| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | whisper i. | fısıltı | ||
|
Sadie said she was disappointed in a whisper. Sadie fısıltıyla hayal kırıklığına uğradığını söyledi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | whisper f. | fısıldamak | ||
|
Armani kept whispering to his co-worker during the meeting. Armani toplantı esnasında iş arkadaşının kulağına bir şeyler fısıldayıp durdu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | whisper i. | söylenti | ||
|
There have been some whispers of pay rise these days. Bugünlerde maaşlarda artış olacağı söylentileri var. More Sentences |
||||
| Genel | whisper i. | fısıltı | ||
|
Sadie said she was disappointed in a whisper. Sadie fısıltıyla hayal kırıklığına uğradığını söyledi. More Sentences |
||||
| Genel | whisper i. | söylenti | ||
|
There have been some whispers of pay rise these days. Bugünlerde maaşlarda artış olacağı söylentileri var. More Sentences |
||||
| Genel | whisper f. | fısıldamak | ||
|
Armani kept whispering to his co-worker during the meeting. Armani toplantı esnasında iş arkadaşının kulağına bir şeyler fısıldayıp durdu. More Sentences |
||||
| Genel | whisper f. | fısıldaşmak | ||
|
I heard Tom and Mary whispering. Tom ve Mary'nin fısıldaştıklarını duydum. More Sentences |
||||
| Genel | whisper f. | gizlice söylemek | ||
|
Quinn whispered that she was quitting the project soon. Quinn fısıldayarak yakında projeden ayrılacağını söyledi. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | whisper i. | fısıltı | ||
|
Sadie said she was disappointed in a whisper. Sadie fısıltıyla hayal kırıklığına uğradığını söyledi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | whisper i. | fısırtı | ||
| Genel | whisper i. | ima | ||
| Genel | whisper i. | fısfıs | ||
| Genel | whisper i. | hışırtı | ||
| Genel | whisper i. | fısıldanan şey | ||
| Genel | whisper i. | belli belirsiz iz | ||
| Genel | whisper i. | belli belirsiz ipucu | ||
| Genel | whisper i. | çok gizli rapor | ||
| Genel | whisper i. | gizli içerikli iletişim | ||
| Genel | whisper f. | fıs fıs konuşmak | ||
| Genel | whisper f. | hışırdamak | ||
| Genel | whisper f. | dedikodu yapmak | ||
| Genel | whisper f. | kulağına söylemek | ||
| Genel | whisper f. | fısıltı ile konuşmak | ||
| Genel | whisper f. | fısıldayarak etkilemek | ||
| Genel | whisper f. | fısıldayarak harekete geçirmek | ||
| Genel | whisper f. | fısıldayarak teşvik etmek | ||
| Genel | whisper f. | gizlice bildirmek | ||
| Genel | whisper f. | gizlice önermek | ||
| Genel | whisper f. | fısıldayarak konuşmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | whisper i. | sohbet odasındaki bir kişiye gönderilen özel mesaj | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | whisper f. | (yaprak, ağaç) alçak ve yavaş bir hışırtı çıkarmak | ||