we - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

we

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "we" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
we pron. biz

Bedeutungen, die der Begriff "we" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
all the questions we asked n. sorduğumuz tüm sorular
all the questions we asked n. sorduğumuz bütün sorular
hotel we are staying n. kaldığımız otel
so say we all n. battlestar galactica evreninde amin
the companies we represent n. temsil ettiğimiz şirketler
the only thing we can say n. söylenecek tek şey
the only thing we can say n. söyleyebileceğimiz tek şey
the world we live in n. yaşadığımız dünya
we-feeling n. biz duygusu
where we stand now n. gelinen nokta
as far as we are concerned adv. anladığımız kadarıyla
as much as we can adv. elimizden geldiğince
as we talked adv. konuştuğumuz gibi
since we last met adv. görüşmeyeli
until we meet again adv. yeniden buluşuncaya kadar
until we meet again adv. tekrar buluşuncaya kadar
here we go interj. hadi bakalım
here we go interj. hadi
Phrases
are you one of those who we couldn't make czechoslovakian? çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?
as best as we can elimizden geldiğince
as best as we can elimizden geldiği kadar
as far as we know bildiğimiz kadarıyla
as far as we understand anladığımız kadarıyla
as much as we can elimizden geldiği kadar
as much as we understand anladığımız kadarıyla
as we agreed (on) anlaştığımız üzere
as we agreed upon anlaştığımız üzere
as we have noted before yukarıda değindiğimiz gibi
as we have seen gördüğümüz üzere
as we know biliyoruz ki
as we show gösterdiğimiz gibi
based on what we talked konuştuklarımıza istinaden
how do i/we/you know that? ne malum?
If we take into account all of these tüm bunları dikkate alacak olursak
If we take into account all of these factors tüm bu unsurları dikkate alacak olursak
if we isek
if we consider göz önünde bulundurursak
if we consider göz önünde bulundurduğumuzda
if we look closely dikkat edilirse
if we pay (close) attention dikkat edilirse
in god we trust tanrıya güveniriz
it has been a while since we last wrote to each other bir süredir yazışmıyoruz
it's been a while since we last wrote to each other bir süredir yazışmıyoruz
my (founding) father, we follow your footsteps atam izindeyiz
no matter if we win or lose kazansak da kaybetsek de
no matter if we win or lose yensek de yenilsek de
nothing is so firmly believed as what we least know en çok inandığımız şeyler, en az bildiklerimizdir
shall we say diyelim
shall we say diyelim ki
shall we say demek ki
that's all we have time for bize ayrılan sürenin sonuna geldik
we all smile in the same language hepimiz aynı dilde gülümsüyoruz
we apologise for any temporary inconvenience caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür dileriz
we apologise for any temporary inconvenience caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for any inconvenience caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for any inconvenience caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür dileriz
we apologize for the temporary inconvenience we may have caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür dileriz
we apologize for the temporary inconvenience we may have caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we are all equal in the sight of god tanrının nazarında hepimiz eşitiz
we are from different worlds ayrı dünyaların insanıyız
we are in maintenance bakımdayız
we are kindly waiting your confirmation teyidinizi rica ederiz
we can say that denebilir ki
we can say that diyebiliriz ki
we condemn terrorism terörü kınıyoruz
we condemn terrorism terörü lanetliyoruz
we declare beyan ederiz
we don't know his whereabouts nerede olduğunu bilmiyoruz
we got intel recently that ...bilgisini aldık
we have one suspect in custody gözaltında bir şüpheli var
we haven't been in correspondence for a while bir süredir yazışmıyoruz
we haven't corresponded for a while bir süredir yazışmıyoruz
we herewith declare işbu belgeyle beyan ederiz
we hope our offer meets your expectations teklifimizin ihtiyaçlarınızı karşılayacağını ümit ederiz
we kindly request your contribution katkılarınızı rica ederiz
we kindly submit arz ederiz
we musn't forget unutmamamız gerekir ki
we must also think more şunu da gözönüne atmalıyız ki
we must also think more şunu da düşünmeliyiz ki
we must also think more şunu da gözönüne almalıyız ki
we must be on our way yolcu yolunda gerek
we mustn't forget (that) unutmamak gerekir ki
we need hardly mention that söylemeye gerek yoktur ki
we need hardly mention that söylemeğe gerek yoktur ki
we salute the rank not the man kişiye değil, makama (rütbeye) saygı duyarız
we should call it a day bugünlük bu kadar yeter
we sincerely apologize for the temporary inconvenience we have caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür dileriz
we sincerely apologize for the temporary inconvenience we have caused verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we were so close not any more than anyone else hiç kimsenin olmadığı kadar yakındık birbirimize
we who labor here seek only the truth bizim burada vazifemiz gerçeği bulmak
we're (we are) biz
when we consider göz önünde bulundurduğumuzda
when we consider göz önünde bulundurursak
when we first met(meet) ilk görüştüğümüzde
when we look at the present günümüze baktığımızda
when we look more closely daha yakından baktığımızda
when we look today günümüze baktığımızda
where do we go from here? şimdi ne olacak?
