remain - Turc Anglais Dictionnaire

remain

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

remain — Definition

Signification:
kalmak, sürmek
Prononciation (IPA):
(AmE /rɪˈmeɪn/ – BrE /rɪˈmeɪn/)
Partie du discours:
Fiil: remain (remains – remained – remaining)
Synonymes:
stay
Antonymes:
depart

Sens de "remain" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 21 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
remain v. geriye kalmak
Few trees remain after the fire.
Yangından geriye çok az ağaç kaldı.

More Sentences
remain v. kalmak (bir pozisyonda/derecede vb)
Illegal immigrants were allowed to remain in the USA under certain conditions.
Yasadışı göçmenlerin belirli koşullar altında ABD'de kalmalarına izin verildi.

More Sentences
remain v. kalmak (sessiz/hareketsiz)
remain v. artmak (kalmak)
General
remain n. geriye kalan şey
Culture is what remains after one has forgotten all the things one has learned.
Kültür, insanın öğrendiği her şeyi unuttuktan sonra geriye kalan şeydir.

More Sentences
remain v. sürdürmek
However, we remain committed to helping Mercosur countries to benefit further from the current system.
Ancak Mercosur ülkelerinin mevcut sistemden daha fazla faydalanmalarına yardımcı olma kararlılığımızı sürdürüyoruz.

More Sentences
remain v. olduğu gibi kalmak
I therefore think that the position needs to remain as it is.
Bu nedenle pozisyonun olduğu gibi kalması gerektiğini düşünüyorum.

More Sentences
remain v. durmak
We remain unpersuaded and we will vote against most of them.
İkna olmamış durumdayız ve bunların çoğuna karşı oy kullanacağız.

More Sentences
remain v. devam etmek
If the WTO survives, this must remain the main focus of negotiations.
DTÖ'nün varlığını sürdürmesi halinde, bu konu müzakerelerin ana odağı olmaya devam etmelidir.

More Sentences
remain v. olduğu gibi kalmak
I therefore think that the position needs to remain as it is.
Bu nedenle pozisyonun olduğu gibi kalması gerektiğini düşünüyorum.

More Sentences
remain v. kalkmamak
Please remain seated until the play is over.
Lütfen oyun bitene kadar yerlerinizde kalınız.

More Sentences
Technical
remain v. kalmak
We do not have the right to remain silent and we cannot say, in the future, that we did not know what was happening.
Sessiz kalma hakkına sahip değiliz ve gelecekte neler olup bittiğini bilmediğimizi söyleyemeyiz.

More Sentences
General
remain n. kalıntı
remain n. tortu
remain v. artakalmak
remain v. aynen kalmak
remain v. artmak
remain v. değişmemek
remain v. geride kalmak
remain v. sürmek
Technical
remain v. arta kalmak

