pay - Türkisch Englisch Wörterbuch

pay

pay — Definition

Bedeutung:
ödemek, ücret
Aussprache (IPA):
(AmE /peɪ/ – BrE /peɪ/)
Wortart:
İsim: pay (pays); Düzensiz Fiil: pay (pays – paid – paid - paying)
Synonyme:
compensate, wage
Antonyme:
charge, withhold

Bedeutungen von dem Begriff "pay" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 73 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
pay n. ödeme
Internal pay rates, some have told us, are confidential.
Bazılarının bize söylediğine göre iç ödeme oranları gizlidir.

More Sentences
pay n. ücret
Both the Treaties and now national laws uphold the principle of equal pay for men and women.
Hem Antlaşmalar hem de şimdi ulusal yasalar kadın ve erkek için eşit ücret ilkesini desteklemektedir.

More Sentences
pay v. ödemek
I refuse to pay for someone else's mistakes.
Başkalarının hatalarının bedelini ödemeyi kabul etmiyorum.

More Sentences
General
pay n. ücret
Both the Treaties and now national laws uphold the principle of equal pay for men and women.
Hem Antlaşmalar hem de şimdi ulusal yasalar kadın ve erkek için eşit ücret ilkesini desteklemektedir.

More Sentences
pay n. maaş
I receive my pay on the last day of the month.
Maaşımı ayın son günü alıyorum.

More Sentences
pay v. vermek
Healthy eating habits paid dividends later on in her life.
Sağlıklı beslenme alışkanlıkları onun hayatının ilerleyen dönemlerinde meyvelerini verdi.

More Sentences
pay v. karşılığını vermek
Tom's hard work has paid off.
Tom'un sıkı çalışması karşılığını verdi.

More Sentences
pay v. para vermek
I hear they pay pretty well.
İyi para verdiklerini duydum.

More Sentences
pay v. etmek
I pay very close attention to the comments made out loud.
Yüksek sesle yapılan yorumlara çok dikkat ediyorum.

More Sentences
pay v. para ödemek
In other words, we are paying considerably less for fishing.
Başka bir deyişle, balık tutmak için çok daha az para ödüyoruz.

More Sentences
pay v. ödemek
I refuse to pay for someone else's mistakes.
Başkalarının hatalarının bedelini ödemeyi kabul etmiyorum.

More Sentences
pay v. (fatura) ödemek
It was your responsibility to pay the electricity bill.
Elektrik faturasını ödemek sizin sorumluluğunuzdaydı.

More Sentences
pay v. (ücret) ödemek
I paid the gardener £20 for the whole day.
Bahçıvana tam gün için 20 sterlin ödedim.

More Sentences
pay v. (tazminat) ödemek
The company was ordered to pay them £2 million in damages.
Şirketin kendilerine 2 milyon sterlin tazminat ödemesine hükmolunmuştur.

More Sentences
pay v. döndürmek
The shop only recently started to pay its way.
Dükkan daha yeni yeni kendini döndürür oldu.

More Sentences
Trade/Economic
pay n. maaş
I receive my pay on the last day of the month.
Maaşımı ayın son günü alıyorum.

More Sentences
pay n. ödeme
Internal pay rates, some have told us, are confidential.
Bazılarının bize söylediğine göre iç ödeme oranları gizlidir.

More Sentences
pay n. ücret
Both the Treaties and now national laws uphold the principle of equal pay for men and women.
Hem Antlaşmalar hem de şimdi ulusal yasalar kadın ve erkek için eşit ücret ilkesini desteklemektedir.

More Sentences
pay v. ödemek
I refuse to pay for someone else's mistakes.
Başkalarının hatalarının bedelini ödemeyi kabul etmiyorum.

More Sentences
pay v. ödeme yapmak
Everyone has to pay, but only very few receive subsidies from the EU budget.
Herkes ödeme yapmak zorunda, ancak sadece çok azı AB bütçesinden sübvansiyon alıyor.

More Sentences
Technical
pay v. ödemek
I refuse to pay for someone else's mistakes.
Başkalarının hatalarının bedelini ödemeyi kabul etmiyorum.

