hoş - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

hoş



Bedeutungen von dem Begriff "hoş" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 125 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
hoş fine adj.
hoş handsome adj.
hoş nice adj.
hoş pretty adj.
hoş pleasant adj.
General
hoş good-looker n.
hoş dilly n.
hoş sweet adj.
hoş well adj.
hoş couthie (scottish) adj.
hoş canny adj.
hoş inviting adj.
hoş cheerful adj.
hoş smart adj.
hoş tov adj.
hoş suave adj.
hoş lovable adj.
hoş personable adj.
hoş winning adj.
hoş dulcet adj.
hoş winsome adj.
hoş couthy (scottish) adj.
hoş musical adj.
hoş cosy adj.
hoş clean-cut adj.
hoş sapid adj.
hoş elegant adj.
hoş good adj.
hoş engaging adj.
hoş pleasant adj.
hoş pleasing adj.
hoş rich adj.
hoş still adj.
hoş grateful adj.
hoş likable adj.
hoş gustable adj.
hoş braw adj.
hoş appealing adj.
hoş likeable adj.
hoş rosy adj.
hoş tuneful adj.
hoş gainly adj.
hoş civilized adj.
hoş lovely adj.
hoş cromulent adj.
hoş kind adj.
hoş graceful adj.
hoş savory adj.
hoş nice adj.
hoş pleasant, pleasanter, pleasantest adj.
hoş congenial adj.
hoş affable adj.
hoş beautiful adj.
hoş pleasant-tasting adj.
hoş agreeable adj.
hoş sugary adj.
hoş fair adj.
hoş grato adj.
hoş soft adj.
hoş bonny adj.
hoş palatable adj.
hoş smooth adj.
hoş savoury adj.
hoş delectable adj.
hoş cozy adj.
hoş desirable adj.
hoş nifty adj.
hoş catchy adj.
hoş debonaire adj.
hoş copacetic adj.
hoş civilised adj.
hoş jolly adj.
hoş nicer adj.
hoş jocose adj.
hoş charming adj.
hoş fragrant adj.
hoş spicy adj.
hoş cute adj.
hoş dolce adj.
hoş delightful adj.
hoş kindly adj.
hoş sightly adj.
hoş gracious adj.
hoş enjoyable adj.
hoş delicious adj.
hoş amiable adj.
hoş flowy adj.
hoş well-fashioned adj.
hoş genial adj.
hoş debonair adj.
hoş subtile adj.
hoş frabjous adj.
hoş subtle adj.
hoş pleasurable adj.
hoş prettily adv.
hoş however adv.
hoş yet adv.
hoş nicely adv.
hoş pleasantly adv.
hoş nevertheless conj.
Colloquial
hoş top hole
hoş on fleek
hoş not hard on the eyes
Idioms
hoş all sweetness and light
hoş got it going on
Slang
hoş kickin’(rap slang)
hoş dope (rap slang)
hoş cutie
hoş ill (rap slang)
hoş phat (rap slang)
hoş fat (rap slang)
hoş fly (rap slang)
hoş hotty
hoş shway
Music
hoş agreebla
Archaic
hoş tid
British Slang
hoş hunky-dory
hoş buff
hoş tidy
hoş natty
hoş luvvly-jubbly
hoş irie
hoş cushy
hoş chung
hoş scrummy

Bedeutungen, die der Begriff "hoş" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 415 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
hoş görmek tolerate v.
güzel ve hoş koku fragrance n.
hoş görünüşlü personable adj.
hoş olmayan unpleasant adj.
hoş ve kolaylıkla akılda kalan catchy adj.
hoş geldin welcome interj.
hoş geldiniz welcome interj.
