| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | range i. | silsile | ||
|
This is the longest range of hills in the Lake District. Burası Göller Bölgesi'ndeki en uzun tepeler silsilesidir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | range i. | sıra (dağ/tepe) | ||
|
The two countries are separated by a range of mountains. İki ülke bir sıra dağ ile birbirinden ayrılıyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | range i. | çeşitlilik | ||
|
This university has students and staff with a wide range of backgrounds. Bu üniversitede, özgeçmişleri bolca çeşitlilik gösteren öğrenciler ve personel bulunmaktadır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | range i. | menzil | ||
|
A flashlight has a range of 100 feet and casts its beam through an angle of 100. Bir el fenerinin menzili 100 fittir ve ışını 100'lük bir açıyla yayılır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | range i. | aralık (yaş vb) | ||
|
The patient was relieved to learn from the doctor that his blood pressure was within the normal range. Doktordan tansiyonunun normal aralıkta olduğunu öğrenen hasta rahatladı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | range i. | mesafe (görüş/atış) | ||
|
She was an attractive woman who drew admiring glances from any men within range. Görüş mesafesindeki tüm erkeklerin hayran bakışlarını üzerine çeken çekici bir kadındı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | range i. | seri (ürün vb) | ||
|
This engine is part of the BMW EfficientDynamics range. Bu motor BMW EfficientDynamics serisinin bir parçasıdır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | range i. | atış uzaklığı | ||
|
According to the officer, the target was beyond the range of the weapon. Polis memurunun söylediğine göre hedef, silahın atış uzaklığının dışındaydı. More Sentences |
||||
| Genel | range i. | ocak | ||
|
They prepared dinner on the shiny, new kitchen range. Parlak, yeni mutfak ocağında akşam yemeği hazırladılar. More Sentences |
||||
| Genel | range i. | sınır | ||
|
Her cholesterol levels are within the normal range. Kolesterol seviyesi normal sınırlar içinde. More Sentences |
||||
| Genel | range i. | kapsam | ||
|
The issue of the arms trade itself remains out of range. Silah ticareti konusunun kendisi kapsam dışında kalmaktadır. More Sentences |
||||
| Genel | range i. | poligon | ||
|
The soldiers practiced in the shooting range. Askerler atış poligonunda pratik yapıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | range i. | otlak | ||
|
The shepherd called out to sheep in the range. Çoban otlaktaki koyunlara seslendi. More Sentences |
||||
| Genel | range i. | alan (bitki veya hayvanın doğal olarak yetiştiği) | ||
|
Saw palmetto has a range of uses. Saw palmetto'nun çeşitli kullanım alanları vardır. More Sentences |
||||
| Genel | range i. | çeşit | ||
|
You have given dealers a huge range of new weapons. Tüccarlara çok çeşitli yeni silahlar verdiniz. More Sentences |
||||
| Genel | range i. | dizi | ||
|
The department store is now selling a new range of kitchenware. Mağaza şimdilerde yeni bir dizi mutfak eşyası satıyor. More Sentences |
||||
| Genel | range i. | yelpaze | ||
|
The store offers a wide range of products. Mağaza geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. More Sentences |
||||
| Genel | range f. | yayılmak | ||
|
The conversation had ranged over a variety of subjects, from history to current affairs. Sohbet tarihten güncel olaylara kadar çeşitli konulara yayılmıştı. More Sentences |
||||
| Genel | range f. | dizmek | ||
|
All the artworks are ranged in the display room. Tüm sanat eserleri sergi odasında dizilmişti. More Sentences |
||||
| Genel | range f. | sıralamak | ||
|
