endişelenmek - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

endişelenmek



Bedeutungen von dem Begriff "endişelenmek" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 26 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
endişelenmek worry v.
General
endişelenmek be worried v.
endişelenmek become alarmed v.
endişelenmek disconcert v.
endişelenmek be worried about v.
endişelenmek grow apprehensive v.
endişelenmek become concerned v.
endişelenmek feel uneasy about something v.
endişelenmek get anxious v.
endişelenmek angst v.
endişelenmek touse v.
endişelenmek become anxious v.
endişelenmek stew v.
endişelenmek sweat blood v.
endişelenmek bother about v.
endişelenmek care v.
endişelenmek sweat bullets v.
endişelenmek mind v.
endişelenmek fret v.
endişelenmek be anxious v.
Colloquial
endişelenmek bother one's head about something
endişelenmek trouble one's head about something
Idioms
endişelenmek concern oneself
endişelenmek have on one's mind
endişelenmek bother one's head about
Slang
endişelenmek sweat bullets

Bedeutungen, die der Begriff "endişelenmek" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 24 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
aşırı endişelenmek worry excessively about v.
bir konuda endişelenmek be worried about something v.
bir şey hakkında endişelenmek get nervous about v.
gereksiz endişelenmek worry unnecessarily v.
gereksiz endişelenmek worry unduly v.
gereksiz endişelenmek worry needlessly v.
gereksiz yere endişelenmek worry unnecessarily v.
gereksiz yere endişelenmek worry needlessly v.
gereksiz yere endişelenmek worry unduly v.
hakkında endişelenmek worry about v.
ile ilgili olarak endişelenmek be worried with regards to v.
ile ilgili olarak endişelenmek be concerned about v.
ile ilgili olarak endişelenmek be uneasy about v.
ile ilgili olarak endişelenmek be anxious about v.
Phrasals
birisi için endişelenmek worry over someone
Idioms
(bir şey olmadan önce) yersiz yere ve aşırı endişelenmek cross that bridge before one comes to it
(bir şey olmadan önce) yersiz yere ve aşırı endişelenmek cross a bridge before one comes to it
birisi için endişelenmek get oneself into a stew over someone
çok endişelenmek be bent out of shape
çok endişelenmek be worried sick about
çok endişelenmek have kittens
gereksiz yere endişelenmek borrow trouble
son derece endişelenmek make a fuss about
son derece endişelenmek make a fuss over