present - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

present

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "present" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 78 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
present v. sunmak
present v. takdim etmek
present n. şimdiki zaman
present n. armağan
present n. hediye
present adj. mevcut
present adj. sürmekte olan
General
present v. hediye etmek
present v. bildirmek
present v. ibraz etmek
present v. sahnelemek
present v. doğrultmak
present v. teşhir etmek
present v. çıkarmak
present v. doğrultmak (silah)
present v. sergilemek
present v. armağan etmek
present v. arzetmek
present v. nişan almak
present v. göstermek
present v. sahneye koymak
present v. prezante etmek
present v. tanıştırmak
present v. ortaya koymak
present v. bulunmak (iltifat)
present v. temsil etmek
present v. ileri sürmek
present v. aday göstermek
present v. olmak
present v. arz etmek
present v. vermek
present v. tanıtmak
present v. meydan vermek
present v. oluşturmak
present v. teşkil etmek
present v. kamuya duyurmak
present v. topluma duyurmak
present v. huzura çıkarmak
present v. dikkatine sunmak
present v. göz önüne sermek
present v. (bir yere/birine) çevirmek
present v. (bir yere/birine) döndürmek
present n. bergüzar
present n. şu an
present n. peşkeş
present n. şimdiki zaman
present n. işbu belge
present n. armağan
present adj. bugünkü
present adj. halihazırdaki
present adj. hazır
present adj. şu anki
present adj. bu
present adj. şimdiki
present adj. bulunan
present adj. hazır bulunan
present adj. eldeki
present adj. ele alınan
present adj. söz konusu
Trade/Economic
present arz etmek
present ibraz etmek
present sunmak
present takdim etmek
Law
present eleştirmek
present suçlamak
Technical
present vermek
present sunmak
present takdim etmek
present mevcut
Computer
present var
Construction
present bulunan
present varolan
Linguistics
present şimdiki zamanı gösteren
present şimdiki zaman
Archaic
present dikkatli
present özenli
present ani
present hemen olan

Bedeutungen, die der Begriff "present" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 310 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
present oneself as v. kesilmek
present to v. armağan etmek
present one's compliments v. saygılarını sunmak
present somebody with something v. hediye etmek
present proudly v. iftiharla sunmak
present proudly v. gururla sunmak
be present v. hazır olmak
be present v. bulunmak
present for sale v. satışa sunmak
have present v. bulundurmak
be present v. olmak
present candidates v. aday göstermek
present a case v. dava açmak
make a present of v. takdim etmek
be present v. hazır bulunmak
make somebody a present of v. hediye etmek
make a present v. peşkeş çekmek
present a bold front v. yürekli gözükmek
present oneself v. hazır bulunmak
present oneself v. görünmek
present oneself v. bulunmak
give a present v. hediye vermek
be present at v. bulunmak
present one's compliments v. selam söylemek
present something to v. hediye etmek
present oneself v. çıkmak
present oneself v. gelmek
be present at v. hazır olmak
present a bold front v. cesaret göstermek
present someone with a problem v. birini bir problemle karşı karşıya bırakmak
present (something) to (someone) respectfully v. saygıyla arz etmek
present statements v. açıklamalarda bulunmak (basına vb)
present assessments v. değerlendirmelerde bulunmak
present something to one’s taste v. beğenisine sunmak
present a case v. davayı sunmak
present to the attention v. dikkate sunmak
present to the attention of v. dikkatine sunmak
be asked to be present v. davet edilmek
present somebody with medal v. madalya vermek
be present at a ceremony v. törende yerini almak
be present at a ceremony v. törene katılmak
present a plaque v. plaket vermek
present an offer v. teklif sunmak
receive a present v. hediye almak
get a present v. hediye almak
present for approval v. onay için sunmak
present (of a movie) v. gösterime sunmak
present information v. bilgi sunmak
proudly present v. iftiharla sunmak
live in the present v. zamanının insanı olmak
present someone with a fait accompli v. emrivaki yapmak
present for acceptance v. kabule sunmak
present congratulations v. tebriklerini sunmak
present someone with a fait accompli v. oldu bittiye getirmek
present to the market v. piyasaya arz edilmek
present a project v. proje sunmak
present a tv show v. tv programı sunmak
present a tv show v. televizyon programı sunmak
accept as a present v. hediye olarak kabul etmek
present an opinion v. görüş sunmak
present an opinion v. görüş bildirmek
present a document v. belge sunmak
give birthday present v. doğum günü hediyesi vermek
reach the present day v. günümüze ulaşmak
present/submit for consideration v. değerlendirmeye sunmak
bring the past into the present v. dünü bugüne taşımak
bring the past into the present v. geçmişi bugüne taşımak
bring the past to the present v. geçmişi bugüne taşımak
bring the past to the present v. geçmişi günümüze taşımak
bring the past into the present v. geçmişi günümüze taşımak
bring the past to the present v. dünü bugüne taşımak
present someone (to someone) (at something) v. birine birini tanıtmak
