possible - Türkisch Englisch Wörterbuch

possible

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

possible — Definition

Bedeutung:
mümkün, olası
Aussprache (IPA):
(AmE /ˈpɑːsəbəl/ – BrE /ˈpɒsɪbəl/)
Wortart:
Sıfat: possible
Synonyme:
feasible
Antonyme:
impossible

Bedeutungen von dem Begriff "possible" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 28 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
possible adj. olabilir
We tried to do all this as quickly as possible last year.
Geçen yıl tüm bunları olabildiğince hızlı bir şekilde yapmaya çalıştık.

More Sentences
possible adj. muhtemel
It is possible that Russia will present its idea of establishing a joint research and technology centre in the Arctic.
Rusya'nın Kuzey Kutbu'nda ortak bir araştırma ve teknoloji merkezi kurma fikrini sunması muhtemeldir.

More Sentences
possible adj. olanaklı
Is it possible to travel at such a high speed?
Böyle yüksek bir hızda yolculuk etmek olanaklı mı?

More Sentences
possible adj. mümkün
Is it possible to make reservations for larger groups?
Daha büyük gruplar için rezervasyon yaptırmak mümkün mü?

More Sentences
possible adj. olası
I've heard rumours of a possible tournament.
Olası bir turnuvaya dair söylentiler duydum.

More Sentences
General
possible adj. makul
We explored all possible ways of cutting expenditures.
Harcamaları kısmanın tüm makul yollarını araştırdık.

More Sentences
possible adj. mümkün
Is it possible to make reservations for larger groups?
Daha büyük gruplar için rezervasyon yaptırmak mümkün mü?

More Sentences
Technical
possible adj. olası
I've heard rumours of a possible tournament.
Olası bir turnuvaya dair söylentiler duydum.

More Sentences
General
possible n. olasılık
possible n. potansiyel
possible n. yapılacak her şey
possible n. elinden gelenin en iyisi
possible n. gerekli şeyler
possible n. (hedef vurmada) mümkün olan en yüksek puan
possible n. bir yarışta alınabilecek en yüksek puan
possible adj. akla uygun
possible adj. kabil
possible adj. olur
possible adj. olurlu
possible adj. imkan dahilinde
possible adj. olumsal
possible adj. hoş görülebilir
possible adj. izin verilebilir
possible adj. anlayış sağlanabilir
Sport
possible adj. rekor
Archaic
possible adv. muhtemelen
possible adv. imkan dahilinde
possible adv. muhtemel olarak

