distance - Türkçe İngilizce Sözlük

distance

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

distance — Definition

Anlamı ve Tanımı:
mesafe, uzaklık, aralık
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈdɪstəns/ – BrE /ˈdɪstəns/)
Terim Türü:
İsim: distance (distances); Fiil: distance (distances – distanced – distancing)
İki nokta arasındaki fiziksel uzaklığı; mecazi olarak da insanlar arasındaki duygusal/ilişkisel mesafeyi tanımlayan sözcüktür. Latince distantia kökünden gelir; modern kullanımda distance, matematik ve fizikte ölçülebilir bir büyüklükken, sosyal bağlamda “mesafe koyma” stratejisini ifade edecek kadar esnekleşmiştir.
Eş Anlamlılar:
separation, remoteness
Zıt Anlamlılar:
proximity, nearness

"distance" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 67 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
distance i. mesafe
Everyone noticed a certain distance between mother and daughter.
Herkes anne ve kızı arasında belli bir mesafe olduğunu fark etmişti.

More Sentences
distance i. uzaklık
Secondly, their relative isolation because of their great distance from Europe.
İkincisi, Avrupa'ya olan büyük uzaklıkları nedeniyle göreceli izolasyonları.

More Sentences
Genel
distance i. menzil
We are within striking distance of the enemy.
Düşmanın atış menzilindeyiz.

More Sentences
distance i. uzak
They heard seagulls crying in the distance.
Uzaktan martıların çığlıklarını duyuyorlardı.

More Sentences
distance i. uzaklık
Secondly, their relative isolation because of their great distance from Europe.
İkincisi, Avrupa'ya olan büyük uzaklıkları nedeniyle göreceli izolasyonları.

More Sentences
distance f. uzaklaştırmak
Fadil distanced himself from Layla.
Fadıl kendini Leyla'dan uzaklaştırdı.

More Sentences
distance f. mesafe koymak
The party has distanced itself from radical conservatives.
Parti radikal muhafazakârlarla arasına mesafe koymuştur.

More Sentences
distance f. uzaklaştırmak
Fadil distanced himself from Layla.
Fadıl kendini Leyla'dan uzaklaştırdı.

More Sentences
Teknik
distance i. uzaklık
Secondly, their relative isolation because of their great distance from Europe.
İkincisi, Avrupa'ya olan büyük uzaklıkları nedeniyle göreceli izolasyonları.

More Sentences
Bilgisayar
distance i. uzaklık
Secondly, their relative isolation because of their great distance from Europe.
İkincisi, Avrupa'ya olan büyük uzaklıkları nedeniyle göreceli izolasyonları.

More Sentences
İstatistik
distance i. uzaklık
Secondly, their relative isolation because of their great distance from Europe.
İkincisi, Avrupa'ya olan büyük uzaklıkları nedeniyle göreceli izolasyonları.

More Sentences
Spor
distance i. mesafe
Everyone noticed a certain distance between mother and daughter.
Herkes anne ve kızı arasında belli bir mesafe olduğunu fark etmişti.

