spell - Türkçe İngilizce Sözlük

spell

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

spell — Definition

Anlamı ve Tanımı:
hecelemek, büyü
Okunuş (IPA):
(AmE /spɛl/ – BrE /spɛl/)
Terim Türü:
İsim: spell (spells); Fiil: spell (spells – spelled – spelling)
Bu kelime, hem harfleri tek tek söylemeyi hem de büyüsel etkiyi tanımlar. Eski İngilizce spell kökünden evrilmiştir. Dil ve fantastik anlatılarda çift anlamlı kullanılır

"spell" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 80 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
spell i. büyü
That witch was trying to cast a spell on me.
O cadı bana büyü yapmaya çalışıyordu.

More Sentences
spell f. hecelemek
You spelled the word correctly.
Kelimeyi doğru heceledin.

More Sentences
Genel
spell i. kısa süre
Live animals should only have to endure very short spells of transport.
Canlı hayvanlar yalnızca çok kısa süreli nakillere katlanmak zorunda kalmalıdır.

More Sentences
spell i. efsun
It's like she has me under a spell.
Zannedersin ki beni efsunlamış.

More Sentences
spell i. dönem
The lack of rain caused a dry spell.
Yağmur yağmaması kurak bir döneme neden oldu.

More Sentences
spell f. söylemek
The barista spelled my name wrong again!
Barista adımı yine yanlış söyledi!

More Sentences
spell f. harflerini söylemek (kelimenin)
Could you spell it, please?
Harf harf söyler misiniz, lütfen?

More Sentences
spell f. belirtmek
Should the Commission not spell out the precise criteria for the designation of sensitive areas?
Komisyon'un hassas alanların belirlenmesine ilişkin kesin kriterleri belirtmesi gerekmez mi?

More Sentences
spell f. anlamına gelmek
In other words, will this enlargement not spell the definitive end of our growth towards a community?
Başka bir deyişle, bu genişleme bir topluluğa doğru büyümemizin kesin sonu anlamına gelmeyecek mi?

More Sentences
spell f. yazmak
My name is spelled J-A-I-M-E.
Adım J-A-I-M-E diye yazılıyor.

More Sentences
spell f. (birinin) nöbetini devralmak
Could you spell me for a minute? I am starving.
Bir dakikalığına nöbetimi devralabilir misin? Açlıktan ölüyorum.

More Sentences
Dilbilim
spell f. hecelemek
You spelled the word correctly.
Kelimeyi doğru heceledin.

More Sentences
Meteoroloji
spell i. dönem
The lack of rain caused a dry spell.
Yağmur yağmaması kurak bir döneme neden oldu.

More Sentences
Genel
spell i. çalışma sırası
spell i. nöbet
spell i. çekicilik
spell i. süre
spell i. sıra
spell i. büyülenme
spell i. alımlılık
spell i. sihir
spell i. afsun
spell i. cincilik
spell i. bağı
spell i. vardiya
spell i. müddet
spell i. büyüleme
spell i. tılsım
spell i. kısa mesafe
spell i. (kısa/belirsiz) an/dönem
spell i. knur and spell oyununda kullanılan tuzak
spell i. dinlenme süresi
spell i. boş vakit
spell i. hızlıca gelip geçen hava olayı
spell i. birden gelişen hava durumu
spell f. doğru yazmak (imla kurallarına göre kelimeyi)
spell f. diye okunmak
spell f. nöbetini devretmek
spell f. yerine çalışmak
spell f. sökmek
spell f. büyülemek
spell f. harflerini söylemek
spell f. harf harf kodlamak
spell f. keşfetmek
spell f. bulmak
spell f. ortaya çıkarmak
spell f. araştırmak
spell f. anlamak
spell f. kavramak
spell f. düşünmek
spell f. düşünmek
spell f. değerlendirmek
spell f. göz önünde bulundurmak
spell f. (harf, sembol veya işaretleri bir araya getirerek) kelime oluşturmak
spell f. öneride bulunmak
spell f. tavsiye sunmak
spell f. öneri sunmak
spell f. ipucu vermek
spell f. üstü kapalı söylemek
spell f. laf dokundurmak
spell f. ima etmek
spell f. yer vermek
spell f. yardım etmek
spell f. destek olmak
spell f. derdine derman olmak
spell f. dinlendirmek
spell f. ara vermek
spell f. mola vermek
spell f. vardiyalı çalışmak
spell f. kafa dinlemek
spell f. dinlenmek
Irregular Verb
spell f. spelled/spelt - spelled/spelt
Dilbilim
spell f. (sözcük) düzenlemek
spell f. oluşturmak
spell f. yaratmak
spell f. şekil vermek
spell f. hayat vermek
Silah/Atıcılık
spell i. (okçuluk) yayda meydana gelen ayrılma
spell i. (okçuluk) yayın arkasında oluşan kıymık
Spor
spell i. (kriket) altı vuruşluk net seri

