tail - Turkish English Dictionary

tail

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

tail — Definition

Meaning:
kuyruk, son
Pronunciation (IPA):
(AmE /teɪl/ – BrE /teɪl/)
Part of speech:
İsim: tail (tails); Fiil: tail (tails – tailed – tailing)
Synonyms:
rear, end
Antonyms:
head, beginning

Meanings of "tail" in Turkish English Dictionary : 80 result(s)

English Turkish
Common Usage
tail n. kuyruk
The tail extends beyond the feet during flight.
Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır.

More Sentences
General
tail n. arka kısım
The plane crashed because of an ignored failure in its tail.
Uçak, arka kısmında gözden kaçan bir arıza nedeniyle düştü.

More Sentences
tail n. arka
There was a weird-looking sticker on the tail of the suspicious car.
Şüpheli arabanın arkasında tuhaf görünümlü bir çıkartma vardı.

More Sentences
tail n.
You should tuck the tail of your shirt in.
Gömleğinin ucunu içeri sokmalısın.

More Sentences
tail n. kuyruk (hayvana ait)
Dogs use their tails to express their mood.
Köpekler ruh hallerini ifade etmek için kuyruklarını kullanırlar.

More Sentences
tail n. kuyruk
The tail extends beyond the feet during flight.
Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır.

More Sentences
tail v. gizlice takip etmek
A suspicious car has been tailing me since I left the office.
Ofisten çıktığımdan beri şüpheli bir araba beni gizlice takip ediyor.

More Sentences
tail adj. kuyruk
The tail extends beyond the feet during flight.
Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır.

More Sentences
Colloquial
tail n. birini takip etmesi için tutulan dedektif
She put a tail on her ex-husband.
Eski kocasının peşine dedektif takmış.

More Sentences
Technical
tail n. kuyruk
The tail extends beyond the feet during flight.
Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır.

More Sentences
Automotive
tail n. kuyruk
The tail extends beyond the feet during flight.
Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır.

More Sentences
Aeronautic
tail n. kuyruk
The tail extends beyond the feet during flight.
Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır.

More Sentences
General
tail n. kamçı
tail n. şartlı tasarruf (miras)
tail n. etek (giysiye ait)
tail n. son bölüm
tail n. peşine takılan kimse
tail n. yazı
tail n. nihayet
tail n. son
tail n. kıç
tail n. popo
tail n. tuğ
tail n. paranın resimsiz tarafı
tail n. tişört ucu
tail n. gömlek ucu
tail n. ceket ucu
tail n. iz
tail n. sayfa altı boşluğu
tail n. etek
tail n. dümen
tail n. dizi
tail n. sıra
tail n. uçurtmanın ince ve uzun kuyruğu
tail n. bombanın arka kısmı
tail n. (saçta) örgü
tail n. kuyruğun sonu
tail n. kuyruğun en sonu
tail n. atık
tail n. üretim atığı
tail n. kitabın al köşesi
tail n. derenin/havuzun alt tarafı
tail n. son kısım
tail n. son bölüm
tail n. bir şeyin en aşağıdaki istenmeyen kısmı
tail n. bir çatının açık kısmı
tail n. arduvaz
tail v. peşine takılmak
tail v. kuyruk takmak
tail v. izlemek
tail v. azalmak
tail v. kuyruk yapmak
tail v. sapını ayıklamak
tail v. gütmek
tail v. yakından izlemek
tail v. kuyruk eklemek
tail v. kuyruk takmak
tail v. kuyruğunu almak
tail v. kuyruğunu sökmek
tail v. kuyruğunu koparmak
tail v. sonuna takılmak
tail v. ucuna takılmak
tail v. (arka tarafı) karaya oturmak
tail v. gizlice izlemek
tail v. kuyruk ile bağlamak
tail adj. kuyrukta olan
tail adj. arkada olan
Law
tail n. sınırlama
tail n. takyit edilme
Technical
tail n. kuyruk (cam)
tail n. tuğ
tail v. kuyruk takmak / yapmak
tail v. ucunu duvara yerleştirmek
tail v. ucuna takılmak
Marine
tail v. kıç taraftan demirlemek
Literature
tail n. şiir dörtlüğündeki son kısa mısra
Slang
tail n. cinsel obje olarak görülen kadın
tail n. kıç
tail n. seks
tail n. vajina

