güzel - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

güzel



Bedeutungen von dem Begriff "güzel" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 88 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
güzel good adj.
güzel lovely adj.
güzel pleasant adj.
güzel pretty adj.
güzel nice adj.
güzel beautiful adj.
General
güzel bonnie n.
güzel belle n.
güzel dilly n.
güzel beauty queen n.
güzel good-looker n.
güzel beauty n.
güzel bonny adj.
güzel good-looking adj.
güzel smart adj.
güzel well-favoured adj.
güzel appealing adj.
güzel picturesque adj.
güzel enjoyable adj.
güzel personable adj.
güzel grateful adj.
güzel favorable adj.
güzel winsome adj.
güzel fine adj.
güzel sheene adj.
güzel comely adj.
güzel enviable adj.
güzel delightful adj.
güzel well adj.
güzel delicate adj.
güzel sapid adj.
güzel beauteous adj.
güzel glad adj.
güzel handsome adj.
güzel likely adj.
güzel nifty adj.
güzel jolly adj.
güzel treacly adj.
güzel rosy adj.
güzel gallant adj.
güzel agreeable adj.
güzel bully adj.
güzel shapely adj.
güzel dreamy adj.
güzel sightly adj.
güzel plummy adj.
güzel charming adj.
güzel fair adj.
güzel sharp adj.
güzel wellfavored adj.
güzel favourable adj.
güzel goodly adj.
güzel ducky adj.
güzel swell adj.
güzel well-favored adj.
güzel delicious adj.
güzel pulchritudinous adj.
güzel goluptious adj.
güzel sweet adj.
güzel braw adj.
güzel elegant adj.
güzel flowy adj.
güzel beautifully adv.
güzel nicely adv.
güzel pleasantly adv.
Colloquial
güzel purdy adj.
güzel on fleek
güzel top hole
güzel a bit of all right
güzel bonny
güzel bonnie
Idioms
güzel fine and dandy
güzel bad
Informal
güzel bae
Speaking
güzel bully for you
Slang
güzel shway
güzel def (rap slang)
güzel saucy
güzel def
güzel tight (rap slang)
Technical
güzel fine
British Slang
güzel desmond
güzel irie
güzel canny
güzel book
güzel tidy
güzel barry (edinburgh)
güzel hunky-dory

Bedeutungen, die der Begriff "güzel" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
güzel kız beautiful girl n.
güzel ve hoş koku fragrance n.
güzel şeyleri tahrip eden vandal adj.
General
birine karşılıkta bulunmak (güzel bir şeye karşı) pay someone back v.
çok güzel bir çift olmak make such a beautiful couple v.
çok güzel olmak be very beautiful v.
çok güzel olmak be very pretty v.
çok hoşlanmak (güzel bir şeyden) be smitten with v.
çok hoşlanmak (güzel bir şeyden) be smitten by v.
daha bir güzel olmak become even more beautiful v.
daha güzel olmak be more beautiful v.
daha güzel ve daha çekici bir hale sokmak (bir yeri) freshen up v.
en güzel halinde olmak be in the pink v.
en güzel kıyafetlerini giymek wear one's best clothes v.
görünmek (güzel/hasta vb) look v.
gününü güzel geçirmek have a good time v.
güzel bir dille anlatmak clothe v.
güzel bir konuşma yapmak give/make a good talk/speech v.
güzel bir yer kiralamak hire a nice place v.
güzel bulmak find someone beautiful v.
güzel bulmak find something beautiful v.
güzel dans etmek dance good v.
güzel durmak become v.
güzel geçmek (fuar vb) go great v.
güzel görünmek look beautiful v.
güzel görünmek seem beautiful v.
güzel görünmek look well v.
güzel göstermek glorify v.
güzel haber duymak hear good news v.
güzel hissetmek feel beautiful v.
güzel kokmak smell good v.
güzel kokmak smell nice v.
güzel koku saçmak scent v.
güzel kokutmak embalm v.
güzel olmak be beautiful v.
güzel olmak become beautiful v.
güzel sözle aldatmak cajole v.
güzel ve masum bir kisve altında saklamak (kötü bir şeyi) sugarcoat v.
güzel zaman geçirmek have good time v.
hayatının en iyi/güzel/muhteşem vs. gösterisini yapmak put on a performance of a lifetime v.
iyi/güzel giyinmek dress well v.
kapılıvermek (güzel bir şeye) be smitten by v.
kapılıvermek (güzel bir şeye) be smitten with v.
kendine iyi/güzel bir hayat kurmak make a good life for oneself v.
kulağa güzel gelmek sound good v.
resimde güzel çıkmak look good in a picture v.
resimde güzel çıkmak look beautiful in a picture v.
yalapşap/derme çatma/gelişi güzel yapmak/hazırlamak slapdash v.
