definitive - Türkçe İngilizce Sözlük

definitive

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

definitive — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kesin, nihai
Okunuş (IPA):
(AmE /dɪˈfɪnɪtɪv/ – BrE /dɪˈfɪnɪtɪv/)
Terim Türü:
Sıfat: definitive
Tartışmaya kapalı biçimde son noktayı koyan nitelik. Latince definitivus kökünden gelen sıfat, sınır çizme fikrine dayanır. Bilim ve hukukta, bağlayıcı sonuçları ifade eder
Eş Anlamlılar:
conclusive
Zıt Anlamlılar:
tentative

"definitive" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 14 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
definitive s. nihai
Does the Council intend to raise the question of the definitive status of Kosovo?
Konsey Kosova'nın nihai statüsü konusunu gündeme getirmeye niyetli mi?

More Sentences
definitive s. kesin
They agreed upon a definitive agreement to sell the hotel.
Oteli satmak için kesin bir anlaşma üzerinde mutabık kaldılar.

More Sentences
definitive s. kusursuz
His book is still a definitive work on zoology.
Kitabı hala zooloji üzerine yazılmış kusursuz eserlerden biridir.

More Sentences
definitive i. belgili sözcük
definitive s. koşulsuz
definitive s. belirli
definitive s. eksiksiz
definitive s. tanımlayıcı
definitive s. tam
definitive s. açık
definitive s. kati
definitive s. son
definitive s. kararlaştırılmış
Medikal
definitive s. definitif

"definitive" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 29 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
definitive estimate i. kesin tahmin
definitive determination i. kesin tespit/hüküm
definitive answer i. kesin cevap
Ticaret/Ekonomi
definitive bond i. kesin tahvil
definitive judgment i. kesin karar
definitive judgment i. kesin hüküm
definitive bond i. kesin sertifika
definitive arrangement i. nihai anlaşma
definitive invoice i. kesin fatura
definitive invoice i. kati fatura
definitive form i. son şekil
definitive form i. nihai şekil
definitive agreement i. kesin anlaşma
Hukuk
definitive sentence i. nihai karar
definitive judgment i. kesin karar
definitive judgment i. kesin hüküm
definitive judgment i. son karar
definitive sentence i. son karar
definitive judgement i. kesinleşmiş hüküm
definitive judgement i. kesin hüküm
Bilgisayar
definitive edition i. eksiksiz sürüm
definitive edition i. tam sürüm
definitive edition i. nihai sürüm
Medikal
definitive pathological result i. kesin patoloji sonucu
definitive therapy i. kesin tedavi
definitive diagnosis i. kesin tanı
definitive cause of death i. kesin ölüm nedeni
Askeri
definitive hospitalization i. kesin hastane tedavisi
definitive treatment i. kesin tedavi