will - Turkish English Dictionary

will

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

will — Definition

Meaning:
irade, vasiyet
Pronunciation (IPA):
(AmE /wɪl/ – BrE /wɪl/)
Part of speech:
İsim: will (wills); Fiil/Yardımcı fiil: will (wills – would – willing)
Synonyms:
volition, testament

Meanings of "will" in Turkish English Dictionary : 70 result(s)

English Turkish
Common Usage
will n. vasiyet
The family gathered to discuss their father's will.
Aile, babalarının vasiyetini görüşmek üzere bir araya geldi.

More Sentences
will n. irade
They have the will to succeed.
Başarılı olmak için gereken iradeye sahipler.

More Sentences
General
will n. vasiyet
The family gathered to discuss their father's will.
Aile, babalarının vasiyetini görüşmek üzere bir araya geldi.

More Sentences
will n. istek
They forced me to sign a waiver against my will.
Beni isteğim dışında bir feragatname imzalamaya zorladılar.

More Sentences
will n. vasiyetname
Our lawyers can draw up a new will for you.
Avukatlarımız sizin için yeni bir vasiyetname hazırlayabilir.

More Sentences
will v. dilemek
Your Lord creates whatever He wills, and He chooses.
Rabbin dilediğini yaratır ve seçer.

More Sentences
will v. (şikayet amaçlı) -yor
He will keep complaining about having no money.
Parasız olduğundan şikayet edip duruyor.

More Sentences
will v. (vasiyetle) miras bırakmak
My father willed his house to my sister.
Babam evini kız kardeşime miras bıraktı.

More Sentences
will v. (nazikçe teklif amaçlı) er/ar
Will you have wine or whiskey?
Şarap ya da viski alır mısınız?

More Sentences
will v. (rica amaçlı) er/ar
Will you turn around so I can see the back of the dress?
Elbisenin arkasını görebilmem için arkanı döner misin?

More Sentences
will v. (talep-rica bildiren) ar/er
Will you take that phone call outside!
Şu telefon konuşmasını dışarıda yapar mısın!

More Sentences
will v. ebilir/abilir
The cabin will accommodate ten people.
Kulübede on kişi konaklayabilir.

More Sentences
will v. ecek/acak
I will be at the office tomorrow.
Yarın ofiste olacağım.

More Sentences
will v. ecektir/acaktır
The truth will come out eventually.
Gerçek er ya da geç ortaya çıkacaktır.

More Sentences
will v. meli/malı
That will be my mother calling.
Annem arıyor olmalı.

More Sentences
Trade/Economic
will n. istek
They forced me to sign a waiver against my will.
Beni isteğim dışında bir feragatname imzalamaya zorladılar.

More Sentences
Law
will n. irade
They have the will to succeed.
Başarılı olmak için gereken iradeye sahipler.

More Sentences
will n. vasiyetname
Our lawyers can draw up a new will for you.
Avukatlarımız sizin için yeni bir vasiyetname hazırlayabilir.

More Sentences
will n. vasiyet
The family gathered to discuss their father's will.
Aile, babalarının vasiyetini görüşmek üzere bir araya geldi.

More Sentences
will n. vasiyet
The family gathered to discuss their father's will.
Aile, babalarının vasiyetini görüşmek üzere bir araya geldi.

More Sentences
Psychology
will n. irade
They have the will to succeed.
Başarılı olmak için gereken iradeye sahipler.

More Sentences
General
will n. azim
will n. maksat
will n. istem
will n. husumet
will n. garez
will n. meram
will n. murat
will n. amaç
will n. niyet
will n. arzu
will n. dilek
will n. istenç
will v. iradesini kullanarak bir şeyi gerçekleştirmeye çalışmak
will v. vasiyetle bırakmak
will v. iradesini kullanmak
will v. istekte bulunmak
will v. amaçlamak
will v. azmetmek
will v. arzulamak
will v. (allah) buyurmak
will v. buyurmak
will v. iradesini kullanarak bir şeyi gerçekleştirmek
will v. emretmek
will v. kastetmek
will v. niyet etmek
will v. istemek
will v. -acak
will v. -ecek
will v. arzu etmek
will v. niyetlenmek
will v. niyet etmek
will v. karar vermek
will v. kararlaştırmak
will v. kaybolmak
will v. yoldan çıkmak
will v. başıboş dolaşmak
will v. uzaklaşmak
will v. (istekli anlamında) er/ar
will v. (tanrı) buyurmak
will v. herhalde
will v. oldurmaya çalışmak
Trade/Economic
will n. arzu
Law
will n. maksat
will n. meram
will v. istemek
will v. vasiyet etmek
Textile
will n. dimit
Philosophy
will n. istenç
Football
will n. (amerikan futbolunda) sahanın daha az oyuncu bulunan tarafındaki defans oyuncusu