(bir şeyin) en güzel şeyi crowning glory n.
aniden gelen güzel fikir a brain wave n.
aroma (güzel) koku aroma n.
bir yüksek basınç alanından dışa doğru dairesel esen ve genellikle güzel hava getiren rüzgar sistemi anticyclone n.
büyük ve güzel ev dome n.
çeşitli çiçeklerin güzel kokulu yapraklarıyla baharattan oluşan ve kavanozda saklanan bir karışım potpourri n.
çok güzel kız a peach of a girl n.
çok güzel kız very beautiful girl n.
çok güzel kız peach n.
çok güzel kimse vision n.
çok güzel olan yer/nokta beauty spot n.
çok güzel ve rahat bir yer shangri-la n.
deniz manzaralı güzel mekan space for water affinity n.
-e karşı güzel davranış gesture toward n.
efsaneye göre kuğunun ölmeden önceki son ve güzel ötüşü swan song n.
en güzel dönem pink n.
en güzel dönem (bir kimsenin/bir şeyin) prime n.
en güzel parça tidbit n.
en güzel parça titbit n.
en güzel zaman prime n.
etkili ve güzel konuşma tarzı elocution n.
etkili ve güzel söz söyleme yeteneği eloquence n.
genç ve güzel kız (şiir) nymph n.
güzel ahlak social ethics n.
güzel ama kafasız kız doll n.
güzel avrat otu deadly nightshade n.
güzel bayan beautiful lady n.
güzel bayan nice lady n.
güzel bir aile a lovely family n.
güzel bir aile a nice family n.
güzel bir bayan a beautiful lady n.
güzel bir gün a beautiful day n.
güzel bir haber a good news n.
güzel bir haber a great news n.
güzel budanmış çalı well-trimmed bush n.
güzel davranış gesture n.
güzel delikanlı ephebe n.
güzel elbise finery n.
güzel ev nice house n.
güzel fakat aptal kadın doll n.
güzel fakat değersiz nesne bauble n.
güzel fakat değersiz şey bauble n.
güzel fotoğraf nice photo n.
güzel genç kız gamine n.
güzel görünüş glory n.
güzel gözler beautiful eyes n.
güzel hatıralar fond memories n.
güzel hava fine weather n.
güzel insan beautiful-good person n.
güzel insanlar beautiful people n.
güzel kadın trick n.
güzel kadın beautiful woman n.
güzel kadın beauty n.
güzel kadın belle n.
güzel kadın goddess n.
güzel kadınlar beautiful women n.
güzel kız sylph n.
güzel kız smasher n.
güzel kız nymph n.
güzel kız rose n.
güzel kız juicy girl n.
güzel kız a smasher of a girl n.
güzel kız pretty girl n.
güzel kız chick n.
güzel kız beauty n.
güzel kız eyeful n.
güzel kız doll n.
güzel kız dish n.
güzel kızlar beautiful girls n.
güzel kızlar beauties n.
güzel kişi beauty n.
güzel koku perfume n.
güzel koku fragrance n.
güzel koku aroma n.
güzel koku scent n.
güzel koku sweetness n.
güzel koku sweet n.
güzel koku balm n.
güzel kokulu bir ağaç angostura n.
güzel kokulu olma odorousness n.
güzel kokulu siyah çay oolong n.
güzel konuşamama ineloquence n.
güzel konuşan kimse conversationalist n.
güzel konuşan kimse orator n.
güzel konuşma eloguence n.
güzel konuşma rhetoric n.
güzel konuşma elocutionary n.
güzel konuşma eloquence n.
güzel konuşma atticism n.
güzel konuşma a glib tongue n.
güzel konuşma elocution n.
güzel konuşma sanatı oratory n.
güzel konuşma sanatı art of eloquence n.
güzel manzara nice scenery n.
güzel manzara beautiful scenery n.
güzel manzara nice view n.
güzel manzara beautiful view n.