General
başı hoş olmamak be in bad with something v.
bir kişiyi veya durumu hoş bir biçimde betimlemek vignette v.
bir şeyin yok edilmesini hoş karşılamak regard something as good riddance v.
birinin gönlünü hoş etmek make a hit with someone v.
birinin gönlünü hoş etmek warm the cockles of somebody's heart v.
birlikte hoş vakit geçirmek have a good/nice time together v.
birlikte hoş vakit geçirmek spend pleasant/nice time together v.
birlikte hoş vakit geçirmek spend quality time together v.
birlikte hoş vakit geçirmek have good time together v.
birlikte hoş vakit geçirmek spend good time together v.
çok hoş karşılanmak be very well received v.
daha hoş bir hale getirmek sweeten v.
daha hoş ve sevimli bir hava vermek brighten v.
daha hoş yapmak sweeten v.
-e hoş gelmek be congenial to v.
gönlünü hoş etmek please v.
göze hoş görünmek please the eye v.
hatırını hoş etmek please v.
hoş bir anı bırakmak leave a pleasant memory v.
hoş bir koku vermek embalm v.
hoş bir üslupla yazmak turn a neat phrase v.
hoş gelmemek offend v.
hoş görmek allow v.
hoş görmek condone v.
hoş görmek connive v.
hoş görmemek disapprove v.
hoş görünmek look well v.
hoş görünmek look nice v.
hoş görünmek look good v.
hoş görünmek appeal to v.
hoş karşılamak connive v.
hoş karşılamak take kindly to v.
hoş karşılamak look with favour on v.
hoş karşılamak approve v.
hoş karşılamak welcome v.
hoş kokmak relish v.
hoş olmayan bir şeyle dolu olmak bristle with v.
hoş sohbet etmek have a nice conversation v.
hoş tat vermek relish v.
hoş tutmak treat well v.
kulağa hoş gelmek sound great v.
kulağa hoş gelmek sound nice v.
akılda kalan hoş şarkı catchy tune n.
çamaşırların arasına konulan içi hoş kokulu kuru bitki vb ile dolu bez kese sachet n.
daha hoş yapma sweetening n.
eve hoş geldin hediyesi welcome-home present n.
göze hoş görünen bonnie n.
güzel/hoş ayakkabılar nice shoes n.
hoş bayan beautiful lady n.
hoş bayan nice lady n.
hoş bir iniş çıkış (ses tonunda) lilt n.
hoş davranışlar nice behaviours n.
hoş geldin mesajı welcome message n.
hoş geldin partisi welcome party n.
hoş geldin partisi housewarming party n.
hoş geldin partisi welcoming party n.
hoş görme condonation n.
hoş görmeme intolerance n.
hoş görünen good-looker n.
hoş görünüm pleasant appearance n.
hoş görünümlü kadın tootsy n.
hoş karşılama welcome n.
hoş karşılamama scunner n.
hoş karşılanma favorable reception n.
hoş karşılanma favourable reception n.
hoş kız bonnibel n.
hoş koku redolence n.
hoş koku sweetness n.
hoş koku pleasant odor n.
hoş kokulu çiçek sweet-smelling flower n.
hoş kokulu olma odoriferousness n.
hoş mizaç good-humour n.
hoş mizaç good-humor n.
hoş mizaç good humor n.
hoş olmayan gaudery n.
hoş olmayan durum unpleasantness n.
hoş olmayan tecrübe bad experience n.
hoş olmayan/tatsız şey beast n.
hoş parti nice party n.
hoş resim nice photo n.
hoş söz pleasantry n.
hoş tat pleasant flavor n.
hoş tutma pampering n.
hoş ve güzel kokulu balminess n.
hoş yerler amenity n.
hoş zaman good-time n.
incil'de adı geçen hoş kokulu ağaç lignaloes n.
koku (kuvvetli ve hoş) aroma n.
kulağa hoş gelme euphony n.
sesi kulağa hoş gelmek euphoniousness n.
son derece hoş overnice n.
yidişçede surat veya hoş yüz punim n.
akıcı ve hoş (üslup) supple adj.
bir hoş quaint adj.
çok hoş goodly adj.
