range - Turc Anglais Dictionnaire

range

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

range — Definition

Signification:
aralık, menzil, sıralanmak
Prononciation (IPA):
(AmE /reɪndʒ/ – BrE /reɪndʒ/)
Partie du discours:
İsim: range (ranges); Fiil: range (ranges – ranged – ranging)
Synonymes:
scope, span
Antonymes:
limit

Sens de "range" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
range n. silsile
This is the longest range of hills in the Lake District.
Burası Göller Bölgesi'ndeki en uzun tepeler silsilesidir.

More Sentences
range n. sıra (dağ/tepe)
The two countries are separated by a range of mountains.
İki ülke bir sıra dağ ile birbirinden ayrılıyor.

More Sentences
range n. çeşitlilik
This university has students and staff with a wide range of backgrounds.
Bu üniversitede, özgeçmişleri bolca çeşitlilik gösteren öğrenciler ve personel bulunmaktadır.

More Sentences
range n. menzil
A flashlight has a range of 100 feet and casts its beam through an angle of 100.
Bir el fenerinin menzili 100 fittir ve ışını 100'lük bir açıyla yayılır.

More Sentences
range n. aralık (yaş vb)
The patient was relieved to learn from the doctor that his blood pressure was within the normal range.
Doktordan tansiyonunun normal aralıkta olduğunu öğrenen hasta rahatladı.

More Sentences
range n. mesafe (görüş/atış)
She was an attractive woman who drew admiring glances from any men within range.
Görüş mesafesindeki tüm erkeklerin hayran bakışlarını üzerine çeken çekici bir kadındı.

More Sentences
range n. seri (ürün vb)
This engine is part of the BMW EfficientDynamics range.
Bu motor BMW EfficientDynamics serisinin bir parçasıdır.

More Sentences
General
range n. atış uzaklığı
According to the officer, the target was beyond the range of the weapon.
Polis memurunun söylediğine göre hedef, silahın atış uzaklığının dışındaydı.

More Sentences
range n. ocak
They prepared dinner on the shiny, new kitchen range.
Parlak, yeni mutfak ocağında akşam yemeği hazırladılar.

More Sentences
range n. sınır
Her cholesterol levels are within the normal range.
Kolesterol seviyesi normal sınırlar içinde.

More Sentences
range n. kapsam
The issue of the arms trade itself remains out of range.
Silah ticareti konusunun kendisi kapsam dışında kalmaktadır.

More Sentences
range n. poligon
The soldiers practiced in the shooting range.
Askerler atış poligonunda pratik yapıyordu.

More Sentences
range n. otlak
The shepherd called out to sheep in the range.
Çoban otlaktaki koyunlara seslendi.

More Sentences
range n. alan (bitki veya hayvanın doğal olarak yetiştiği)
Saw palmetto has a range of uses.
Saw palmetto'nun çeşitli kullanım alanları vardır.

More Sentences
range n. çeşit
You have given dealers a huge range of new weapons.
Tüccarlara çok çeşitli yeni silahlar verdiniz.

More Sentences
range n. dizi
The department store is now selling a new range of kitchenware.
Mağaza şimdilerde yeni bir dizi mutfak eşyası satıyor.

More Sentences
range n. yelpaze
The store offers a wide range of products.
Mağaza geniş bir ürün yelpazesi sunuyor.

More Sentences
range v. yayılmak
The conversation had ranged over a variety of subjects, from history to current affairs.
Sohbet tarihten güncel olaylara kadar çeşitli konulara yayılmıştı.

More Sentences
range v. dizmek
All the artworks are ranged in the display room.
Tüm sanat eserleri sergi odasında dizilmişti.

More Sentences
range v. sıralamak
Team photographs were ranged along the wall in the manager's office.
Takım fotoğrafları müdürün ofisindeki duvar boyunca sıralanmıştı.

More Sentences
range v. uzanmak
Xavier's experience ranged from sales to assistance.
Xavier'in deneyimi satıştan asistanlığa kadar uzanıyordu.

More Sentences
range v. (bazı sınırlar arasında) değişmek
Garden decor can be bought in Moscow (toys and lanterns) at a price ranging from 500 to 3,000 rubles.
Bahçe dekoru Moskova'da (oyuncaklar ve fenerler) 500 ila 3.000 ruble arasında değişen bir fiyata satın alınabilir.

More Sentences
range v. (belirli değerler arasında) değişiklik göstermek
Many boys and girls ranging from 12 to 18 entered the contest.
Yaşları 12 ila 18 arasında değişiklik gösteren birçok erkek ve kız yarışmaya katıldı.