Meanings of "tail" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
tail bone n. kuyruk kemiği
horizontal tail n. yatay kuyruk
dove tail n. zıvana
vertical tail n. dik kuyruk
tail light n. arka lambası
kite tail n. uçurtma kuyruğu
tail coat n. frak
pony tail n. at kuyruğu
tail wind n. rüzgar yönünün seyir halindeki araçla aynı olması
lobster tail n. ıstakoz kuyruğu
ornamental tail feather n. çığa
twin tail n. iki kuyruklu
tail fin n. kuyruk yüzgeci
fat rendered from the tail of a sheep n. kuyrukyağı
tail end n. son
long tail pair n. uzun kuyruklu çift
tail end n. son uç
pig tail n. domuz kuyruğu
tail lamp n. arka lambası
tail parachute n. kuyruk paraşütü
tail wind n. arkadan esen rüzgar
tail fuse n. dip tapa
tail rotor n. kuyruk pervanesi
tail gater n. trafikte diğer araçların arkasına yapışan araç
white tail n. beyaz kuyruk
tail light n. arka ışık
dove tail n. güvercin kuyruğu
hard tail chopper n. arka süspansiyonu olmayan
mare's-tail n. atkuyruğu
tail-light n. arka lambası
pony-tail n. at kuyruğu
tail-lamp n. arka lambası
tail feather n. kuyruk tüyü
tail coat n. kuyruklu ceket
tail end n. arka kısım
tail end n. kıç
elephant tail n. fil kuyruğu
tail docking n. kuyruğun kesilerek kısaltılması (köpek)
tail spike n. dinozor kuyruğu
dinosaur tail n. dinozor kuyruğu
the tail section of the plane n. uçağın kuyruk kısmı
tail comb n. kuyruklu tarak
pin the tail on the donkey n. bir çocuk oyunu
tail whip n. bisikleti altından çıkararak direksiyonundan tutmak suretiyle aksi istikamette çevirerek döndürme hareketi
cat tail n. kedi kuyruğu
tail number of the aircraft n. uçağın kuyruk numarası
tail end n. kuyruk sokumu
pin the tail on the donkey n. eşeğe kuyruk tak (bir parti oyunu)
top and tail n. meyve veya sebzenin iki ucundaki sert kısımlarını kesip atmak (yeşil fasulye vs)
fairy tail n. peri kuyruğu
tail beam n. ilave parça
tail stock n. punta başlığı
tail-end n. kıç
tail-end n. arka kısım
tail-end n. bi şeyin en arkasındaki bölüm
tail-off n. yavaş yavaş azalma/küçülme
tail-end n. son
rat-tail n. çok az kılı olan ya da kılsız at kuyruğu
rat-tail n. seyrek kuyruklu at
rat-tail n. geri kalanı kısa kesilmiş saçın enseye doğru sarkan uzun ince tutamı
lobster tail n. vücudun alt kısmına giyilen eklemli zırh
daggle-tail n. ahlaksız kadın
daggle-tail n. iffetsiz kadın
dog tail n. köpek kuyruğu
draggle-tail n. etekleri yerde sürünen kadın
draggle-tail n. pasaklı kadın
rooster tail n. suda hızla hareket eden deniz taşıtının geride bıraktığı kavisli beyaz su ve püskürtme
rooster-tail n. horoz kuyruğuna benzeyen kavisli bir şekli olan ince parçacıklı kitle
shirt-tail n. gömleğin belden aşağı sarkan bölümü
wag the tail v. kuyruk sallamak
be unable to make head or tail of v. akıl erdirememek
tail off v. azalarak kaybolmak
tail off v. azalmak
turn tail v. kaçmak
turn tail v. toz olmak
tail off v. azalarak sona ermek
turn tail v. tüymek
tail off v. yavaş yavaş kaybolmak
work one's tail off v. çok sıkı çalışmak
twist the lion's tail v. ingilizlerin damarına basmak
