we - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

we

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"we" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
we zm. biz

"we" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
General
the only thing we can say i. söyleyebileceğimiz tek şey
the only thing we can say i. söylenecek tek şey
where we stand now i. gelinen nokta
hotel we are staying i. kaldığımız otel
the world we live in i. yaşadığımız dünya
we-feeling i. biz duygusu
the companies we represent i. temsil ettiğimiz şirketler
all the questions we asked i. sorduğumuz tüm sorular
all the questions we asked i. sorduğumuz bütün sorular
so say we all i. battlestar galactica evreninde amin
since we last met zf. görüşmeyeli
as we talked zf. konuştuğumuz gibi
as far as we are concerned zf. anladığımız kadarıyla
as much as we can zf. elimizden geldiğince
until we meet again zf. tekrar buluşuncaya kadar
until we meet again zf. yeniden buluşuncaya kadar
here we go ünl. hadi bakalım
here we go ünl. hadi
Phrases
we must also think more şunu da gözönüne almalıyız ki
we need hardly mention that söylemeye gerek yoktur ki
we must also think more şunu da düşünmeliyiz ki
we must also think more şunu da gözönüne atmalıyız ki
while we are at it hazır bu iş üzerinde iken
we need hardly mention that söylemeye gerek yoktur ki
as we know biliyoruz ki
as we have noted before yukarıda değindiğimiz gibi
we kindly submit arz ederiz
we can say that diyebiliriz ki
we can say that denebilir ki
as much as we understand anladığımız kadarıyla
as far as we understand anladığımız kadarıyla
we herewith declare işbu belgeyle beyan ederiz
we declare beyan ederiz
as best as we can elimizden geldiğince
as much as we can elimizden geldiği kadar
as best as we can elimizden geldiği kadar
we sincerely apologize for the temporary inconvenience we have caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologise for any temporary inconvenience caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür dileriz
we apologise for any temporary inconvenience caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for the temporary inconvenience we may have caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for any inconvenience caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür dileriz
we apologize for any inconvenience caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for the temporary inconvenience we may have caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür dileriz
we sincerely apologize for the temporary inconvenience we have caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür dileriz
we musn't forget unutmamamız gerekir ki
we mustn't forget (that) unutmamak gerekir ki
we are all equal in the sight of god tanrının nazarında hepimiz eşitiz
in god we trust tanrıya güveniriz
we are from different worlds ayrı dünyaların insanıyız
when we consider göz önünde bulundurursak
if we consider göz önünde bulundurduğumuzda
when we consider göz önünde bulundurduğumuzda
if we consider göz önünde bulundurursak
as far as we know bildiğimiz kadarıyla
as we have seen gördüğümüz üzere
as we agreed (on) anlaştığımız üzere
as we agreed upon anlaştığımız üzere
while we are at it (hazır) başlamışken
when we look today günümüze baktığımızda
when we look at the present günümüze baktığımızda
my (founding) father, we follow your footsteps atam izindeyiz
as we show gösterdiğimiz gibi
we haven't been in correspondence for a while bir süredir yazışmıyoruz
we haven't corresponded for a while bir süredir yazışmıyoruz
it's been a while since we last wrote to each other bir süredir yazışmıyoruz
it has been a while since we last wrote to each other bir süredir yazışmıyoruz
how do i/we/you know that? ne malum?
based on what we talked konuştuklarımıza istinaden
we hope our offer meets your expectations teklifimizin ihtiyaçlarınızı karşılayacağını ümit ederiz
we have one suspect in custody gözaltında bir şüpheli var
if we isek
we got intel recently that ...bilgisini aldık
if we pay (close) attention dikkat edilirse
if we look closely dikkat edilirse
we're (we are) biz
we all smile in the same language hepimiz aynı dilde gülümsüyoruz
If we take into account all of these tüm bunları dikkate alacak olursak
If we take into account all of these factors tüm bu unsurları dikkate alacak olursak
we kindly request your contribution katkılarınızı rica ederiz
when we look more closely daha yakından baktığımızda
we were so close not any more than anyone else hiç kimsenin olmadığı kadar yakındık birbirimize
nothing is so firmly believed as what we least know en çok inandığımız şeyler, en az bildiklerimizdir
we should call it a day bugünlük bu kadar yeter
we who labor here seek only the truth bizim burada vazifemiz gerçeği bulmak
when we first met(meet) ilk görüştüğümüzde
that's all we have time for bize ayrılan sürenin sonuna geldik
shall we say diyelim ki
shall we say diyelim
shall we say demek ki
we condemn terrorism terörü lanetliyoruz
we condemn terrorism terörü kınıyoruz
we don't know his whereabouts nerede olduğunu bilmiyoruz
are you one of those who we couldn't make czechoslovakian? çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?
