blank - Türkçe İngilizce Sözlük

blank

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

blank — Definition

Anlamı ve Tanımı:
boş, yazısız, ifadesiz
Okunuş (IPA):
(AmE /blæŋk/ – BrE /blæŋk/)
Terim Türü:
Sıfat/İsim: blank (blanks)
Üzerinde içerik olmayan “boş” yüzeyi veya ifadesiz bakışı niteleyen sözcüktür. Fransızca blanc (“beyaz/boş”) kökünden gelmektedir.
Eş Anlamlılar:
empty, vacant, expressionless
Zıt Anlamlılar:
filled, marked, expressive

"blank" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 127 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
blank i. boşluk
Please sign the blank at the bottom of the page.
Lütfen sayfanın altındaki boşluğu imzalayın.

More Sentences
blank s. boş
When I saw her blank expression, I was scared something had happened to her.
Yüzündeki boş ifadeyi gördüğümde ona bir şey olmasından korktum.

More Sentences
Genel
blank i. kurusıkı
He had no idea the gun was firing blanks.
Silahın kurusıkı olduğunu bilmiyordu.

More Sentences
blank f. (unutup) kafası gitmek
I hope I don't blank in my interview.
Umarım gireceğim mülakatta kafam gitmez.

More Sentences
blank s. açık
There are no blank cheques today, because we know the financial framework only up to 2006.
Bugün açık çek yok, çünkü mali çerçeveyi sadece 2006 yılına kadar biliyoruz.

More Sentences
blank s. boş
When I saw her blank expression, I was scared something had happened to her.
Yüzündeki boş ifadeyi gördüğümde ona bir şey olmasından korktum.

More Sentences
blank s. sonuçsuz
The EU institutions have debated this issue five or six times and have always drawn a blank.
AB kurumları bu konuyu beş ya da altı kez tartışmış ve her seferinde sonuçsuz kalmıştır.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
blank s. açık
There are no blank cheques today, because we know the financial framework only up to 2006.
Bugün açık çek yok, çünkü mali çerçeveyi sadece 2006 yılına kadar biliyoruz.

More Sentences
Otomotiv
blank s. boş
When I saw her blank expression, I was scared something had happened to her.
Yüzündeki boş ifadeyi gördüğümde ona bir şey olmasından korktum.

More Sentences
Gıda
blank s. açık
There are no blank cheques today, because we know the financial framework only up to 2006.
Bugün açık çek yok, çünkü mali çerçeveyi sadece 2006 yılına kadar biliyoruz.

More Sentences
blank s. boş
When I saw her blank expression, I was scared something had happened to her.
Yüzündeki boş ifadeyi gördüğümde ona bir şey olmasından korktum.

More Sentences
Silah/Atıcılık
blank s. kurusıkı
He had no idea the gun was firing blanks.
Silahın kurusıkı olduğunu bilmiyordu.

More Sentences
İngiliz Argosu
blank f. görmezden gelmek
I saw him yesterday, but he completely blanked me.
Onu dün gördüm, ama beni resmen görmezden geldi.

