pale - Türkçe İngilizce Sözlük

pale

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

pale — Definition

Anlamı ve Tanımı:
solgun, açık renkli
Okunuş (IPA):
(AmE /peɪl/ – BrE /peɪl/)
Terim Türü:
Sıfat: pale
Renk veya yüz ifadesinde canlılık eksikliğini belirten sıfattır. Latince pallidus köküne uzanan kelime, fiziksel görünüm üzerinden duygusal duruma da açılan bir anlam alanı taşır.
Eş Anlamlılar:
wan, faded
Zıt Anlamlılar:
vivid, flushed

"pale" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 72 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
pale s. solgun
She looked ravishing under the pale moonlight.
Solgun ay ışığı altında büyüleyici görünüyordu.

More Sentences
pale s. soluk
The sky turned pale pink as the sunset.
Gökyüzü gün batımı gibi soluk pembeye döndü.

More Sentences
Genel
pale f. beti benzi atmak
Clark paled with shock.
Clark'ın şaşkınlıktan beti benzi atmıştı.

More Sentences
pale f. solgunlaşmak
Tom is paling.
Tom solgunlaşıyor.

More Sentences
pale s. sararmış
You're pale as a ghost.
Hayalet gibi sararmışsın.

More Sentences
pale s. soluk
The sky turned pale pink as the sunset.
Gökyüzü gün batımı gibi soluk pembeye döndü.

More Sentences
pale s. solgun
She looked ravishing under the pale moonlight.
Solgun ay ışığı altında büyüleyici görünüyordu.

More Sentences
pale s. beti benzi atmış
She was pale with fear.
Korkudan beti benzi atmıştı.

More Sentences
pale s. benzi atmış
Ruby went pale as I told her what had happened.
Ona olanları anlattığımda Ruby'nin beti benzi attı.

More Sentences
Teknik
pale s. soluk
The sky turned pale pink as the sunset.
Gökyüzü gün batımı gibi soluk pembeye döndü.

More Sentences
pale s. solgun
She looked ravishing under the pale moonlight.
Solgun ay ışığı altında büyüleyici görünüyordu.

More Sentences
Tekstil
pale s. soluk
The sky turned pale pink as the sunset.
Gökyüzü gün batımı gibi soluk pembeye döndü.

More Sentences
Genel
pale i. limit
pale i. hudut
pale i. kazık
pale i. sınır
pale i. parmaklık çubuğu (tahta)
pale i. yetki
pale i. solgunluk
pale i. çevrili alan
pale i. ahlak sınırları
pale i. beniz sarılığı
pale i. sınırları belirli bölge
pale i. belirli yetki alanında bulunan bölge
pale i. belirli sınır dahilinde kalan bölge
pale i. imtiyaz sahibi olunan bölge
pale i. (hız) ayrıcalık sahibi olunan sınırlar
pale i. (armada) dikey çizgi
pale i. (armada) dikey çizgi
pale f. sarartmak
pale f. donuklaştırmak
pale f. soldurmak
pale f. sönük kalmak
pale f. solmak
pale f. sararmak
pale f. donuklaşmak
pale f. sınırlandırmak
pale f. rengi solmak
pale f. kazık çakmak
pale f. rengi atmak
pale f. çevrelemek
pale f. önemini yitirmek
pale f. çit geçirmek
pale f. önemsizleşmek
pale f. çitle çevirmek
pale f. lehimlemek
pale s. açık
pale s. uçuk (renk)
pale s. donuk
pale s. akça
pale s. cansız
pale s. renksiz
pale s. pastel
pale s. mat
pale s. sönük
pale s. güçsüz
pale s. yorgun
pale s. bitkin
pale s. açık renkli
Teknik
pale i. parmaklık çubuğu
pale i. pastel
pale s. mat
pale s. uçuk
Botanik
pale i. kapçık
pale i. bırakte
pale i. çiçeği içten örten zarsı yapı
pale i. pul
Ormancılık
pale i. kerestelerin istiflendiği bölüm
Eski Kullanım
pale i. (belirli bir sınır veya yetki alanındaki) savunma bölgesi
pale i. (irlanda) ingiliz hakimiyetindeki bölge
pale i. calais çevresindeki bölge
pale i. rusya'da yahudilerin yaşama izni bulunan bölge

"pale" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Teknik
pale blade i.
Otomotiv
pale blade i.