no matter if we win or lose yensek de yenilsek de
no matter if we win or lose kazansak da kaybetsek de
we are in maintenance bakımdayız
where do we go from here? şimdi ne olacak?
we are kindly waiting your confirmation teyidinizi rica ederiz
we must be on our way yolcu yolunda gerek
we salute the rank not the man kişiye değil, makama (rütbeye) saygı duyarız
we are what we eat ne yiyorsak oyuz
we must respect differences farklılıklara saygılı olmalıyız
Proverb
united we stand united we are stronger birlikten kuvvet doğar
eat, drink, and be merry, for tomorrow we die ye, iç, eğlen şu üç günlük dünyada
eat, drink, and be merry, for tomorrow we die ye, iç, eğlen; yarın yokuz
we must learn to walk before we can run koşmadan önce yürümeyi öğrenmeliyiz
times change and we with time zamanla beraber biz de değişiriz
times change and we with time zaman değişir insanlar değişir
united we stand divided we fall birlikten kuvvet doğar
united we stand divided we fall birlik olmadan dirlik olmaz
united we stand divided we fall nerde birlik orda dirlik
the worst lies are the lies we tell ourselves en kötü yalanlar kendimize söylediğimiz yalanlardır
the worst lies are the lies we tell ourselves en kötü yalanlar kendimize söylediklerimizdir
give us the tools, and we will finish the job siz malzemeleri gönderin, yeter; gerisini biz hallederiz
give us the tools, and we will finish the job sen alet edevattan haber ver, işi biz yaparız
Colloquial
in these days we are going through içinde bulunduğumuz bu günlerde
but you did not say so the last time we talked en son konuştuğumuzda öyle demiyordun ama
according to what we have heard duyduğumuza göre
have we ever met in real life? gerçek hayatta tanıştık mı hiç?
have we ever met in real life? gerçek hayatta karşılaştık mı hiç?
all we need to do tek yapmamız gereken
have we ever met anywhere? daha önce bir yerde karşılaşmış mıydık?
sorry we are closed üzgünüz kapalıyız
once again we meet tekrar karşılaştık
have we met? daha önce tanıştık mı?
every single time we get back her dönüşümüzde
can't we just stay here? burada kalsak olmaz mı?
just like we always wanted tıpkı her zaman istediğimiz gibi
can't we do something for him? onun için bir şeyler yapamaz mıyız?
here we go again al işte yine
here we go again yine başlıyoruz
best thing we ever did şu ana kadar yaptığımız en iyi şey
compared to what we lost today bugün kaybettiklerimizle kıyaslandığında
at least we tried en azından denedik
sometimes we may be selfish bazen bencil olabiliriz
we have to call the police polisi aramalıyız
then we have nothing more to talk about öyleyse konuşacak bir şey kalmadı
we’ll be safe as long as we stay together birlikte olduğumuz sürece güvende olacağız
now where was i?, where were we?, where was i? nerede kalmıştım?
from the moment we are born dünyaya geldiğimiz andan itibaren
we are on the outs aramız bozuk
we are on the outs aramız açık
we have all been there bu yollardan hepimiz geçtik
Idioms
whether we live or whether we die ölsek de kalsak da
we will call it square mutabıkız
we will call it square anlaştık
we aim to please işimiz bu! (görevimiz sizi mutlu etmek)
let's cross that bridge when we come to it olmamış bir şey için endişelenmeyelim
Speaking
why do we need money paraya niçin ihtiyaç duyarız
we will be glad mutluluk duyarız
all we have said bütün söylediklerimiz
we understand that öğrendiğimize göre
we are running out of time fazla zamanımız kalmadı
we cannot allow the matter to rest here bu meseleyi burada bırakamayız
we might as well stop bıraksak iyi olur
we will chat any other day bir başka gün sohbet ederiz
we all hepimiz
we have company misafirimiz var
we might as well stop dursak iyi olur
we are sorry üzgünüz
we all cümlemiz
we have company misafir geldi
we are temps bu hayatta geçiciyiz
now we are in for it çattık belaya!
we were speaking of you sizden bahsediyorduk
here we are işte geldik
we couldn't help the plane being late! uçağın gecikmesi bizim kabahatimiz değildi!