Meanings of "will" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
free will n. hür irade
one's last will n. son arzusu
national will n. milli irade
ill will n. husumet
good will n. hüsnüniyet
good will n. sağistem
will to work n. çalışma isteği
will power n. buyrum
free will and determinism n. özgür irade ve belirlenimcilik
ill will n. garez
will to knowledge n. bilme istemi
will to succeed n. başarma arzusu
independent will n. hür irade
free will n. gönüllü tercih/karar
weakness of will n. iradesizlik
freedom of will n. irade özgürlüğü
ill will n. kötü niyet
will of god n. allahın takdiri
will of god n. takdiri ilahi
will of god n. tanrının takdiri
will power n. motivasyon
will power n. kararlılık
last will n. son arzu
free will of a person n. irade-i cüz’iyye
self-will n. inatçılık
self-will n. ölmez
self-will n. benlikçilik
the absolute will of good n. irade-i ilahiye
the absolute will of god n. irade-i külliye
will-o-the-wisp n. ham hayal
will-o-the-wisp n. ılgım
will-to-power n. güç istemi
will-o-the-wisp n. yanıltıcı
will-o-the-wisp n. aldatıcı
will-o-the-wisp n. gerçekleşmesi imkansız bir şey
will-o-the-wisp n. bataklıklarda gece görülen ve yakamoza benzeyen bir parıltı
free will n. serbest irade
ancient will n. eski vasiyet
will to live n. yaşama isteği
free will n. özgür iradeyle yapılan seçim
free will n. özgür irade
strong will n. sağlam irade
strong will n. güçlü irade
iron will n. sağlam irade
iron will n. güçlü irade
will-to-order n. kural istemi
popular will n. halk iradesi
joint will n. ortak irade
common will n. ortak irade
living will n. yaşam iradesi
force of will n. irade gücü
will power n. irade gücü
strength of will n. irade gücü
self-will n. irade gücü
violation of the divine will n. ilahi iradenin ihlali
particular will n. cüzi irade
public will n. halk iradesi
god's will n. tanrı'nın iradesi
will of god n. tanrı'nın iradesi
will-o'-the-wisp n. güvenilmez şey
will-o'-the-wisp n. güvenilmez kimse
will-o'-the-wisp n. ayartıp baştan çıkaran kimse
will-o'-the-wisp n. baştan çıkarıcı şey
general will n. genel irade
ill-will n. düşmanlık
ill-will n. kötü niyet
ill-will n. husumet
good will n. (işletme-müşteri veya ülkeler arası) iyi ilişki
good will n. içten gelerek kabul etme
good will n. gönüllülük
good will n. işletmenin pazar değeri sayılabilecek olumlu itibarı
indomitable will n. yılmayan irade
indomitable will n. yılmaz irade
free-will n. karar verme özgürlüğü
free-will n. alternatifler arasından seçim yapma özgürlüğü
illusion of free will n. özgür irade yanılgısı
will to v. vasiyet yoluyla bir şeyi birine bırakmak
leave where it will be stepped on v. ayak altında bırakmak
not to will v. arzu etmemek
will to v. bırakılmasını vasiyet etmek (bir şeyin birine)
speak one's last will v. vasiyet etmek
speak one's last will v. vasiyette bulunmak
make one's last will v. vasiyette bulunmak
dispose of by will v. mirasla bırakmak
make a will v. vasiyet hazırlamak
make a will v. vasiyetini hazırlamak
harbor ill will (towards) v. kin beslemek
harbor ill will (towards) v. kin duymak
harbor ill will (towards) v. kin gütmek
harbor ill will (towards) v. garezi olmak
wait to see which way the cat will jump v. yaş tahtaya basmamak
have a determined will v. iradeli olmak
break a will v. vasiyeti ihlal etmek
break a will v. bir vasiyeti bozmak
harbor ill-will against v. kötü niyet gütmek
harbor ill-will against v. kötü niyet beslemek
will something to someone v. birisine miras bırakmak
show some good will towards change v. değişim yolunda biraz olsun iyi niyet göstermek
have one's will v. istediğini elde etmek
have one's will v. arzu ettiğine kavuşmak
demonstrate a will v. irade ortaya koymak
demonstrate a will v. irade göstermek
will [dialect] adj. ne yapacağını bilmez
will [dialect] adj. ne yapacağını bilmez
will [dialect] adj. şaşırmış halde
will [dialect] adj. şaşkın
will [dialect] adj. şaşkın
will [dialect] adj. şaşırmış halde
free-will adj. gönüllü
free-will adj. özgür irade ile ilişkili
free-will adj. içten gelen
free-will adj. özgür iradeye ait
free-will adj. kendiliğinden olan
at will adv. istenilen zamanda
at will adv. istediği vakit
at one's sweet will adv. isteğine göre
at will adv. istediğinde
of one's own free will adv. kendiliğinden
at will adv. istediği gibi
at will adv. istediği zaman
at one's sweet will adv. keyfine göre
at will adv. canı istediği zaman
at will adv. istenilen şekilde
at one's own sweet will adv. keyfine göre
at one's own sweet will adv. canı isterse
at one's own sweet will adv. nasıl isterse
with a will adv. istekle
with a will adv. şevkle
with a will adv. çaba harcayarak
with a will adv. hevesle
will [dialect] adv. yoldan çekilerek
will [dialect] adv. yoldan çıkarak
will [dialect] adv. yoldan çekilerek
will [dialect] adv. yoldan çıkarak
that will do interj. kafi
that will do interj. yetişir
that will be the day expr. dört gözle bekliyorum!
that will be the day expr. işte o gün harika bir gün olurdu
wc (will call) abrev. satıcının işyerinde teslim
winna (will not) abrev. will not
Phrasals
will away v. bağışlamak
will away v. (tüm servetini vb.) bırakmak
will away v. miras olarak bırakmak
will to v. iradesini kullanarak bir şeyi gerçekleştirmeye çalışmak
will to v. dilemek
will to v. arzu etmek
will to v. istemek
will to v. ummak
will to v. niyet etmek
Phrases
with a will expr. gayretle