Bedeutungen, die der Begriff "possible" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
the possible n. olanak
possible action n. olası harekat
the possible n. imkan
possible cooperation n. olası işbirliği
lowest possible n. en küçük ihtimal
at the earliest possible opportunity n. vakit geçirmeden
possible risk factors n. olası risk faktörleri
possible solutions n. olası çözümler
possible developments n. olası gelişmeler
possible developments n. muhtemel gelişmeler
a possible devaluation n. olası bir devalüasyon
a possible devaluation n. olası muhtemel bir devalüasyon
best way possible n. en iyi yöntem
make it possible v. imkan vermek
be possible v. kısmet olmak
avoid any possible mistakes v. hataya mahal vermemek
make possible v. olanak tanımak
do as much harm as possible v. etmediğini komamak
avoid any possible mistakes v. hataya meydan vermemek
be possible v. mümkün olmak
believe that something is possible v. aklı kesmek
do as much harm as possible v. etmediğini bırakmamak
be possible v. muhtemel olmak
regard as possible v. ihtimal vermek
make it possible v. mümkün kılmak
render possible v. mümkün kılmak
make possible v. olanaklandırmak
make it possible (for somebody) to do something v. zemin sunmak
make possible v. olanak sağlamak
represent his/her country in the best possible way in the international arena v. ülkesini uluslararası alanda en iyi şekilde temsil etmek
sound possible v. olası gelmek
seem possible v. olası gözükmek
make it possible v. olanaklı hale getirmek
prevent a possible disaster v. olası bir facianın önüne geçilmek
prevent a possible disaster v. olası bir facianın önüne geçmek
make possible v. mümkün kılmak
appear possible v. mümkün görünmek
seem possible v. mümkün görünmek
look possible v. mümkün görünmek
use every means possible v. mümkün olan her çareye başvurmak
use every means possible v. mümkün olan her yola başvurmak
use every means possible v. mümkün olan her aracı kullanmak
use every means possible v. tüm yolları denemek
make possible v. olası kılmak
make possible v. olası hale getirmek
make it possible v. olası kılmak
escape possible assassination v. olası bir suikasttan kurtulmak
be possible v. kabil olmak
not possible adj. mümkün olmayan
possible [obsolete] adj. yapabilen
possible [obsolete] adj. başarabilen
possible [obsolete] adj. becerikli
as fully as possible adv. mümkün olduğunca tamamen
as soon as possible adv. olabildiğince çabuk
as soon as possible adv. mümkün olduğunca en kısa zamanda
as much as possible adv. mümkün mertebe
as close as possible adv. mümkün olduğunca yakın
as far as possible adv. mümkün olabildiğince
as far as possible adv. mümkün mertebe
as soon as possible adv. bir an önce
as fast as possible adv. olabildiğince hızlı
as far as possible adv. elden geldiğince
as soon as possible adv. ilk fırsatta
as soon as possible adv. en kısa zamanda
as much as possible adv. mümkün olduğu kadar çok
as soon as possible adv. mümkün olduğunca çabuk
as soon as possible adv. hemen
when possible adv. olası olduğunda
as near as possible adv. mümkün olduğu kadar yakın
whenever possible adv. mümkün olduğunda
whenever possible adv. mümkün olur olmaz
as early as possible adv. mümkün olan en erken sürede
as early as possible adv. mümkün olduğu kadar erken
as soon as possible adv. vakit geçirmeden
as early as possible adv. vakit geçirmeden
at the soonest possible date adv. en kısa sürede
as soon as possible adv. en kısa sürede
as much as possible adv. mümkün olduğu kadar fazla
as soon as possible adv. mümkün olduğu kadar çabuk
where possible adv. mümkün olan yerlerde
where possible adv. mümkün olduğunda
as earliest as possible adv. mümkün olan en kısa zamanda
at the soonest time possible adv. mümkün olan en kısa zamanda
at the soonest time possible adv. mümkün olan en kısa sürede
as soon as possible adv. mümkün olan en kısa zamanda
as soon as possible adv. mümkün olan en kısa sürede
as earliest as possible adv. mümkün olan en kısa sürede
whenever possible adv. her fırsatta
as immediate as possible adv. hemen
as immediate as possible adv. mümkün olduğunca erken
as immediate as possible adv. bir an önce
as immediate as possible adv. en kısa zamanda
as immediate as possible adv. derhal
a.s.a.p. (as soon as possible) adv. en kısa zamanda
where possible adv. mümkün olduğu yerde
where possible adv. nerede mümkünse
as simple as possible adv. mümkün olduğunca basit/sade
as far in advance as possible adv. mümkün olduğunca erken/en kısa zamanda
asap (as soon as possible) adv. en kısa zamanda
wherever possible adv. mümkün olduğunda
as much as possible adv. olabildiğince fazla
as much as possible adv. olabildiğince çok
as swiftly as possible adv. mümkün olduğunca süratli
hpf (highest possible frequency) abrev. olası en yüksek frekans
Phrases
best of both possible worlds n. hem (onun) hem (bunun) en iyi özellikleri/tarafları
best of both possible worlds n. her ikisinin de en iyi özellikleri/tarafları
if possible expr. eğer mümkünse
with all possible dispatch expr. en son hızla
if possible expr. mümkünse
if possible expr. mümkün olursa
in the shortest possible time expr. mümkün olan en kısa zamanda
in the shortest possible time expr. mümkün olan en kısa sürede
in the shortest time possible expr. mümkün olan en kısa zamanda
in the shortest time possible expr. mümkün olan en kısa sürede
(to) the greatest extent possible expr. mümkün olan en geniş şekilde
(to) the greatest extent possible expr. mümkün olduğu kadarıyla
the fastest way possible expr. en hızlı şekilde
as far as possible expr. mümkün olduğunca
inform me as soon possible expr. beni derhal bilgilendirin
poss (possible) expr. olası
poss (possible) expr. mümkün
insofar as possible expr. mümkün olduğu ölçüde
when possible expr. fırsat oldukça
whenever possible expr. mümkün oldukça
where possible expr. mümkün oldukça
possible but not necessarily expr. kesin olmasa da muhtemel
possible but not necessarily expr. kesin olmamakla birlikte mümkün
possible but not necessarily expr. olabilir ama şart değil
as accurate as possible expr. mümkün olduğunca doğru
as many times as possible expr. mümkün olduğu kadar çok kez
as far as possible expr. olabildiğince
the best of all possible worlds expr. mümkün dünyaların en iyisi
the best of all possible worlds expr. ihtimal dahilindeki dünyalar arasından en uygun/iyi seçenek
Proverb
full independence is possible only through economic independence tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür
Colloquial
at the first possible opportunity expr. ilk fırsatta
at every (possible) opportunity expr. yakaladığı her fırsatta
at every (possible) opportunity expr. eline geçen her fırsatta
at every (possible) opportunity expr. eline geçirdiği her fırsatta
so far as possible expr. mümkün olabildiğince
so far as possible expr. mümkün olduğunca
asap (as soon as possible) expr. olabildiğince çabuk
as quickly as possible expr. olabildiğince çabuk
soon as possible expr. olabildiğince çabuk
soon as possible expr. mümkün olan en kısa sürede
soon as possible expr. mümkün olan en kısa zamanda
soon as possible expr. en kısa zamanda
soon as possible expr. mümkün olduğu kadar çabuk
soon as possible expr. mümkün olduğunca en kısa zamanda
soon as possible expr. bir an önce
soon as possible expr. mümkün olduğunca çabuk