outright - Türkçe İngilizce Sözlük

outright

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

outright — Definition

Anlamı ve Tanımı:
doğrudan, tamamen
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈaʊtraɪt/ – BrE /ˈaʊtraɪt/)
Terim Türü:
Zarf/Sıfat
Kısmi olmayan ve açık biçimde gerçekleşen durumu anlatan zarftır. Out ve right birleşimiyle oluşmuş, kesinlik anlamına gelmektedir. Hukuk ve gündelik anlatılarda tamlık vurgusu yapar.
Eş Anlamlılar:
completely, openly
Zıt Anlamlılar:
partially

"outright" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 44 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
outright s. kesin
The spectrum extends from outright rejection to qualified approval.
Spektrum, kesin retten nitelikli onaya kadar uzanmaktadır.

More Sentences
outright s. tam
It was an outright success for the candidate.
Bu aday için tam bir başarıydı.

More Sentences
outright s. açık
A great many questions and outright criticism can still be heard from various sectors of the market.
Piyasanın çeşitli kesimlerinden hala pek çok soru ve açık eleştiri duyulabilir.

More Sentences
outright s. bariz
Amber's outright insult made things worse.
Amber'ın bariz hakareti işleri daha da kötüye götürdü.

More Sentences
outright zf. açıkça
The Belgian Finance Minister supports this demand, and even the German Finance Minister no longer rejects it outright.
Belçika Maliye Bakanı bu talebi destekliyor ve Alman Maliye Bakanı bile artık bunu açıkça reddetmiyor.

More Sentences
outright zf. tamamen
He lost his temper outright.
Öfkeden gözü tamamen karardı.

More Sentences
outright zf. düpedüz
Numerous eyewitness accounts printed in the newspapers talk of outright brutality.
Gazetelerde yayımlanan çok sayıda görgü tanığı ifadesi düpedüz vahşetten bahsetmektedir.

More Sentences
outright zf. doğrudan
Instead of condemning them outright, we should make a distinction between internal effects and external effects.
Doğrudan kınamak yerine, iç etkiler ile dış etkiler arasında bir ayrım yapmalıyız.

More Sentences
outright zf. direkt
Blake admitted his guilt outright.
Blake suçluluğunu direkt itiraf etti.

More Sentences
Konuşma Dili
outright zf. bariz
Amber's outright insult made things worse.
Amber'ın bariz hakareti işleri daha da kötüye götürdü.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
outright s. açık
A great many questions and outright criticism can still be heard from various sectors of the market.
Piyasanın çeşitli kesimlerinden hala pek çok soru ve açık eleştiri duyulabilir.

More Sentences
Genel
outright s. peşin (ödeme)
outright s. sınırsız
outright s. karşılıksız (yardım/bağış vb)
outright s. karşılıksız
outright s. bütün
outright s. kesiksiz
outright s. açık sözlü
outright s. belli
outright s. içten
outright zf. derhal
outright zf. yalnızca
outright zf. dobra dobra
outright zf. yekten
outright zf. peşin olarak
outright zf. kesin olarak
outright zf. birden
outright zf. hemen
outright zf. anında
outright zf. dosdoğru
outright zf. bir defada
outright zf. bütün olarak
outright zf. tek bir ödemede
outright zf. defaten
outright zf. bir ödemede
outright zf. resmen
outright zf. bütünüyle
Konuşma Dili
outright zf. kabaca
outright zf. aşikar bir şekilde
outright zf. affedilmeyecek şekilde
outright zf. haksız surette
Spor
outright f. oyuncuyu karşılıksız ve koşulsuz olarak serbest bırakmak
Eski Kullanım
outright s. doğrudan ileri doğru giden
outright s. doğrudan ilerleyen

"outright" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 17 sonuç

İngilizce Türkçe
Konuşma Dili
kill outright f. hemen öldürmek
kill outright f. anında öldürmek
kill outright f. oracıkta öldürmek
killed outright s. (hemen) oracıkta (anında) ölmüş/can vermiş
Deyim
tell an outright lie f. bariz bir yalan söylemek
tell an outright lie f. kuyruklu yalan söylemek
be killed outright f. (hemen) oracıkta (anında) ölmek /can vermek
Ticaret/Ekonomi
outright sale i. doğrudan tek seferde satış
outright rate i. dolaysız kur
outright sale i. kesin satış
outright forward rate i. doğrudan vadeli teslim kuru
outright quotation i. dolaysız kotasyon
outright sale i. peşin satış
outright default i. açık temerrüt
outright buy and sell i. direkt alım-satım
outright purchase i. kesin alım
Hukuk
outright owner i. tam malik