curl - Türkçe İngilizce Sözlük

curl

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

curl — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kıvrılmak, bukle, kıvırmak
Okunuş (IPA):
(AmE /kɝːl/ – BrE /kɜːl/)
Terim Türü:
İsim: curl (curls); Fiil: curl (curls – curled – curling)
Saçın bukle hâline gelmesini veya bir şeyi kıvırmayı tanımlar; isim olarak bukle/kıvrım anlamına gelir. Latince curlare gibi bir köke değil, Orta İngilizce döneminde oluşmuş yerli bir gelişime dayanır; modern dilde saç, duman, kâğıt gibi nesnelerin kıvrımlı hareketini canlı biçimde betimler.
Eş Anlamlılar:
coil, twist
Zıt Anlamlılar:
straighten, flatten

"curl" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 55 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
curl i. bukle
Her heatless overnight curls look fabulous.
Gece yatarken saçına ısı uygulamaksızın yaptığı bukleler harika görünüyordu.

More Sentences
Genel
curl i. bukle
Her heatless overnight curls look fabulous.
Gece yatarken saçına ısı uygulamaksızın yaptığı bukleler harika görünüyordu.

More Sentences
curl i. lüle
Molly took her time to combine her long curls.
Molly uzun lülelerini bir araya toplarken acele etmedi.

More Sentences
curl i. kıvrım
The curl of smoke coming from behind the hill alarmed the dwellers.
Tepenin ardından kıvrımlar halinde duman, bölge sakinlerini alarma geçirdi.

More Sentences
curl f. kıvrılmak
The cover of the magazine curled inward in his bag.
Derginin kapağı çantasında içe doğru kıvrılmıştı.

More Sentences
curl f. kıvır kıvır yapmak
Gunner curled the LED lights around the Christmas tree.
Gunner, Noel ağacındaki LED ışıklarını kıvır kıvır yaptı.

More Sentences
curl f. bukle yapmak
Curling my hair takes a lot of time.
Saçımı bukle yapmak çok zaman alıyor.

More Sentences
curl f. kıvırmak
Fang Mingquan curled his lips and felt suffocated.
Fang Mingquan dudaklarını kıvırdı ve boğulduğunu hissetti.

More Sentences
Teknik
curl f. kıvırmak
Fang Mingquan curled his lips and felt suffocated.
Fang Mingquan dudaklarını kıvırdı ve boğulduğunu hissetti.

More Sentences
Matbaa
curl i. kıvrım
The curl of smoke coming from behind the hill alarmed the dwellers.
Tepenin ardından kıvrımlar halinde duman, bölge sakinlerini alarma geçirdi.

More Sentences
Genel
curl i. kakül
curl i. saç lülesi
curl i. pürçek
curl i. kahkül
curl i. büklüm
curl i. kıvırma
curl i. dolam
curl i. yaprak büzülmesi
curl i. dönerge
curl i. asimetrik yaprak gelişimi
curl i. ahşap yapısındaki kavisli veya spiral şeklinde iz
curl i. asma bıyığı
curl i. tam mekik
curl i. bükme
curl f. bükülmek
curl f. dalgalandırmak
curl f. dönerek/kıvrılarak hareket etmek
curl f. bükmek
curl f. yüzünü buruşturmak
curl f. kıvrımlı görünecek şekilde ince ince kesmek
curl f. körling oynamak
curl f. kolunu bükerek ağırlık kaldırmak
curl f. (şapka yapımında) şapkanın siperini bükmek
curl f. dalgalanmak
curl f. dalgalar halinde yükselmek
curl f. (birini yerin dibine) sokmak
curl f. ondüle yapılmak
Teknik
curl i. atmosferde serbest bırakılan kağıdın düzlemden ayrılma derecesi
curl f. bükmek
Bilgisayar
curl i. bir programlama ortamı
Matematik
curl i. rotasyonel işlemi
Fizik
curl i. rotasyonel
Botanik
curl i. yaprakların anormal şekilde dönmesi veya kıvrılması
curl i. yaprak bitleri veya diğer emici böceklerden kaynaklı büyüme kusuru
Coğrafya
curl i. kırılan bir dalganın tepesi öne doğru döküldüğünde oluşan içi boş su kemeri
curl i. girdap
curl i. anafor
Spor
curl i. ok yayında ani kıvrılma
curl i. ağırlığın göğüs veya omuz seviyesine kaldırıldığı bir tür vücut geliştirme egzersizi
curl i. hareketli curling taşının düz çizgiden uzaklaşma hareketi
Müzik
curl i. yaylı çalgı gövdesindeki ahşabın açık ve koyu renkli zıt desenleri
curl i. enstrümanda yalaz görünümlü ahşap deseni
Matbaa
curl i. büklüm
curl s. dalgalı
curl s. damarlı

