available - Türkçe İngilizce Sözlük

available

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

available — Definition

Anlamı ve Tanımı:
mevcut, uygun, erişilebilir
Okunuş (IPA):
(AmE /əˈveɪləbəl/ – BrE /əˈveɪləbəl/)
Terim Türü:
Sıfat
Kullanılabilir, elde var veya bir zamanda uygun olma durumunu niteleyen sıfattır. Fransızca avaler hattından gelişen bir kök tarihiyle modern İngilizcede planlama dilinin temel sıfatıdır.
Eş Anlamlılar:
accessible, obtainable, free
Zıt Anlamlılar:
unavailable, occupied, inaccessible

"available" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 43 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
available s. boş
Miss, are there any available rooms for tonight?
Hanımefendi, bu gece için boş oda var mı?

More Sentences
available s. mevcut
This has been available in draft form since 1972 and has still not been adopted.
Bu taslak 1972'den beri mevcuttur ve hala kabul edilmemiştir.

More Sentences
available s. müsait
A Microsoft spokesperson was not immediately available for comment.
Bir Microsoft sözcüsü yorum yapmak için hemen müsait değildi.

More Sentences
available s. eldeki
So what should we do with the public funds available to us?
Elimizdeki kamu fonlarıyla ne yapmalıyız?

More Sentences
available s. elde hazır bulunan
available s. boşta
Genel
available s. eldeki
So what should we do with the public funds available to us?
Elimizdeki kamu fonlarıyla ne yapmalıyız?

More Sentences
available s. elde edilebilir
It has been estimated that around EUR 45 million in earnings per annum will be available for these purposes.
Bu amaçlar için yılda yaklaşık 45 milyon Euro gelir elde edileceği tahmin edilmektedir.

More Sentences
available s. uygun
It is difficult to find a porter who is available in this railroad station.
Bu demiryolu istasyonunda uygun bir hamal bulmak zordur.

More Sentences
available s. geçerli
This offer is available only to those who were invited to the Spiceworks sale.
Bu teklif yalnızca Spiceworks satışına davet edilenler için geçerlidir.

More Sentences
available s. var
Many countries have regional differences in fighting these, for which no instruments are actually available.
Pek çok ülkede bunlarla mücadelede bölgesel farklılıklar var ve bu farklılıkları giderecek araçlar da mevcut değil.

More Sentences
available s. mevcut
This has been available in draft form since 1972 and has still not been adopted.
Bu taslak 1972'den beri mevcuttur ve hala kabul edilmemiştir.

More Sentences
available s. kullanılabilir
The latter is available exclusively for the funding of local development projects.
İkincisi, yalnızca yerel kalkınma projelerinin finansmanı için kullanılabilir.

More Sentences
available s. bulunan
This is a public document available in the Gibraltar Public Library.
Bu, Cebelitarık Halk Kütüphanesinde bulunan kamuya açık bir belgedir.

More Sentences
available s. (kullanıma) elverişli
Global crop production cannot be increased by making the amount of land available for cultivation greater.
Küresel bitkisel üretim, ekime elverişli arazi miktarını arttırarak arttırılamaz.

More Sentences
available s. müsait
A Microsoft spokesperson was not immediately available for comment.
Bir Microsoft sözcüsü yorum yapmak için hemen müsait değildi.

More Sentences
available s. hazır
Hospitals are being prepared to ensure that they have quarantine rooms and breathing equipment available.
Hastaneler, karantina odaları ve solunum ekipmanlarının hazır bulundurulmasını sağlamak üzere hazırlanıyor.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
available s. hazır
Hospitals are being prepared to ensure that they have quarantine rooms and breathing equipment available.
Hastaneler, karantina odaları ve solunum ekipmanlarının hazır bulundurulmasını sağlamak üzere hazırlanıyor.

More Sentences
available s. elde bulunan
The little statistical data that is available is alarming.
Elde bulunan az sayıdaki istatistiki veri endişe vericidir.

More Sentences
available s. mevcut olan
We therefore need to ensure that the necessary venture capital is available.
Bu nedenle gerekli girişim sermayesinin mevcut olmasını sağlamalıyız.

More Sentences
available s. müsait
A Microsoft spokesperson was not immediately available for comment.
Bir Microsoft sözcüsü yorum yapmak için hemen müsait değildi.

More Sentences
available s. mevcut
This has been available in draft form since 1972 and has still not been adopted.
Bu taslak 1972'den beri mevcuttur ve hala kabul edilmemiştir.