More Sentences
range n. uzaklık
range n. alanlar (bitki veya hayvanın doğal olarak yetiştiği)
range n. atım
range n. fırın (yemek pişirmeye yarayan üstü ocaklı)
range n. mera
range n. atış alanı
range n. dağılım genişliği
range n. düzen
range n. saha
range n. gidim
range n. istatistik dağılım
range n. açık alan
range n. erim
range n. sıra
range n. sınıf
range n. alan
range n. yayılma alanı
range n. alt üst sınır
range n. aralık
range n. hare
range n. ara
range n. dağ silsilesi
range n. bölge
range n. kuzine/mutfak sobası/fırınlı ocak
range n. çekim
range n. kapsama (alanı)
range n. erişim
range n. yetişme bölgesi
range n. yetiştiği bölge
range n. rütbe
range n. etki alanı
range n. fırınlı ocak
range n. tesir sahası
range n. kademe
range n. mevki
range n. derece
range n. uzaklık
range n. mertebe
range n. (bir kimsenin) algısının kapsamı
range n. (bir kimsenin) bilgisinin kapsamı
range n. (bir kimsenin) deneyiminin kapsamı
range n. (bir kimsenin) yeteneklerinin kapsamı
range n. (özgürce) gezme
range n. gezinti alanı
range v. tarafına çevirmek
range v. akıp gitmek
range v. sıralı olmak
range v. erimi olmak
range v. sıra halinde olmak
range v. yetişmek (bir yerde)
range v. gezinmek
range v. boyunca gitmek
range v. dolaşmak
range v. bulunmak (bir yerde)
range v. dağılmak
range v. ayarlamak
range v. otlatmak
range v. turlamak
range v. doğrultmak
range v. sınıflandırmak
range v. menzilini bulmak
range v. katılmak
range v. olmak
range v. dizilmek
range v. düzeltmek
range v. gezmek
range v. erişmek
range v. (sahil) boyunca seyretmek
range v. safında bulunmak
range v. ... ile ... arasında değişkenlik göstermek
range v. kapsamak
range v. uzanıp gitmek
range v. tasnif etmek
range v. sınıfında bulunmak
range v. içermek
range v. gezinmek
range v. amaçsızca dolaşmak
range v. düzenlemek
range v. düzene koymak
range v. sıraya koymak
range v. tanzim etmek
range v. tertip etmek
range v. yerleştirmek
range v. sınıflara ayırmak
range v. göz gezdirmek
range v. kısaca incelemek
range v. keşif gezisine çıkmak
Technical
range n. aralık
range v. telemetre kullanarak menzil bulmak
Computer
range n. alt ve üst sınırlar arası
Textile
range n. post veya deriden kesilmiş şerit halinde parça
range n. posttan kesilen parça
Construction
range n. eşit yükseklikteki kare bloklarla örülen taş duvar
Automotive
range n. taşıtın yakıt almadan kat edebildiği azami mesafe
range n. tek depo ile kat edilebilen azami mesafe
Transportation
range n. aynı fiyatların uygulandığı, aynı bölgedeki bir grup nakliye limanı
Aeronautic
range n. radyo renç istasyonu
range n. hava seyrüseferine yardım amaçlı radyo istasyonu
Marine
range v. (güvertede çapa atmak üzere) halat rodasını açmak
range v. demir atarken (gemiyi) ileri geri hareket ettirmek
Psychology
range n. aralık
Gastronomy
range n. (genellikle katı yakıtla ısıtılan) fırınlı ocak
Statistics
range n. açıklık
Physics
range n. elektron veya proton gibi iyonize radyasyon parçacıklarının, iyonlaşmaya sebep olmadan önce kat edebildiği mesafe
Biology
range n. bitey alanı
range n. flora
range n. fauna
range n. bitki örtüsü
range n. direy
Astronomy
range v. (teleskobu) çevirmek
range v. (teleskobu) doğrultmak
Breeding
range v. otlamak
Geography
range n. abd'de arazi etüdü yapılırken belirli bir boylam çizgisinden itibaren doğu ve batı olmak üzere numaralandırılan, her biri altı mil kareden oluşan arazi parçası
Military
range n. mıntıka
range n. füze test alanı
range n. seyir menzili
range n. uçuş menzili
range v. (silahla) nişan almak
range v. (silahı) çevirmek
range v. (silahı) doğrultmak
range v. nesnenin menzilini arka arkaya ve giderek yükselen kısa atışlar yaparak tespit etmek
Sport
range n. atış yeri
Music
range n. ses genişliği
Librarianship
range n. (kütüphanede) iki taraflı kitaplık
Printery
range v. satır kenarlarını düzgün hale getirmek
Archaic
range v. kararsız davranmak
range v. tutarsız olmak

