corresponding - Türkçe İngilizce Sözlük

corresponding

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

corresponding — Definition

Anlamı ve Tanımı:
karşılık gelen, denk gelen, ilgili
Okunuş (IPA):
(AmE /ˌkɔːrəˈspɑːndɪŋ/ – BrE /ˌkɒrɪˈspɒndɪŋ/)
Terim Türü:
Sıfat
Bir şeyle eşleşen veya ona uygun düşen öğeyi niteleyen sözcüktür; “corresponding to/with” kalıbıyla sık kullanılır. Correspond fiilinin -ing biçimi, modern yazıda tablo, harita ve açıklama eşleştirmelerinde “ilgili karşılık” fikrini hızla kurar; çoğu zaman bire bir eşleme veya paralellik vurgusu taşır.
Eş Anlamlılar:
respective, matching
Zıt Anlamlılar:
unrelated, nonmatching

"corresponding" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 32 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
corresponding s. yerini tutan
corresponding s. (bir şeye) eş
Genel
corresponding s. uygun
I think this will motivate the Commission to present a corresponding proposal on the frontier regions.
Bunun, Komisyonu sınır bölgelerine ilişkin uygun bir teklif sunmaya teşvik edeceğini düşünüyorum.

More Sentences
corresponding s. tekabül eden
Regional sales are down 10 percent than the corresponding period in 2020.
Bölgesel satışlar 2020'nin tekabül eden dönemine göre yüzde 10 oranında düşmüştür.

More Sentences
corresponding s. bağlı olarak
The hail storm and the corresponding fall in temperature ruined my weekend plans.
Dolu fırtınası ve buna bağlı olarak düşen sıcaklık hafta sonu planlarımı mahvetti.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
corresponding s. karşılık gelen
We have also got the Council to promise to try to produce a corresponding sum from the European Development Fund.
Ayrıca Konsey'den, Avrupa Kalkınma Fonu'ndan buna karşılık gelen bir meblağ yaratmaya çalışacağına dair söz aldık.

More Sentences
Teknik
corresponding s. ilgili
The Council and Parliament have taken account of the corresponding reservations from first reading.
Konsey ve Parlamento, ilk okumadan itibaren ilgili çekinceleri dikkate almıştır.

More Sentences
Biyokimya
corresponding s. karşılık gelen
We have also got the Council to promise to try to produce a corresponding sum from the European Development Fund.
Ayrıca Konsey'den, Avrupa Kalkınma Fonu'ndan buna karşılık gelen bir meblağ yaratmaya çalışacağına dair söz aldık.

More Sentences
Genel
corresponding s. toplantılara gelmeyip mektup yoluyla cemiyetin faaliyetlerine katılan (üye)
corresponding s. mektuplaşan
corresponding s. uyumlu olan
corresponding s. mektuplaşmadan sorumlu olan
corresponding s. karşılıklı
corresponding s. yerini tutan
corresponding s.
corresponding s. uyan
corresponding s. mütenazır
corresponding s. aynı
corresponding s. denk
corresponding s. benzeyen
corresponding s. benzer
corresponding s. karşılık olan
corresponding s. uygun gelen
corresponding s. mutabık
corresponding s. uygun düşen
corresponding s. yazışan
corresponding s. denk gelen
Bilgisayar
corresponding s. denk düşen
corresponding s. ilişkin
corresponding s. karşılığı olan
Matematik
corresponding s. yöndeş
Deniz Biyolojisi
corresponding s. uygulu

"corresponding" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 26 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
corresponding participation i. karşılıklı iştirak
corresponding sum i. karşılık gelen meblağ
corresponding certificate i. ilgili sertifika
corresponding certificate i. ilgili belge
corresponding with s. ile ilgili olarak
corresponding to ed. ile ilgili olarak
corresponding to ed. karşılık gelen
Ticaret/Ekonomi
corresponding counterpart account i. eşlenik karşı hesap
corresponding bank i. muhabir banka
corresponding saving i. ilgili tasarruf
corresponding member i. muhabir üye
Hukuk
corresponding amount i. mütekabil tutar
Siyasal
corresponding legislative bodies i. muadil yasama organı heyetleri
Turizm
corresponding agent i. muhabir acenta
Teknik
corresponding angle i. yöndeş açı
corresponding values i. karşılık gelen değerler
corresponding values i. ilgili değerler
corresponding author i. yazışmadan sorumlu yazar
corresponding test method i. karşılık gelen deney yöntemi
corresponding test methods i. uygun deney metotları
Fizyoloji
corresponding point of retina i. retinanın karşılık noktası
Matematik
corresponding angles i. yöndeş açılar
corresponding angle i. yöndeş açı
Sosyal Bilimler
corresponding member of a society i. uzakta ikamet edip toplumla bir araya gelmek üzere davet edilmiş kimse
Askeri
corresponding range i. atış emniyet mesafesi
Kütüphanecilik
corresponding text i. karşılık gelen metin