"curl" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
curl up f. kıvırmak
Genel
leaf curl i. kıvırcık baş hastalığı
kiss-curl i. küçük saç lülesi
dust curl i. toz topağı
jheri curl i. ıslak permalı saç stili
pin curl i. bigudi
curl paper i. bigudi kağıdı
curl-paper i. bigudi kağıdı
sausage curl i. sosis biçimli saç buklesi
spit curl i. alın veya şakağa yapıştırılan bukle
curl up f. bükülmek
curl up f. bükmek
curl oneself up f. dertop olmak
curl one's lip f. dudak bükmek
curl up f. kıvrılmak
curl one's hair f. saçını kıvırmak
curl one's hair f. saç kıvırmak
curl up in bed f. yatağa kıvrılmak
curl up f. vazgeçmek
curl up f. çökmek
curl up f. düşmek
curl up f. bırakmak
curl up f. rahat bir köşeye çekilmek
in curl s. kıvrık
Öbek Fiiller
curl up f. icabına bakmak
curl up f. birini öldürmek
curl up f. işini bitirmek
curl up f. defterini dürmek
curl up into something f. bükülmek
curl something up f. bir şeyi bükmek
curl up into something f. dolanmak
curl up with f. ile koltuğa, yatağa kurulmak
curl up with (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yanına kıvrılıp yatmak
curl up with (someone or an animal) f. (biriyle/bir hayvanla) sarılıp yatmak
curl up with f. ile koltuğa, yatağa kıvrılmak
curl up to something f. bükülmek
curl up with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) sarılıp yatmak
curl up with f. ile koltuğa, yatağa kırışmak
curl up with (someone or something) f. (birine/bir şeye) sokulmak
curl up with (someone or an animal) f. (birinin/bir hayvanın) yanına kıvrılıp yatmak
curl something up f. bir şeyi kıvırmak
curl up with (something) f. (bir şeyle) kıvrılıp yatmak
curl up to something f. kıvrılıp yatmak
curl up to something f. kıvrılmak
curl up with (something) f. (kitapla, telefonla) koltuğa, yatağa kurulmak
curl up with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) kıvrılıp yatmak
curl up into something f. kıvrılıp yatmak
curl up with (someone or an animal) f. (biriyle/bir hayvanla) kıvrılıp yatmak
curl up with (something) f. (bir şeyle) rahatça uzanmak
curl up with (someone or an animal) f. (birine/bir hayvana) sokulmak
curl up to something f. dolanmak
curl up into something f. kıvrılmak
Konuşma Dili
curl (one's) hair f. şaşırtmak
curl someone's hair f. sarsmak
curl someone's hair f. korkutmak
curl (one's) hair f. tüylerini diken diken etmek
curl someone's hair f. ödünü patlatmak
curl (one's) hair f. ödünü patlatmak
curl someone's hair f. (birini) şoke etmek
curl (one's) hair f. (birini) şoke etmek
curl someone's hair f. tüylerini diken diken etmek
curl someone's hair f. şaşırtmak
curl (one's) hair f. korkutmak
curl (one's) hair f. sarsmak
curl up [uk] f. yerin dibine sokmak
curl up [uk] f. yerin dibine geçmek
out of curl [obsolete] s. düz (saç)
out of curl [obsolete] s. kıvırcıklığını yitirmiş (saç)
out of curl [obsolete] s. kıvırcıklığı kaybolan (saç)
out of curl [uk] s. uyuşuk
out of curl [uk] s. kuvvetten düşmüş
out of curl [uk] s. halsiz
out of curl [uk] s. enerjisi bitik
Deyim
curl one's lip f. dudak bükmek
curl up and die f. yerin dibine girmek
curl someone's hair f. (birinin) tüylerini diken diken etmek
curl one's lips f. dudak buruşturmak
curl one's lips f. dudak bükmek
make somebody's toes curl f. birisini korkutmak
make somebody's toes curl f. birisini ürkütmek
curl somebody's toes f. birisini korkutmak