Team photographs were ranged along the wall in the manager's office. Takım fotoğrafları müdürün ofisindeki duvar boyunca sıralanmıştı. More Sentences |
||||
| Genel | range f. | uzanmak | ||
|
Xavier's experience ranged from sales to assistance. Xavier'in deneyimi satıştan asistanlığa kadar uzanıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | range f. | (bazı sınırlar arasında) değişmek | ||
|
Garden decor can be bought in Moscow (toys and lanterns) at a price ranging from 500 to 3,000 rubles. Bahçe dekoru Moskova'da (oyuncaklar ve fenerler) 500 ila 3.000 ruble arasında değişen bir fiyata satın alınabilir. More Sentences |
||||
| Genel | range f. | (belirli değerler arasında) değişiklik göstermek | ||
|
Many boys and girls ranging from 12 to 18 entered the contest. Yaşları 12 ila 18 arasında değişiklik gösteren birçok erkek ve kız yarışmaya katıldı. More Sentences |
||||
| Genel | range i. | uzaklık | ||
| Genel | range i. | alanlar (bitki veya hayvanın doğal olarak yetiştiği) | ||
| Genel | range i. | atım | ||
| Genel | range i. | fırın (yemek pişirmeye yarayan üstü ocaklı) | ||
| Genel | range i. | mera | ||
| Genel | range i. | atış alanı | ||
| Genel | range i. | dağılım genişliği | ||
| Genel | range i. | düzen | ||
| Genel | range i. | saha | ||
| Genel | range i. | gidim | ||
| Genel | range i. | istatistik dağılım | ||
| Genel | range i. | açık alan | ||
| Genel | range i. | erim | ||
| Genel | range i. | sıra | ||
| Genel | range i. | sınıf | ||
| Genel | range i. | alan | ||
| Genel | range i. | yayılma alanı | ||
| Genel | range i. | alt üst sınır | ||
| Genel | range i. | aralık | ||
| Genel | range i. | hare | ||
| Genel | range i. | ara | ||
| Genel | range i. | dağ silsilesi | ||
| Genel | range i. | bölge | ||
| Genel | range i. | kuzine/mutfak sobası/fırınlı ocak | ||
| Genel | range i. | çekim | ||
| Genel | range i. | kapsama (alanı) | ||
| Genel | range i. | erişim | ||
| Genel | range i. | yetişme bölgesi | ||
| Genel | range i. | yetiştiği bölge | ||
| Genel | range i. | rütbe | ||
| Genel | range i. | etki alanı | ||
| Genel | range i. | fırınlı ocak | ||
| Genel | range i. | tesir sahası | ||
| Genel | range i. | kademe | ||
| Genel | range i. | mevki | ||
| Genel | range i. | derece | ||
| Genel | range i. | uzaklık | ||
| Genel | range i. | mertebe | ||
| Genel | range i. | (bir kimsenin) algısının kapsamı | ||
| Genel | range i. | (bir kimsenin) bilgisinin kapsamı | ||
| Genel | range i. | (bir kimsenin) deneyiminin kapsamı | ||
| Genel | range i. | (bir kimsenin) yeteneklerinin kapsamı | ||
| Genel | range i. | (özgürce) gezme | ||
| Genel | range i. | gezinti alanı | ||
| Genel | range f. | tarafına çevirmek | ||
| Genel | range f. | akıp gitmek | ||
| Genel | range f. | sıralı olmak | ||
| Genel | range f. | erimi olmak | ||
| Genel | range f. | sıra halinde olmak | ||
| Genel | range f. | yetişmek (bir yerde) | ||
| Genel | range f. | gezinmek | ||
| Genel | range f. | boyunca gitmek | ||
| Genel | range f. | dolaşmak | ||
| Genel | range f. | bulunmak (bir yerde) | ||
| Genel | range f. | dağılmak | ||
| Genel | range f. | ayarlamak | ||
| Genel | range f. | otlatmak | ||
| Genel | range f. | turlamak | ||
| Genel | range f. | doğrultmak | ||
| Genel | range f. | sınıflandırmak | ||
| Genel | range f. | menzilini bulmak | ||
| Genel | range f. | katılmak | ||
| Genel | range f. | olmak | ||
| Genel | range f. | dizilmek | ||
| Genel | range f. | düzeltmek | ||
| Genel | range f. | gezmek | ||
| Genel | range f. | erişmek | ||
| Genel | range f. | (sahil) boyunca seyretmek | ||
| Genel | range f. | safında bulunmak | ||
| Genel | range f. | ... ile ... arasında değişkenlik göstermek | ||
| Genel | range f. | kapsamak | ||