while we are at it hazır bu iş üzerinde iken
while we are at it (hazır) başlamışken
Proverb
eat, drink, and be merry, for tomorrow we die ye, iç, eğlen şu üç günlük dünyada
eat, drink, and be merry, for tomorrow we die ye, iç, eğlen; yarın yokuz
give us the tools, and we will finish the job siz malzemeleri gönderin, yeter; gerisini biz hallederiz
give us the tools, and we will finish the job sen alet edevattan haber ver, işi biz yaparız
the worst lies are the lies we tell ourselves en kötü yalanlar kendimize söylediklerimizdir
the worst lies are the lies we tell ourselves en kötü yalanlar kendimize söylediğimiz yalanlardır
times change and we with time zamanla beraber biz de değişiriz
times change and we with time zaman değişir insanlar değişir
united we stand divided we fall birlikten kuvvet doğar
united we stand divided we fall birlik olmadan dirlik olmaz
united we stand divided we fall nerde birlik orda dirlik
united we stand united we are stronger birlikten kuvvet doğar
we must learn to walk before we can run koşmadan önce yürümeyi öğrenmeliyiz
Colloquial
according to what we have heard duyduğumuza göre
all we need to do tek yapmamız gereken
at least we tried en azından denedik
best thing we ever did şu ana kadar yaptığımız en iyi şey
but you did not say so the last time we talked en son konuştuğumuzda öyle demiyordun ama
can't we do something for him? onun için bir şeyler yapamaz mıyız?
can't we just stay here? burada kalsak olmaz mı?
compared to what we lost today bugün kaybettiklerimizle kıyaslandığında
every single time we get back her dönüşümüzde
from the moment we are born dünyaya geldiğimiz andan itibaren
have we ever met anywhere? daha önce bir yerde karşılaşmış mıydık?
have we ever met in real life? gerçek hayatta karşılaştık mı hiç?
have we ever met in real life? gerçek hayatta tanıştık mı hiç?
have we met? daha önce tanıştık mı?
here we go again al işte yine
here we go again yine başlıyoruz
in these days we are going through içinde bulunduğumuz bu günlerde
just like we always wanted tıpkı her zaman istediğimiz gibi
now where was i?, where were we?, where was i? nerede kalmıştım?
once again we meet tekrar karşılaştık
sometimes we may be selfish bazen bencil olabiliriz
sorry we are closed üzgünüz kapalıyız
then we have nothing more to talk about öyleyse konuşacak bir şey kalmadı
we are on the outs aramız açık
we are on the outs aramız bozuk
we have all been there bu yollardan hepimiz geçtik
we have to call the police polisi aramalıyız
we’ll be safe as long as we stay together birlikte olduğumuz sürece güvende olacağız
Idioms
let's cross that bridge when we come to it olmamış bir şey için endişelenmeyelim
we aim to please işimiz bu! (görevimiz sizi mutlu etmek)
we will call it square anlaştık
we will call it square mutabıkız
whether we live or whether we die ölsek de kalsak da
Speaking
after all that we have been through bütün bu yaşananlardan sonra
after all that we have been through tüm bu yaşananlardan sonra
after all we have been through yaşadığımız bunca şeyden sonra
all we have said bütün söylediklerimiz
all we need is family tüm ihtiyacımız aile
all we need is family tek ihtiyacımız olan şey aile
all we need is family tek ihtiyacımız aile
all we need is family tüm ihtiyacımız olan şey aile
all we need is love ihtiyacımız olan tek şey sevgi
are we clear here? her şey açıklığa kavuştu mu?