"pale" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
pale rock sparrow i. boz serçe
pale orange i. kavuniçi
pale yellow i. ayva sarısı
pale blue i. soluk mavi
pale blue i. uçuk mavi
pale in comparison i. karşılaştırmada birşeyin başka bir şeyden eksik yönünün olması
pale in comparison i. karşılaştırmada eksik yön
pale skin i. beyaz deri
pale skin i. solgun deri
pale skin i. soluk beniz
pale skin i. soluk deri
india pale ale i. ingilizlerin eskiden hindistan'a gitmek üzere yaptıkları ve yola dayanıklı olması için şerbetçiotunu bol kullandıkları bira
pale pink i. uçuk pembe
pale gold i. donuk altın sarısı
pale skin i. soluk ten
pale catechu i. gambir bitkisinden elde edilen sarımsı sakız
pale green i. soluk yeşil
pale [scotland] i. peynir servis kaşığı
pale [obsolete] i. dikey çizgi
pale [obsolete] i. dikey şerit
turn pale f. sapsarı kesilmek
grow pale f. benzi atmak
pale in f. çit ile çevirmek
go pale f. bet beniz kalmamak
become pale f. solmak
turn pale f. solgunlaşmak
turn pale f. sararmak
grow pale f. sararıp solmak
pale beside f. sönük kalmak
turn pale f. rengi atmak
grow pale f. benzi sararmak
grow pale f. benzi uçmak
go pale f. rengi uçmak
go pale f. rengi atmak
go pale f. rengi kaçmak
grow pale f. beti benzi atmak
look pale f. solgun görünmek
pale [obsolete] f. şerit geçirmek
pale [dialect] [uk] f. (buğday) dövmek
pale [obsolete] f. çizgi çizgi yapmak
pale [obsolete] f. çizgiler eklemek
deathly pale s. kireç gibi
turned pale s. benzi atmış
very pale s. sapsarı
beyond the pale s. hariç bırakılmış
as pale as s. kadar solgun
pale white s. fildişi gibi
deathly pale s. beti benzi atmış
pale and thin s. solucan gibi
pale-yellow s. solgun
pale-skinned s. soluk tenli
ashy pale s. beti benzi atmış
pale-dry s. rengi açık ve tadı kuru olan
pale [south africa] s. beyaz
pale-hued s. soluk renkli
pale-faced s. solgun yüzlü
pale blue s. açık mavi
pale-colored s. soluk renkli
pale blue s. soluk mavi
pale-faced s. benzi soluk
pale-hued s. rengi solmuş
pale-colored s. rengi solmuş
Öbek Fiiller
pale at something f. (bir şey karşısında) sapsarı kesilmek
pale at something f. (bir şey karşısında) beti benzi atmak/uçmak
pale at f. sapsarı kesilmek
pale at f. beti benzi atmak/uçmak
pale beside (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yanında önemsiz kalmak/görünmek
pale beside (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yanında sönük kalmak
pale at f. rengi atmak/kaçmak/uçmak
İfadeler
within the pale expr. hudut dahilinde
Konuşma Dili
be pale in comparison f. yanında hiç kalmak
be pale in comparison f. esamesi bile okunmamak
be pale in comparison f. solda sıfır kalmak
beyond the pale expr. haddini aşan
beyond the pale expr. aşırıya kaçmış
beyond the pale expr. sınırını aşmış
Deyim
pale into insignificance f. diğerine göre daha az önemli görünmek
pale into insignificance f. diğerine göre önemsiz görünmek
pale into insignificance f. önemli ya da anlamlı görünmemek
pale into insignificance f. diğerine göre önemi olmamak
pale around the gills f. hasta görünmek
turn pale f. benzi atmak
pale by comparison f. karşılaştırmada eksik yön
pale by comparison f. karşılaştırmada bir şeyin başka bir şeyden eksik yönünün olması
be pale around the gills f. solgun görünmek
pale by comparison (with something) f. yanında solda sıfır kalmak
pale in comparison (with something) f. yanında solda sıfır kalmak
pale beside someone f. birinin yanında sönük kalmak
pale by comparison (with something) f. yanında sönük kalmak