güzel manzara lovely view n.
güzel manzaralı kameriye gazebo n.
güzel manzaralı yer beauty spot n.
güzel olma beauteousness n.
güzel olmayan karışım mishmash n.
güzel prenses beautiful princess n.
güzel sanat fine art n.
güzel sanat virtu n.
güzel sanat eseri article of virtu n.
güzel sanatlar arts n.
güzel sanatlar the arts n.
güzel sanatlar fine arts n.
güzel sanatlar meraklısı dilettanti n.
güzel sanatlar meraklısı dilettante n.
güzel sanatlar sevgisi virtu n.
güzel sanatlar ve el sanatları akımı arts and crafts movement n.
güzel sanatlara düşkün esthete n.
güzel sanatlarla uğraşma artistry n.
güzel soru good question n.
güzel söz söyleme sanatı eloquence n.
güzel söz söyleme sanatı elocution n.
güzel sözler words of wisdom n.
güzel şehir beautiful city n.
güzel şey beauty n.
güzel tahmin good guess n.
güzel tahmin nice guess n.
güzel tat relish n.
güzel tesadüf happy accident n.
güzel ve etkili konuşma oratory n.
güzel ve ince (kız/kadın) sylphlike n.
güzel ve özlü sözler words to live by n.
güzel vücutlu well rounded n.
güzel yan beauty n.
güzel yazı sanatı calligraphy n.
güzel yazı sanatı caligraphy n.
güzel yazı yazma yeteneği a ready pen n.
güzel/hoş ayakkabılar nice shoes n.
hayatın en dinç ve güzel devresi the prime of life n.
hayatın en güzel devresi prime of life n.
hayatın güzel tarafı the amenities of life n.
hoş ve güzel kokulu balminess n.
ince ve güzel kız sylph n.
işin güzel tarafı the sun side of the picture n.
koku (güzel) scent n.
modern güzel sanatlar modern arts n.
özlem duyulan eski güzel günler good old times n.
safran içinde bulunan güzel kokulu yağımsı madde safranal n.
sonu güzel biten hikayeler happy ending stories n.
süslü güzel elbise finery n.
tadı ve kokusu güzel şey ambrosia n.
türk güzel sanatları turkish arts n.
uyuyan güzel sleeping beauty n.
yararlı ve güzel şeyleri tahrip eden kimse vandal n.
yararlı ya da güzel şeyleri tahrip eden kimse vandal n.
yılın en güzel mevsimi the best part of the year n.
alkıştan oyunun (örn. bir piyesin) birkaç saniyeliğine durmasına neden olan (çok güzel bir hareket ya da söz) show-stopping adj.
biçimi güzel olan shapely adj.
birbirinden güzel one more beautiful than the other adj.
çok daha güzel much more beautiful adj.
çok güzel spiffing adj.
çok güzel adorable adj.
çok güzel scrumptious adj.
çok güzel very good adj.
çok güzel slashing adj.
çok güzel superb adj.
çok güzel divine adj.
çok güzel fine as a fiddle adj.
çok güzel inspired adj.
çok güzel peachy adj.
çok güzel gorgeous adj.
çok güzel terrific adj.
çok güzel exquisite adj.
çok güzel very beautiful adj.
çok güzel supercalifragilisticexpialidocious adj.
çok güzel spiffy adj.
çok güzel super adj.
çok güzel ethel adj.
çok güzel heavenly adj.
çok güzel magical adj.
çok güzel admirable adj.
çok güzel fabulous adj.
çok güzel bir biçimde in fine style adj.
çok güzel ve sevimli adorable adj.
daha/en seçkin/kaliteli/güzel/hoş choicer, choicest adj.
en güzel finest adj.
endamlı ve güzel statuesque adj.
endamlı ve güzel junoesque adj.
etkili ve güzel (sözler konuşma tarzı) eloquent adj.
etkili ve güzel söz söyleyen eloquent adj.
fevkalade güzel glorious adj.
göze güzel görünen easy on the eye adj.
güzel (hava) fine adj.
güzel bakılmış beautifully maintained adj.
güzel bir zevki yansıtan tasteful adj.
güzel duran becoming adj.
güzel düzenlenmiş well-fashioned adj.
güzel hale getirilmiş beatified adj.
güzel hazırlanmış well-fashioned adj.
güzel kokulu ambrosia adj.