"spell" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
cast a spell over f. büyü yapmak
Genel
spell check i. sözcük kontrolü
casting a spell i. büyüleme
breathing spell i. dinlenme
coughing spell i. öksürük nöbeti
hot spell i. sıcak hava
magic spell i. büyü
dizzy spell i. ani baş dönmesi
finger-spell i. jestlerle yapılan iletişim
spell making i. büyü yapma
ague spell i. sıtma tedavisi büyüsü
ague spell i. sıtma büyüsü
magical spell i. büyü gücü olduğuna inanılan formülize edilmiş söz veya sözler
by-spell i. atasözü
sinking spell i. geçici azalma
sinking spell i. (sağlıkta) geçici bozulma
sinking spell i. geçici değer kaybı
spell [dialect] i. demir çubuk
spell [obsolete] i. hikaye
spell [obsolete] i. masal
spell [dialect] i. parmaklık
spell [dialect] i. çıta
cast a spell upon f. büyü yapmak
cast a spell over f. aklını almak
put a spell f. büyü yapmak
put a spell on f. büyü yapmak
cast a spell over f. büyü yapmak
cast a spell on f. büyü yapmak
spell backward f. ters anlamak
spell something out f. birine bir şeyi ayrıntılarıyla açıklamak
cast a spell over f. büyülemek
cast a spell on f. büyülemek
cast a spell f. büyü yapmak
break a spell f. büyüyü bozmak
be under a spell f. afsunlanmak
spell something out for f. birine bir şeyi ayrıntılarıyla açıklamak
spell out f. hecelemek
break the spell f. tılsımı bozmak
be under a spell f. büyülenmek
cast a spell on f. -i büyülemek
break the spell f. büyü bozmak
reverse a spell f. büyü bozmak
cast a spell f. sihir yapmak
spell one's name f. (ismini) şehir kodlaması yapmak
make a spell f. büyü yapmak
finger-spell f. belirli el hareketleri ile iletişim kurmak
finger-spell f. parmak işaretleriyle hecelemek
spell-bound s. büyülenmiş
spell-bound s. aklı başından gitmiş
spell-bound s. çok etkilenmiş
spell-bound s. hipnoz edilmiş
for a spell zf. kısa süreliğine
Öbek Fiiller
spell someone down f. heceleme yarışmasında birini yenmek
spell down f. heceleme yarışmasında galip gelmek
spell for f. için hecelemek
spell (something) for (someone) f. (bir kelimeyi birinin doğru anlaması için) harflerine ayırmak
spell off f. ayrıntılarıyla anlatmak
spell off f. dinlenmesi için yerine bakmak/işini üstlenmek
spell off f. heceleme yarışmasına girmek/katılmak
spell off f. yerini almak
spell (something) for (someone) f. (bir kelimeyi birinin doğru anlaması için) harf harf söylemek
spell (something) for (someone or something) f. (biri/bir şey) için (bir şeyin) göstergesi olmak
spell off f. ayrıntılı bir şekilde üzerinden geçmek
spell (something) for (someone or something) f. (biri/bir şey) için (bir şeyin) işareti olmak
spell off f. yerine geçmek
spell (something) for (someone) f. (bir kelimeyi biri) için hecelemek
spell for f. -e ayrıntılarıyla açıklamak
İfadeler
easy to spell, difficult to define s. yazması kolay, ama tanımlaması zor
after a spell of expr. bir ... geçişinden sonra
after a spell of expr. kısa bir .... süresinden sonra
the spell is broken expr. büyü bozuldu
Konuşma Dili
dry spell i. kuraklık dönemi
dry spell i. kesat dönem
dry spell i. durgun dönem
spell-off i. heceleme yarışması
cast a spell over f. büyü yapmak
do I have to spell it out? expr. hecelerine mi ayırayım?
do I have to spell it out? expr. bunu açıklamalı mıyım?
do I have to spell it out (for you) expr. bunu sana açıklamam mı gerekiyor mu?
do I have to spell it out? expr. bunu açıklamam gerekiyor mu?
do I have to spell it out? expr. bunu anlatmak için daha ne yapmalıyım (resim mi çizeyim/tek tek heceleyeyim mi)?