More Sentences
General
pay n. ecir
pay n. ödenek
pay n. tediye
pay n. istihdam edilme
pay n. borcuna sadık kimse
pay n. maden açısından zengin bölge
pay n. petrol çıkarılan yer
pay v. toslamak
pay v. para saymak
pay v. tediye etmek
pay v. maaş dağıtmak
pay v. yararına olmak
pay v. eda etmek
pay v. değmek
pay v. cezasını çekmek
pay v. ücret ödemek
pay v. yarar sağlamak
pay v. (övgü, saygı
pay v. takdir) sunmak
pay v. kiralamak
pay v. ziyaret etmek
pay v. (selam) göndermek
pay v. (ip, kablo) gevşeterek serbest bırakmak
pay v. giderlerini üstlenmek
pay v. aramak
pay v. telafi etmek
pay v. misilleme yapmak
pay v. karşılık vermek
pay v. ipi gevşetip serbest bırakmak
pay v. hatalı olmak
pay v. hatalı olmak
pay v. yolda olmak
pay adj. ödeme açısından değeri olan
pay adj. bozuk para atma deliği olan
pay adj. ödeme ile ilgili
pay adj. ödemede kullanılan
pay adj. ödeme gerektiren
Irregular Verb
pay v. paid - paid
Colloquial
pay v. uçlanmak
Trade/Economic
pay n. aylık
pay n. bedel
pay n. karşılık
pay n. tediye
pay v. tediye etmek
Law
pay v. tediye etmek
Technical
pay v. su geçirmez veya empermeabl yapmak için katran veya zift ile kaplamak
pay v. tediye etmek
Archaic
pay n. mükafat
pay n. ödül
pay n. çabanın karşılığı
pay v. cezalandırmak
pay v. haddini bildirmek

Bedeutungen von dem Begriff "pay" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 81 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
pay cut n.
They did everything they could not to give me my cut.
Payımı bana vermemek için ellerinden geleni yaptılar.

More Sentences
pay lot n.
I too would like to express my concern over the lot of development aid in the budget.
Ben de bütçede kalkınma yardımlarına ayrılan paya ilişkin endişelerimi ifade etmek isterim.

More Sentences
pay share n.
He's not doing his share of the work in the project.
Projede kendi payına düşeni yapmıyor.

More Sentences
General
pay hand n.
The shadow rapporteurs no doubt also had a hand in this.
Şüphesiz bunda gölge raportörlerin de payı vardır.

More Sentences
pay part n.
For our part, we refuse to take part in this trickery.
Biz kendi payımıza bu oyuna gelmeyi reddediyoruz.

More Sentences
pay share n.
He's not doing his share of the work in the project.
Projede kendi payına düşeni yapmıyor.

More Sentences
pay numerator n.
We can divide both the numerator and denominator by 4.
Hem pay hem de paydayı 4'e bölebiliriz.

More Sentences
pay margin n.
Ten thousand dollars was enough, but they added a safety margin of a thousand dollars.
On bin dolar yeterliydi ama bin dolarlık bir güvenlik payı eklemişler.

More Sentences
pay portion n.
I did my portion of the job.
İşin benim payım olan kısmını yaptım.

More Sentences
Colloquial
pay cut n.
They did everything they could not to give me my cut.
Payımı bana vermemek için ellerinden geleni yaptılar.

More Sentences
Idioms
pay piece (of the action) n.
All the competitors are trying to get their piece of the pie.
Tüm yarışmacılar pastadan paylarını almaya çalışıyor.

More Sentences
Trade/Economic
pay lot n.
I too would like to express my concern over the lot of development aid in the budget.
Ben de bütçede kalkınma yardımlarına ayrılan paya ilişkin endişelerimi ifade etmek isterim.

More Sentences
pay stake n.
We need to invest in helping the rural population to have a stake in their local economies.
Kırsal nüfusun kendi yerel ekonomilerinde pay sahibi olmalarına yardımcı olmak için yatırım yapmalıyız.

More Sentences
pay margin n.
Ten thousand dollars was enough, but they added a safety margin of a thousand dollars.
On bin dolar yeterliydi ama bin dolarlık bir güvenlik payı eklemişler.

More Sentences
pay portion n.
I did my portion of the job.
İşin benim payım olan kısmını yaptım.

More Sentences
pay share n.
He's not doing his share of the work in the project.
Projede kendi payına düşeni yapmıyor.

More Sentences
Computer
pay numerator n.
We can divide both the numerator and denominator by 4.
Hem pay hem de paydayı 4'e bölebiliriz.