güzel kokulu aromatic adj.
güzel kokulu nosey adj.
güzel kokulu redolent adj.
güzel kokulu odorous adj.
güzel kokulu odoriferous adj.
güzel kokulu fragrant adj.
güzel kokulu nosy adj.
güzel konuşan silver-tongued adj.
güzel konuşan conversational adj.
güzel konuşan well-spoken adj.
güzel konuşan golden-mouthed adj.
güzel konuşan eloquent adj.
güzel konuşma ile ilgili elocutionary adj.
güzel manzaraları olan scenic adj.
güzel sanatlarla ilgili artistic adj.
güzel sanatlarla ilgili artistical adj.
güzel yazılmış beautifully written adj.
hatları ince ve güzel slender adj.
hem güzel hem akıllı both beautiful and smart adj.
hoş/güzel sesli sweet-voiced adj.
ince güzel sylphlike adj.
iyi/güzel giyinmiş well-dressed adj.
koyu ve güzel (renk) rich adj.
küçük ve güzel bijou adj.
müthiş güzel ravishing adj.
pahalı ve güzel rich adj.
parlak ve güzel renkli gay adj.
son derece güzel superfine adj.
tadı güzel tasty adj.
tadı güzel savoury adj.
tadı güzel yummy adj.
tadı güzel savory adj.
tadı güzel ambrosian adj.
tadı güzel ambrosial adj.
bir güzel thoroughly adv.
bir güzel properly adv.
bir güzel severely adv.
çok güzel bir şekilde devastatingly adv.
güzel bir şekilde smoothly adv.
güzel bir şekilde pulchritudinously adv.
güzel bir şekilde comelily adv.
güzel bir şekilde beautifully adv.
güzel bir şekilde nicely adv.
güzel bir şekilde beauteously adv.
güzel güzel peacefully adv.
güzel güzel calmly and quietly adv.
güzel güzel finely adv.
güzel güzel calmly adv.
güzel güzel beautifully adv.
güzel kokarak fragrantly adv.
güzel kokulu bir şekilde aromatically adv.
güzel kokulu bir şekilde odorously adv.
güzel olmayan taraflarını saklamadan warts and all adv.
ne ... (güzel bir gün gibi) such adv.
Phrasals
yalapşap/derme çatma/gelişi güzel yapmak/ hazırlamak toss something together
yalapşap/derme çatma/gelişi güzel yapmak/ hazırlamak throw something together
yalapşap/derme çatma/gelişi güzel yapmak/ hazırlamak slap something together
Phrases
annem dünyadaki en güzel kadınıdır my mother is the most beautiful woman in the world
annem dünyanın en güzel kadınıdır my mother is the most beautiful woman in the world
ayna ayna söyle bana kim en güzel bu dünyada mirror mirror on the wall who's the fairest of them all
evim güzel evim home sweet home
güzel bir günün sonunda at the end of a beautiful day
güzel evim sweet home
Proverb
açlık bu dünyanın en güzel salçasıdır hunger is the best sauce
dünya sevince güzel love makes the world go round
elde edilmiş olan şey elde edilememiş güzel şeylerden daha iyidir bird in the hand is worth two in the bush
en güzel şeyler küçük paketlerden çıkar good things come in small packages
en güzel şeyler küçük paketlerden çıkar best things come in small packages
güzel bir belirtiyle doyurucu sonuca ulaşılmaz one swallow does not a summer make
güzel kokusu gülün adında değil özündedir rose by any other name would smell as sweet
her güzel şey bitermiş all good things must come to an end
her güzel şey bitermiş all good things must end
her güzel şey bitmek zorundadır all good things must come to an end
her güzel şey bitmek zorundadır all good things must end
her güzel şeyin bir sonu vardır all good things must come to an end
her güzel şeyin bir sonu vardır all good things must end
hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar a thing of beauty and a joy forever
hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar a thing of beauty is a joy forever
pazartesi doğan çocuk güzel olur monday's child is fair of face
Colloquial
zayıf ve fit kalmak amacıyla insanların, ince ve güzel buldukları insanların giydikleri kıyafetleri veya bu insanların fotoğraflarını paylaşması thinspiration n.
bu güzel akşam için teşekkür ederim thank you for a lovely evening
çok güzel gülüş killer smile
çok güzel kadın a bit of all right
daha güzel yarınlara giden yol pathway leading to better tomorrows
eski güzel günler good old days
geçmiş güzel günler palmy days
gülümsediğini görmek güzel good to see you smiling
günaydın güzel kadın good morning beautiful woman
güzel ama boş şeyler sweet nothings
hayatın en güzel devresi prime of life
hayatın en güzel dönemi prime of life
her zamankinden daha güzel more beautiful than usual
iyi/güzel giyinmiş laid out
kafası güzel whacked
kafası güzel bent
yaşamın en güzel devresi prime of life
Idioms
resim gibi güzel picture perfect n.
