| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | will i. | vasiyet | ||
|
The family gathered to discuss their father's will. Aile, babalarının vasiyetini görüşmek üzere bir araya geldi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | will i. | irade | ||
|
They have the will to succeed. Başarılı olmak için gereken iradeye sahipler. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | will i. | vasiyet | ||
|
The family gathered to discuss their father's will. Aile, babalarının vasiyetini görüşmek üzere bir araya geldi. More Sentences |
||||
| Genel | will i. | istek | ||
|
They forced me to sign a waiver against my will. Beni isteğim dışında bir feragatname imzalamaya zorladılar. More Sentences |
||||
| Genel | will i. | vasiyetname | ||
|
Our lawyers can draw up a new will for you. Avukatlarımız sizin için yeni bir vasiyetname hazırlayabilir. More Sentences |
||||
| Genel | will f. | dilemek | ||
|
Your Lord creates whatever He wills, and He chooses. Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. More Sentences |
||||
| Genel | will f. | (şikayet amaçlı) -yor | ||
|
He will keep complaining about having no money. Parasız olduğundan şikayet edip duruyor. More Sentences |
||||
| Genel | will f. | (vasiyetle) miras bırakmak | ||
|
My father willed his house to my sister. Babam evini kız kardeşime miras bıraktı. More Sentences |
||||
| Genel | will f. | (nazikçe teklif amaçlı) er/ar | ||
|
Will you have wine or whiskey? Şarap ya da viski alır mısınız? More Sentences |
||||
| Genel | will f. | (rica amaçlı) er/ar | ||
|
Will you turn around so I can see the back of the dress? Elbisenin arkasını görebilmem için arkanı döner misin? More Sentences |
||||
| Genel | will f. | (talep-rica bildiren) ar/er | ||
|
Will you take that phone call outside! Şu telefon konuşmasını dışarıda yapar mısın! More Sentences |
||||
| Genel | will f. | ebilir/abilir | ||
|
The cabin will accommodate ten people. Kulübede on kişi konaklayabilir. More Sentences |
||||
| Genel | will f. | ecek/acak | ||
|
I will be at the office tomorrow. Yarın ofiste olacağım. More Sentences |
||||
| Genel | will f. | ecektir/acaktır | ||
|
The truth will come out eventually. Gerçek er ya da geç ortaya çıkacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | will f. | meli/malı | ||
|
That will be my mother calling. Annem arıyor olmalı. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | will i. | istek | ||
|
They forced me to sign a waiver against my will. Beni isteğim dışında bir feragatname imzalamaya zorladılar. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | will i. | irade | ||
|
They have the will to succeed. Başarılı olmak için gereken iradeye sahipler. More Sentences |
||||
| Hukuk | will i. | vasiyetname | ||
|
Our lawyers can draw up a new will for you. Avukatlarımız sizin için yeni bir vasiyetname hazırlayabilir. More Sentences |
||||
| Hukuk | will i. | vasiyet | ||
|
The family gathered to discuss their father's will. Aile, babalarının vasiyetini görüşmek üzere bir araya geldi. More Sentences |
||||
| Hukuk | will i. | vasiyet | ||
|
The family gathered to discuss their father's will. Aile, babalarının vasiyetini görüşmek üzere bir araya geldi. More Sentences |
||||
| Psikoloji | ||||
| Psikoloji | will i. | irade | ||
|
They have the will to succeed. Başarılı olmak için gereken iradeye sahipler. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | will i. | azim | ||
| Genel | will i. | maksat | ||
| Genel | will i. | istem | ||
| Genel | will i. | husumet | ||
| Genel | will i. | garez | ||
| Genel | will i. | meram | ||
| Genel | will i. | murat | ||
| Genel | will i. | amaç | ||
| Genel | will i. | niyet | ||
| Genel | will i. | arzu | ||
| Genel | will i. | dilek | ||
| Genel | will i. | istenç | ||
| Genel | will f. | iradesini kullanarak bir şeyi gerçekleştirmeye çalışmak | ||
| Genel | will f. | vasiyetle bırakmak | ||
| Genel | will f. | iradesini kullanmak | ||
| Genel | will f. | istekte bulunmak | ||
| Genel | will f. | amaçlamak | ||
| Genel | will f. | azmetmek | ||
| Genel | will f. | arzulamak | ||
| Genel | will f. | (allah) buyurmak | ||
| Genel | will f. | buyurmak | ||
| Genel | will f. | iradesini kullanarak bir şeyi gerçekleştirmek | ||
| Genel | will f. | emretmek | ||
| Genel | will f. | kastetmek | ||
| Genel | will f. | niyet etmek | ||
| Genel | will f. | istemek | ||
| Genel | will f. | -acak | ||
| Genel | will f. | -ecek | ||
| Genel | will f. | arzu etmek | ||
| Genel | will f. | niyetlenmek | ||
| Genel | will f. | niyet etmek | ||
| Genel | will f. | karar vermek | ||
| Genel | will f. | kararlaştırmak | ||
| Genel | will f. | kaybolmak | ||
| Genel | will f. | yoldan çıkmak | ||
| Genel | will f. | başıboş dolaşmak | ||
| Genel | will f. | uzaklaşmak | ||
| Genel | will f. | (istekli anlamında) er/ar | ||
| Genel | will f. | (tanrı) buyurmak | ||
| Genel | will f. | herhalde | ||
| Genel | will f. | oldurmaya çalışmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | will i. | arzu | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | will i. | maksat | ||
| Hukuk | will i. | meram | ||
| Hukuk | will f. | istemek | ||
| Hukuk | will f. | vasiyet etmek | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | will i. | dimit | ||
| Felsefe | ||||
| Felsefe | will i. | istenç | ||
| Futbol | ||||
| Futbol | will i. | (amerikan futbolunda) sahanın daha az oyuncu bulunan tarafındaki defans oyuncusu | ||