More Sentences
Genel
distance i. açıklık
distance i. fasıla
distance i. araya mesafe koyma
distance i. ıraklık
distance i. ara
distance i. uzak olma
distance i. soğukluk
distance i. uzak yer
distance i. müddet
distance i. perspektif
distance i. resmiyet
distance i. aralık
distance i. süre
distance i. kat edilen mesafe
distance i. ilerleme ölçütü
distance i. uzaklar
distance i. uzak mesafe
distance i. (kişiler arası) mesafe
distance f. geçmek
distance f. uzakta tutmak
distance f. uzağa koymak
distance f. geride bırakmak
distance f. uzağa almak
distance f. ileri almak
distance f. (fikren) uzaklaşmak
distance f. uzaklaşmak
distance f. uzakta göstermek
distance s. uzağı gösteren
Teknik
distance i. aralık
distance i. iki nokta arasındaki mesafe
distance i. mesafe (uzaklık)
Medikal
distance i. distans
Psikoloji
distance f. izole olmak
distance f. (bir şeyden) uzaklaşmak
distance f. (kendini) bir şeyden soyutlamak
Matematik
distance i. (matematik) mesafe
distance i. mutlak değer
Spor
distance i. aralık
distance i. (yarışta) rota
distance i. (yarışta) yol
distance i. (yarışta) mesafe
distance f. (yarışta) farkla yenmek
distance f. mesafeyi açarak yenmek
distance f. diskalifiye olduğunu beyan etmek
distance f. (boksta nakavt olmadan) maç kazanmak
distance s. uzun mesafeli
distance s. orta mesafeli
Sanat
distance i. estetik mesafe
distance i. estetik sınır
distance i. estetik çizgi
distance i. uzak nokta
distance i. uzak bölüm
Müzik
distance i. (müzikte) aralık
distance i. interval
distance i. ses perdesi aralığı

