confine - Türkçe İngilizce Sözlük

confine

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

confine — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sınırlandırmak, hapsetmek, kısıtlamak
Okunuş (IPA):
(AmE /kənˈfaɪn/ – BrE /kənˈfaɪn/)
Terim Türü:
Fiil: confine (confines – confined – confining)
Birini veya bir şeyi belirli bir alan içinde tutmayı ya da hareket serbestisini azaltmayı anlatan fiildir; fiziksel kapatmadan soyut kısıtlamaya uzanır. Latince confinare (“sınır çizmek”) kökünden gelir; “sınır” fikri modern dilde hem mekânsal hapsi hem de kapsam daraltmayı aynı fiilde buluşturur.
Eş Anlamlılar:
restrict, imprison
Zıt Anlamlılar:
release, liberate

"confine" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 25 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
confine f. kapatmak
He confined himself to his room.
Kendini odasına kapattı.

More Sentences
confine f. hapsetmek
We were able to confine the smoke to the lobby.
Dumanı lobiye hapsetmeyi başardık.

More Sentences
confine f. sınırlandırmak
We cannot be satisfied with confining the opening of markets to the abolition of quotas in 2005.
Pazarların açılmasını 2005 yılında kotaların kaldırılmasıyla sınırlandırmakla yetinemeyiz.

More Sentences
confine f. sınırlamak
I shall confine myself here to making two general comments.
Burada kendimi iki genel yorum yapmakla sınırlayacağım.

More Sentences
confine f. hapsetmek
We were able to confine the smoke to the lobby.
Dumanı lobiye hapsetmeyi başardık.

More Sentences
confine f. sınırlı olmak
The study group was confined to class members.
Çalışma grubu sınıf üyeleriyle sınırlıydı.

More Sentences
confine f. kapatılmak
The beautiful princess was confined to a dungeon.
Güzel prenses bir zindana kapatılmıştı.

More Sentences
Hukuk
confine f. hapsetmek
We were able to confine the smoke to the lobby.
Dumanı lobiye hapsetmeyi başardık.

More Sentences
confine f. sınırlamak
I shall confine myself here to making two general comments.
Burada kendimi iki genel yorum yapmakla sınırlayacağım.

More Sentences
Teknik
confine f. sınırlamak
I shall confine myself here to making two general comments.
Burada kendimi iki genel yorum yapmakla sınırlayacağım.

More Sentences
Havacılık
confine f. sınırlamak
I shall confine myself here to making two general comments.
Burada kendimi iki genel yorum yapmakla sınırlayacağım.

More Sentences
Genel
confine i. sınır
confine i. hudut
confine i. bölge
confine f. tahdit etmek
confine f. toplamak
confine f. kapamak
confine f. kısıtlamak
confine f. mahkûm etmek
confine f. tutmak
Hukuk
confine f. cezaya çarptırmak
confine f. mahkum etmek
confine f. tahdit etmek
Teknik
confine f. kuşatmak
confine f. sınırlar içinde korumak

"confine" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 32 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
confine to f. bağlamak (birini eve/yatağa) (bir hastalık)
confine with f. çevrelenmek
confine in a cage f. kafese kapatmak
confine oneself to f. yetinmek
confine to f. -e hasretmek
confine to f. -e hapsetmek
confine to f. -e kapatmak
Öbek Fiiller
confine to f. hareket özgürlüğünü kısıtlamak
confine to f. özgürlüğünü sınırlamak
confine to f. özgürlüğünü kısıtlamak
confine to f. ile sınırlı tutmak
confine (someone or something) within (something) f. (birisini ya da bir şeyi bir yere) hapsetmek
confine (someone or an animal) within something f. (birisini ya da bir hayvanı bir yere) hapsetmek
confine (someone or something) within (something) f. (birisini ya da bir şeyi bir yere) kapamak
confine (someone or an animal) within something f. (birisini ya da bir hayvanı bir yere) kapamak
confine (something) to (someone or something) f. (bir şeyi biri/bir şey) çerçevesinde tutmak
confine (someone or something) to (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye/yere) hapsetmek
confine (something) to (someone or something) f. (bir şeyin kapsamını biriyle/bir şeyle) sınırlı tutmak
confine something to someone or something f. bir şeyi biriyle/bir şeyle sınırlı tutmak
confine (something) to (someone or something) f. (bir şeyi biriyle/bir şeyle) sınırlı tutmak
confine something to someone or something f. bir şeyi biriyle/bir şeyle kısıtlamak
confine within f. -e kapatmak
confine within f. '-e hapsetmek
confine something to someone or something f. bir şeyi biri/bir şey çerçevesinde tutmak
confine something to someone or something f. bir şeyi biriyle/bir şeyle sınırlamak/sınırlandırmak
confine something to someone or something f. bir şeyin kapsamını biriyle/bir şeyle sınırlı tutmak
confine (something) to (someone or something) f. (bir şeyi biriyle/bir şeyle) kısıtlamak
confine someone or an animal to something f. birini/bir hayvanı bir şeye/yere kapamak
confine someone or an animal to something f. birini/bir hayvanı bir şeye/yere hapsetmek
confine (someone or something) to (something) f. (birini/bir şeyi bir şeye/yere) kapamak
confine (something) to (someone or something) f. (bir şeyi biriyle/bir şeyle) sınırlamak/sınırlandırmak
Siyasal
confine oneself to making a recommendation f. kendini tavsiyede bulunmakla sınırlandırmak