| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | dismiss f. | kovmak | ||
|
I contributed to this company,so you are not dismiss me. Bu şirkete katkıda bulundum, bu yüzden beni kovamazsınız. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | dismiss f. | azletmek | ||
| Genel | ||||
| Genel | dismiss f. | işten çıkarmak | ||
|
Employees on long-term sick leave can be fairly dismissed. Uzun süreli hastalık izninde bulunan çalışanların adaletli bir şekilde işten çıkarılmaları mümkündür. More Sentences |
||||
| Genel | dismiss f. | görevden almak | ||
|
Russian President Vladimir Putin dismisses one of his closest advisers, Vladislav Surkov. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, en yakın danışmanlarından biri olan Vladislav Surkov'u görevden aldı. More Sentences |
||||
| Genel | dismiss f. | kovmak | ||
|
I contributed to this company,so you are not dismiss me. Bu şirkete katkıda bulundum, bu yüzden beni kovamazsınız. More Sentences |
||||
| Genel | dismiss f. | göndermek | ||
|
The teacher dismissed his class when the bell rang. Zil çaldığında öğretmen sınıfı gönderdi. More Sentences |
||||
| Genel | dismiss f. | reddetmek | ||
|
Many associations have put forward important ideas and serious arguments; to dismiss them is a political error. Birçok dernek önemli fikirler ve ciddi argümanlar ortaya koymuştur; bunları reddetmek siyasi bir hatadır. More Sentences |
||||
| Genel | dismiss f. | ciddiye almamak | ||
|
He dismissed what she was saying. Onun söylediklerini ciddiye almadı. More Sentences |
||||
| Genel | dismiss f. | dağıtmak | ||
|
The leader dismissed the demonstrators in the park. Lider parktaki göstericileri dağıttı. More Sentences |
||||
| Genel | dismiss f. | dağılmak | ||
|
Class is dismissed. Sınıf dağıldı. More Sentences |
||||
| Genel | dismiss f. | (ders) bitmek | ||
|
We met in the hall, right after class was dismissed. Ders bittikten hemen sonra salonda buluştuk. More Sentences |
||||
| Genel | dismiss f. | (dava) düşürmek | ||
|
A case can be dismissed in the absence of evidence. Bir dava, kanıt bulunmaması nedeniyle düşürülebilir. More Sentences |
||||
| Genel | dismiss f. | oyundan çıkarmak | ||
|
He was dismissed for losing the wicket. Kaleyi kaybettiği için oyundan çıkarıldı. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | dismiss f. | kovmak | ||
|
I contributed to this company,so you are not dismiss me. Bu şirkete katkıda bulundum, bu yüzden beni kovamazsınız. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | dismiss i. | azletme | ||
| Genel | dismiss f. | ilişiğini kesmek | ||
| Genel | dismiss f. | atmak | ||
| Genel | dismiss f. | bırakmak | ||
| Genel | dismiss f. | ihraç etmek | ||
| Genel | dismiss f. | işten kovmak | ||
| Genel | dismiss f. | yol vermek | ||
| Genel | dismiss f. | savmak | ||
| Genel | dismiss f. | gitmesine izin vermek | ||
| Genel | dismiss f. | el çektirmek | ||
| Genel | dismiss f. | görevden uzaklaştırmak | ||
| Genel | dismiss f. | kapı dışarı etmek | ||
| Genel | dismiss f. | yürütmek | ||
| Genel | dismiss f. | reddetmek (davayı) | ||
| Genel | dismiss f. | affetmek | ||
| Genel | dismiss f. | salıvermek | ||
| Genel | dismiss f. | avaraya vermek | ||
| Genel | dismiss f. | işten atmak | ||
| Genel | dismiss f. | çıkarmak | ||
| Genel | dismiss f. | açığa çıkarmak | ||
| Genel | dismiss f. | önemsememek | ||
| Genel | dismiss f. | teker teker göndermek | ||
| Genel | dismiss f. | (grubu) tasfiye etmek | ||
| Genel | dismiss f. | (askeri birliğe) sıradan ayrılmasını emretmek | ||
| Genel | dismiss f. | (kadını) evden göndererek boşamak | ||
| Genel | dismiss f. | aklından çıkarmak | ||
| Genel | dismiss f. | (bir şeyi) düşünmeyi bırakmak | ||
| Genel | dismiss f. | ciddiyetle üzerinde durmaktan kaçınmak | ||
| Genel | dismiss f. | sıradan ayrılmak | ||
| Genel | dismiss f. | sırada duramamak | ||
| Genel | dismiss f. | sırayı koruyamamak | ||
| Genel | dismiss f. | birliği koruyamamak | ||
| Genel | dismiss f. | ayrılmak | ||
| Genel | dismiss f. | kaçışmak | ||
| Genel | dismiss f. | (konuyu) özetleyip bitirmek | ||
| Genel | dismiss f. | geçersiz saymak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | dismiss f. | davayı reddetmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | dismiss f. | işten kovmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | dismiss f. | işten atmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | dismiss f. | işten el çektirmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | dismiss f. | işine son vermek | ||
| Ticaret/Ekonomi | dismiss f. | tartışmaya son vermek | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | dismiss i. | davanın reddi | ||
| Hukuk | dismiss f. | (davayı veya tarafı) hukuki değerlendirmenin dışında tutmak | ||
| Hukuk | dismiss f. | mahkemede ifadesini almayı reddetmek | ||
| Hukuk | dismiss f. | mahkemede daha fazla ifadesini almayı reddetmek | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | dismiss expr. | artık anımsatma | ||
| Bilgisayar | dismiss expr. | bırak | ||
| Bilgisayar | dismiss expr. | son ver | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | dismiss i. | faaliyeti durdurma emri | ||
| Askeri | dismiss i. | dağılma izni | ||
| Askeri | dismiss f. | (subayın veya harp okulu öğrencisinin) askeri mahkeme kararıyla ilişiğini kesmek | ||
| Spor | ||||
| Spor | dismiss f. | ekarte etmek | ||
| Spor | dismiss f. | (krikette) vurucuyu oyundan çıkarmak | ||
| Spor | dismiss f. | (oyuncu veya koçu) oyundan atmak | ||
| Futbol | ||||
| Futbol | dismiss f. | kırmızı kart göstermek | ||
| Futbol | dismiss f. | oyundan atmak | ||