spread - Türkçe İngilizce Sözlük

spread

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

spread — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yaymak, yayılmak
Okunuş (IPA):
(AmE /sprɛd/ – BrE /sprɛd/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: spread (spreads – spread – spread - spreading)
Bu fiil, bir şeyin geniş alana dağılmasını betimler. Eski İngilizce sprǣdan kökünden gelir. Fiziksel, bilgi ve hastalık yayılımı anlatımlarında kullanılır.
Eş Anlamlılar:
disseminate
Zıt Anlamlılar:
confine

"spread" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 139 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
spread f. yaymak
Cleaning the house is boring, I like to spread it out throughout the week.
Evi temizlemek sıkıcı, bunu hafta içine yaymayı seviyorum.

More Sentences
spread f. yayılmak
Gossips spread quickly in small communities.
Dedikodular küçük topluluklarda hızla yayılır.

More Sentences
Genel
spread i. şölen
She provided a good spread to welcome her son home from university.
Oğlunun üniversiteden eve dönüşünü büyük bir şölenle karşıladı.

More Sentences
spread i. açıklık
The spread of the eagle's wing is quite impressive.
Kartalın kanadının açıklığı oldukça etkileyici.

More Sentences
spread i. artış
The spread of pollutants in the water is growing at an alarming rate.
Sudaki çevreyi kirletici maddelerin artışı endişe verici bir hızla artmaktadır.

More Sentences
spread i. dağılım
This brochure shows the spread of the most luxurious hotels in Turkey.
Bu broşür Türkiye'deki en lüks otellerin dağılımını göstermektedir.

More Sentences
spread i. pike
I bought a new spread to keep me warm at night.
Geceleri beni sıcak tutsun diye yeni bir pike aldım.

More Sentences
spread i. fiyat farkı
There is a decent spread between the sale and resale values of this product.
Bu ürünün satış ve yeniden satış değerleri arasında makul bir fiyat farkı vardır.

More Sentences
spread i. çiftlik arazisi
He owns a substantial spread in the countryside.
Onun kırsalda geniş bir çiftlik arazisi var.

More Sentences
spread f. sermek
Please spread the picnic blanket on the ground.
Lütfen piknik battaniyesini yere serin.

More Sentences
spread f. dağılmak
The shops mainly spread across the city center.
Mağazalar çoğunlukla şehir merkezine dağılmıştır.

More Sentences
spread f. açmak
She stepped forward and spread her hands.
Bir adım öne çıktı ve ellerini iki yana açtı.

More Sentences
spread f. ayırmak
Spread your fingers.
Parmaklarınızı ayırın.

More Sentences
spread f. sıçramak
Violent crime spread into the suburbs.
Şiddet suçları banliyölere de sıçradı.

More Sentences
spread f. kaplamak
A look of anger slowly spread over his face.
Yüzünü yavaşça bir öfke ifadesi kapladı.

More Sentences
spread f. dağıtmak
Make sure that you spread the wet cement evenly.
Islak çimentoyu mutlaka eşit şekilde dağıtınız.

More Sentences
spread f. yayılmak
Gossips spread quickly in small communities.
Dedikodular küçük topluluklarda hızla yayılır.

More Sentences
spread f. yaymak
Cleaning the house is boring, I like to spread it out throughout the week.
Evi temizlemek sıkıcı, bunu hafta içine yaymayı seviyorum.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
spread i. fark
At the end of the match, there was a two-point spread between Liverpool and Manchester United.
Maç sonunda Liverpool ile Manchester United arasında iki puanlık bir fark vardı.

More Sentences
Teknik
spread f. sürmek
I am spreading mustard on a slice of bread.
Bir dilim ekmeğin üzerine hardal sürüyorum.

More Sentences
spread f. yaymak
Cleaning the house is boring, I like to spread it out throughout the week.
Evi temizlemek sıkıcı, bunu hafta içine yaymayı seviyorum.