present evidence to the court v. mahkemeye kanıt sunmak
present evidence to the court v. mahkemeye delil sunmak
present thanks v. teşekkür sunmak
present a product v. ürün sunmak
present a danger v. tehlike arz etmek
present a challenge v. zorluk göstermek
present a challenge v. zorlu çıkarmak
present oneself v. (bir yerde) bulunmak
present oneself as v. kendini .... olarak tanıtmak
present a threat v. tehdit sunmak
present a threat v. tehdit etmek
present a threat v. tehdit oluşturmak
present participle n. faaliyet ismi
holiday present n. bayram hediyesi
present time n. şimdiki zaman
the number present n. mevcut
birthday present n. doğum günü hediyesi
present conditions n. varolan koşullar
small present n. çam sakızı çoban armağanı
present participle n. durum ortacı
present tense n. şimdiki zaman
present conditions n. şimdiki koşullar
the present n. içinde bulunduğumuz zaman
christmas present n. noel hediyesi
present participle n. geniş zaman ortacı
present continuous tense n. şimdiki zaman
the present n. bugün
present position n. şimdiki nokta
present value n. şimdiki değer
present condition n. mevcut durum
present condition n. mevcut hal
present government n. mevcut hükümet
present situation n. mevcut durum
present situation n. gelinen nokta
present conditions n. günümüz koşulları
present conditions n. günümüz şartları
present state n. mevcut durum
present state n. şimdiki durum
present state n. halihazır durum
present situation of our country n. ülkemizin şu anki hali
birthday gift/present n. doğum günü hediyesi
new year present n. yeni yıl hediyesi
graduation present n. mezuniyet hediyesi
welcome-home present n. eve hoş geldin hediyesi
present participle n. ism-i fail
sentence in present tense n. geniş zamanlı cümle
ever-present danger n. kadim tehlike
present study n. mevcut çalışma
present study n. bu çalışma
wedding present n. düğün hediyesi
suitable for a present adj. hediyelik
continuously present adj. en son
continuously present adj. en gelişmiş
present-day adj. günümüzün
present-day adj. bugünkü
present-day adj. aktüel
present-day adj. şimdiki
present-day adj. zamanımıza ait
present day adj. şimdiki
present day adj. modern
present day adj. günümüzdeki
ever present adj. hep olan
ever present adj. hep var olan
present-minded adj. günü düşünen
present-minded adj. o anki duruma/ortama odaklanan
present-minded adj. anı yaşayan
at present adv. bu anda
at present adv. halihazırda
as a free present adv. helalinden
at the present time adv. şu anda
for the present adv. şimdilik
at the present time adv. şimdi
at present adv. şimdiki halde
in the present case adv. bu meselede
at present adv. halen
at the present time adv. halihazırda
at present adv. şu ara
in the present instance adv. bu kez
in the present case adv. bu durumda
up to the present adv. şimdiye kadar
at the present moment adv. şimdilik
at present adv. şu an
at present adv. şimdiki durumda
up to the present adv. bugüne kadar
at present adv. şu anda
at present adv. şimdi
from past to present adv. geçmişten bugüne
before present day adv. günümüzden önce
from past to present adv. geçmişten günümüze
at present adv. şu sıralar
at present adv. şu aralar
at present adv. bu aralar
up to the present adv. şu ana kadar
for the present adv. şu anda
till the present day adv. bu zamana dek
in the present conditions adv. mevcut koşullarda
in the present circumstances adv. mevcut koşullarda
for the present adv. şu an için
in present-day conditions adv. bugünün şartlarında
in present-day conditions adv. bugünkü şartlarda
for the present adv. bu müddet zarfında
for the present adv. hemen şimdi
at present times adv. şimdiki zamanlarda
up to the present adv. bugüne dek
at the present time adv. günümüzde
at the present time adv. zamanımızda
Phrasals
present someone (to someone) (at something) birine birini takdim etmek
present something to someone (birine) hediye vermek/takdim etmek
present someone with something (birine) hediye vermek/takdim etmek
Phrases
at present adv. mevcut durumda
with both men and women present kadınlı erkekli
present company excepted sözüm meclisten dışarı
present company excepted söz meclisten dışarı
those present hazır bulunanlar
under the present circumstances mevcut koşullarda
the governments on whose behalf the present agreement is signed, hereinafter referred to as the "Participating States" adlarına bu sözleşmenin imzalandığı hükümetler bundan sonra "katılımcı devletler" olarak anılacaktır
according to the present conditions mevcut şartlara göre
according to the present conditions mevcut koşullara göre
if the quorum is not present/reached/met yeter sayı sağlanmazsa
if the quorum is not present/reached/met yeter sayı sağlanmadığı takdirde
when we look at the present günümüze baktığımızda
in the present study bu çalışmada
I present to you huzurlarınızda
may I present to you huzurlarınızda
in this present case somut olayda
in the present case somut olayda
from past to present geçmişte günümüze
Proverb
no time like the present bugünün işini yarına bırakma
there's no time like the present bugünün işini yarına bırakma
Colloquial
