| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | signal i. | sinyal | ||
|
The television can't receive any signals from here. Televizyon buradan hiçbir sinyal alamıyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | signal i. | işaret | ||
|
Start firing with my signal. İşaretimle ateş etmeye başlayın. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | signal f. | sinyal vermek | ||
|
You should signal when turning. Dönüşlerde sinyal vermelisin. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | signal i. | uyarı işareti | ||
|
The driver couldn't have stopped at the signal. Sürücü uyarı işaretinde durmuş olamaz. More Sentences |
||||
| Genel | signal f. | işaret etmek | ||
|
The hot weather signals the beginning of the harvest season. Sıcak havalar hasat mevsiminin başlangıcını işaret ediyor. More Sentences |
||||
| Genel | signal f. | bildirmek | ||
|
I understand that the Council has also signalled its agreement in principle. Anladığım kadarıyla Konsey de prensipte mutabık olduğunu bildirmiştir. More Sentences |
||||
| Genel | signal f. | (bir şey olacağının) sinyalini vermek | ||
|
The president signalled that the government would take some severe measures for the crisis. Cumhurbaşkanı, hükümetin krize karşı bazı ciddi önlemler alacağının sinyalini verdi. More Sentences |
||||
| Genel | signal s. | dikkat çekici | ||
|
Winning the cup was a signal achievement for the team. Kupayı kazanmak takım için dikkat çekici bir başarıydı. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | signal i. | işaret | ||
|
Start firing with my signal. İşaretimle ateş etmeye başlayın. More Sentences |
||||
| Teknik | signal i. | sinyal | ||
|
The television can't receive any signals from here. Televizyon buradan hiçbir sinyal alamıyor. More Sentences |
||||
| Teknik | signal f. | işaret vermek | ||
|
He will signal us to fire the fireworks. Havai fişekleri ateşlememiz için bize işaret verecek. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | signal i. | sinyal | ||
|
The television can't receive any signals from here. Televizyon buradan hiçbir sinyal alamıyor. More Sentences |
||||
| Gıda | ||||
| Gıda | signal i. | sinyal | ||
|
The television can't receive any signals from here. Televizyon buradan hiçbir sinyal alamıyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | signal i. | belirtke | ||
| Genel | signal i. | uyarım | ||
| Genel | signal i. | uyarı | ||
| Genel | signal i. | parola | ||
| Genel | signal i. | kitap yaprağına ön kenardan tutturulan harf indeksi gibi tanımlayıcı etiket | ||
| Genel | signal i. | dosyalama veya dizinleme için kart veya dosyanın kenarına tutturulan çıkıntılı ufak etiket | ||
| Genel | signal f. | işaretle bildirmek | ||
|
|
||||
| Genel | signal s. | büyük | ||
| Genel | signal s. | açık | ||
| Genel | signal s. | üstün | ||
| Genel | signal s. | aşikar | ||
| Genel | signal s. | vazıh | ||
| Genel | signal s. | göze çarpan | ||
| Genel | signal s. | dikkati çeken | ||
| Genel | signal s. | belli | ||
| Genel | signal s. | sinyal vermede kullanılan | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | signal i. | belgi | ||
| Teknik | signal i. | im | ||
| Teknik | signal i. | kristal açılarını ölçen optik alette belirli bir kristal yüzünden yansıyan ışık demeti | ||
| Teknik | signal i. | mesaj veya bilgi ileten saptanabilir fiziksel büyüklük veya impuls | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | signal i. | değişimleri kodlanmış bilgiyi ifade eden dijital değerler dizisi | ||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | signal i. | hücre reseptörünü aktive edip belirli bir yanıt oluşturan fiziksel oluşum | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | signal i. | belirteç | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | signal i. | belirtke | ||
| Dilbilim | signal i. | devitge | ||
| Dilbilim | signal f. | (bir şeyin anlamını) konuşma içinde belirleyip yansıtmak | ||
| Dilbilim | signal f. | (dilsel formun) karakteristiğini teşkil etmek | ||
|
|
||||
| İskambil | ||||
| İskambil | signal i. | oyuncunun partnerine elinde bazı kartlar bulunduğunu veya belirli bir tarzda oynamayı istediğini belirten oynayış biçimi | ||