adjourn - Türkçe İngilizce Sözlük

adjourn

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

adjourn — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ertelemek, oturumu kapatmak, ara vermek
Okunuş (IPA):
(AmE /əˈdʒɝːn/ – BrE /əˈdʒɜːn/)
Terim Türü:
Fiil: adjourn (adjourns – adjourned – adjourning)
Bir toplantıyı/mahkeme oturumunu belirli bir zamana kadar ertelemeyi veya o anki oturumu kapatmayı anlatan fiildir; hukukta sık geçer. Eski Fransızca ajourner (“başka bir güne bırakmak; à jour ‘güne’”) kelimesinden İngilizceye geçmiştir; modern kullanımda adjourn, “bitirmek”ten çok “devam etmek üzere kapatmak” anlamını taşır.
Eş Anlamlılar:
recess, postpone, suspend
Zıt Anlamlılar:
convene, resume, continue

"adjourn" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
adjourn f. ertelemek
The committee is thinking of adjourning the case until reports are organised.
Komisyon, raporlar düzenleninceye kadar davanın ertelenmesi üzerinde düşünüyor.

More Sentences
adjourn f. sonraya bırakmak
adjourn f. oturuma ara vermek
Genel
adjourn f. ara vermek
We shall now adjourn until voting time.
Şimdi oylama zamanına kadar ara veriyoruz.

More Sentences
adjourn f. sona ermek (toplantı/oturum)
I declare resumed the session of the European Parliament adjourned on Thursday 25 April 2002.
Avrupa Parlamentosu'nun 25 Nisan 2002 Perşembe günü sona eren oturumunun yeniden başladığını beyan ederim.

More Sentences
adjourn f. oturuma son vermek
The Chair wants to continue, even though the committee members want to adjourn.
Komite üyeleri oturuma son vermek istese de, başkan devam etmek istiyor.

More Sentences
adjourn f. geçmek (başka yere)
The congregation finally adjourned to the dinner to celebrate.
Cemaat sonunda kutlama için akşam yemeğine geçti.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
adjourn f. ertelemek
The committee is thinking of adjourning the case until reports are organised.
Komisyon, raporlar düzenleninceye kadar davanın ertelenmesi üzerinde düşünüyor.

More Sentences
Hukuk
adjourn f. ertelemek
The committee is thinking of adjourning the case until reports are organised.
Komisyon, raporlar düzenleninceye kadar davanın ertelenmesi üzerinde düşünüyor.

More Sentences
adjourn f. oturuma son vermek
The Chair wants to continue, even though the committee members want to adjourn.
Komite üyeleri oturuma son vermek istese de, başkan devam etmek istiyor.

More Sentences
Spor
adjourn f. ertelemek
The committee is thinking of adjourning the case until reports are organised.
Komisyon, raporlar düzenleninceye kadar davanın ertelenmesi üzerinde düşünüyor.

More Sentences
Genel
adjourn f. geciktirmek
adjourn f. bitmek
adjourn f. dağılmak
adjourn f. tecil etmek
adjourn f. tehir etmek
adjourn f. ertelenmek
Konuşma Dili
adjourn f. başka bir yere gitmek
adjourn f. yer değiştirmek
adjourn f. işi bırakmak
Ticaret/Ekonomi
adjourn f. başka güne bırakmak
adjourn f. tehir etmek
adjourn f. talik etmek
Hukuk
adjourn f. başka güne bırakmak
adjourn f. celseyi kapatmak
adjourn f. celseye son vermek
adjourn f. geri bırakmak
adjourn f. geciktirmek
adjourn f. oturumu kapatmak
adjourn f. meclisi dağıtmak
adjourn f. tehir etmek

"adjourn" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 15 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
adjourn a decision f. kararı ertelemek
adjourn the meeting f. toplantıyı kesmek
adjourn a meeting f. toplantıyı kapatmak
Öbek Fiiller
adjourn for f. sonraya bırakmak
adjourn for f. ertelemek
adjourn for (something) f. başka zamana bırakmak
adjourn for (something) f. sonraya bırakmak
adjourn for (something) f. ertelemek
adjourn for f. başka zamana bırakmak
adjourn to (some place) f. başka bir yere geçmek için ara vermek/yarıda kesmek
adjourn to f. için ertelemek
adjourn to f. için ara vermek
adjourn to f. için sonraya bırakmak
Hukuk
adjourn sine die i. süresiz olarak erteleme
Siyasal
adjourn a sitting f. oturumu ertelemek