present company excepted sözüm meclisten dışarı
present company excepted söz meclisten dışarı
present company excluded sözüm meclisten dışarı
present company excluded söz meclisten dışarı
wedding present düğün hediyesi
wedding present nikah hediyesi
open the present hediyeyi aç
Idioms
present company except sizi tenzih ederek
present company except meclisten dışarı
present company excepted söz meclisten dışarı
present company excepted sözüm meclisten dışarı
there's no time like the present tam zamanı
Speaking
there is no danger present tehlike geçti
accept as a present hediye olarak kabul et
thanks for the present hediye için teşekkürler
thanks for the present hediye için teşekkür ederim
thank you for your present hediyeniz için teşekkür ederim
thank you for your present/gift hediyeniz için teşekkür ederim
thanks for your present/gift hediyeniz için teşekkürler
what a nice gift/present ne güzel bir hediye
what a nice gift/present ne güzel hediye
at the present time şu anda
i got a present for you sana bir hediyem var
i have a little present for you sana küçük bir hediyem var
present company excepted buradakileri tenzih ediyorum
present company excluded buradakileri tenzih ediyorum
that is the worst birthday present you could ever give someone birine verebileceğin en kötü doğum günü hediyesi bu
present this to me bunu bana hediye et
Slang
russian doll present kat kat paketlenmiş hediye
russian doll present iç içe paketlenmiş hediye
Trade/Economic
present the original receipt dekont ibraz etmek
adjusted present value düzeltilmiş şimdiki değer
defined benefit obligation based on present value belirlenmiş tazminat yükümlülüğünün bugünkü değeri
present obligation mevcut yükümlülük
actuarial present values of promised retirement benefits taahhüt edilen emeklilik ikramiyelerinin aktuaryal bugünkü değeri
discounted present value ıskonto edilmiş bugünkü değer
present value net bugünkü değer
net present value net bugünkü değer
net present value method net bugünkü değer yöntemi
present value of a defined benefit obligation tanımlanmış sosyal yardım yükümlülüğünün bugünkü değeri
present value of defined benefit obligation kesinleşmiş tazminat yükümlülüğü bugünkü değeri
net present value method net şimdiki değer yöntemi
present value cari değer
adjusted present value düzeltilmiş bugünkü değer
present worth factor şimdiki değer faktörü
actuarial present values of promised retirement benefits taahhüt edilen emeklilik gelirlerinin bugünkü gerçek değeri
positive net present value project pozitif net bugünkü değerli proje
present value bugünkü değer
net present value net bugünkü değer
pecuniary present para armağanı
present discounted value net bugünkü değer
value of the present time halihazır kıymet
present month cari ay
present month içinde bulunulan ay
present value halihazır kıymet
present value gerçek değer
present value mevcut değer
actuarial present values of promised retirement benefits taahhüt edilen emeklilik gelirlerinin aktuaryal bugünkü değeri
present value of defined benefit obligation belirlenmiş tazminat yükümlülüğünün bugünkü değeri
net present value analysis net bugünkü değer analizi
all present and accounted for herkes hazır ve nazır
present value bugünkü değer
net present value net şimdiki değer
Law
present with due respect saygı ile arzetmek
customary present mutad hediye
present an evidence delil ikame etmek
present debt mevcut borç
responsibility to present proof ispat külfeti
present in a timely fashion zamanında sunmak
Politics
net present value net bugünkü değeri
committee on the present danger mevcut tehlikeler komitesi
Insurance
expiry of present policy mevcut poliçenin bitimi
Technical
present conditions mevcut şartlar
present position entering koordinatların pilot tarafından girilmesi
calculating the amount of organic sulfur present mevcut organik kükürt miktarının hesaplanması
Computer
how long do you want to present? sununun ne kadar sürmesini istiyorsunuz?
not present hazır değil
not present yok
present value bugünkü değer
present sensor algılayıcıyı sun
open present açık hediye
present user şimdiki kullanıcı
present user mevcut kullanıcı
Medical
present at older ages daha geç yaşlarda ortaya çıkmak
history of the present illness (hpi) hastanın mevcut hastalık öyküsü
history of the present illness (hpi) hastanın mevcut hastalık hikayesi
present data mevcut veriler
Pathology
shoulder present omuz gelişi
compound present karma geliş
Literature
narrative present şimdiki zaman anlatımı
Linguistics
the present şimdiki zaman
simple present tense geniş zaman
present perfect yakın geçmiş
present tense geniş zaman
the present continuous tense şimdiki zaman
the simple present tense geniş zaman
present tense geniş zaman kipi
historic present tarihsel şimdiki zaman
gnomic present tense geniş şimdiki zaman
historical present öyküleme zamanı
present tense şimdiki zaman
present participle durum ortacı
present perfect tense yakın geçmiş zaman
present perfect continuous devam eden yakın geçmiş
Military
present strength mevcut kuvve
present arms selam durmak
present arms! selam dur!
senior officer present afloat denizde en kıdemli subay
present strength halihazır kuvvet