More Sentences
Mechanic
pay allowance n.
The law makes allowances for children under age 14.
Yasa, 14 yaşın altındaki çocuklar için bir pay bırakmaktadır.

More Sentences
Construction
pay share n.
He's not doing his share of the work in the project.
Projede kendi payına düşeni yapmıyor.

More Sentences
Math
pay numerator n.
We can divide both the numerator and denominator by 4.
Hem pay hem de paydayı 4'e bölebiliriz.

More Sentences
Chemistry
pay numerator n.
We can divide both the numerator and denominator by 4.
Hem pay hem de paydayı 4'e bölebiliriz.

More Sentences
General
pay apportionment n.
pay allocation n.
pay slice n.
pay concern n.
pay whack n.
pay moiety n.
pay desert n.
pay toll n.
pay percentage n.
pay divvy n.
pay quantum n.
pay contribution n.
pay dole n.
pay shareout n.
pay take n.
pay snack n.
pay ration n.
pay dividend n.
pay kickback n.
pay quota n.
pay interest n.
pay allotment n.
pay proportion n.
pay deal n.
pay quotient n.
pay quotity [rare] n.
pay quotum n.
pay meal n.
pay look-in n.
pay grist n.
pay distribuend [obsolete] n.
pay favor n.
pay partage n.
pay participation n.
pay share [obsolete] n.
pay snick n.
pay snuck [dialect] n.
pay tranche N.
pay equity N.
Colloquial
pay whack n.
Idioms
pay a bit of the action n.
pay slice of the action n.
pay bit of the action n.
Trade/Economic
pay allocation n.
pay allotment n.
pay proportion n.
pay kickback n.
pay interest n.
pay percentage n.
pay bracket n.
pay distribution n.
pay symbol n.
Technical
pay quota n.
Computer
pay partition n.
Mechanic
pay tolerance n.
Math
pay dividend n.
Archaic
pay allottery n.
pay applotment n.
pay snip n.
Slang
pay chop [australia/new zealand] n.