pale in comparison (with something) f. yanında sönük kalmak
be beyond the pale f. (toplumsal kurallara göre) kabul edilir yanı/tarafı olmamak
be beyond the pale f. kabullenilir yanı olmamak
pale at the thought of (something) f. (bir şeyin) fikriyle bile kül/kireç kesilmek
pale at the notion of (something) f. (bir şeyin) düşüncesiyle bile rengi atmak/kaçmak/uçmak
pale at the notion of (something) f. (bir şeyi) düşününce bile beti benzi atmak/uçmak/solmak
pale at the notion of (something) f. (bir şeyin) fikriyle bile kül/kireç kesilmek
pale at the thought of (something) f. (bir şeyi) düşününce bile beti benzi atmak/uçmak/solmak
pale at the thought of (something) f. (bir şeyin) düşüncesiyle bile rengi atmak/kaçmak/uçmak
pale in comparison (with/to something) f. bir şeye göre önemsiz kalmak
pale next to something f. bir şeyin yanında sönük/önemsiz görünmek
pale in comparison (with/to something) f. bir şeye göre sönük kalmak
pale by comparison (with/to something) f. bir şeye göre önemsiz kalmak
pale in comparison (with/to something) f. bir şeye kıyasla sönük kalmak
pale beside something f. bir şeyin yanında sönük/önemsiz görünmek
pale next to (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yanında sönük kalmak
pale next to (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yanında pek etkili görünmemek
pale by comparison (with/to something) f. bir şeye kıyasla sönük kalmak
pale in comparison (with/to something) f. bir şeyin yanında önemsiz kalmak
pale into insignificance f. bir şeyin yanında önemini yitirmek
pale next to something f. bir şeyin yanında sönük/önemsiz kalmak
pale beside something f. bir şeyin yanında sönük/önemsiz kalmak
pale next to (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yanında yetersiz kalmak
pale by comparison (with/to something) f. bir şeyin yanında önemsiz kalmak
pale next to (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yanında zayıf kalmak
pale into insignificance f. bir şeyin yanında anlamsız kalmak
pale next to (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yanında eksik kalmak
pale by comparison (with/to something) f. bir şeye göre sönük kalmak
deathly pale s. kireç gibi
pale by comparison s. -e nazaran eksik/yetersiz
pale in comparison s. -e nazaran eksik/yetersiz
beyond the pale s. (toplumsal kurallara göre) kabul edilir yanı/tarafı olmayan
beyond the pale s. kabul edilemez
beyond the pale s. kabullenilir yanı/tarafı olmayan
beyond the pale s. uygun değil
pale around the gills s. rengi atmış/kaçmış
pale around the gills s. sapsarı olmuş
pale around the gills s. beti benzi atmış
as pale as death expr. beti benzi atmış
as pale as death expr. ölü gibi solgun
as pale as death expr. rengi solmuş
as pale as death expr. soluk
as pale as death expr. solgun
as pale as death expr. ölü gibi beyaz
beyond the pale expr. kabul edilemez
as pale as a death expr. ölü gibi solgun
as pale as a ghost expr. ölü gibi solgun
as pale as a ghost expr. ceset gibi solgun
as pale as a death expr. ceset gibi solgun
as pale as a ghost expr. hayalet gibi solgun
pale as death expr. hayalet gibi solgun
as pale as a ghost expr. hayalet kadar solgun
pale as a ghost expr. hayalet gibi solgun
as pale as death expr. hayalet gibi solgun
pale as a ghost expr. hayalet kadar solgun
pale as death expr. hayalet kadar solgun
as pale as death expr. hayalet kadar solgun
Teknik
antenna pale i. anten direği
cadmium yellow pale i. soluk renkli kadmiyum sarı pigment
cadmium yellow pale i. uçuk limon sarısı
cadmium yellow pale i. uçuk kadmiyum sarısı