are we done here? burada işimiz bitti mi?
are we friends arkadaş mıyız
are we friends or enemies dost muyuz düşman mıyız
are we going to shopping? alışverişe gidiyor muyuz?
are we going? gidiyor muyuz?
are we hanging out tonight? akşam takılıyor muyuz?
are we in danger? tehlikede miyiz?
are we late? geç mi kaldık?
are we talking about anyone specific? belli birinden mi bahsediyoruz?
are we talking about the same guy? aynı adamdan mı bahsediyoruz?
are we that obvious? çok mu belli ediyoruz?
are we there yet? daha gelmedik mi?
as we agreed before daha önce kararlaştırdığımız gibi
as we all know hepimizin bildiği üzere
as we all know herkesin malumu
as we all know hepimizin malumu
as we have seen görmüş olduğumuz üzere
as we speak tam şu anda (biz konuşurken)
as we talked before daha önce konuştuğumuz gibi
at that point we started to think there may be something in this o noktada bunda bir şeyler olduğunu düşünmeye başladık
because we told the truth gerçeği söylediğimiz için
before we go biz gitmeden önce
before we go any further there's something that i want to tell you daha ileri gitmeden önce sana söylemek istediğim bir şey var
before we left (biz) çıkmadan önce
can we be alone yalnız kalabilir miyiz
can we be friends arkadaş olabilir miyiz
can we be friends now? artık arkadaş olabilir miyiz?
can we change the subject please? konuyu değiştirebilir miyiz lütfen?
can we continue this later? (konuya/mevzuya) sonra devam edelim mi?
can we drop this bu konuyu kapatibilir miyiz artık
can we drop this bu konuyu kapatabilir miyiz
can we drop this artık bu konuyu kapatabilir miyiz
can we get a quick picture? hemen bir fotoğraf çektirebilir miyiz?
can we get back to the question? soruya dönebilir miyiz?
can we get some ice? biraz buz alabilir miyiz?
can we get the check? hesabı alabilir miyiz?
can we go now? artık gidebilir miyiz?
can we have a few words in the hallway? koridorda biraz konuşabilir miyiz?
can we have a picture together? bir fotoğraf çekilebilir miyiz?
can we have another go? bir kez daha deneyebilir miyiz?
can we have another go? bir kere daha deneyebilir miyiz?
can we hug? sarılabilir miyiz?
can we hug? sarılalım mı?
can we join you? sana katılabilir miyiz?
can we just cut to the chase here? sadede gelsek nasıl olur?
can we just drop the subject now bu konuyu artık kapatsak
can we just drop the subject now artık bu konuyu kapatsak
can we just drop the subject now bu konuyu kapatsak
can we just drop the subject now bu konuyu kapatsak artık
can we just drop this artık bu konuyu kapatsak
can we just drop this bu konuyu artık kapatsak
can we just drop this bu konuyu kapatsak
can we just drop this bu konuyu kapatsak artık
can we pack our things now? eşyalarımızı şimdi toplayabilir miyiz?
can we reach there? yetişebilecek miyiz?
can we sit here buraya oturabilir miyiz
can we take a photo together? beraber fotoğraf çekilebilir miyiz?
can we take a photo together? bir fotoğraf çekilebilir miyiz?
can we take a photo? fotoğraf çekebilir miyiz?
can we take a picture together? bir fotoğraf çekilebilir miyiz?
can we talk about this another time? bu konuyu başka zaman konuşabilir miyiz?
can we talk about this another time? bu konuyu başka zaman konuşsak olur mu?
can we talk about this later? bunu sonra konuşabilir miyiz?