More Sentences
Teknik
available s. hazır
Hospitals are being prepared to ensure that they have quarantine rooms and breathing equipment available.
Hastaneler, karantina odaları ve solunum ekipmanlarının hazır bulundurulmasını sağlamak üzere hazırlanıyor.

More Sentences
available s. müsait
A Microsoft spokesperson was not immediately available for comment.
Bir Microsoft sözcüsü yorum yapmak için hemen müsait değildi.

More Sentences
available s. mevcut
This has been available in draft form since 1972 and has still not been adopted.
Bu taslak 1972'den beri mevcuttur ve hala kabul edilmemiştir.

More Sentences
Genel
available s. kullanışlı
available s. işe yarar
available s. elde
available s. yararlanılır
available s. kullanılır
available s. bulunabilir
available s. halihazırda bulunan
available s. ilişkisi yok
available s. (romantik) ilişkiye açık
available s. satışa sunulan
available s. erişilebilir
Ticaret/Ekonomi
available s. kullanıma hazır
available s. münhal
Hukuk
available s. emre amade
Siyasal
available s. seçilmek için gerekli koşullara sahip olan
available s. seçim adayı olmayı kabul eden
Teknik
available s. elde mevcut
available s. el altında

"available" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
next available position counter i. ilk boş yer sayacı
next available record counter i. ilk boş tutanak
available data i. mevcut veri
available raw materials i. eldeki hammadde
available capacity i. kullanılabilir kapasite
total balance available i. kullanılabilir toplam bakiye
available cash credit line i. kullanılabilir nakit kredi
available cash i. kullanılabilir nakit kredi
first train available i. bulduğum ilk tren
first train available i. müsait/kalkacak olan ilk tren
first plane available i. müsait/kalkacak olan ilk uçak
first plane available i. bulduğum ilk uçak
last seat available i. son boş koltuk
total available space i. toplam kullanılabilir alan
best available techniques (bat) i. mevcut en iyi teknikler (met)
keep something readily available f. el altında bulundurmak
have something available f. el altında bulundurmak
make available to f. sağlamak
keep available f. hazır bulundurmak
make available f. bulunur hale getirmek
be available f. müsait olmak
keep something available f. el altında bulundurmak
be available on the black market f. kara borsaya düşmek
have sufficient amount available f. yeterli miktarda bulunmak
be available in sufficient amount f. yeterli miktarda bulunmak
(the product) become available f. hizmete sunulmak (ürün vb)
become available f. mevcut olmak
become available f. kullanıma girmek
become available f. mevcut hale gelmek
be available f. elverişli olmak
make available f. hazır bulundurmak
keep something available f. hazır bulundurmak
be available in f. -de mevcut olmak
make something available for f. emrine hazır bulundurmak
make available f. eksik etmemek
have no room available f. tüm odalar dolu olmak
no room available f. yer kalmamak
no room available f. tüm odalar dolu olmak
have no room available f. yer kalmamak
become available f. müsait duruma gelmek
become available f. kullanılabilir hale gelmek
use every means available to help someone f. birine yardım etmek için tüm imkanlarıyla seferber olmak
wait for a parking space to become available f. boş bir park yeri için beklemek
wait for a parking space to become available f. park yerinin boşalmasını beklemek
make available f. kullanımına sunmak
make available f. erişilir kılmak
use every means available f. tüm imkanları seferber etmek
use every means available f. tüm olanakları seferber etmek
be available f. yararlanılabilir olmak
have all facilities available f. her türlü imkana sahip olmak
make available to f. istifadesine sunmak
not available s. mevcut değil
not available s. müsait değil
none available s. yok
available upon request from the author s. istek üzerine yazardan temin edilebilir
available upon request from the author s. istediğiniz takdirde yazarı tarafından sağlanır
available in stock s. stokta mevcut
currently available s. mevcut
available for use s. görüşmeye açık (telefon)
available for use s. kullanıma uygun
available for use s. kullanılabilir
available for use s. kullanıma açık
available for use s. kullanıma hazır
currently available s. şu anda mevcut
if available zf. varsa
on space-available basis zf. boş kontenjan dahilinde
on space-available basis zf. yer kalırsa
the next available train, please expr. bir sonraki tren lütfen
Öbek Fiiller
make available f. sağlamak
make available f. mevcut hale getirmek
İfadeler
available in three colors expr. üç renkte mevcuttur
on space available basis expr. kalmasına bağlı olarak