Bedeutungen, die der Begriff "pay" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
pay etmek allocate v.
General
dul kadına kocasının mülkünden düşen pay dower n.
kazançtan alınan (yasadışı) pay rake-off n.
pay borçlusu debtor n.
kazançtan alınan pay rake-off n.
pay örneklemesi quota sampling n.
pay etme allotment n.
pastadaki pay share n.
pay ayırma allocation n.
pay sahibi allottee n.
aleni pay alım teklifi tender offer n.
artan pay increasing share n.
pay etme division n.
meydana gelen olumsuz durumda pay sahibi olma contributory fault n.
pay etme di̇vi̇si̇on n.
pay edici admeasurer n.
pay ayırma admensuration n.
pay ayırma admeasurement n.
kura çekerek belirlenen pay cavel n.
pay edilebilirlik apportionateness n.
pay eden kimse apportioner n.
aşağı yukarı belirli olan miktar, sayı, pay veya yer matter n.
yersiz olmayan pay measure n.
uygun pay measure n.
orantılı pay measure n.
en büyük pay lion's share n.
yapılan harcamada her bir katılımcıya düşen pay club [obsolete] n.
birden fazla kimsenin pay sahibi olduğu mera dole meadow n.
kişiye düşen pay cup n.
iskoçya reformist kilisesinde bağışlardan yeterli pay almayı sağlayan plandan sorumlu komisyon plat [obsolete] n.
iskoçya reformist kilisesinde bağışlardan yeterli pay almayı sağlayan bir plan plat [obsolete] n.
ganimet olarak verilen paradan amirale düşen pay flag share n.
tüm mirasçılara eşit biçimde pay edilen araziyi kullanan kiracı gavelman [obsolete] n.
pay sahibi partaker n.
bir şeyde pay sahibi olma participation n.
bir şeyden pay alma participation n.
performanstaki pay performance n.
önceden pay etme preallotment n.
bir şeyden pay alma karşılığında çalışan kimse sharesman n.
pay etme share-out n.
pay etmek allocate v.
kendinden pay biçmek live and let live v.
pay vermek impart v.
pay biçmek take as an example v.
pay etmek share out v.
pay bırakmak leave a margin v.
bir pay çıkartmak parable v.
pay almak participate v.
pastadan pay almak get a slice of the cake v.
pastadan pay almak get a share of the cake v.
kardan pay vermek pay share v.
kardan pay vermek give someone a share out of profit v.
kardan pay vermek give share out of profit v.
pay almak have a share v.
pay almak receive a share v.
pay artırmak increase share v.
pay almak get a share v.
pay kapmak take share v.
pay almak take a share v.
pay etmek allot v.
pay etmek distribute v.
pay olarak vermek assign v.
kendine pay çıkarmak take the credit for other people's work v.
pay sahibi olmak have a part in v.
pay sahibi olmak share in v.
pay ayırmak reserve a share v.
pay ayırmak allocate a share v.
pay etmek apportion v.
pay almak get a cut v.
paradan pay almak share in the money v.
bir başkası ile eşit pay talep etmek cry halves v.
pay sahibi olmak enter v.
ikame edilemeyecek miktarlarda pay etmek overcommit v.
pay almak common [obsolete] v.
tahsis edilen şekilde pay etmek dole v.
pay almak inherit v.
(pazara) girerek pay almak penetrate v.
arazinin tüm mirasçılara eşit pay edilmesi geleneğine tabi olmak gavel v.
araziyi tüm mirasçılara eşit pay etmek gavel v.
pay sahibi olmak partake in v.
pay vermek partake in v.
pay almak partake in v.
pay vermek participate [obsolete] v.
önceden pay etmek preallot v.
pay üretmek share out v.
pay almak share v.
pay elde etmek share out v.
pay etmek shift v.
pay etmek share v.
pay etmek snack [dialect] v.
pay etmek go snicks v.
(keşiflerden pay sözü vermesi karşılığında bir madenciye) ödenek sunmak stake v.
pay almak partake v.
pay sağlamak contribute v.
pay vermek allot v.
kesip pay etmek carve v.
pay sahibi olan participant adj.
pay edilebilir apportionable adj.
pay sahibi olan interested adj.
asıl mirasçıya pay vermeyen inofficious adj.
pay edilmemiş undivided adj.
yedek pay bırakılmamış marginal adj.
pay edilen meted out adj.
pay edilebilir distributable adj.
pay sahibi olan inheritable adj.
miras yoluyla pay edilebilen inheritable adj.
pay edilmeden undividedly adv.
pay senedi stock N.
çok az pay crumbs N.
Phrasals
daha büyük bir bütünden pay olarak alıp çıkarmak carve out v.
birinin ölümü üzerine bırakılan mülkü pay etmek cut up v.
bir şeyi (iki veya daha fazla şey/kişi) arasında pay etmek split between (two or more people or things) v.
(birinden/bir şeyden) kendine pay çıkarmak feed off (of) (someone or something) v.
-den pay almak partake of v.
(bir şeyi birilerinin/bir şeylerin) arasında pay etmek allocate (something) among (someone or something) v.
bir şeyi birine/bir şeye pay etmek allot something to someone or something v.
(bir şeyi birilerinin/bir şeylerin) arasında pay etmek allocate (something) between (someone or something) v.
bir şeyden birine/bir şeye pay vermek allot something to someone or something v.
(birine/bir şeye bir şeyden) pay vermek allocate (something) to (someone or something) v.
(birine/bir şeye bir şeyden) pay vermek allocate (something) to (someone or something) v.
bir şeyi pay etmek divvy something up v.
bir şeyi pay etmek dole something out v.
(bir şeyde) pay sahibi olmak share in (something) v.
arasında pay etmek split between v.
Colloquial
pastadan pay share of the cake n.
kardan pay slice of the cake n.
pastadan pay slice of the cake n.
kardan pay share of the cake n.
pastadan pay cut of the cake n.
kardan pay cut of the cake n.
çok büyük bir pay benjamin's mess n.
en büyük pay benjamin's portion n.
çok büyük bir pay benjamin's portion n.
en büyük pay benjamin's mess n.
(anlaşma, proje) pay cut n.
pay kuponu green stamps n.
Idioms
pastadan pay slice of the cake n.
pastadan pay share of the cake n.
en büyük pay the lion's share n.
pastadan pay a bite of the cherry n.
pastadan pay slice of the pie n.
(eylemde/faaliyette) pay slice of the action n.
(eylemde/faaliyette) pay bit of the action n.
(eylemde/faaliyette) pay piece of the action n.
pastadan pay a piece of the pie n.
pastadan pay a slice of the pie n.
pastadan pay a slice of the cake n.
en büyük pay benjamin's portion n.
pastadan pay a piece of the pie n.
pastadan pay a slice of the pie n.