can we talk? konuşabilir miyiz?
come back we miss you seni özledik geri dön
could we be friends arkadaş olabilir miyiz
could we continue this later? (konuya/mevzuya) sonra devam edelim mi?
could you turn it down a bit so we could have a word? biraz kıssan da iki laf etsek?
did he tell you we had a fight? sana kavga ettiğimizi söyledi mi?
did she tell you we had a fight? sana kavga ettiğimizi söyledi mi?
do we agree? hemfikir miyiz?
do we have a deal? anlaştık mı?
do we have a trail? bir iz var mı?
do we have any other choice? bir başka seçeneğimiz var mı?
do we know each other tanışıyor muyuz
do we know each other? tanışıyor muyuz?
do we wait for that to happen? bunun olmasını mı bekleyeceğiz?
do you know how much we love you? sizi ne kadar çok sevdiğimizi biliyor musun?
do you know how much we love you? seni ne kadar çok sevdiğimizi biliyor musun?
do you know who we are? kim olduğumuzu biliyor musunuz?
do you know why we are here? neden burada olduğumuzu biliyor musun?
do you mind if we see her room? odasını görmemizde bir mahsur var mı?
do you mind if we see her room? odasını görmemizin bir mahsur var mı?
do you remember what we were talking about? ne hakkında konuştuğumuzu hatırlıyor musun?
don't you think we deserve better? daha iyisini hak ettiğimizi düşünmüyor musun?
even as we speak tam şu anda (biz konuşurken)
even if we ask someone else kime sorarsak soralım
from the moment we are born dünyaya geldiğimiz andan itibaren
from the moment we are born hayata gözümüzü açtığımız andan itibaren
from the moment we are born hayata gözlerimizi açtığımız andan itibaren
from whence we came and to where we will return nereden geldik ve nereye gideceğiz
good-bye till we meet again şimdilik hoşça kal
good-bye till we meet again şimdilik güle güle
good-bye until we meet again şimdilik güle güle
good-bye until we meet again şimdilik hoşça kal
have we met before? tanışıyor muyuz?
haven't we been over this? bunu daha önce konuşmamış mıydık?
haven't we met before? daha önce tanışmış mıydık?
haven't we met before? seninle daha önce tanıştık mı?
haven't we met before? sizinle daha önce tanıştık mı?
he asked me if we needed a ride sizi bırakayım mı diye sordu
he is probably better off than we are şu anda bizden daha iyi durumdadır
he knows who we are kim olduğumuzu biliyor
here we are işte geldik
here we are işte burdayız
here we go işte başlıyoruz
he's known us since we were kids bizi çocukluğumuzdan beri tanır
how about we talk about that other thing? diğer şeyden bahsetmeye ne dersiniz?
how are we going to afford it? bunu nasıl karşılayacağız?
how can we go there? oraya nasıl gideriz?
how can we go there? oraya nasıl gidebiliriz?
how can we help you? size nasıl yardım edebiliriz?
how did we come here? buraya nasıl geldik?
how did we end up here? buraya nasıl geldik?
how did we miss this? bu nasıl gözümüzden kaçtı?
how did you know we were here? burada olduğumuzu nereden bildiniz?
how do we begin this? nereden başlayalım?
how do we get out of this mess gel de işin içinden çık
how do we know what size she wears? kaç beden giydiğini nasıl anlayacağız?
how do we know what size she wears? kaç beden giydiğini nasıl/nereden bileceğiz?
how do we know what size she wears? kaç beden giydiğini nereden anlayacağız?
how far are we from hospital? hastaneye ne kadar kaldı?
how far are we from hospital? hastaneye daha ne kadar var?
how fast can we go? ne kadar hızlı gidebiliriz?
how much do we owe you? borcumuz ne kadar?
how much flour do we need? ne kadar una ihtiyacımız var?
how much longer are we supposed to wait? daha ne kadar beklememiz gerekiyor?
how much longer do we have to wait? daha ne kadar beklememiz gerekiyor?
how much money do we have? ne kadar paramız var?
how much time do we have ne kadar zamanımız kaldı?
how much time do we have ne kadar zamanımız var?
how much time do we have left ne kadar zamanımız kaldı?
how much time do we have left? ne kadar zamanımız kaldı?
how much time do we have left? ne kadar zamanımız var?
how much time do we have? ne kadar zamanımız var?
how much time we got? ne kadar zamanımız var?
how the hell did we get here? bu hallere nasıl düştük?