Sens de "remain" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
remain popular v. gündemde kalmak
remain relevant v. gündemde kalmak
General
remain unanswered n. cevapsız kalmak
remain [obsolete] n. kalış
remain [obsolete] n. kalınan süre zarfı
remain true to one's word v. sözüne sadık kalmak
remain fresh v. tazeliğini korumak
remain on the agenda v. gündemde olmak
remain sober v. ayık kalmak
remain on the agenda v. gündemde kalmak
remain the same v. aynı kalmak
remain in force v. yürürlükte kalmak
remain faithful to v. sadık kalmak
not to remain v. kalmamak
remain unresponsive v. tepkisiz kalmak
remain over v. artakalmak
remain incapable v. yetersiz kalmak
remain standing v. ayakta kalmak
remain due v. borçlu kalmak
remain same v. aynı kalmak
remain in suspense v. muallakta kalmak
remain faithful to v. aldatmamak
remain inactive v. faaliyette olmamak
remain a spinster v. evde kalmak
remain fresh v. taze kalmak
remain in one's mind v. aklında kalmak
remain alive v. sağ kalmak
remain insensitive v. duyarsız kalmak
remain unsold v. elinde kalmak
remain in the air v. havada durmak
remain inactive v. atıl halde olmak
remain true to friends v. arkadaşlarına sadık kalmak
remain over v. baki kalmak
(for something) remain unsold v. elde kalmak
(for something) remain unsold v. elinde kalmak
remain behind v. geri kalmak
remain unsold v. elde kalmak
remain at the top of the list v. zirvede kalmak
remain idle v. atıl durmak
remain at home v. evde durmak
remain in between v. arasında kalmak
remain under pressure v. baskı altında kalmak
remain loyal v. sadık kalmak
remain in the forefront of v. ön planda olmak
remain intact v. mahfuz kalmak
remain conserved v. mahfuz kalmak
remain at the forefront of v. ön planda olmak
remain protected v. mahfuz kalmak
remain unchanged v. aynı kalmak
remain hidden v. saklı kalmak
remain puzzle v. esrarını korumak
remain puzzle v. sır olarak kalmak
remain secret v. saklı kalmak
remain in a critical condition v. hayati riski atlatamamak
remain indebted v. borçlu olmak
remain separate v. ayrı kalmak
remain limited v. sınırlı kalmak
remain ignorant v. cahil kalmak
remain one of the most v. arasında yer almak
remain uneducated v. cahil kalmak
remain restricted v. kısıtlı kalmak
remain insignificant v. önemsiz kalmak
remain limited v. kısıtlı kalmak
remain unimportant v. önemsiz kalmak
remain in the forefront v. ön planda kalmak
remain grateful v. minnettar kalmak
remain at the forefront v. ön planda kalmak
remain convinced v. inancını kaybetmemek
remain convinced v. ikna olmaya devam etmek
remain inactive v. atıl kalmak
remain inconclusive v. neticesiz kalmak
remain open v. açık olmak
remain at the level of v. seviyesinde kalmak
remain standing v. ayakta durmak
remain mystery v. gizemini korumak
remain intact v. bakir kalmak
remain intact v. bozulmamış kalmak
remain untouched v. bakir kalmak
remain unsolved v. çözümsüz kalmak
remain usable v. kullanılır halde olmak
remain unprotected v. korunaksız kalmak
remain unprotected v. korunmasız kalmak
remain wide-awake v. ayık kalmak
remain weak v. zayıf kalmak
remain on the throne v. tahtta kalmak
remain in memories v. hafızalardaki yerini korumak
remain calm v. kendine hakim olmak
remain calm v. soğukkanlılığını korumak
remain unresolved v. çözümsüz kalmak
remain inconclusive v. sonuçsuz kalmak
remain without power v. elektriksiz kalmak
use the right to remain silent v. susma hakkını kullanmak
use the right to remain in silence v. susma hakkını kullanmak
use the right to remain silent v. konuşmama hakkını kullanmak
use the right to remain in silence v. konuşmama hakkını kullanmak
remain at the disposal v. emre hazır olmak
remain at the disposal v. emre amade olmak
remain distant v. mesafeli durmak
remain aloof v. mesafeli durmak
remain at the disposal v. emre hazır bulunmak
remain true v. doğru kalmak
remain embarrassed v. mahcup kalmak
remain alive v. hayatta kalmak
remain with v. ile kalmak
remain unfulfilled v. yapılmamak
remain unfulfilled v. sözde kalmak
remain unfulfilled v. karşılanmamış olmak
remain unfulfilled v. yerine getirilmemiş olmak
remain impartial v. tarafsız kalmak
remain a theory v. teori olarak kalmak
remain a theory v. teoride kalmak
remain a puzzle v. gizemini korumak
remain a puzzle v. esrarını korumak
remain mystery v. esrarını korumak
remain a mystery v. gizemini korumak
remain loyal to v. -e bağlı kalmak
remain loyal to v. -e sadık kalmak
remain out of trouble v. beladan uzak durmak
remain out of trouble v. pis işlere bulaşmamak
remain uncertain v. belirsizliğini korumak
remain of something v. -den uzak durmak
remain unchanged v. değişmemek
remain idle v. atıl kalmak
remain faithful to her husband v. kocasına sadık kalmak
remain faithful to his wife v. karısına bağlı kalmak
remain faithful to his wife v. karısına sadık kalmak
remain faithful to her husband v. kocasına bağlı kalmak
remain in communication with v. iletişimde kalmak
remain stable v. sabit kalmak
remain a secret v. esrarını/gizemini korumak
remain in limbo v. arafta kalmak
remain poor v. fakir/yoksul kalmak
remain steady v. istikrarlı kalmak
remain a missing persons case v. bir kayıp vakası olarak kalmak
remain low v. düşük kalmak
remain under investigation v. araştırılmak
remain under investigation v. araştırılması devam etmek
remain ahead of v. önünde olmak
remain up v. yatmadan uykusuz zaman geçirmek
remain a virgin until marriage v. evlenene kadar bakire kalmak
remain within touch distance of somebody v. birinin temas mesafesinde kalmak
remain within voice distance of somebody v. birinin ses mesafesinde kalmak
remain open v. açık kalmak
remain close to someone v. birinin yanında durmak
remain close to someone v. birine yakın durmak
remain in power v. iktidarda kalmak
remain at large v. kayıplara karışmak
remain at large v. hala/henüz yakalanmamış olmak
remain at large v. sırra kadem basmak
remain at large v. kayıp olmak