catch somebody by the tail v. kuyruğunu kısmak
turn tail v. sıvışmak
high-tail v. fırlamak
tail away v. kötüye gitmek
tail off v. kötüye gitmek
tail away v. azalmak
swish one's tail v. kuyruk sallamak
swish one's tail v. kuyruğunu sallamak
wag one's tail v. kuyruk sallamak
whisk one's tail v. kuyruğunu sallamak
whisk one's tail v. kuyruk sallamak
flick one's tail v. kuyruk sallamak
flick one's tail v. kuyruğunu sallamak
wag one's tail v. kuyruğunu sallamak
thrash one's tail v. kuyruğunu (kırbaç gibi) sallamak
lose a tail v. (araba ile) peşindekilerden kurtulmak
tail out v. motorlu testerenin ağzından çıkan keresteyi yönlendirmek
top and tail v. bebeğin yüzünü ve poposunu yıkamak
high-tail v. tüymek
high-tail v. sıvışmak
fee tail v. (mirası) belirli varis grubuna sınırlandırmak
rooster-tail v. horoz kuyruğu gibi hareket etmek
without a tail adj. kuyruksuz
having a tail adj. kuyruklu
tail-heavy adj. kuyruğu ağır
tail-shaped adj. kuyruk şeklinde
tail-shaped adj. kuyruk biçimli
tail-shaped adj. kuyruk biçiminde
rat-tail adj. bir parçası sıçan kuyruğunu andıran
rat-tail adj. sıçan kuyruğuna benzeyen
daggle-tail adj. etekleri çamur, toprak sürüklenerek kirlenmiş (giysi)
fish-tail adj. balık kuyruğu gibi işleyen
fish-tail adj. balık kuyruğu gibi
fish-tail adj. balık kuyruğunu andıran
fish-tail adj. balık kuyruğu gibi hareket eden
Phrasals
tail off v. yön değiştirmek
tail away v. yön değiştirmek
tail back v. (trafikte) uzun bir kuyruk oluşmak
(traffic) tail back v. trafik sıkışmak
tail out v. dağılıp gitmek
tail out v. gözden kaybolmak
tail out v. dağılıp yok olmak
tail out (from something) v. kuyruk gibi uzayıp gitmek
tail out (from something) v. kuyruk gibi başını alıp gitmek
tail out v. kaybolup gitmek
tail out (from something) v. upuzun bir kuyruk oluşturmak
tail out (from something) v. uzayıp gitmek
tail into v. -e dökülmek
tail into (something) v. sonunda (bir şeyle) birleşmek
tail into v. -e akmak
tail into (something) v. (bir şeyin) sonuna eklenmek
tail into (something) v. (bir şeyin) sonuyla birleşmek
tail into (something) v. (bir şeyle) bir noktada birleşmek
tail into (something) v. (bir şeye) karışmak
tail down v. daha az aktif olmak
tail down v. önemini kaybetmek
tail (something) in(to) (something) [dated] v. (bir şeyi bir şeye) takmak/çakmak
tail down v. gittikçe ufalmak
tail down v. küçülmek
tail down v. yavaş yavaş azalmak
tail down v. zayıflamak
Proverb
better be the head of a dog than the tail of a lion ata kuyruk olmaktansa fareye baş olmak yeğdir
better be the head of a dog than the tail of a lion öküz ayağı olmaktansa buzağı başı olmak yeğdir
better be the head of a dog than the tail of a lion daha mütevazı da olsa kendi işinin patronu olmak, başkasının yanında çalışmaktan daha iyidir
better be the head of a dog than the tail of a lion bir boğanın kuyruğu olmaktansa bir tavuğun başı ol
Colloquial
put the tail back on v. tekrar takibe almak
drag (one's) tail v. defolup gitmek
drag (one's) tail v. ayak sürümek
drag (one's) tail v. (bir yeri) terk etmek
drag (one's) tail v. sallanmak