| Genel | range f. | uzanıp gitmek | ||
| Genel | range f. | tasnif etmek | ||
| Genel | range f. | sınıfında bulunmak | ||
| Genel | range f. | içermek | ||
| Genel | range f. | gezinmek | ||
| Genel | range f. | amaçsızca dolaşmak | ||
| Genel | range f. | düzenlemek | ||
| Genel | range f. | düzene koymak | ||
| Genel | range f. | sıraya koymak | ||
| Genel | range f. | tanzim etmek | ||
| Genel | range f. | tertip etmek | ||
| Genel | range f. | yerleştirmek | ||
| Genel | range f. | sınıflara ayırmak | ||
| Genel | range f. | göz gezdirmek | ||
| Genel | range f. | kısaca incelemek | ||
| Genel | range f. | keşif gezisine çıkmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | range i. | aralık | ||
| Teknik | range f. | telemetre kullanarak menzil bulmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | range i. | alt ve üst sınırlar arası | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | range i. | post veya deriden kesilmiş şerit halinde parça | ||
| Tekstil | range i. | posttan kesilen parça | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | range i. | eşit yükseklikteki kare bloklarla örülen taş duvar | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | range i. | taşıtın yakıt almadan kat edebildiği azami mesafe | ||
| Otomotiv | range i. | tek depo ile kat edilebilen azami mesafe | ||
| Ulaştırma | ||||
| Ulaştırma | range i. | aynı fiyatların uygulandığı, aynı bölgedeki bir grup nakliye limanı | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | range i. | radyo renç istasyonu | ||
| Havacılık | range i. | hava seyrüseferine yardım amaçlı radyo istasyonu | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | range f. | (güvertede çapa atmak üzere) halat rodasını açmak | ||
| Denizcilik | range f. | demir atarken (gemiyi) ileri geri hareket ettirmek | ||
| Psikoloji | ||||
| Psikoloji | range i. | aralık | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | range i. | (genellikle katı yakıtla ısıtılan) fırınlı ocak | ||
| İstatistik | ||||
| İstatistik | range i. | açıklık | ||
| Fizik | ||||
| Fizik | range i. | elektron veya proton gibi iyonize radyasyon parçacıklarının, iyonlaşmaya sebep olmadan önce kat edebildiği mesafe | ||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | range i. | bitey alanı | ||
| Biyoloji | range i. | flora | ||
| Biyoloji | range i. | fauna | ||
| Biyoloji | range i. | bitki örtüsü | ||
| Biyoloji | range i. | direy | ||
| Gökbilim | ||||
| Gökbilim | range f. | (teleskobu) çevirmek | ||
| Gökbilim | range f. | (teleskobu) doğrultmak | ||
| Hayvancılık | ||||
| Hayvancılık | range f. | otlamak | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | range i. | abd'de arazi etüdü yapılırken belirli bir boylam çizgisinden itibaren doğu ve batı olmak üzere numaralandırılan, her biri altı mil kareden oluşan arazi parçası | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | range i. | mıntıka | ||
| Askeri | range i. | füze test alanı | ||
| Askeri | range i. | seyir menzili | ||
| Askeri | range i. | uçuş menzili | ||
| Askeri | range f. | (silahla) nişan almak | ||
| Askeri | range f. | (silahı) çevirmek | ||
| Askeri | range f. | (silahı) doğrultmak | ||
| Askeri | range f. | nesnenin menzilini arka arkaya ve giderek yükselen kısa atışlar yaparak tespit etmek | ||
| Spor | ||||
| Spor | range i. | atış yeri | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | range i. | ses genişliği | ||
| Kütüphanecilik | ||||
| Kütüphanecilik | range i. | (kütüphanede) iki taraflı kitaplık | ||
| Matbaa | ||||
| Matbaa | range f. | satır kenarlarını düzgün hale getirmek | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | range f. | kararsız davranmak | ||
| Eski Kullanım | range f. | tutarsız olmak | ||