here we are işte burdayız
we were on the verge of colliding az daha çarpışacaktık
we got the news haber geldi
we goofed hata yaptık
we salute you selamlar
we miss you so much sizi çok özledik
we hooked up bir ilişki yaşadık
we are a large faimly biz büyük bir aileyiz
we hooked up bir ara birlikteydik
we hooked up bir dönem takıldık
we must hurry acele etmeliyiz
where shall we meet? nerede buluşalım?
are we going? gidiyor muyuz?
we are honored hoşbulduk
we attach great importance to environment and human health insan sağlığına ve çevreye önem veriyoruz
we care for the human health and environment insan sağlığına ve çevreye önem veriyoruz
we will be glad memnun oluruz
we would like to work with you sizlerle çalışmak isteriz
since you had such thoughts why didn't you let me know while we were together mademki öyle bir düşüncen vardı niye biz beraberken söylemedin
since you had such thoughts why didn't you let me know while we were together madem öyle bir düşüncen vardı niye biz beraber iken söylemedin
since you had such thoughts why didn't you let me know while we were together mademki öyle bir düşüncen vardı niye biz beraber iken söylemedin
how do we get out of this mess gel de işin içinden çık
where were we? nerde kalmıştık?
we have burnt our boats ölmek var dönmek yok
are we friends arkadaş mıyız
are we friends or enemies dost muyuz düşman mıyız
we shall -ceğiz
we wish you success başarılar dileriz
we wish you happiness mutluluklar dileriz
we wish you a prosperous business bol kazançlı günler dileriz
we wish you prosperous days bol kazançlı günler dileriz
before we go biz gitmeden önce
we are in for a fight çattık belaya
we are in for a fight çattık mı belaya
we are on your side senin yanındayız
we are on your side senin tarafındayız
we are on your side seni destekliyoruz
we talked sweet nothings all day long bütün gün havadan sudan konuştuk
we owe you a great debt of gratitude teşekkürü bir borç biliriz
we would like to express our gratitude to you teşekkürü bir borç biliriz
it's been a long time since we talked konuşmayalı uzun zaman oldu
where will we meet nerede buluşalım
where shall we meet nerede buluşalım
we owe you a debt of gratitude teşekkürü bir borç biliriz
we owe you a great debt of gratitude teşekkür etmeyi bir borç biliriz
we will be glad if you come gelirseniz seviniriz
we would like to express our gratitude to you teşekkür etmeyi bir borç biliriz
we are here to remove all obstacles engelleri kaldırmak için varız
where shall we meet nerede görüşelim
it's been a long time since we talked görüşmeyeli uzun zaman oldu
from whence we came and to where we will return nereden geldik ve nereye gideceğiz
we would be pleased memnuniyet duyarız
do we know each other tanışıyor muyuz
we owe you a debt of gratitude teşekkür etmeyi bir borç biliriz
we would be glad to memnuniyet duyarız
we can take your order siparişinizi alabiliriz
we are here to remove the obstacles engelleri kaldırmak için varız
we hope to see you again yine bekleriz
we may take your order siparişinizi alabiliriz
where will we meet nerede görüşelim
we don't have the luxury to wait bekleme lüksümüz yok
we are waiting for your quick reply acele cevabınızı bekliyoruz
we are waiting for your prompt reply acele cevabınızı bekliyoruz
as we all know hepimizin bildiği üzere
could we be friends arkadaş olabilir miyiz
can we be friends arkadaş olabilir miyiz
as we all know herkesin malumu
we will see better days güzel günler göreceğiz
would we be friends arkadaş olabilir miyiz
it's been a long time since we talked uzun zamandır görüşemedik
as we all know hepimizin malumu
what would we have done without you sen de olmasan biz ne yapardık
what shall we do ne yapacağız
what will we do ne yapacağız
can we be alone yalnız kalabilir miyiz
we had a bad game kötü oynadık
we had a bad game kötü bir oyun çıkardık
as we talked before daha önce konuştuğumuz gibi
as we agreed before daha önce kararlaştırdığımız gibi
we will miss you seni özleyeceğiz
we love each other birbirimizi seviyoruz
we resemble each other birbirimize benziyoruz
we would like to express our thanks teşekkürlerimizi sunarız
can we just drop the subject now bu konuyu artık kapatsak
can we just drop this bu konuyu kapatsak
can we just drop this bu konuyu kapatsak artık
can we just drop the subject now artık bu konuyu kapatsak
can we just drop this artık bu konuyu kapatsak
can we just drop the subject now bu konuyu kapatsak
can we just drop this bu konuyu artık kapatsak
can we just drop the subject now bu konuyu kapatsak artık
can we sit here buraya oturabilir miyiz
we apologize for any inconvenience we may have caused vermiş olduğumuz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for any inconvenience we may cause verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for any inconvenience we may have caused verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for any inconvenience we may cause vermiş olduğumuz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we are trying our best elimizden geleni yapıyoruz
we are glad to see you here sizi burada görmekten memnun olduk
what we do know kesin olarak bildiğimiz şey
can we drop this bu konuyu kapatabilir miyiz
can we drop this artık bu konuyu kapatabilir miyiz
can we drop this bu konuyu kapatibilir miyiz artık
we are together beraberiz
when will we meet ne zaman görüşeceğiz
look who we have here oooo kimleri görüyorum
where shall we go nereye gidelim
we are not the same biz aynı değiliz
we are waiting for you sizi bekliyoruz
we are waiting for you seni bekliyoruz
we are on holiday tatildeyiz
shall we meet görüşelim mi
we are looking forward to hearing from you cevabınızı dört gözle bekliyoruz
do we know each other? tanışıyor muyuz?
