken ayrılmak
keep/leave/put someone out in the cold v. birini soğukta dışarıda bekletmek/tutmak/bırakmak
say good-bye to someone and leave v. (birisiyle) vedalaşıp gitmek/ayrılmak
leave one’s home address v. ev adresini bırakmak
leave someone behind to mourn v. arkasında yasını tutacak birini bırakmak
leave the gas on v. gazı açık bırakmak
leave marks v. izler bırakmak
leave deep psychological scars v. derin psikolojik izler bırakmak
leave the city v. şehri terk etmek
not leave much of a trail v. pek iz bırakmamak
be on annual leave v. yıllık izinde olmak
be on annual leave v. senelik izinde olmak
leave in wake of something v. bir şeyin arkasında/sonrasında geride/elimizde kalmak/bırakmak/ortaya çıkmak
leave one’s clothes and wallet v. kıyafetlerini ve cüzdanını bırakmak
leave the set v. seti terk etmek
leave a place v. bir yeri terk etmek
leave a place v. bir yerden ayrılmak
leave the iron plugged in v. ütüyü prizde unutmak
leave the iron on v. ütüyü prizde unutmak
leave a page blank v. bir sayfayı boş bırakmak
leave the door halfway open v. kapıyı aralık bırakmak
leave the door ajar v. kapıyı aralık bırakmak
leave theatres v. gösterimden kalkmak
leave no evidence v. hiçbir delil bırakmamak
leave no evidence v. delil bırakmamak
leave no evidence v. kanıt bırakmamak
leave no evidence v. hiçbir kanıt bırakmamak
leave no room for doubt v. şüpheye yer bırakmamak
leave no room for doubt v. tereddüde yer bırakmamak
die or leave having left something undone or a desire unaccomplished v. gözü arkada kalmak
leave an address v. adres bırakmak
leave the meter running v. taksimetreyi çalışır bırakmak
leave the meter running v. taksimetreyi açık tutmak
leave the meter running v. taksimetreyi açık bırakmak
leave blank v. boş bırakmak
leave somebody be v. birini kendi haline bırakmak
leave unattended v. gözetimsiz bırakmak
leave evidence behind him v. arkasında delil bırakmak
leave someone in charge v. birini görevlendirmek
leave the team v. takımdan ayrılmak
go on leave v. izne ayrılmak
go on leave v. izne çıkmak
leave a mystery v. bir gizem bırakmak
leave a voicemail v. bir sesli mesaj bırakmak
leave comment v. yorum bırakmak
leave a trail v. iz bırakmak
leave the luggage in luggage storage v. valizleri emanete bırakmak
leave the luggage in luggage storage v. bavulları emanete bırakmak
leave the office v. görevi bırakmak
leave the office v. görevden ayrılmak
leave on consignment v. emanete bırakmak
leave the port v. limandan çıkış yapmak
leave the rest to god v. tanrıya bırakmak
leave alone v. uzak durmak
leave one to himself v. kendi haline bırakmak
leave to one's self v. (birini) yalnız bırakmak
leave to one's self v. (birini) kendi haline bırakmak
leave one to himself v. ilişmemek
leave the dough to rise v. hamuru kabarmaya bırakmak
leave the room v. odayı terk etmek
leave the water running v. suyu açık bırakmak
maternity leave n. doğum izni
someone who is on sick leave n. raporlu
french leave n. sıvışma
absence without leave n. terk
absence without leave n. izinsiz ayrılma
absence without leave n. izinsiz göreve gelmeme
absence without leave n. firar
absence without leave n. izinsiz vazifede bulunmama
absent without leave n. firari
absent without leave n. izinsiz ayrılan
leave of absence n. izin
sick leave n. hastalık izni
annual leave n. yıllık izin
administrative leave n. idari izin
french leave n. izinsiz ayrılma
absent-without-leave n. asker kaçağı
leave-taking n. veda
leave-taking kiss n. veda busesi
leave-taking n. ayrılma
leave-taking n. veda etme
leave-taking n. terk etme
sick leave n. istirahat
annual leave n. senelik izin
absent without leave n. asker kaçağı
absent without leave n. kaçak asker
compassionate leave n. mazeret izni
holiday leave n. tatil izni
compassionate leave n. felaket izni
leave-in hair conditioner n. durulanmayan saç kremi
leave-taking expressions n. ayrılma ifadeleri
medical leave n. hastalık izni
awl (absent with leave) n. izinli
home leave n. abd dışında görev yapan federal hükümet çalışanlarına verilen ekstra tatil süresi
home leave n. memlekete gitme izni
on leave adj. izinli
on leave adj. izinde
leave me alone! interj. beni rahat bırak!