make somebody's toes curl f. birisini dehşete düşürmek
curl somebody's toes f. birisini ürkütmek
curl somebody's toes f. birisini dehşete düşürmek
make somebody's hair curl f. (birinin) tüylerini diken diken etmek
make somebody's toes curl f. (birisinin) tüylerini diken diken etmek
curl somebody's toes f. (birisinin) tüylerini diken diken etmek
curl up with a book f. eline güzel bir kitap alıp koltuğa vb kurulmak
make somebody's toes curl f. yerin dibine sokmak
make somebody's toes curl f. rezil etmek
curl up and die f. ölmek
want to curl up and die f. utançtan yerin dibine geçmek
want to curl up and die f. utancından ölmek istemek
want to curl up and die f. (utançtan) yer yarılıp içine girmek
want to curl up and die f. (utançtan) yerin dibine girmek
curl up in a ball f. (utançtan/korkudan) tortop olmak
curl up into a ball f. (utançtan/korkudan) tortop olmak
want to curl up and die f. (utançtan) yerin dibine girmek istemek (yer yarılsaydı da içine girseydim)
want to curl up and die f. utancından yerin dibine girmek
want to curl up and die f. utancından yerin dibine geçmek
curl the mo [australia] f. üstün başarı kazanmak
curl the mo [australia] f. üstün gelmek
curl the mo [australia] f. olağanüstü başarı kazanmak
make (one's) hair curl f. (birini) huzursuz etmek
make (one's) hair curl f. (birinin) yüzünün kızarmasına neden olmak
make (one's) hair curl f. (birini) utandırmak
make (one's) hair curl f. (birini) rahatsız etmek
make (one's) hair curl f. (birinin) keyfini kaçırmak
curl up with a (good) book f. elinde güzel bir kitapla rahatça uzanmak
(just) curl up and die f. geri çekilmek
curl your lip f. küçümseyerek gülmek
curl your lip f. dudağını bükmek
curl your lip f. alayla gülümsemek
(just) curl up and die f. kabuğuna çekilmek
(just) curl up and die f. köşeye çekilmek
curl hair f. şoke etmek
(just) curl up and die f. utançtan yerin dibine girmek
curl hair f. korkutmak
curl hair f. sarsmak
curl hair f. saç kıvırmak
(just) curl up and die f. utancından ölmek
curl up with a (good) book f. eline güzel bir kitap alıp koltuğa vb kurulmak
curl hair f. tüylerini diken diken etmek
curl hair f. saçını kıvırmak
curl hair f. ödünü patlatmak
make (one's) toes curl f. (birini) dehşete düşürmek
make (one's) toes curl f. (birini) keyiflendirmek
make (one's) toes curl f. (birini) hoşnut etmek
make (one's) toes curl f. (birini) ürpertmek
make (one's) toes curl f. (birini) memnun etmek
make (one's) toes curl f. (birini) korkutmak
make (one's) toes curl f. (birini) yerin dibine sokmak
make (one's) toes curl f. (birini) mutlu etmek
make (one's) toes curl f. (birinin) tüylerini diken diken etmek
make your hair curl [uk] f. dehşete düşürmek
make your toes curl f. utandırmak
curl your hair [us] f. tüylerini ürpertmek
make your toes curl f. yerin dibine sokmak
make your toes curl f. tüylerini diken diken etmek
curl your hair [us] f. korkutmak
make your toes curl f. tüylerini ürpertmek
make your hair curl [uk] f. tüylerini ürpertmek
curl your hair [us] f. tüylerini diken diken etmek
make your hair curl [uk] f. korkutmak
make your toes curl f. şoka sokmak
make your toes curl f. dehşete düşürmek
make your hair curl [uk] f. tüylerini diken diken etmek
curl your hair [us] f. dehşete düşürmek
curl the hair f. hayrete düşürmek
curl the hair f. şaşırtmak