we have seen better days önceden daha iyi durumdaydık
we have seen better days daha iyi günler de gördük
we have seen better days daha varlıklı günler yaşamıştık
we are together biz birlikteyiz
we are together biz beraberiz
we are not responsible biz sorumlu değiliz
we were attracted to each other birbirimizden etkilendik
we can't see with bare eyes çıplak gözle göremeyiz
we have no friends in common bizim ortak arkadaşımız yok
we have no friends in common hiç ortak arkadaşımız yok
we were made for each other birbirimiz için yaratılmışız
we should discuss this together bunu birlikte tartışmalıyız
we have a problem sorunumuz var
we have a problem problemimiz var
what season are we in? hangi mevsimdeyiz?
when was the last time we met? en son ne zaman görüşmüştük?
we are awaiting your immediate reply acil cevap bekliyoruz
we are awaiting your prompt reply acil cevap bekliyoruz
we are awaiting your urgent reply acil cevap bekliyoruz
when shall we meet? ne zaman buluşalım?
when shall we meet? ne zaman buluşacağız?
when will we meet? ne zaman buluşacağız?
when will we meet? ne zaman buluşalım?
we don't have any time hiç zamanımız yok
what can we do ne yapabiliriz?
why don't we...? niçin ... yapmıyoruz?
the last thing we need ihtiyacımız olan son şey
we are busy now biz şimdi meşgulüz
we are waiting for her/him onu bekliyoruz
we are not together birlikte değiliz
we are not together beraber değiliz
we need to talk konuşmamız gerek
we need to talk konuşmamız lazım
how much time do we have ne kadar zamanımız var?
how much time do we have ne kadar zamanımız kaldı?
do we have any other choice? bir başka seçeneğimiz var mı?
what can we do? neler yapabiliriz?
haven't we met before? sizinle daha önce tanıştık mı?
do you know how much we love you? sizi ne kadar çok sevdiğimizi biliyor musun?
do you know how much we love you? seni ne kadar çok sevdiğimizi biliyor musun?
as we have seen görmüş olduğumuz üzere
we miss you sizi özledik
we miss you seni özledik
after all we have been through yaşadığımız bunca şeyden sonra
good-bye till we meet again şimdilik güle güle
good-bye until we meet again şimdilik güle güle
good-bye till we meet again şimdilik hoşça kal
good-bye until we meet again şimdilik hoşça kal
we haven't lost yet daha kaybetmedik
can we continue this later? (konuya/mevzuya) sonra devam edelim mi?
could we continue this later? (konuya/mevzuya) sonra devam edelim mi?
we can't carry on without you sensiz yapamayız
we can't carry on without you sensiz yapamıyoruz
how much longer are we supposed to wait? daha ne kadar beklememiz gerekiyor?
how much longer do we have to wait? daha ne kadar beklememiz gerekiyor?
what did we do wrong? nerede hata yaptık?
let's see what we can do bakalım ne yapabiliriz
where were we? nerede kalmıştık?
we can work this out bunu halledebiliriz
we know the rest gerisini biliyoruz
we have to go to school okula gitmemiz lazım
that's what we were talking about biz de bundan bahsediyorduk
we spoke on the phone telefonda konuşmuştuk
are we in danger? tehlikede miyiz?