More Sentences
Genel
spread i. ezme
spread i. ara
spread i. yayılma
spread i. iki uç arasındaki uzunluk
spread i. dağılma
spread i. örtü
spread i. yer (gazetede bir konuya ayrılan)
spread i. çiftlik
spread i. iki uç arasındaki genişlik
spread i. genişlik
spread i. genişleme
spread i. bulaşma
spread i. saha
spread i. ekmeğe sürülen şey
spread i. yayılım
spread i. şişmanlık
spread i. yatak örtüsü
spread i. uzatma
spread i. ziyafet
spread i. aynı konuyu yazan karşılıklı iki sayfa (gazete)
spread i. kar oranı
spread i. yayma
spread i. toprak mülkiyeti
spread i. taşınmaz mal
spread i. arazi
spread i. şişmanlama
spread i. enine genişleme
spread i. (peynir vb.) sürülebilir yiyecek
spread i. çeşitlilik
spread f. sürüştürmek
spread f. sirayet etmek (hastalık)
spread f. saçılmak
spread f. neşretmek
spread f. açılmak
spread f. çalmak
spread f. bulaşmak
spread f. iki yana açmak
spread f. sürülmek
spread f. döşemek
spread f. meydan almak
spread f. bulaştırmak
spread f. neşrolunmak
spread f. göz alabildiğine uzanmak
spread f. uzanmak
spread f. geçmek
spread f. dökmek (gübre vb'ni tarlaya)
spread f. saçmak
spread f. kurmak (sofrayı)
spread f. ekmek
spread f. uzatmak
spread f. sürmek (bir başka şeyin üstüne)
spread f. (yemek) servis etmek
spread f. esnemek
spread f. genişlemek
spread f. uzamak
spread f. (kendini) geniş kitlelere kabul ettirmek
spread f. (kendini) büyük bir kesime mal etmek
spread s. ekmek vb´ne kolayca sürülen
spread s. dağılmış
spread s. genişlemiş
spread s. açık
spread s. yayılmış
spread s. iyice açılmış
spread s. sürülen
spread s. yaygın
Irregular Verb
spread f. spread - spread
Konuşma Dili
spread i. çiftlik
spread i. geniş arazi parçası
Ticaret/Ekonomi
spread i. alım-satım marjı
spread i. alış satış farkı
spread i. alış-satış farkı
spread i. bir yerine iki fiyat verme
spread i. değişik fiyatlardaki veya vadelerdeki bir opsiyonun aynı anda alınması.
spread i. ek faiz
spread i. iki fiyat arasındaki fark
spread i. kambiyo alış fiyatı ile satış fiyatı arasındaki fark
spread i. komisyon
spread i. alış-satış fiyatı arasındaki fark
Medya
spread i. (gazete veya dergilerin birden fazla köşesinde) öne çıkan haber paylaşımı
spread i. büyük manşet
spread i. birbirine bakan iki kitap sayfası
spread s. (gazete veya dergide) büyük yer kaplayan
Teknik
spread i. kesme taşın yüzey genişliği
spread s. (değerli taş) yeterli derinliği olmayan
spread s. (değerli taş) yeterince parlamayan
spread s. (değerli taş) mat
Demiryolu
spread i. (makasta) ayak ile topuk bölümleri arasındaki mesafe
spread i. makas ray açıklığı
Havacılık
spread i. kanat genişliği
spread i. kanat açıklığı
Mutfak
spread i. sürülebilir kıvamlı yiyecek
Matematik
spread i. (genellikle noktalardan oluşan) sürekli grup
İstatistik
spread i. yayılma
spread i. ortalama sapma
Deniz Biyolojisi
spread i. ağız açıklığı
Zooloji
spread i. (bazı dört bacaklılarda) ön bacaklar arasındaki mesafe
spread i. (bazı dört bacaklılarda) bacak aralığı
Hayvancılık
spread i. hayvan sürüsü
Arıcılık
spread i. kuluçkanın yayılması
Dilbilim
spread f. (ses çıkarırken) dudakları genişletmek
spread f. (bir sesi) dudakları yuvarlamadan çıkarmak
spread f. (bir sesi) dudakları genişleterek çıkarmak
Askeri
spread i. salvo torpido atışı
Spor
spread i. bilardo topunun çarpıp sekerek izlemesi gereken asıl yola gönderildiği bir atış
spread i. (bahiste) güçlü takımın maçı kaç sayı fark ile alacağına dayalı tahmin
Futbol
spread i. (kuzey amerika futbolunda) bir hücum pozisyonu
İskambil
spread i. kartları masaya serme
spread i. elini açma
spread i. (hile amaçlı) bütün elini gösterme
spread i. (remi oyununda) masaya açılan el
spread i. (remi oyununda) bütün bir eli masaya serme
spread f. (elini veya kalan kartları) hile amaçlı göstermek
spread f. (değerli kartlardan oluşan eli) sermek
spread f. (kartları) masaya açmak
Bahisçilik
spread i. bahsin değerini artırmak için gücü daha az olan takıma verilen avantaj
Argo
spread i. ziyafet
spread f. bacaklarını ayırmak
spread f. bacaklarını açmak