(genelde erkek için) çok güzel görünmek cut a fine figure
(tadil ederek) daha güzel hale getirmek sweeten the pot
bir grup güzel kız (güzellik yarışması vb) bevy of beauties
birinin bayramlığı/en güzel elbiseleri one's best bib and tucker
çok çok güzel out of this world
çok güzel as pretty as a picture
çok güzel a heaven on earth
çok güzel ağırlamak do someone handsome
çok güzel bir yer haline getirmek put something on the map
çok güzel/eğlenceli zaman geçirmek have a rare old time
çok mutlu/başarılı/güzel olmak be in all somebody's glory
eline güzel bir kitap alıp koltuğa vb kurulmak cuddle up with a good book
eline güzel bir kitap alıp koltuğa vb kurulmak curl up with a book
en eğlenceli/keyifli/güzel kısım high point
en güzel elbiselerini giyerek in one's sunday best
en güzel elbiseleriyle in one's sunday best
eski güzel günler the good old days
eski güzel günler auld langsyne
eski güzel günler langsyne
eski güzel günler old times
gönül kimi severse, güzel odur beauty is in the eye of the beholder.
gösteriş için yapılan güzel ama gereksiz şey the icing on the cake
güzel ama içi boş all vine and no taters
güzel biçimde ağırlamak kill the fatted calf
güzel bir espri patlatmak crack a good joke
güzel eğlenmek have a ball
güzel giyinmiş in fine feather
güzel giysiler kişiyi güzel gösterir fine feathers make fine birds
güzel görünse de ilginç olmamak be all fur coat and no knickers
güzel günlerin geride kalması the bubble bursts
güzel günlerin/bahar havasının bitmesi the bubble bursts
güzel olmayan bir şeyi çekici hale getirmek sweeten the pill
güzel olmayan bir şeyi çekici hale getirmek gild the pill
güzel teadüf a happy accident
güzel tesadüf a happy accident
güzel tüyler kuşu güzel gösterir fine feathers make fine birds
güzel zaman geçirmek have a ball
güzel/iyi/şık göstermek/gözükmek show something to good advantage
herkes güzel vakit geçirdi a good time was had by all
ilk bakışta güzel gözükmek would pass in a crowd
kafası güzel olmak be heady
kafası güzel olmuş high as a kite
kafası güzel olmuş high as the sky
kayak yapan güzel kadın snow bunny
kulağa hoş/güzel gelmek have a ring to it
müziğe yatkın/güzel/yüksek/gür ses set of pipes
ne güzel ne de zeki not be just a pretty face
olumlu/güzel/iyi tek şey a bright spot
özel bir olay için en güzel kıyafetlerini giymek get dressed up
pilot gibi (sarhoş/kafası güzel) as high as a kite
resim kadar güzel as pretty as a picture
sadece güzel/yakışıklı değil (akıllı da) not be just a pretty face
şık ve güzel kadın a glamor puss
şık ve güzel kadın a glamor girl
şık ve güzel kadın a glamour girl
şık ve güzel kadın a glamour puss
üzerinde güzel durmak be becoming on someone
yoldan geçenlerin bakışlarını çekecek kadar güzel veya ilginç olan kişi ya da nesne head turner
Speaking
(sorun veya güzel şeyler) verdikçe veriyor it never rains but it pours
anan güzel mi i'm no fool
başıma gelen en güzel şey the best thing that ever happened to me
beni bir güzel azarladı she/he laid me out in lavender
beni bir güzel azarladı she/he dressed me down badly
beni bir güzel azarladı she/he gave me a proper talking to
beni bir güzel azarladı she/he ticked me off
beni bir güzel azarladı she/he told me off
beni bir güzel azarladı she/he hauled me over the coals
beni bir güzel azarladı she/he gave me a good bollocking
beni bir güzel azarladı she/he scolded me severely
beni bir güzel haşladı she/he scolded me severely
beni bir güzel haşladı she/he gave me a good bollocking
beni bir güzel haşladı she/he told me off
beni bir güzel haşladı she/he laid me out in lavender
beni bir güzel haşladı she/he dressed me down badly
beni bir güzel haşladı she/he hauled me over the coals
beni bir güzel haşladı she/he gave me a proper talking to
beni bir güzel haşladı she/he ticked me off
beni güzel bulmuyor musun? you don't think i'm beautiful?