what do you suggest we do? ne yapmamızı öneriyorsun?
we could be the same aynı olabiliriz
do you know who we are? kim olduğumuzu biliyor musunuz?
we just met each other daha yeni tanıştık
you think we have nothing to talk about? konuşacak bir şeyimiz olmadığını mı düşünüyorsun?
we go back a long time birbirimizi uzun zamandır tanırız
that's what we were talking about biz de bundan konuşuyorduk
we should make camp kamp kurmalıyız
what we heard duyduklarımız
we can try again tekrar deneyebiliriz
what shouldn't we have done? ne yapmamalıydık?
he is probably better off than we are şu anda bizden daha iyi durumdadır
they know exactly where we are nerede olduğumuzu tam olarak biliyorlar
we made it başardık
we found something bir şey bulduk
do you know why we are here? neden burada olduğumuzu biliyor musun?
we have a reservation under ...adına bir rezervasyonumuz var
we don't have any milk hiç sütümüz kalmamış
we need to talk konuşmalıyız
we have to tell the others diğerlerine de anlatmak zorundayız
we haven't met tanışmadık
we don't have to talk konuşmak zorunda değiliz
it's what we have elimizdeki bu
we good? mutabık mıyız?
we thought you were asleep seni uyudun zannetmiştik
we all know it hepimiz bunu biliyoruz
we never said a word tek kelime etmedik
if we talk longer daha fazla konuşursak
we just want to talk sadece konuşmak istiyoruz
we good? tamam mıyız?
we can't do this bunu yapamayız
where were we? nerede kaldık?
we need to start figuring things out bir şeyler düşünmeye başlamalıyız
we good? anlaştık mı?
we are waiting for someone to come birilerinin gelmesini bekliyoruz
that's all we saw bütün gördüğümüz bu
we hear that duyumlarımıza göre
how about we talk about that other thing? diğer şeyden bahsetmeye ne dersiniz?
we can't do this without you bunu sensiz yapamayız
we need to do better daha iyisini yapmamız lazım
i hope we meet again umarım tekrar görüşürüz
we can get you help sana yardım bulabiliriz
we're doing everything we can yapabileceğimiz her şeyi yapıyoruz
we need some kind of relief bir şekilde rahatlamalıyız
i think we should go back bence geri dönmeliyiz
when do we eat? ne zaman yiyoruz?
we need to prepare hazırlanmamız gerek
we need to get back to the beach kumsala dönmeliyiz
we know enough yeterince biliyoruz
we should stay together bir arada kalmalıyız
we have to find out who did this to her/him ona bunu kimin yaptığını öğrenmeliyiz
we only played it once yalnızca bir kez oynadık
we find somebody new yeni birini buluruz
do we have a trail? bir iz var mı?
we don't even know where he went nereye gittiğini bile bilmiyoruz
when do we talk about money? para konusuna ne zaman geleceğiz?
we need to rest dinlenmeliyiz
i guess we were right galiba biz haklıydık
we deserve something good güzel bir şeyi hak ediyoruz
this isn't what we want istediğimiz şey bu değil
we don't know who's living here burada kimin yaşadığını bilmiyoruz
we don't have time to shop alışverişe çıkmaya zamanımız yok
we don't ever have to see him again onu bir daha görmek zorunda değiliz
we thought it would impress him bunun onu etkileyeceğini düşündük
we don't know what's going on here burada neler olduğunu bilmiyoruz
we said a lot of things birçok şey söyledik
we can't afford this bunu karşılayamayız
we love you seni seviyoruz
haven't we been over this? bunu daha önce konuşmamış mıydık?
we should do this every night bunu her gece yapmalıyız
we used to come here a lot more eskiden buraya daha sık gelirdik
we could do this every week bunu her hafta yapabiliriz
as we speak tam şu anda (biz konuşurken)
even as we speak tam şu anda (biz konuşurken)
we can't hear you seni duyamıyoruz
we have made enormous strides önemli gelişmeler kaydettik
are we that obvious? çok mu belli ediyoruz?
do we wait for that to happen? bunun olmasını mı bekleyeceğiz?
we complete each other birbirimizi tamamlıyoruz
we complement each other birbirimizi tamamlıyoruz
what we need now is change artık değişikliğe ihtiyacımız var
we have some issues bazı sorunlarımız var
we were only going to stay a year sadece bir yıl kalacaktık
we came here when i was little buraya ben küçükken geldik
what are we doing? ne yapıyoruz biz?
can we get some ice? biraz buz alabilir miyiz?