"spread" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
spread spectrum communications i. dağınık spektrum iletişimler
cheese spread i. krem peynir
spread of fire i. yangının yayılması
spread sheet i. sütunlu tablo
spread (of crack) i. çatlak ilerlemesi
spread eagle i. kartal duruşu pozisyonu
spread-eagle i. kartal duruşu pozisyonu
middle-age spread i. orta yaş göbeği
the spread of virus i. virüsün yayılmasını
middle-aged spread i. orta yaşlarda görülen vücudun orta kısmında oluşan yağlanma
chocolate spread i. çokokrem
spread of the flame i. alevin yayılması
calendar spread i. takvim aralığı
hazelnut spread i. fındık ezmesi
centre spread i. dergi, gazete vs. ortasında yer alan ve aynı habere ayrılmış karşılıklı sayfa çifti
spread head i. birbirine bakan iki kitap sayfası
spread-eagle i. (abd devlet mühründe yer alan) kanatları açık kartal sembolü
spread eagle i. (abd devlet mühründe yer alan) kanatları açık kartal sembolü
be spread out f. serilmek
be spread f. yayılmak
spread out f. yaymak
spread out f. açmak
spread out f. ayırmak
be spread over f. serilmek
spread something thin f. bir şeyi ince bir tabaka halinde sürmek
spread over f. yayılmak
spread terror f. korku salmak
spread one's arms wide f. kollarını alabildiğine açmak
spread out f. genişlemek
spread by rumour f. ağızdan ağıza yayılmak
spread like wildfire f. büyük bir hızla yayılmak
spread oneself f. yayılmak
spread over f. istila etmek
spread like wildfire f. ağızda sakız olmak
be spread f. serilmek
spread out f. sermek
spread by word of mouth f. ağızdan ağıza yayılmak
spread terror f. dehşet saçmak
spread rumors f. dedikodu çıkarmak
cause to spread f. yayılmasına neden olmak
spread over f. sarmak
spread out f. yayılmak
be spread with honey f. ballanmak
spread over f. sermek
spread knowledge f. bilgiyi yaymak
spread to the market place f. pazara yayılmak
spread to the market f. pazara yayılmak
spread around f. çevreye yayılmak
spread the disease f. hastalık yaymak
spread the load f. yükü hafiflemek
spread far and wide f. dünyayı tutmak
spread virus f. virüs bulaştırmak
spread virus f. virüs yaymak
(virus) spread f. virüs yayılmak
spread (a cloth) over f. tefriş etmek
spread-eagled f. kol ve bacakları yana açılmış olarak yatmak
spread-eagle f. kol ve bacaklarını yana açarak yatmak
spread-eagle f. kol ve bacaklarını açarak yatırmak
spread on a large area f. geniş alana yayılmak
spread in waves f. dalga dalga yayılmak
spread fear f. korku salmak
spread fear f. korku yaymak
spread the cover f. örtü sermek
spread the cover f. örtü örtmek
spread the cover f. örtü yaymak
spread positive energy around f. çevresine pozitif enerji yaymak
spread negative vibes f. çevresine negatif enerji yaymak
spread positive vibes f. çevresine pozitif enerji yaymak
spread negative energy around f. çevresine negatif enerji yaymak
spread the news f. haber yaymak
spread country-wide f. bütün ülke sathına yayılmak
spread country-wide f. ülkenin bütününe yayılmak
spread country-wide f. bütün ülkeye yayılmak
resist the spread of f. yayılmasına direnmek
resist the spread of f. yayılmasına karşı koymak
prevent the spread of virus f. virüsün yayılmasını önlemek