beni merak ettiğini bilmek güzel nice to know you're concerned about me
benim güzel dünyam my beautiful world
birlikte yaşamak güzel it's nice to live together
bu çok güzel bir fikir! that's a terrific idea!
bu güzel görünüyor that looks nice
bu ne güzel bir sürpriz what a pleasant surprise
bu ne güzel sürpriz! what a nice surprise!
bu ne güzel tesadüf what a nice coincidence
bugün güzel bir gün it's a beautiful day
bugün güzel görünüyorsun you look beautiful today
bugün hava çok güzel the weather is very nice today
bugün hava çok güzel the weather is so nice today
bugün hava güzel the weather is nice today
bunların hepsi iyi güzel de all fine and well but
bunu bilmek güzel it's good to know this
bunu duymak çok güzel that's music to my ears
bunu duymak güzel it is nice to hear that
bunu duymak güzel nice to hear this
bunu duymak güzel nice to hear that
bunu duymak güzel it's good to hear this
bunu duymak güzel it's nice to hear this
burada olmak güzel it's good to be here
burada olmak güzel it's nice to be here
burada olman güzel it's nice to have you here
burada olman güzel it's good to have you here
buralar çok güzel this place is beautiful
burası çok güzel this place is beautiful
burası güzel it is nice here
çok güzel that's great
çok güzel bir çiftsiniz you make a nice couple
çok güzel görünüyorsun you look gorgeous
çok güzel görünüyorsun you look so beautiful
çok güzel görünüyorsun you look lovely
çok güzel görünüyorsun you look very beautiful
çok güzel gülüyorsun you have a beautiful smile
çok güzel gülüyorsun you have a nice smile
çok güzel vakit geçirdik we had a lovely time
çok güzel vakit geçirdik we've had a lovely time
çok güzel vakit geçirdim i've had a lovely time
çok güzel vakit geçirdim i had a lovely time
çok güzel zaman geçirdik we had a lovely time
çok güzel zaman geçirdim i had a lovely time
dünyanın en güzel kadını sensin you are the most beautiful woman in the world
dünyanın en güzel kadınıydı she was the most beautiful woman in the world
evde olmak çok güzel it's good to be home
eve dönmek güzel it feels good to be back home
evin çok güzel your home is very nice
gel su güzel come on in the water's fine
göze güzel görünüyor it appeals to the eye
gözlerin çok güzel your eyes are so beautiful
gözlerin çok güzel your eyes are very beautiful
gözleriniz çok güzel your eyes are so beautiful
gözleriniz çok güzel your eyes are very beautiful
gülüşün çok güzel you have a beautiful smile
gülüşün çok güzel you have a nice smile
güneşli güzel bir gündü i̇t was a lovely sunny day
güzel ama boş sözler sweet nothings
güzel bir düşünce a beautiful thought
güzel bir ev a beautiful house
güzel bir evlilik a beautiful marriage
güzel bir fikir değil that's not a good idea
güzel bir gün geçirmenizi dilerim have a lovely day
güzel bir gündü that was a good day
güzel bir haziran günüydü it was a beautiful june day
güzel bir ismin var you have a nice name
güzel bir ismin var you have a beautiful name
güzel bir kadındı she was a beautiful woman
güzel bir şeyi hak ediyoruz we deserve something good
güzel bir şeyler söyle say something nice
güzel bir tatildi it was a nice holiday
güzel bir tatildi it was a nice vacation
güzel bir yere git go somewhere nice
güzel görünmelisin you have to look beautiful
güzel görünüyorsun you look beautiful
güzel günler göreceğiz we will see better days
güzel günler yakın good days are coming
güzel kokuyor it smells nice
güzel kokuyor it smells good
güzel kokuyorsun you smell good
güzel olduğu kadar akıllı da smart as well as beautiful
güzel soru good question