çok hoş stunning adj.
çok hoş very nice adj.
çok hoş gelen veya umut veren (canı sıkkın veya oldukça umutsuz birine) refreshing adj.
çok hoş ve insanı rahatlatan smooth adj.
daha hoş nicer adj.
daha/en seçkin/kaliteli/güzel/hoş choicer, choicest adj.
dinlemesi hoş olmayan tuneless adj.
düşünmesi bile hoş olmayan unthinkable adj.
en hoş nicest adj.
en hoş best adj.
en hoş cutest adj.
göze hoş gelen eyeable adj.
göze hoş gelen eye-pleasing adj.
göze hoş gelen easy on the eye adj.
göze hoş görünen easy on the eye adj.
göze hoş görünen bonny adj.
göze hoş görünmeyen unsightly adj.
göze hoş görünmeyen rebarbative adj.
heyecan veren ama hoş olmayan (duygu) soul-stirring adj.
hoş bir acılığı olan (tat/koku) piquant adj.
hoş fakat aldatıcı suave adj.
hoş fakat aldatıcı smooth adj.
hoş giyimli garmented in fine attire adj.
hoş görebilen eurytropic adj.
hoş görülebilir permissible adj.
hoş görülmez unwarrantable adj.
hoş görünen candied adj.
hoş görünen nice looking adj.
hoş görünen good looking adj.
hoş görünümlü nice-looking adj.
hoş görünümlü clean-cut adj.
hoş görünüşlü goodly adj.
hoş gözüken good looking adj.
hoş gözüken nice looking adj.
hoş karşılanan welcome adj.
hoş karşılanır approvable adj.
hoş karşılanmayan undesirable adj.
hoş karşılanmayan unwelcome adj.
hoş kokulu sweet-smelling adj.
hoş kokulu savoury adj.
hoş kokulu odorous adj.
hoş kokulu balmy adj.
hoş kokulu sweetscented adj.
hoş kokulu pleasant-smelling adj.
hoş kokulu savory adj.
hoş mizaçlı good humored adj.
hoş olmayan unlikeable adj.
hoş olmayan bad adj.
hoş olmayan unappealing adj.
hoş olmayan objectionable adj.
hoş olmayan disagreeable adj.
hoş olmayan unlikable adj.
hoş olmayan ungracious adj.
hoş olmayan scuzzy adj.
hoş olmayan unpalatable adj.
hoş sesli tuneful adj.
hoş tavırlarıyla insanları kandıran suave adj.
hoş tavırlarıyla insanları kandıran smooth adj.
hoş tavırlı ve rahat suave adj.
hoş/güzel sesli sweet-voiced adj.
kaslı ve hoş görünümlü hench adj.
kulağa hoş gelen euphonic adj.
kulağa hoş gelen melodious adj.
kulağa hoş gelen easy on the ear adj.
kulağa hoş gelen dulcet adj.
kulağa hoş gelen tuneful adj.
kulağa hoş gelmeyen rough adj.
kuvvetli ve hoş (koku) aromatic adj.
kuvvetli ve hoş kokusu olan aromatic adj.
pek hoş delightful adj.
sesi kulağa hoş gelen euphonious adj.
sıcacık ve hoş balmy adj.
tadı hoş pleasant-tasting adj.
tadı hoş olan smooth adj.
vücuda çok hoş bir şekilde oturan (rop) slinky adj.
yeni geleni hoş karşılamayan cliquey adj.
hoş bir biçimde agreeably adv.
hoş bir biçimde cozily adv.
hoş bir biçimde cosily adv.
hoş bir biçimde nicely adv.
hoş bir şekilde pleasantly adv.
hoş bir şekilde nicely adv.
hoş bir şekilde agreeably adv.
hoş bir şekilde lovelily adv.
hoş bir şekilde delightfully adv.
hoş görülü bir şekilde tolerably adv.
hoş görünümlü bir şekilde bonnily adv.