we shouldn't see each other anymore artık görüşmemeliyiz
we were like brothers kardeş gibiydik
let's say that we have no choice but to go there oraya gitmekten başka şansımızın olmadığını düşünelim
we can't let that happen buna izin veremeyiz
let's say that we have no choice but to go there oraya gitmekten başka şansımızın olmadığını varsayalım
we are under attack saldırı altındayız
we have men who can do this bunu yapabilecek adamlarımız var
they are interested in some of the works we were doing back then eskiden yaptığımız bazı işlerle ilgileniyorlar
we have a problem bir sorunumuz var
we have a problem bir problemimiz var
how do we begin this? nereden başlayalım?
we will stay with this story as it develops haber hakkında gelişmeler elimize ulaştıkça sizi bilgilendireceğiz
we now have reports indicating that elimize henüz ulaşan bilgilere göre
we didn't find anything hiçbir şey bulamadık
we can have our meeting some other time görüşmemizi başka bir zamana erteleyebiliriz
we can have our meeting some other time toplantımızı/görüşmemizi başka bir zaman yapabiliriz
we're doing everything we can right now şu anda elimizden geleni yapıyoruz
we can't just sit and wait oturup öylece bekleyemeyiz
we broke up a few months ago birkaç ay önce ayrıldık
what are we looking for? ne arıyoruz?
we don't know where to look nereye bakacağımızı bilmiyoruz
we need to do whatever we can yapabileceğimizi yapmalıyız
we don't know what he looks like neye benzediğini bilmiyoruz
what can we do? ne yapabiliriz?
no matter how clever we think we are ne kadar zeki olduğumuzu düşünsek de
when will we get married? biz ne zaman evleneceğiz?
we have a baby due this week bu hafta bebeğimiz doğacak
maybe we can learn from each other birbirimizden bir şeyler öğrenebiliriz
we should go our separate ways herkes kendi yoluna gitsin
we must go our separate ways herkes kendi yoluna gitsin
we ran a business together birlikte iş yapıyorduk
i think we can cut a deal bence anlaşabiliriz (fiyatta vb)
he knows who we are kim olduğumuzu biliyor
it looks like we got something in common ortak bir yönümüz var gibi görünüyor
i'm sorry we can't help you üzgünüm size yardımcı olamayız
we have more than enough ihtiyacımızdan fazlası var
we don’t have a lot of options fazla seçeneğimiz yok
we agreed on the rules kurallar üzerine anlaşmıştık
we ran out of gas benzinimiz bitti
i'm sorry we can't help you kusura bakmayın size yardım edemeyiz
i think we can arrange that sanırım bunu ayarlayabiliriz
we can't leave them here onları burada bırakamayız
there's nothing we can do for them onlar için yapabileceğimiz hiçbir şey yok
we need to talk konuşmamız gerekiyor
we have to make sure they're clean temiz olduklarından emin olmalıyız
we need medical supplies tıbbi malzemelere ihtiyacımız var
we just need some gas sadece biraz benzine ihtiyacımız var
we don't mean you any harm size zarar vermek niyetinde değiliz
how the hell did we get here? bu hallere nasıl düştük?
we both know ikimiz de biliyoruz
i hardly see the relevance of this to what we do bizim yaptığımız şeyle bunun ne alakası var anlamıyorum
we looked everywhere for you her yerde seni aradık
can we have another go? bir kez daha deneyebilir miyiz?
we have a great deal in common seninle çok ortak noktamız var
can we have another go? bir kere daha deneyebilir miyiz?
we didn't finish our conversation yesterday dün konuşmamız yarım kalmıştı
what's the point if we don't go? gitmeyeceksek tüm bunların anlamı ne?
i'm bored what should we do? sıkıldım ne yapsak acaba?
we were just playing sadece oyun oynuyorduk
we didn't mean it isteyerek yapmadık
how can we help you? size nasıl yardım edebiliriz?
we worked on a case last night dün gece bir dava üstünde çalıştık
can we have a few words in the hallway? koridorda biraz konuşabilir miyiz?
do you mind if we see her room? odasını görmemizin bir mahsur var mı?
do you mind if we see her room? odasını görmemizde bir mahsur var mı?
we don't know where they are nerede olduklarını bilmiyoruz
we don't know where they are yerlerini bilmiyoruz
we know you took the money parayı senin aldığını biliyoruz
we had one chance to make this deal bu anlaşmayı yapmak için tek şansımız vardı
what are we drinking? ne içiyoruz?