I remember everything we did together beraber yaptığımız her şeyi hatırlıyorum
I remember everything we did together birlikte yaptığımız her şeyi hatırlıyorum
I wonder if we have something in common ortak yönlerimizin olup olmadığını merak ediyorum
I wonder if we have something in common? acaba ortak yönlerimiz var mıdır?
I'd appreciate it if we just pretend that this never happened bu hiç yaşanmamış gibi davranırsak çok memnun olurum
i can see we are very much alike birbirimize çok benzediğimizi görebiliyorum
i can't believe we haven't met daha önce tanışmadığımıza inanamıyorum
i don't know how much longer we can go on like this bu şekilde ne kadar gidebiliriz/sürdürürüz bilmiyorum
i don't think we have the same size foot ayak numaramızın aynı olduğunu sanmıyorum
i guess we were right galiba biz haklıydık
i hardly see the relevance of this to what we do bizim yaptığımız şeyle bunun ne alakası var anlamıyorum
i hope that one day we can meet again umarım bir gün tekrar bir araya gelebiliriz
i hope that one day we can meet again umarım bir gün yeniden bulaşabiliriz
i hope we meet again umarım tekrar görüşürüz
i just like the fact that we both share a love for soccer ikimizin de futbol seviyor olmamız çok hoşuma gitti
i just like the fact that we both share a love for soccer ikimizin de futbolu seviyor olmamız çok hoşuma gitti
i think that we should get lunch sometime bir ara öğle yemeği yiyelim
i think we can arrange that sanırım bunu ayarlayabiliriz
i think we can cut a deal bence anlaşabiliriz (fiyatta vb)
i think we found what you are looking for sanırım aradığınızı bulduk
i think we got a problem sanırım bir sorunumuz var
i think we should go back bence geri dönmeliyiz
i thought we had a deal anlaştık sanıyordum
i thought we were friends arkadaş olduğumuzu sanıyordum
i thought we were friends dost olduğumuzu sanıyordum
if we don't come together eğer bir araya gelmezsek
if we look from the viewpoint of açısından bakarsak
if we solve this problem eğer bu sorunu çözebilirsek
if we talk longer daha fazla konuşursak
i'm bored what should we do? sıkıldım ne yapsak acaba?
i'm sorry we can't help you kusura bakmayın size yardım edemeyiz
i'm sorry we can't help you üzgünüm size yardımcı olamayız
i'm sure we can work this out eminim bunu halledebiliriz
it looks like we got something in common ortak bir yönümüz var gibi görünüyor
it's been a long time since we talked görüşmeyeli uzun zaman oldu
it's been a long time since we talked uzun zamandır görüşemedik
it's been a long time since we talked konuşmayalı uzun zaman oldu
it's been over a month since we made love sevişmeyeli bir aydan fazla oldu
it's been three months since we last saw each other görüşmeyeli üç ay oldu
it's exactly what we need tam olarak ihtiyacımız olan şey bu
it's exactly what we need ihtiyacımız olan şey tam olarak bu
it's time we should be going gitmemiz gerek
it's time we should be going gitme vakti
it's we who suffer acı çeken bizleriz
it's what we have elimizdeki bu
it's what we specialize in bu bizim uzmanlık alanımız
let's get/turn back while we still can/there's still time! yol yakınken dönelim
let's say that we have no choice but to go there oraya gitmekten başka şansımızın olmadığını düşünelim
let's say that we have no choice but to go there oraya gitmekten başka şansımızın olmadığını varsayalım
let's see what we can do bakalım ne yapabiliriz
life is beautiful when we share it hayat onu paylaştığımızda güzel
look who we have here oooo kimleri görüyorum
maybe we can learn from each other birbirimizden bir şeyler öğrenebiliriz
maybe we can learn from each other belki birbirimizden öğrenebiliriz
no matter how clever we think we are ne kadar zeki olduğumuzu düşünsek de
no matter who we ask kime sorarsak soralım
now we are in for it çattık belaya!
