likely - Türkçe İngilizce Sözlük

likely

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

likely — Definition

Anlamı ve Tanımı:
muhtemel, olası
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈlaɪkli/ – BrE /ˈlaɪkli/)
Terim Türü:
Sıfat/Zarf
Bir durumun gerçekleşmesine yüksek ihtimal atfeden kelimedir. Eski İngilizcedeki “benzer, uygun” anlam alanından evrilmiştir. Tahmin, beklenti ve öngörü içeren anlatılarda değerlendirme yapmak için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
probable, expected
Zıt Anlamlılar:
unlikely, doubtful

"likely" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 20 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
likely zf. büyük ihtimalle
But more likely, your skin will dry out faster when you are pregnant.
Ancak büyük ihtimalle hamileyken cildiniz daha hızlı kuruyacaktır.

More Sentences
Genel
likely s. mümkün
Nor is it likely that I will ever be President of Parliament.
Parlamento Başkanı olmam da mümkün değil.

More Sentences
likely s. olası
The options decided upon will influence the likely costs to farmers of introducing the new system.
Karar verilen seçenekler, yeni sistemin uygulanmasının çiftçilere getireceği olası maliyetleri etkileyecektir.

More Sentences
likely s. muhtemel
With this dream-team, victory is the most likely outcome.
Bu rüya takımıyla alınacak en muhtemel sonuç galibiyettir.

More Sentences
likely s. olması muhtemel
It is likely to end up costing more money than we think at the moment.
Şu anda düşündüğümüzden daha pahalıya mal olması muhtemeldir.

More Sentences
likely s. uygun
Let's come up with a more likely solution.
Daha uygun bir çözüm bulalım.

More Sentences
likely zf. muhtemelen
It is likely that the democracies will have to maintain a commitment for many years to come.
Muhtemelen demokrasiler önümüzdeki uzun yıllar boyunca taahhütlerini sürdürmek zorunda kalacaklardır.

More Sentences
likely zf. galiba
We're likely to continue reading this book up to the end of the year.
Galiba bu kitabı okumaya sene sonuna kadar devam edeceğiz.

More Sentences
likely zf. (büyük) ihtimalle
I'd very likely have gone home if you hadn't invited me out.
Beni dışarı davet etmeseydiniz büyük ihtimalle eve gitmiş olurdum.

More Sentences
likely s. mantıklı
likely s. inanılır
likely s. güzel
likely s. geleceği parlak
likely s. iyi
likely s. inandırıcı
likely s. önemsiz
likely s. ümit verici
likely s. cazip
likely zf. belki
likely zf. kuvvetle muhtemel

"likely" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 85 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
deem likely f. ihtimal vermek
be likely f. olası olmak
likely to break off f. yol ayrımına gelmek
likely to cheat one's spouse s. gözü dışarıda
likely to happen s. varit
likely to be s. olması muhtemel
more likely to develop s. gelişme olasılığı daha yüksek
most likely zf. büyük bir olasılıkla
more likely zf. olması daha muhtemel
most likely zf. yüksek ihtimalle
very likely zf. büyük bir olasılıkla
highly likely zf. kuvvetle muhtemel
less likely zf. olmaması muhtemel
less likely zf. olmayacak gibi
less likely zf. daha az olası
very likely zf. büyük ihtimalle
most likely zf. büyük ihtimalle
most likely zf. en iyi ihtimalle
highly-likely zf. kuvvetle muhtemel
more likely to zf. büyük bir olasılıkla
highly likely zf. büyük ihtimalle
it’s more than likely zf. büyük ihtimalle
quite likely zf. büyük olasılıkla
quite likely zf. büyük ihtimalle
less likely zf. olması daha düşük ihtimal
as likely as not zf. belki de
quite likely zf. yüksek olasılıkla
likely to ed. muhtemelen
more likely to ed. kuvvetle muhtemel
İfadeler
it is likely that expr. muhtemeldir ki
it is likely that expr. olasıdır ki
as likely as not expr. büyük bir ihtimalle
as likely as not expr. büyük bir olasılıkla
as likely as not expr. büyük ihtimalle
more likely scenario expr. gerçekleşmesi daha olası/muhtemel senaryo
more likely than not expr. olma ihtimali olmama ihtimalinden daha yüksek
far less likely expr. çok daha az olası
not likely to happen expr. olması pek muhtemel değil
how likely expr. ne ihtimalle
Konuşma Dili
as likely as not expr. büyük ihtimalle
most/very likely expr. yüksek ihtimalle
most/very likely expr. büyük olasılıkla
as likely as not expr. yüksek ihtimalle
as likely as not expr. büyük olasılıkla
most/very likely expr. büyük bir olasılıkla
as likely as not expr. büyük bir olasılıkla
most/very likely expr. büyük ihtimalle
(that's a) likely story expr. her zamanki hikaye
(that's a) likely story expr. külahıma anlat/anlatsın
(that's a) likely story expr. yine aynı hikaye
likely as not expr. yüksek ihtimalle
likely as not expr. belki de
likely as not expr. büyük olasılıkla
likely as not expr. büyük ihtimalle
likely as not expr. büyük bir ihtimalle
likely as not expr. büyük bir olasılıkla
most likely expr. kuvvetle muhtemel
not likely! exclam. kesinlikle hayır!
not likely! exclam. imkansız!
not likely! exclam. mümkün değil!
not likely! exclam. mümkünatı yok!
not likely! exclam. kesinlikle olmaz!
Deyim
a likely story i. her zamanki hikaye (birinin söylediğinin yalan olduğu düşünülerek söylenir)
likely story i. yine aynı hikaye
likely story i. her zamanki hikaye
likely story i. hep aynı hikaye/terane
likely story i. külahıma anlat/anlatsın
a likely tale expr. külahıma anlat
a likely story expr. sen onu benim külahıma anlat
Konuşma
likely enough expr. büyük bir olasılıkla
likely enough expr. öyle görünüyor ki
least likely expr. en az ihtimalle
not likely expr. olası değil
not likely expr. olmayabilir
possible, but not likely expr. olması ihtimal dahilinde fakat beklenmiyor
possible, but not likely expr. olası ama zor ihtimal
possible, but not likely expr. muhtemel ancak olacağını/gerçekleşeceğini sanmıyorum
very likely expr. kuvvetle muhtemel
Ticaret/Ekonomi
likely purchaser i. beklenen müşteri
likely purchaser i. muhtemel alıcı
Bilgisayar
likely path i. benzer yol
Trafik
queues likely i. muhtemel trafik sıkışıklığı
Matematik
equally likely zf. eşit olasılıklı
İstatistik
equally likely event i. eşit şanslı olay
İngiliz Argosu
not bloody likely expr. hiç de bile