hoş görüyle indulgently adv.
hoş kokulu biçimde fragrantly adv.
hoş olmayacak şekilde unfavorably adv.
hoş olmayacak şekilde unfavourably adv.
kulağa hoş gelecek şekilde euphoniously adv.
pek hoş delightfully adv.
sıcacık ve hoş bir şekilde balmily adv.
hoş karşılamadan with the object of prep.
aramıza hoş geldin welcome aboard interj.
güverteye hoş geldiniz welcome aboard interj.
hoş geldiniz aloha interj.
hoş geldiniz welcome interj.
tekrar hoş geldiniz welcome back interj.
hoş olmayan caco- pref..
hoş bir sürpriz treat
Phrasals
(genellikle hoş olmayan) bir şeyin bitmesini beklemek wait out
[zamanla) (çok da hoş olmayan) bir şeyi kabullenmek reconcile oneself to something
birine hoş/şirin gözükmeye/ kendini sevdirmeye çalışmak ingratiate oneself into someone's favour
birine hoş/şirin gözükmeye/ kendini sevdirmeye çalışmak ingratiate oneself into someone's favor
hoş karşılamamak not hold with
Phrases
bayanlar ve baylar hoş geldiniz ladies and gentlemen welcome
ehlen ve sehlen (arapça hoş geldiniz) ahlan wa sahlan (welcome in arabic)
hoş geldin prenses welcome princess
iyi hoş ama well and good
restaurantımıza hoş geldiniz welcome to our restaurant
Proverb
davulun sesi uzaktan hoş gelir distance lends enchantment
davulun sesi uzaktan hoş gelir distance lends enchantment to the view
davulun sesi uzaktan hoş gelir the grass looks greener on the other side
davulun sesi uzaktan hoş gelir the grass is always greener on the other side of the fence
hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar a thing of beauty is a joy forever
hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar a thing of beauty and a joy forever
kendi kendine övünmek hoş bir şey değil self-praise is no recommendation
Colloquial
acayip ama hoş far out
aşıkken söylenen hoş ve sevgi dolu sözler sweet nothings
cehenneme hoş geldin welcome to hell
çok hoş cute as a bug's ear
çok hoş bir hikaye a very lovely story
çok tatlı/hoş biri peach
hiç hoş olmayan bir yer veya görüntü hellscape
hoş giyinmiş dressed to the teeth
hoş görülen yalan white lie
hoş görülmez olmak be the limit
hoş rahatlık pleasant idleness
hoş rahatlık dolce far niente
hoş rahatlık sweet doing nothing
kafası bir hoş barmy
kulağa çok hoş gelen isim a cool-sounding name
Idioms
(genelde erkek için) çok hoş görünmek cut a fine figure
(hoş olmayan bir şeyi) gün yüzüne çıkarmak/gündeme getirmek rake something up
aramıza hoş geldin (özellikle aynı sorunu yaşayan birisine söylenir) join the club!
başı hoş olmamak hold no brief
benim için hava hoş it makes no odds to me
bir şeyi hoş karşılamamak not take kindly to something
bir şeyin hoş olmayan temel özellikleri the nature of the beast
birini hoş tutmak keep somebody sweet
birisini hoş bulmak find someone attractive
birisini hoş bulmak fancy someone
çekici/hoş görünümlü olmamak not be much to look at
çok hoş cute as a button
çok hoş as cute as a button
çok hoş bulmak have the hots for someone
-den ötürü hoş görmek excuse for
dışı hoş içi boş all fur coat and no knickers
eşek hoş laftan ne anlar cast pearls before swine
göze hoş gelmek be easy on the eye
göze hoş görünmek be easy on the eye
hatırını hoş tutma/etme hastalığı the disease to please
hayırlı/hoş bir haber veya gelişme music to your ears
hoş bir değişim a breath of fresh air
hoş bir deneyim sonrası bir süre daha hissedilen haz afterglow
hoş bulmak take a fancy to
hoş gelmek take a fancy to
hoş giyinmiş dressed to the nines
hoş görmemek look askance at
hoş görünen in fine feather
hoş karşılamamak would/will not be seen dead
hoş karşılanmak go over big (with someone)
hoş karşılanmamak go down like a lead balloon
hoş olmayan bir durum fine how do you do
hoş olmayan bir şekilde ölmek come to a sticky end
hoş olmayan bir şekilde ölmek meet a sticky end
hoş olmayan gerçek a home truth
kulağa hoş ve rahatlatıcı gelmek be easy on the ear
kulağa hoş/güzel gelmek have a ring to it
ucuz fakat sevimli/hoş cheap and cheerful
Speaking
aramıza hoş geldin welcome
aramıza hoş geldin (özellikle aynı sorunu yaşayan birisine söylenir) welcome to the club!