now we are talking işte şimdi oldu
off we go haydi başlayalım/başlıyoruz
please forgive us for anything we did wrong lütfen yaptığımız hatalar için bizi affet
remind me when we get back home eve döndüğümüzde bana hatırlat
shall we go for a drink? bir şeyler içmeye gidelim mi?
shall we go for a walk? yürüyüşe çıkalım mı?
shall we go to your place or mine? senin evine mi gidelim benimkine mi?
shall we have a break? ara verelim mi?
shall we have something to eat? bir şeyler yiyelim mi?
shall we make love? sevişelim mi?
shall we meet görüşelim mi
shall we order pizza? pizza söyleyelim mi?
shall we take a walk? yürüyüşe çıkalım mı?
she's been like that since we got here geldiğimizden beri böyle
should we wake them up? onları uyandırmalı mıyız?
since we got married evlendiğimizden beri
since we last met seni son gördüğümden bu yana
since we last met seninle son görüşmemizden beri
since we last met son görüşmemizden bu yana
since we last met seni son gördüğümden beri
since we last met son görüşmemizden beri
since we last met seninle son görüşmemizden bu yana
since you had such thoughts why didn't you let me know while we were together mademki öyle bir düşüncen vardı niye biz beraberken söylemedin
since you had such thoughts why didn't you let me know while we were together madem öyle bir düşüncen vardı niye biz beraber iken söylemedin
since you had such thoughts why didn't you let me know while we were together mademki öyle bir düşüncen vardı niye biz beraber iken söylemedin
so we have a deal o halde anlaştık
so we have a deal anlaştık o halde
so we have a deal anlaştık o zaman
sometimes we may be selfish ara sıra bencil olabiliriz
somewhere only we know sadece bizim bildiğimiz bir yer
that is not how we talk to each other in this house bu evde birbirimizle bu şekilde konuşmayız
that's all we saw bütün gördüğümüz bu
that's how we met bu şekilde tanıştık
that's the way we work biz böyle çalışırız
that's what we were talking about biz de bundan konuşuyorduk
that's what we were talking about biz de bundan bahsediyorduk
the first time we saw each other birbirimizi ilk gördüğümüzde
the last thing we need ihtiyacımız olan son şey
the last time we met/saw each other en son görüştüğümüzde
the more they bet the more we win ne kadar çok bahis oynarlarsa o kadar çok kazanırız
then we have a deal anlaştık o halde
then we have a deal o halde anlaştık
then we have a deal anlaştık o zaman
then what else can we do? o halde başka ne yapabiliriz?
there's no we biz diye bir şey yok
there's nothing we can do for them onlar için yapabileceğimiz hiçbir şey yok
they are interested in some of the works we were doing back then eskiden yaptığımız bazı işlerle ilgileniyorlar
they know exactly where we are nerede olduğumuzu tam olarak biliyorlar
they know we are here burada olduğumuzu biliyorlar
things we saw today bugün gördüğümüz şeyler
this is not what we do bizim işimiz bu değil
this is the best price we can do yapabileceğimiz en iyi fiyat bu
this is what we need işte ihtiyacımız olan şey bu
this isn't what we want istediğimiz şey bu değil
tonight we have him bu gece aramızda
we accept all major credit cards belli başlı tüm kredi kartlarını kabul ediyoruz
we agreed on the rules kurallar üzerine anlaşmıştık
we all hepimiz
we all cümlemiz
we all appreciate your efforts emeklerini hepimiz takdir ediyoruz
we all got a weak spot hepimizin bir zayıf noktası vardır
we all have to work hepimiz çalışmak zorundayız
we all know it hepimiz bunu biliyoruz
we all know that bunu bilmeyen mi var
we all know that hepimiz bunu biliriz
we all know why you're here hepimiz neden burada olduğunu biliyoruz
we all know why you're in here hepimiz neden burada olduğunu biliyoruz
we all make mistakes hepimiz hatalar yaparız
we also know what reality is gerçeğin ne olduğunu da biliyoruz
we always go to alanya on holidays tatillerde her zaman alanya'ya gideriz
we always go to alanya on holidays biz tatillerde daima alanya'ya gideriz
we always play to win daima kazanmak için oynuyoruz