More Sentences
Genel
blank i. kurusıkı fişek
blank i. boş kağıt
blank i. hedef
blank i. piyangoda boş numara
blank i. yazısız kağıt
blank i. anlamsızlık
blank i. boş numara
blank i. boş yer
blank i. işlenmemiş parça
blank i. açık yer
blank i. hedefin ortası
blank i. değeri taş sahibi tarafından belirlenebilen işaretsiz domino taşı
blank i. yokluk
blank i. bir şeyin olmadığı yer
blank i. noktasız domino taşı
blank i. bir parçanın noktasız bölümü
blank f. çıkarmak
blank f. silmek
blank f. feshetmek
blank f. sövmek
blank f. hatırlayamamak
blank f. sönmek
blank f. azalarak yok olmak
blank f. lanet etmek
blank f. tire işaretiyle göstermek
blank f. boş hale gelmek
blank s. manasız
blank s. şaşırmış
blank s. ifadesiz
blank s. tam
blank s. anlamsız
blank s. beyaz
blank s. şaşkın
blank s. yazısız
blank s. kör
blank s. işlenmemiş
blank s. sağır
blank s. solgun
blank s. dalgın
blank s. bitmemiş
blank s. işlenmesi tamamlanmamış
blank s. mutlak
blank s. kesin
blank s. tam
blank s. süssüz
blank s. tekdüze
blank s. fikirsiz
blank s. ilhamsız
blank s. verimsiz
blank s. kısır
blank s. ses kaydı veya görüntü içermeyen
blank s. kapısız (duvar)
blank s. penceresiz (duvar)
blank s. düz
blank s. bir veya birden fazla harfin çıkarıldığını gösterecek şekilde boşluklu
blank s. kötü bir kelime yerine kullanılan
blank s. verilmek istenmeyen bilgi yerine kullanılan
blank s. hareketsiz
blank s. ayırt edici özelliği bulunmayan
blank s. sıradan
Ticaret/Ekonomi
blank i. doldurulacak yerleri boş veya açık bırakılmış belge
blank i. eskiden kullanılan bir fransız madeni parası
blank i. eski bir ağırlık birimi
blank i. boş çek
Sanayi
blank i. işlenmeye hazır malzeme parçası
blank i. henüz tamamlanmamış durumda, ancak, belli bir üretim operasyonu için ön hazırlık mahiyetinde olan, ileri işlemeye hazır vaziyetteki yarı mamul/iş parçası
blank f. malzemeyi işleme hazırlamak için dövmek, delmek, kalıplamak veya kesmek
Medya
blank s. bir ingilliz yarışma programı
Teknik
blank i. ham metal
blank i. işlenmemiş optik cam
blank i. taslak
blank i. delik tapası
blank i. açıklık kapatma levhası
blank i. alet haline getirilmemiş taş veya kabuk
blank i. metal parçaları takılmak üzere kesilmemiş ahşap dipçik
blank i. damgalanmak üzere kesilmiş ve hazırlanmış metal parçası
blank i. kayıt yapılmamış disk
blank i. standart mukavva
blank f. kapak ile kapatmak
blank s. kritik bileşenlerden yoksun
blank s. (analiz, farmakolojik deney) boş bir maddenin kullanımını içeren
Bilgisayar
blank i. boşluk karakteri
Mekanik
blank i. kütük malzeme
Radyo
blank f. radyo ve televizyon sinyalini kısa süreliğine tespit edilemez hale getirmek
blank f. (sinyal) silmek
Mimarlık
blank s. düz yüzeyli
blank s. yüzeyi işlenmemiş
Medikal
blank s. kör
Gıda
blank i. kör
Kimya
blank i. kör alma
Spor
blank f. rakibin puan almasını engellemek
İskambil
blank i. boş el
blank s. kartsız
blank s. elinde kart olmayan
blank s. değerli kart içermeyen
blank s. değersiz
Matbaa
blank i. bir veya birden fazla harfin çıkarıldığını gösteren bir işaret
blank s. yaldızlama, mürekkepleme veya renklendirme yapılmadan damgalanmış veya şekillendirilmiş
Eski Kullanım
blank i. kafiyesiz şiir
blank i. eski bir ingiliz gümüş parası
blank i. eski bir fransız madeni parası
blank f. hükümsüz kılmak
blank f. etkisiz kılmak
blank f. set çekmek
blank f. engellemek
blank f. sinirlendirmek
blank f. huzurunu bozmak
blank f. afallatmak
blank s. renksiz
blank s. kaynaksız
blank s. cevapsız
blank s. endişeli
blank s. afallamış
İngiliz Argosu
blank f. yok saymak