on space available basis expr. yer olmasına bağlı olarak
on space available basis expr. elverişli alan (mekan) temel alınarak
on space available basis expr. mevcut alan bazında
on space available basis expr. elverişli alan bazında
available upon request expr. istenildiğinde sunulacaktır
available upon request expr. istenildiğinde verilecektir
available upon request expr. talep edilmesi halinde verilecektir
where available expr. bulunduğu/hazır olduğu yerde
where available expr. mevcut olduğu durumlarda
available soon expr. yakında uygulanacak
available soon expr. yakında gelecek
available by prescription only expr. sadece reçeteyle satılır
Konuşma Dili
by all available means f. mevcut olan bütün imkanları kullanarak
by all available means expr. her türlü yola başvurarak
by all available means expr. eldeki tüm imkanları kullanarak
(on) somewhere available please expr. müsait bir yerde inecek var
(on) somewhere available please expr. durakta inecek var
Deyim
make someone or something available to someone f. biri için birini/bir şeyi mevcut hale getirmek
make someone or something available to someone f. biri için birini/bir şeyi tahsis etmek
make someone or something available to someone f. birini/bir şeyi birinin kullanması için vermek
make someone or something available to someone f. biri için birini/bir şeyi erişilir kılmak
make someone or something available to someone f. birini/bir şeyi birinin kullanımına sunmak
make someone or something available to someone f. birini/bir şeyi birinin kullanımına vermek
make someone or something available to someone f. birini/bir şeyi biri için hazır bulundurmak
make someone or something available to someone f. birine birini/bir şeyi sağlamak
make (someone or something) available to (one) f. (birini/bir şeyi birinin) kullanması için vermek
make (someone or something) available to (one) f. (birine birini/bir şeyi) sağlamak
make (someone or something) available to (one) f. (birini/bir şeyi birine) tahsis etmek
make (someone or something) available to (one) f. (biri) için (birini/bir şeyi) erişilir kılmak
make (someone or something) available to (one) f. (birini/bir şeyi birinin) kullanımına vermek
Konuşma
are you available? ünl. müsait misin?
I am not available ünl. müsait değilim
are you available? ünl. müsait misiniz?
when you are available expr. müsait olduğun zaman
when you are available expr. müsait olduğunda
it's available now expr. artık var
no seats available expr. yer yok
no seats available expr. boş yer yok
he/she is not available right now expr. şu an yerinde yoklar
the number you are calling is not available expr. aradığınız numaraya ulaşılamıyor
we are available expr. biz müsait durumdayız
I am available expr. müsaitim
it's available now expr. artık uygun
Ticaret/Ekonomi
available surplus i. dağıtılmamış karlar
available asset i. kullanılabilir varlık
available original tranche b commitment i. kullanılabilir orijinal b dilimi taahhüdü
available balances i. kullanılabilir bakiye
available for sale financial assets i. satılmaya hazır finansal varlıklar
best available technology i. elde edilebilen en iyi teknoloji
credit available i. kullanılabilir limit
available surplus i. dağıtılmamış kar
available balance i. mevcut bakiye
securities available for sale i. satılmaya hazır menkul değerler
profit available for distribution i. dağıtılabilir kar
publicly available specification i. halka açık şartnameler
publicly available standards i. genel kullanıma açık standartlar
available cash i. eldeki nakit
available-for sale financial assets i. satışa hazır finansal varlıklar
available-for sale financial assets i. satılmaya hazır finansal varlıklar
available-to-promise i. ATP
interest from securities available-for-sale i. satılmaya hazır menkul değerlerden alınan faizler
net unrealized gains on available for-sale securities i. pazarlanabilir menkul kıymetlerin tahsil edilmemiş net kazançları
available assets i. emre hazır aktif
available fund i. hazır fon
available cash i. mevcut aktif
available means i. her an paraya dönüştürülebilecek şeyler
available cash i. nakit para
available balance i. kalan bakiye
available cash i. kullanıma hazır para
available assets i. kullanıma hazır aktifler
available assets i. emre hazır aktifler
available balance i. kullanılır bakiye
cost of goods available for sale i. satışa hazır mallar maliyeti
available assets i. mevcut mallar
available- for-sale financial assets i. satılmaya hazır finansal varlıklar
reserves not available for distribution i. dağıtılmayacak yedek akçeler
reserves available for distribution i. dağıtıma hazır yedekler
other reserves not available for distribution i. dağıtılmayacak diğer yedekler