we apologise for any inconvenience this might cause verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür dileriz
we apologise for any inconvenience this might cause verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for any inconvenience this might cause verdiğimiz geçici rahatsızlıktan ötürü özür dileriz
we apologize for any inconvenience this might cause verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for any inconvenience we may cause vermiş olduğumuz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for any inconvenience we may cause verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for any inconvenience we may have caused vermiş olduğumuz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for any inconvenience we may have caused verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
we apologize for the inconvenience bu aksaklıktan dolayı özür dileriz
we are a family of five biz beş kişilik bir aileyiz
we are a family of four biz dört kişilik bir aileyiz
we are a family of three biz üç kişilik bir aileyiz
we are a few clicks away bir kaç tık ötenizdeyiz
we are a large faimly biz büyük bir aileyiz
we are a team biz bir ekibiz
we are a team biz bir takımız
we are about to arrive there oraya ulaşmak üzereyiz
we are about to arrive there oraya gelmemize az kaldı
we are about to arrive there oraya varmak üzereyiz
we are about to arrive there oraya ulaşmamıza az kaldı
we are all connected hepimiz birbirimizle bağlantılıyız
we are all connected hepimiz bağlantılıyız
we are all connected hepimiz birbirimize bağlıyız
we are all ordinary people hepimiz sıradan insanlarız
we are at the end of the chain biz zincirin son halkasındayız
we are available biz müsait durumdayız
we are awaiting your immediate reply acil cevap bekliyoruz
we are awaiting your prompt reply acil cevap bekliyoruz
we are awaiting your urgent reply acil cevap bekliyoruz
we are busy now biz şimdi meşgulüz
we are closed tonight bu gece kapalıyız
we are even ödeştik
we are everywhere her yerdeyiz
we are five siblings beş kardeşiz
we are four siblings dört kardeşiz
we are friends on facebook facebook'ta arkadaşız
we are from different worlds biz ayrı dünyaların insanlarıyız
we are glad to see you here sizi burada görmekten memnun olduk
we are going to the cinema today bugün sinemaya gideceğiz
we are good friends biz iyi arkadaşız
we are good to go gitmeye hazırız
we are having a rest dinleniyoruz
we are having dinner akşam yemeği yiyiyoruz
we are having dinner akşam yemeğimizi yiyoruz
we are having dinner yemek yiyoruz
we are here to remove all obstacles engelleri kaldırmak için varız
we are here to remove the obstacles engelleri kaldırmak için varız
we are honored hoşbulduk
we are in for a fight çattık belaya
we are in for a fight çattık mı belaya
we are in the same class aynı sınıftayız
we are learning english biz ingilizce öğreniyoruz
we are looking forward to hearing from you cevabınızı dört gözle bekliyoruz
we are never ever getting back together bir daha asla beraber olmayacağız
we are next sıra bizde
we are not friends biz arkadaş değiliz
we are not happy mutlu değiliz
we are not in the same class Biz aynı sınıfta değiliz
we are not responsible biz sorumlu değiliz
we are not the same biz aynı değiliz
we are not together beraber değiliz
we are not together birlikte değiliz
we are on duty görevdeyiz
we are on holiday tatildeyiz
we are on your side senin yanındayız
we are on your side seni destekliyoruz
we are on your side senin tarafındayız
we are one! Biz biriz!
we are only human biz sadece insanız
we are open to suggestions önerilere açığız
we are partners now artık ortak olduk
we are running low on salt tuzumuz bitiyor
we are running out of salt tuzumuz bitiyor
we are running out of time zaman azalıyor
we are running out of time zaman daralıyor
we are running out of time fazla zamanımız kalmadı
we are running out of time zamanımız daralıyor
we are running out of time zamanımız azalıyor