spread rumors f. dedikodu yaymak
lay spread-eagle on the floor f. kol ve bacaklar yanlara açılmış olarak yatmak
spread to f. -e yayılmak
spread over time f. zamana yayılmak
spread seeds f. tohum atmak
spread on effort to ... f. ... mek/mak için gayret sarfetmek/ çaba göstermek
spread from person to person f. insandan insana yayılmak
spread on bread f. ekmeğe sürmek
spread to the world f. dünyaya yayılmak
spread around the world f. dünyaya yayılmak
spread out f. (bölgeye/alana) dağılmak
spread a large clew f. çok sayıda yelken taşımak
spread a large clew f. etkileyici görünmek
spread misinformation f. yalan haber yaymak
spread misinformation f. yanlış haber yaymak
spread-eagle f. (buz pateninde) kartal hareketi yapmak
spread-eagle f. uzatmak
spread-eagle f. yenmek
spread oneself f. maksimumu sunmak
spread oneself f. (cömertlik, misafirperverlik) sergilemek
spread-eagle f. alt etmek
spread-eagle f. sere serpe uzanmak
spread-eagle f. yayılmak
spread-eagle f. mağlup etmek
spread-eagle f. kolları-bacakları açarak durmak
spread-eagle f. bacaklarını ayırarak yürümek
spread-eagle f. bacaklarını açıp oturmak
spread-eagle f. bozguna uğratmak
spread oneself f. kendini heba etmek
be spread f. dağılmak
spread the process over time f. süreci zamana yaymak
spread butter on the bread f. ekmeğe tereyağı sürmek
spread-eagle s. abartılı
spread all through with s. ile dolu
spread all through with s. dolu
spread-eagle s. kanatları açık kartalı çağrıştıran
spread-eagle s. gururlandıran
spread-eagle s. gösterişli
spread-out s. yelpaze şeklinde yayılmış
spread-out s. saçılmış
spread-eagle s. gururlu
spread-eagle s. abd'nin büyüklüğünü çağrıştıran
spread-out s. dağılmış
spread-eagle s. abartılan
spread-eagle s. kanatları açık kartala benzeyen
spread-eagle s. şişirilen
spread-eagle s. abartan
spread-eagle s. övünen
spread-eagle zf. kollarını ve bacaklarını ayırarak
spread-eagle zf. kollarını ve bacaklarını açarak
spread-eagle zf. kolları ve bacakları açık bir şekilde
Öbek Fiiller
spread about f. yaymak
spread around f. çevreye yaymak
spread onto f. üzerine sürmek
spread with f. -ile örtmek/kaplamak
spread under f. altına sermek
spread on f. üzerine sürmek
spread into f. -e yayılmak
spread from f. -den yayılmak
spread abroad f. kulaktan kulağa yayılmak
spread onto (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) üzerine doğru yayılmak
spread all over (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerine sıçramak
spread on f. '-de yayılmak
spread on f. üzerinden yayılmak
spread all over (something or some place) f. bir bilgi (bir şeyde/yerde) herkese yayılmak
spread on f. üzerinden yaymak
spread on f. '-de yaymak
spread on f. bilgi bir şey üzerinden yayılmak
spread on f. '-de yayılmak
spread all over (something or some place) f. bir bilgi (bir şeyde/yerde) yayılmak
spread all over (something or some place) f. bir bilgiyi (bir şeyin/yerin) her tarafına ulaştırmak/yaymak
spread onto (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) üzerine sürmek
spread all over f. her yere yayılmak
spread all over (something or some place) f. bir bilgiyi (bir şeyde/yerde) herkese yaymak