"blank" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
blank credit i. açık kredi
blank throw i. gele
blank back i. arkası boş
point blank i. aşikar
blank cartridge i. boş kartuş
blank signature i. açık imza
blank cartridge i. kurusıkı fişek
blank verse i. kafiyesiz on heceli nazım şekli
blank bill i. açık senet
blank verse i. kafiyesiz şiir
blank expression i. boş ifade
blank door i. yalancı kapı
blank door i. kör kapı
blank check i. tam yetki
blank firing gun i. kurusıkı tabanca
blank stare i. boş bakış
blank cartridge i. mermisiz kovan
the next blank page i. bir sonraki boş sayfa
blank tape i. boş kaset
blank face i. ifadesiz surat/yüz
blank stairs i. (uzun süredir kullanılmayan) hiçbir yere çıkmayan merdiven
blank slate i. beyaz/boş sayfa
blank cartridge pistol i. kurusıkı tabanca
gunstock blank i. dipçik taslağı
blank slate i. boş levha
blank paper i. boş kağıt
totally blank somebody f. tanımamazlıktan gelmek
draw a blank f. avucunu yalamak
blank out f. kaldırmak
give someone a blank check f. açık çek vermek
draw a blank f. boş çıkmak (piyangoda)
leave a blank f. boşluk bırakmak
draw a blank f. hava almak
give someone a blank check f. açık bono vermek
endorse in blank f. beyaz ciro vermek
leave a page blank f. bir sayfayı boş bırakmak
sign a blank check f. açık çek imzalamak
leave blank f. boş bırakmak
indorse in blank f. arkasında boşluk bırakarak bir notun arkasına isim yazmak
blank (off) f. girişini engellemek
blank (out) f. kafası karışmak
blank (out) f. sönmek
blank (out) f. levhadan kalıpla kesilerek çıkarmak
blank (off) f. girişini kapatmak
blank (out) f. belirsizleşmek
blank (out) f. zayıflamak
blank (out) f. boşlukla doldurmak
point blank s. yakından
point blank s. açık
in blank s. açık
point blank s. dolaysız
point-blank s. kesin
point-blank s. yatay olarak ateşlenen
point-blank s. açık
point-blank s. yakın mesafeden yapılan
point-blank s. yakın menzilli
point-blank s. çok yakın geçen
point-blank s. dolaysız
blankety-blank s. lanet olası
blankety-blank s. kahrolasıca
blankety-blank s. sefil
blankety-blank s. aptal
in blank s. önemli kısmı başkası tarafından sağlanan
point-blank zf. doğrudan doğruya
point-blank zf. çok yakından
point-blank zf. kesin olarak
point-blank zf. yatay olarak
point-blank zf. dolaysız olarak
point-blank zf. açıkça
point blank zf. açıkça
at point-blank range zf. çok kısa mesafeden
point-blank zf. kısa mesafeden
point-blank zf. doğrudan
point-blank zf. direkt
Öbek Fiiller
go blank f. bilincini kaybetmek
go blank f. bayılmak
go blank f. gözleri kararmak
go blank f. etraf kararmak
go blank f. kararmak
blank on (something) f. nutku tutulmak
blank on f. aklından tamamen çıkmak
blank on f. nutku tutulmak
blank on f. aniden bir şeyi unutmak
blank on (something) f. aklından tamamen çıkmak
blank on (something) f. aniden bir şeyi unutmak
blank something out f. bir şeyi kaldırmak
blank something out f. aklından silmek
blank out f. aklına getirmemek
blank something out f. unutmak
blank out f. üstünü karalamak
blank something out f. bir şeyi silmek
blank out f. üstünü çizmek
blank on f. hatırlayamamak
blank out f. gizlemek
blank out f. aklından çıkarmak
blank out f. üstünü kapatmak
İfadeler
intentionally left blank expr. bu madde boş bırakılmıştır
Konuşma Dili
blank wall i. aşılamaz engel
one's mind went blank f. beyni durmak
one's mind goes blank f. beyni durmak
point-blank s. dolaysız
point-blank s. dobra dobra
point-blank s. direkt
Deyim
a blank cheque i. tam izin ya da özgürlük
blank look on (one's) face i. ifadesiz bir surat
blank look on (one's) face i. boş bakışlar
blank canvas i. boş levha
blank look on (one's) face i. bomboş bir ifade
blank canvas i. siyah tuval
blank look on (one's) face i. (birinin) yüzündeki anlamamış gibi bir ifade
blank look on (one's) face i. (birinin) yüzündeki boş ifade
blank look on (one's) face i. alık surat
blank look on (one's) face i. (birinin) yüzündeki kayıtsız/umursamaz ifade
fire blank f. kuru sıkı atmak
give someone a blank look f. bön bön bakmak
draw a blank f. hava almak
draw a blank f. hiçbir şey elde edememek
draw a blank f. bulamamak
draw a blank f. hatırlayamamak
draw a blank f. başarısız olmak
draw a blank f. çuvallamak
draw a blank f. üstüne bir bardak su içmek
one's mind goes blank f. beyni durmak
be shot at point-blank range f. çok kısa mesafeden vurulmak
give someone a blank stare f. birisine bön bön bakmak
give a blank check to someone f. birisine açık çek vermek
give someone a blank check f. birisine açık çek vermek
give someone a blank stare f. birisine boş boş bakmak
give someone a blank check f. bir kimseye istediği gibi davranma yetkisi vermek
give a blank check to someone f. bir kimseye istediği gibi davranma yetkisi vermek
give someone a blank look f. birisine boş boş bakmak
give someone a blank look f. birisine bön bön bakmak
give someone a blank look f. birine boş boş bakmak
give someone a blank stare f. birine boş boş bakmak
go blank f. ifadesizleşmek
ask (one) point-blank f. dobra dobra/kıvırtmadan istemek
tell (one) point-blank f. dobra dobra/kıvırtmadan söylemek
tell (one) point-blank f. lafını sakınmadan ve doğrudan söylemek
ask (one) point-blank f. lafını sakınmadan ve doğrudan sormak/istemek
tell (one) point-blank f. pat diye söylemek
ask (one) point-blank f. pat diye sormak
ask (one) point-blank f. lafı dolandırmadan/doğrudan konuya girmek
tell (one) point-blank f. lafı dolandırmadan/doğrudan konuya girmek
tell (one) point-blank f. olduğu gibi söylemek
tell (one) point-blank f. açık sözlülükle söylemek
tell (one) point-blank f. açıkça/direkt söylemek
tell (one) point-blank f. lafını esirgemeden söylemek
look blank f. boş boş bakmak
look blank f. boş bakmak
look blank f. bir duygu belirtisi göstermemek