aramıza hoş geldiniz welcome
bana göre hava hoş It won't bother me any
bana göre hava hoş it is all the same to me
bana göre hava hoş it won't bother me at all
bana göre hava hoş not that i care
bana göre hava hoş It doesn't bother me any
bana göre hava hoş doesn't bother me at all
bana göre hava hoş doesn't bother me any
bana göre hava hoş it doesn't make any difference to me
bana göre hava hoş i'm agreeable
bana göre hava hoş it's all the same to me
bana göre hava hoş it really doesn't matter to me
bana göre hava hoş It don't bother me none
bana göre hava hoş It doesn't bother me at all
bence hava hoş i dont mind
beni hoş bulmuyor musun? you don't think i'm pretty?
benim için hava hoş it's all one to me
benim için hava hoş it's no skin off my nose
benim için hava hoş i'm cool with it
benim için hava hoş that's okay with me
benim için hava hoş that's okay by me
benim için hava hoş it's just the same to me
benim için hava hoş it's no skin off my back teeth
benim için hava hoş that's fine by me
benim için hava hoş that's fine with me
benim için hava hoş it's all right with me
benim için hava hoş it's all the same to me
benim için hava hoş it's no skin off my teeth
benim için hava hoş it's no skin off my back
biliyorum kulağa hoş gelmiyor ama hiçbir şey olmadı i know it doesn't sound good but nothing happened
böyle söylemen ne hoş that's nice of you to say
bu hiç hoş değil that's not nice at all
bu hiç hoş değil this is not cool at all
bu hoş karşılanmaz that's not looked on lightly
bu kulağa hoş geliyor i like the sound of that
bu pek hoş olmadı that's not very nice
bugün gerçekten çok hoş görünüyorsun you look really nice today
buraya kadar gelmeniz çok hoş it was really nice of you to come
büroma hoş geldiniz welcome to my office
çok hoş bir akşam geçirdim i've had a very lovely evening
çok hoş bir burnun var you have a very cute nose
çok hoş bir çiftsiniz you make a nice couple
çok hoş bir isim it's a very pretty name
çok hoş biri olduğunu söyledi he said you were really nice
çok hoş görünüyorsun you're looking lovely
çok hoş görünüyorsun you seem very nice
çok hoş görünüyorsun you look very pretty
eve hoş geldin welcome home
evimize hoş geldiniz welcome to our house
evine hoş geldin welcome home
gemiye hoş geldiniz welcome on board
göze hoş geliyor it appeals to the eye
hayatın hoş yanları the niceties of life
hepsi iyi hoş ama that's all very well but
hepsi iyi hoş ama that's all very well and good but
hepsi iyi hoş ama it's all very well but
hiç hoş bir şey değil it isn't done
hoş bir tatildi it was a nice holiday
hoş bir tatildi it was a nice vacation
hoş bulduk thank you
hoş geldin hayatıma welcome to my life
hoş geldiniz size nasıl yardımcı olabilirim? welcome how can I help you?