Sens de "range" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
range hood (us) n. davlumbaz
General
firing range n. poligon
short range n. kısa aralık
rifle range n. atış alanı
firing range n. atış alanı
medium range aircraft n. orta menzilli uçak
test range n. deney alanı
rifle range n. menzil
long range radar n. uzun menzilli radar
age range n. yaş dilimi
fall range n. güzlek
range land n. hayvan otlatılan arazi
age range n. yaş aralığı
mountain range n. sıradağ
target range n. poligon
slant range n. iki nokta arasındaki eğik mesafe
rifle range n. poligon
long range forecast n. uzun süreli hava tahmini
product range n. ürün yelpazesi
shooting range n. poligon
firing range n. atış yeri
shooting range n. atış poligonu
range of application n. uygulama bölgesi
mountain range n. dağ sırası
range land n. çiftlik arazisi
golf range n. golf sahası
close range target n. kısa menzil hedefi
target range n. atış yeri
mid range n. orta değer
mountain range n. dağ silsilesi
cattle range n. sığır otlağı
temperature range n. sıcaklık aralığı
cattle range n. otlak
voice range n. ses erimi
price range n. fiyat dağılımı
target range n. hedef menzili
range pole n. jalon
range of mountains n. sıradağ
visibility range n. görüş mesafesi
product range n. ürün çeşitliliği
total range n. toplam aralık
full range n. tam alan
arc range n. ark mesafesi
intensity range n. yoğunluk aralığı
target heart rate range n. hedef kalp hızı aralığı
target heart rate range n. hedef kalp hızı seviyesi
target heart rate range n. hedef kalp hızı oranı
operating range n. işletme bölgesi
daily range n. günlük değişim
range of mountains n. dağ silsilesi
long-range plan n. uzun vadeli plan
range of awareness n. bilinç düzlemi
range of samples n. örnek koleksiyonu
range of mountains n. sıra dağlar
range over a wide field n. geniş alana yayılma
destruction range n. tahribat alanı
range of colors n. renk yelpazesi
range pole n. gözetleme direği
cooking range n. ocak
gas range n. gazlı ocak
a full range of services n. her çeşit/türlü hizmet
a wide range of colours n. geniş renk yelpazesi
a full range of services n. çok çeşitli/kapsamlı hizmetler
meter range n. metre aralığı
range of vision n. görüş mesafesi
rifle range n. tüfek poligonu
target range n. atış poligonu
mountain range n. sıradağlar
accurate range n. etkili menzil
artillery range n. atış alanı
shooting range n. atış menzili
middle range theory n. orta boy kuram
middle range theories n. orta boy teoriler
theories of middle range n. orta boy teoriler
middle range theory n. orta boy teori
kitchen range n. kuzine/mutfak sobası/fırınlı ocak
mid-range hotel n. orta sınıf otel
range cooker n. fırın
long-range impact n. uzun vadeli etki
narrow range n. dar aralık
height range n. boy aralığı
wide range of subjects n. geniş konu yelpazesi
confidence range n. güven aralığı
approximate range n. yaklaşık değer
certificate of competence for short range radio operators n. kısa mesafe telsiz operatörü yeterlik belgesi
vocal range n. ses perde aralığı
vocal range n. ses aralığı
vocal range n. vokal aralığı
practice range n. golf atışı çalışmak için uygun saha
practice range n. golf alıştırma sahası
free range n. serbest gezen kümes hayvanı
range far v. geniş kapsamlı olmak
range up v. üst limitlere yükselmek
range up v. üst seviyeye genişlemek
shoot a weapon at close range v. yakın mesafeden ateş etmek
(shoot a weapon) at close range v. yakın mesafeden ateş etmek
range between v. aralığında seyretmek
get out of range v. menzil dışına çıkmak
get out of range v. erim dışına çıkmak
be out of one's price range v. ödeyebileceği fiyatın üzerinde olmak
a range of adj. bir dizi
wide range of adj. geniş bir yelpazede
wide range of adj. geniş yelpazeli
wide range of adj. çok sayıda
wide range of adj. çok miktarda
wide range of adj. çeşitli sayıda
wide range of adj. çok çeşitli
wide range (of) adj. geniş yelpaze
a wide range of adj. çok çeşitli
a wide range of adj. çok sayıda
a wide range of adj. çok kapsamlı
long-range adj. uzun menzilli
long-range adj. uzun menzilli (top)
mid-range adj. orta seviyede olan
short-range adj. kısa vadeli
short-range adj. kısa mesafe
short-range adj. kısa dönemli
short-range adj. kısa menzil
out of range adj. erimin dışında
close-range adj. yakın
close-range adj. yakın mesafe
a broad range of adj. geniş bir
top of the range adj. sınıfının en iyisi
a broad range of adj. geniş bir yelpazede farklı
range-raised adj. otlakta yetişmiş/yetiştirilmiş
a diverse range of adj. çok çeşitli
a whole range of adj. birçok
a wide range of adj. geniş kapsamlı
a wide range of adj. geniş kapsamlı
a wide range of adj. çok kapsamlı
at close range adv. yakın mesafeden
at close range adv. yakından
in the range of adv. aralığında
at point-blank range adv. çok kısa mesafeden
over a range of prep. belirli bir aralığın üzerinde
between the range of prep. aralığında
within range of prep. mesafesinde
a whole range of expr. bir dizi
lr (long range) abrev. uzun erim
lr (long range) abrev. uzun menzil
irbm (intermediate-range ballistic missile) abrev. orta menzilli balistik füze
Phrasals
range from something to something v. arasında dağılım göstermek/değişmek
range over something v. (araziye/alana/bölgeye) yayılmak
range in v. (özellikle otomatik seyir yardımcıları vasıtasıyla) bir noktaya yönelmek
range over v. geniş bir yelpazeden almak
range over (something or some place) v. (bir şeye/bir yere) yayılmak
range against v. birisine/bir şeye karşı saf tutmak
Phrases
in the medium range adv. orta vadede
the samples range from bad to excellent expr. örnekler kötü ile mükemmel arasında değişiyor
within the range expr. arasında