"distance" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
long distance call i. şehirlerarası konuşma
long distance communications i. uzun mesafeler arası iletişim
social distance i. sosyal uzaklık
long distance call i. şehirlerarası görüşme
walking distance i. yürüme mesafesi
sighting distance i. görüş uzaklığı
skip distance i. sekme uzaklığı
mean distance i. ortalama uzaklık
visibility distance i. görüş mesafesi
long distance runner i. uzun mesafe koşucusu
power distance i. güç mesafesi
a good distance i. uzun bir mesafe
direct distance dialling i. otomatik arama
long distance flight i. uzun mesafe uçuşu
landing distance i. iniş mesafesi
walking distance i. yürüyüş mesafesi
long distance i. uzun mesafeli
distance education i. uzaktan eğitim
very short distance i. arpa boyu
angular distance i. açısal mesafe
vehicle distance i. araçlar arası mesafe
distance education i. açık öğretim
distance education i. uzak eğitim
distance learning i. uzaktan okuma
distance piece i. çelik
distance piece i. çiroz
sea distance i. denize uzaklık
distance from the sea i. denize uzaklık
clear distance i. temiz açıklık
reuse distance i. petek büyüklüğü (cep telefonu)
effort distance i. (kaldıraçta) kuvvet kolu
effort distance i. kuvvet yolu
long-distance i. şehirlerarası konuşma
long-distance driver i. uzun yol sürücüsü
long-distance call i. şehirlerarası konuşma
long-distance call i. şehirlerarası telefon konuşması
long-distance i. uluslararası (telefon konuşması)
long-distance call i. milletlerarası konuşma
inaccessible distance i. el yetişmez uzaklık
long distance signal i. şehirlerarası sinyal
long distance dialling i. şehirlerarası arama
long-distance communications i. uzun mesafeler arası iletişim
long distance communication i. şehirlerarası iletişim
long distance i. uzun mesafe
long-distance call i. şehirlerarası telefon görüşmesi
long-distance i. şehirlerarası telefon görüşmesi
longest distance i. en uzun mesafe
intimate distance i. mahrem mesafe
long distance relationship i. birbirinden uzakta ilişki yaşama
long distance relationship i. uzak mesafe ilişkisi
equal distance i. eşit mesafe
equal distance i. eşit uzaklık
intermediate distance i. ara mesafe
minimum following distance i. minimum izleme mesafesi
distance from the starting point i. başlangıç noktasından uzaklık
shadow distance i. gölge mesafesi
long distance i. uzak mesafe
travelled distance i. kat edilen mesafe
vertical distance i. dikey mesafe
vertical distance i. dik mesafe
distance covered i. katedilen mesafe
distance glasses i. uzak gözlüğü
mutual distance i. karşılıklı mesafe
social distance i. fiziksel mesafe
ldr (long distance relationship) i. uzak mesafe ilişkisi
hailing distance i. menzil
hailing distance i. seslenme mesafesi
hailing distance i. kapsama alanı
distance sales contract i. mesafeli satış sözleşmesi
distance sales agreement i. mesafeli satış sözleşmesi
middle distance i. parkurların 400 metre ile 1500 metre arasında değiştiği yarış
middle distance i. tablonun, çizimin veya fotoğrafın önplanı ile arkaplanı arasındaki alan
distance [obsolete] i. kavga
distance [obsolete] i. münakaşa
distance [obsolete] i. geçimsizlik
distance [obsolete] i. uyuşmazlık
distance [obsolete] i. bozuşma
distance [obsolete] i. dalaşma
distance [obsolete] i. anlaşmazlık
distance [obsolete] i. ihtilaf
distance vision i. uzağı görme
distance vision i. uzak görüşü
distance traveled i. alınan yol
distance traveled i. kat edilen mesafe
distance between mast to the keel i. Direk ile omurga arasındaki mesafe
keep one's distance from f. ile arasına mesafe koymak
keep one's distance f. araya mesafe koymak
keep somebody at a distance f. fazla samimi olmamak
keep one's distance f. yüz vermemek
keep one's distance f. uzak durmak
sail at a great distance from the lande f. açıktan gitmek
keep somebody at a distance f. mesafeli davranmak
keep somebody at a distance f. yüz vermemek
keep one's distance f. soğuk davranmak
keep someone at a distance f. birine soğuk davranmak
keep one's distance from f. uzak durmak
keep somebody at a distance f. soğuk davranmak
keep someone at a distance f. pas vermemek
cover a distance f. mesafe almak
cover a distance f. mesafe katetmek
cover a distance f. mesafe almak
hold oneself at a distance f. birisine soğuk davranmak
hold oneself at a distance f. mesafeli davranmak
keep one's distance f. birine soğuk davranmak
keep one's distance f. birisine soğuk davranmak
hold oneself at a distance f. birine soğuk davranmak
cover a distance f. mesafe kat etmek
cover a distance f. yol kat etmek
keep one's distance (from someone) f. resmiyeti korumak
watch everything from the distance f. olup biteni uzaktan izlemek
maintain a safe following distance f. takip mesafesini korumak
remain within touch distance of somebody f. birinin temas mesafesinde kalmak
remain within voice distance of somebody f. birinin ses mesafesinde kalmak
be within striking distance of f. burun buruna gelmek
be within striking distance of f. ramak kalmak
be within striking distance of f. eşiğine gelmek
be within striking distance of f. çok yaklaşmak
come within striking distance of f. ramak kalmak
come within striking distance of f. burun buruna gelmek
come within striking distance of f. çok yaklaşmak
come within striking distance of f. eşiğine gelmek
long-distance s. şehirlerarası (telefon görüşmesi vb)
long-distance s. uzun mesafeli
long-distance s. şehirlerarası (telefon görüşmesi)
long-distance s. şehirlerarası (telefon konuşması)
long-distance s. uzun mesafe
long-distance s. (telefon) şehirlerarası
long-distance s. uzak mesafeden uygulanan
long-distance s. uzun menzilli
long-distance s. uzak mesafeden etkileyen
long-distance s. uzakta yer alan
long-distance s. uzak bir alanı kapsayan
at a distance zf. uzakta
within walking distance zf. yürüme mesafesinde
in the distance zf. uzakta
a good distance off zf. epeyce uzakta
within striking distance zf. darbe indirecek mesafede
at a distance zf. belirli bir mesafede
at this distance of time zf. bunca zaman geçtikten sonra
at a distance zf. uzak bir yerde
at a distance zf. uzak bir yerde belirli bir mesafede
from a distance zf. açıktan
within striking distance zf. vurulacak mesafede
from a distance zf. gıyabi
from a great distance zf. uzaktan uzağa
to a distance zf. uzağa
within walking distance zf. yürüyüş mesafesinde
a good distance off zf. epey uzakta
at a distance of (..) metres from here zf. buraya (..) metre mesafede
from a distance zf. uzaktan