hoş karşılamak be cool with it
hoş vakit geçirdim i had a nice time
hoş vakit geçirdim i had a good time
iyi hoş ama that's all very good but
iyi hoş da it's all very well but
kendisini çok hoş buluyorum i find him very likeable
kendisini çok hoş buluyorum i find her very likeable
kulağa da hoş geliyor hani it's got a ring to it
kulağa hoş geliyor it sounds great
kulağa hoş geliyor that sounds fine
kulağa hoş geliyor it sounds good
kulağa hoş geliyor that sounds great
kulağa hoş geliyor it has a nice ring to it
ne hoş how cute
ne hoş how nice
ne hoş bir sürpriz what a pleasant surprise
ne hoş bir sürpriz what a nice surprise
ne hoş bir sürpriz what a lovely surprise
ne hoş böyle ailece toplanmanız what a lovely family gathering
ne kadar güzel/hoş how lovely
ofisime hoş geldin welcome to my office
ofisime hoş geldiniz welcome to my office
onu çok hoş bir yere götürmek istiyorum i want to take her someplace really nice
onu çok hoş buluyorum i find him very likeable
onu çok hoş buluyorum i find her very likeable
seni burada görmek ne hoş bir sürpriz what a nice surprise to see you here
seni burada görmek ne hoş sürpriz what a nice surprise to see you here
seni görmek çok hoş it is very nice to see you
sıkıcı hayatıma hoş geldiniz welcome to my boring life
sizden tekrar haber almak ne hoş nice to hear again from you
sizi görmek çok hoş it is very nice to see you
sizin gibi hoş bir bayan bu kadar çok içmemeli a pretty lady like you shouldn't drink that much
tekrar hoş geldin welcome back
uçağa hoş geldiniz welcome on board
uğraman çok hoş it's nice of you to come by
Chat Usage
çok hoş fotoğraf very nice photo
çok hoş görünüyorsun you look so nice
çok hoş görünüyorsunuz you look so nice
hoş resim nice pic
Slang
çok hoş bon diggity [aus]
hoş görünümlü kimse spunk
hoş kadın shawty
hoş olmadığı halde yatılan kimse road kill
hoş olmayan şey bummer
hoş ve çekici kimse woodchip
hoş/çekici (kadın) bootylicious
hoş/çekici kimse eye candy
hoş/yakışıklı erkek babe magnet
sevimli/hoş kimse cutey
Politics
hoş kokulu odoriferous
Technical
hoş kokulu aromatic
hoş olmayan objectionable
Computer
dhcp'ye hoş geldiniz welcome to dhcp
dns'e hoş geldiniz welcome to dns
dvd'ye hoş geldiniz welcome to dvd
hoş geldiniz büyük başlığı welcome banner
hoş geldiniz büyük başlıkları welcome banners
hoş geldiniz iletisi welcome message
sohbet'e hoş geldiniz welcome to chat
wıns'e hoş geldiniz welcome to wins
Medical
hoş olmayan veya konforsuz soluk alma hissi unpleasant or uncomfortable respiratory sensation
hoş olmayan veya konforsuz soluk alma hissi unpleasant or uncomfortable sensation of breathing
Chemistry
hoş koku aroma
hoş kokulu organik sıvı acetal
Botanic
hoş kokulu, çift taç yapraklı, dikenli gövdeli çalı şeklinde melez gül türü cabbage rose
pütürlü, hoş kokmayan,zehirli ve dayanıklı bir ağaç cabbage bark
Basketball
seyircinin gözüne hoş gelecek oyun ve atışları yapan oyuncu fancy dan
Music
hoş biçimde agreebly
hoş sesli melodious
sevimli hoş amiable
sevimli hoş biçimde amiably
Latin
söylemesi hoş mirabile dictu
British Slang
hoş çocuk pretty-boy
hoş çocuk boysie
hoş ve kaslı tip hunk
hoş ve kaslı tip hunky
hoş/güzel/çekici şey cheeky chappy