| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | smirk i. | sırıtma | ||
|
I do not want to see their perverted smirks. Onların sapık sırıtışlarını görmek istemiyorum. More Sentences |
||||
| Genel | smirk i. | sırıtış | ||
|
John entered the room with a satisfied smirk on his face. John, yüzünde memnun bir sırıtışla odaya girdi. More Sentences |
||||
| Genel | smirk f. | sırıtmak | ||
|
When the teacher fell, the boys tried not to smirk. Öğretmenleri düştüğünde çocuklar sırıtmamaya çalıştılar. More Sentences |
||||
| Genel | smirk i. | sırıtış (birinin kendinden memnun olduğunu gösteren) | ||
| Genel | smirk f. | yapmacık gülümsemek | ||
| Genel | smirk f. | pişmiş kelle gibi sırıtmak | ||
| Genel | smirk f. | zorla gülümsemek | ||
| Genel | smirk f. | sırıtmak (kendinden memnun bir şekilde) | ||
| Genel | smirk f. | gülümseyerek ifade etmek | ||
| Genel | smirk f. | gülümseyerek göstermek | ||
| Genel | smirk s. | düzenli | ||
| Genel | smirk s. | nizamlı | ||
| Genel | smirk s. | hoş | ||
| Genel | smirk s. | makul | ||
| Genel | smirk s. | kabul edilebilir | ||
| Genel | smirk s. | uyumlu | ||
| Genel | smirk N. | alaycı gülümseme | ||