Deyim
dry spell i. yağmursuz dönem
dry spell i. çorak geçen dönem
dry spell i. çorak dönem
dry spell i. yağışsız dönem
a good spell i. verimli bir dönem
a good spell i. randımanlı bir süreç
a good spell i. karlı bir dönem
a good spell i. bereketli bir dönem
a good spell i. uzun bir süreç
death by spell check i. imla hatası nedeniyle reddedilme
death by spell check i. yazım yanlışlarından ötürü geri çevrilme
death by spell check i. yazım denetimi tarafından ölüm
death by spell check i. yazım denetimi mağduru
death by spell check i. cv'lerdeki yazım hatası kaynaklı olumsuz izlenim
breathing spell i. mola
breathing spell i. soluklanma
breathing spell i. nefes alacak/soluklanacak bir vakit
breathing spell i. durup dinlenme/düşünme
break one's spell f. büyüsünü bozmak
spell disaster f. felaket tellallığı yapmak
spell disaster f. bir şeyin felaketle sonuçlanacağına işaret etmek
fall under someone's spell f. birisinin büyüsüne kapılmak
have someone under one's spell f. birini çekim alanına almak
have someone under one's spell f. birini çok etkilemek
have someone in one's spell f. birini etkisi altına almak
have someone under one's spell f. birini etkisi altına almak
have someone in one's spell f. birini büyülemek
have someone in one's spell f. birini çekim alanına almak
have someone in one's spell f. birini çok etkilemek
have someone under one's spell f. birini büyülemek
cast a spell over someone f. birine büyü yapmak
spell someone at the wheel f. (birine) nefes aldırmak/ara verdirmek
have someone under a spell f. büyülemek
break the spell f. büyüyü bozmak
put someone under a spell f. büyülemek
break the spell f. ortamın havasını/büyüsünü bozmak
spell someone (at something) f. birine bir konuda (bir görevde vb) nefes aldırmak
spell trouble f. felaket/bela/musibet getirmek
spell trouble f. felakete yol açmak/götürmek
spell trouble f. bela/felaket manasına/anlamına gelmek
cast a spell on somebody f. birinin üzerinde etki bırakmak
spell out f. en anlaşılır veya ayrıntılı biçimde açıklamak
spell out f. bir bir anlatmak
spell the death of f. bir şeyin sonunu getirmek
weave a spell (over somebody) [uk] f. (birine karşı) yeteneğini/becerisini sergilemek
weave a spell (over somebody) [uk] f. (birini) büyülemek
be under the spell of (someone) f. (birinin) kontrolü altında olmak
be under the spell of (someone) f. (birinin) etkisi altında olmak
be under the spell of (someone) f. (birinden) etkilenmiş olmak
be under the spell of (someone) f. (birinin) etkisinde olmak
be under (someone's) spell f. (birinin) büyüsüne kapılmak
be under (someone's) spell f. (birinin) etkisi altına girmek
break a/the spell f. laneti bozmak
break a/the spell f. büyü bozmak
break a/the spell f. büyüyü bozmak
break a/the spell f. büyüsünü kaçırmak
cast a spell on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) gönlünü çelmek
cast a spell on (someone or something) f. (birine/bir şeye) büyü yapmak
cast a spell on (someone or something) f. (birini/bir şeyi) büyülemek
fall under the spell of (someone) f. (birinin) büyüsüne kapılmak
fall under the spell of (someone) f. (birinin) etkisinde kalmak
fall under spell f. etkisinde kalmak
fall under the spell of (someone) f. (birinin) etkisi altında olmak/kalmak
fall under the spell of (someone) f. (birinin) etkisine, büyüleyiciliğine kapılmak
fall under spell f. büyüsüne kapılmak
have in spell f. etkisi altına almak
have in spell f. çekim alanına almak
have in spell f. büyülemek
have in spell f. çok etkilemek