lv (leave) abrev. izin
lv (leave) abrev. izin süresi
Phrasals
leave off v. (işten) çıkmak
leave out [dialect] v. ayrılmak
leave off v. (alışkanlığı) bırakmak
leave out [dialect] v. uzaklaşmak
leave out [dialect] v. (o gün için) bitmek
leave out v. açıkta bırakmak
leave something to someone v. bir şeyi birine bırakmak
leave up v. başkasına bırakmak
leave something for someone v. birisi için bir şey bırakmak
leave for some place v. bir yere gitme için (bir yerden) ayrılmak
leave something aside v. bir kenara bırakmak/koymak
leave from some place v. bir yerden hareket etmek/ayrılmak
leave someone with someone v. birini biriyle bırakmak
leave for some place v. bir yere gitmek için yola çıkmak
leave out of v. dışında tutulmak
leave out v. dışında bırakmak
leave out v. dışarıda bırakmak
leave aside v. hesaplamamak
make someone leave v. gitmesini/ayrılmasını/çıkmasını/uzaklaşmasını sağlamak
leave aside v. konu dışında tutmak
leave out of v. kapsamına alınmamak
leave around v. sağa sola bırakmak
leave around v. sağda solda bırakmak
leave with someone v. (bir yerden) biri ile gitmek/ayrılmak/çıkmak
leave for some place v. (belirli bir yere gitmek üzere) yola çıkmak
make someone leave v. (bir yerden) kovmak
make someone leave v. (bir yerden) çıkarmak
leave something on something v. (bir şeyi bir şeyin) üzerinde bırakmak
leave something down v. (pencereyi vb) açık/aralık bırakmak
leave down v. açık/aralık bırakmak
leave down v. bir şeyi veya birini aşağıda bırakmak
leave down v. geriye düşürmek (finansal olarak)
leave down v. zarar ettirmek
leave down v. gardını düşürmek
leave down v. savunmasını düşürmek
leave down v. savunmayı elden bırakmak
leave down v. dikkati elden bırakmak
leave (someone or something) (at) (some place) v. (birini veya bir şeyi bir yere) bırakmak
leave (someone or something) (at) (some place) v. (birini veya bir şeyi bir yere) koymak
leave (someone or something) (at) (some place) v. (birini veya bir şeyi bir yere) bırakıp gitmek
leave someone or something at v. birini veya bir şeyi bir yere bırakmak
leave someone or something at v. birini veya bir şeyi bir yere koymak
leave someone or something at v. birini veya bir şeyi bir yere bırakıp gitmek
leave someone or something at v. birini veya bir şeyi bir yere bırakmak
leave someone or something at v. birini veya bir şeyi bir yere koymak
leave someone or something at v. birini veya bir şeyi bir yerde unutmak
leave something to someone v. bir şeyi birine miras olarak bırakmak
leave something to someone v. bir işi yapmayı birine bırakmak
leave up v. yukarıya bırakmak
leave up v. yukarıda bırakmak
leave up v. kalkık bırakmak
leave up v. yukarıda bırakıp gitmek
leave up v. yukarıda bırakıp aşağı gitmek
leave up v. ekonomik durumunu iyileştirmek
leave up v. ekonomik durumunu yükseltmek
leave up v. ihtiyatlı olmak
leave up v. tedbiri elden bırakmamak
leave up v. tedbirli olmak
leave up v. gözünü açık tutmak
leave up v. ayık olmak
leave up v. uyanık olmak
leave up v. tetikte olmak
leave up v. dikkatli olmak
leave up v. gardını yüksek tutmak
leave something up v. bir şeyi yüksek bir yerde bırakmak
leave something up v. bir şeyi kalkık bırakmak
leave something up v. bir şeyi yukarda/yüksekte bırakmak
leave in v. içinde bırakmak
leave in v. içinde kalmasına izin vermek
leave in v. -de bırakmak
leave in v. -den almadan gitmek
leave someone or something in (something) v. birini/bir şeyi (bir şeyin) içinde bırakmak
leave someone or something in (something) v. birinin/bir şeyin (bir şeyin) içinde kalmasına izin vermek
leave someone or something in (something) v. birini/bir şeyi (bir şeyde) bırakmak
Phrases
leave it be expr. bırak artık
leave it be expr. yeter
leave it be expr. yetti ama artık
leave it be expr. bırak böyle olsun/kalsın
leave it be expr. üsteleme artık
on leave for funeral expr. cenaze için izinli
by/with your leave expr. izninizle
by your leave expr. izninizle
leave it alone expr. oluruna bırak
I must love you and leave you expr. kusuruma bakma ama gitmeliyim
by your leave expr. müsaadenizle
it's so hard to leave you expr. senden ayrılmak o kadar zor ki
Colloquial
leave someone without a solution\way out v. birini çaresiz bırakmak
leave well alone v. bir şeye karışmamak
leave someone alone at the cave v. birisini mağarada yalnız bırakmak
leave a lot to be desired v. çok yetersiz olmak
leave standing v. daha iyi olmak
leave much to be desired v. çok yetersiz olmak
leave a great deal to be desired v. çok yetersiz olmak
leave something to be desired v. çok yetersiz olmak
leave something to be desired v. hiç doyurucu olmamak