bother - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

bother

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "bother" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 37 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
bother v. dert vermek
bother v. can sıkmak
bother v. sıkmak
bother v. canını sıkmak
bother v. sinir bozmak
bother n. zahmet
bother n. dert
bother n. sıkıntı
General
bother v. takmak
bother v. musallat olmak
bother v. dert vermek
bother v. rahatsız etmek
bother v. rahat bırakmamak
bother v. üzmek
bother v. sıkmak
bother v. rahatsızlık vermek
bother v. sinir bozmak
bother v. zahmete girmek
bother v. üzülmek
bother v. zahmet etmek
bother v. sıkıntı vermek
bother v. baş belası olmak
bother v. daraltmak
bother v. rahat vermemek
bother v. sinir etmek
bother v. rahatını bozmak
bother v. rahatını kaçırmak
bother v. kaygılanmak
bother v. tedirgin etmek
bother v. başını ağrıtmak
bother n. baş belası
bother n. zahmet
bother n. sıkıntı
bother n. külfet
bother n. dert
bother n. rahatsızlık
bother n. zorluk

Bedeutungen, die der Begriff "bother" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 85 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
bother with v. rahatsız etmek (birini)
bother about v. canını sıkmak
not to bother v. boş vermek
bother about v. aldırmak
bother someone v. parazit yapmak
stick in (one's) mind and bother v. akla takılmak
bother about v. endişelenmek
bother about v. üzülmek
put someone to a bother v. zahmet olmak
not bother v. rahatsız etmemek
Colloquial
not to bother about v. boş vermek
bother one's head about something korkmak
bother one's head about something kuruntu etmek
bother one's head about something endişelenmek
bother one's head about something merak etmek
bother one's head about something canını sıkmak
bother one's head about something sıkıntı yapmak
don't bother me none benim için fark etmez
Idioms
be in a spot of bother v. başı belada olmak
be in a spot of bother v. … ile başı dertte olmak
be in a spot of bother v. -i halledememek
be in a spot of bother v. tatsızlık yaşamak
be in a spot of bother v. -ile sorun/sıkıntı yaşamak
be in a spot of bother v. küçük bir sorun yaşamak
be in a spot of bother v. … ile başı derde girmek
have a spot of bother v. başı belada olmak
have a spot of bother v. … ile başı dertte olmak
have a spot of bother v. -i halledememek
have a spot of bother v. tatsızlık yaşamak
have a spot of bother v. -ile sorun/sıkıntı yaşamak
have a spot of bother v. … ile başı derde girmek
bother one's head about kafasını takmak
bother one's head about endişe duymak
bother one's head about endişelenmek
go to the bother (to do something) zahmete girmek
go to the bother (of doing something) zahmet etmek
go to the bother (to do something) zahmet etmek
go to the bother (of doing something) zahmete girmek
bother one's pretty little head about something bir şeye kafasını takmak
doesn't bother me any beni bozmaz
doesn't bother me at all beni bozmaz
Speaking
don't bother! zahmet etmeyin!
sorry to bother you rahatsız ettim kusura bakmayın
i am sorry to bother you rahatsız ettim kusura bakmayın
don't bother me beni rahatsız etme
why bother neden uğraşayım
why bother ne uğraşacağım
why bother ne kafamı takacağım
why bother ne gereği var
why bother ne gerek var
why bother ne canımı sıkacağım
don't bother me rahatsız etme beni
i am sorry to bother you sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim
It doesn't bother me any bana uyar
It doesn't bother me at all bana göre hava hoş
It doesn't bother me at all bana uyar
It doesn't bother me any bana göre hava hoş
doesn't bother me any bana uyar
doesn't bother me any bana göre hava hoş
doesn't bother me at all bana göre hava hoş
doesn't bother me at all bana uyar
don't go to the bother zahmet etme
don't go to the bother sen zahmet etme
don't go to the bother zahmete girme
It don't bother me none bana göre hava hoş
don't go to the bother sen zahmete girme
It won't bother me any bana göre hava hoş
it won't bother me at all bana göre hava hoş
don't bother your pretty little head sıkma tatlı canını
why even bother? boşuna uğraşma
i told you not to bother him sana onu rahatsız etme demiştim
i won't bother you with the details seni ayrıntılarla sıkmayayım
i won't bother you with the details seni detaylarla sıkmayayım
don't bother to write no one would read boşuna yazma kimse okumaz
sorry to bother you rahatsız ettiğim için özür dilerim
i'm sorry to bother you rahatsız ettiğim için özür dilerim
sorry to bother you rahatsız ettiğimiz için kusura bakmayın
sorry to bother you rahatsız ettiğim için üzgünüm
I'm sorry to bother you rahatsız ettiğim için özür dilerim
I'm sorry to bother you rahatsız ettiysem özür dilerim
that bother you? bu rahatsız mı etti seni?
that bother you? bu da battı mı sana?
I hope I didn't bother you rahatsız etmedim umarım
I hope I didn't bother you rahatsız etmemişimdir umarım
why did you even bother? zahmet ettin?