encumber - Türkçe İngilizce Sözlük

encumber

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

encumber — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yüklemek, ağırlaştırmak, engellemek
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪnˈkʌmbər/ – BrE /ɪnˈkʌmbə/)
Terim Türü:
Fiil: encumber (encumbers – encumbered – encumbering)
Birini/şeyi yük, borç veya gereksiz ayrıntılarla hareket edemez hâle getirmeyi tanımlamaktadır; hukukta “encumbered property” gibi kullanımları da vardır. Eski Fransızca encombrer (“tıka basa doldurmak, kalabalıkla engellemek”) kelimesinden İngilizceye geçmiştir; kökteki “kalabalık yüzünden yolun kapanması” imgesi, modern dilde bürokrasi ve yük metaforuyla çok iyi örtüşür.
Eş Anlamlılar:
burden, hinder
Zıt Anlamlılar:
unburden, free

"encumber" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 11 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
encumber f. sorumluluk yüklemek
The world we live in encumbers art and artists a great responsibility.
Yaşadığımız dünya sanata ve sanatçıya büyük bir sorumluluk yüklemektedir.

More Sentences
encumber f. sorumluluk altında bırakmak
The company was encumbered with debt.
Şirket borç yükünün sorumluluğu altında kalmıştı.

More Sentences
encumber f. doldurmak
encumber f. engellemek
encumber f. tıka basa doldurmak
encumber f. ayağına dolaşmak
encumber f. engel olmak
encumber f. yüklemek
encumber f. ayak bağı olmak
encumber f. borçlu olmak
encumber f. ağırlaştırmak

"encumber" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
encumber with a mortgage f. ipotek tesis etmek
encumber someone with something f. birine engel olmak
encumber someone with debts f. birisine borç yüklemek
Öbek Fiiller
encumber with f. ile ayağına dolanmak
encumber with f. ile sıkıntı vermek
encumber with f. ile sıkmak
encumber someone or something with someone or something f. biriyle/bir şeyle birinin/bir şeyin ayağına dolanmak
encumber (someone or something) with (something) f. (birine/bir şeye bir şeyle) yük olmak
encumber someone or something with someone or something f. birini/bir şeyi biriyle/bir şeyle bunaltmak
encumber (someone or something) with (something) f. (birine/bir şeye bir şeyle) sıkıntı vermek
encumber someone or something with someone or something f. birini/bir şeyi biriyle/bir şeyle sıkmak
encumber with f. ile bunaltmak
encumber someone or something with someone or something f. birine/bir şeye biriyle/bir şeyle yük olmak
encumber (someone or something) with (something) f. (bir şeyle birinin/bir şeyin) ayağına dolanmak
encumber (someone or something) with (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyle) bunaltmak
encumber (someone or something) with (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyle) sıkmak
encumber with f. ile yük olmak
encumber someone or something with someone or something f. birine/bir şeye biriyle/bir şeyle sıkıntı vermek
Ticaret/Ekonomi
issue, sell, pledge, dispose of, grant, transfer, lease, license, guarantee, encumber i. ihracı, satışı, rehine verilmesi, elden çıkarılması, devredilmesi, kiralanması, lisansının verilmesi, teminat gösterilmesi, ipotek edilmesi