| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | flatten f. | düzleştirmek | ||
|
Before rolling the dough, it is best to flatten it. Hamuru açmaya başlamadan önce düzleştirmek iyi olur. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | flatten f. | yassılaştırmak | ||
| Genel | ||||
| Genel | flatten f. | yerle bir etmek | ||
|
The bombs of the enemy flattened the town. Düşman bombaları kasabayı yerle bir etti. More Sentences |
||||
| Genel | flatten f. | düzleştirmek | ||
|
Before rolling the dough, it is best to flatten it. Hamuru açmaya başlamadan önce düzleştirmek iyi olur. More Sentences |
||||
| Genel | flatten f. | açmak | ||
|
He flattened the dough. O, hamuru açtı. More Sentences |
||||
| Genel | flatten f. | yere sermek | ||
|
An 18-year-old flattened an opponent in the kickboxing match. 18 yaşındaki bir genç, kickboks maçında rakibini yere serdi. More Sentences |
||||
| Genel | flatten f. | ezip geçmek | ||
|
During the debate, we flattened the opposite team. Münazarada karşı takımı ezip geçtik. More Sentences |
||||
| Genel | flatten f. | düzleşmek | ||
| Genel | flatten f. | yassılatmak | ||
| Genel | flatten f. | bozum etmek | ||
| Genel | flatten f. | yassılaşmak | ||
| Genel | flatten f. | matlaştırmak | ||
| Genel | flatten f. | yassılamak | ||
| Genel | flatten f. | dümdüz etmek | ||
| Genel | flatten f. | tatsızlaşmak | ||
| Genel | flatten f. | düzleştirilmek | ||
| Genel | flatten f. | yassıltmak | ||
| Genel | flatten f. | keyfini kaçırmak | ||
| Genel | flatten f. | ezmek | ||
| Genel | flatten f. | düzlemek | ||
| Genel | flatten f. | donuklaştırmak | ||
| Genel | flatten f. | yaslamak | ||
| Genel | flatten f. | foslatmak | ||
| Genel | flatten f. | (bir mücadelede) dümdüz edilmek | ||
| Genel | flatten f. | devirmek | ||
| Genel | flatten f. | moralini bozmak | ||
| Genel | flatten f. | kederlendirmek | ||
| Genel | flatten f. | cesaretini kırmak | ||
| Genel | flatten f. | bastırmak | ||
| Boyacılık | ||||
| Boyacılık | flatten f. | (boyayı) matlaştırmak | ||
| Boyacılık | flatten f. | (yüzeyi) astarla kaplamak | ||
| Boyacılık | flatten f. | (yüzeyi) mat boya ile kaplamak | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | flatten f. | (yelkeni) kıça en yakın tarafa çekerek yelkenliyi döndürmek üzere ayarlamak | ||
| Spor | ||||
| Spor | flatten f. | rakibi nakavt etmek | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | flatten f. | bemollemek | ||
| Müzik | flatten f. | kalınlaştırmak | ||