çıkmak - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

çıkmak



Bedeutungen von dem Begriff "çıkmak" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 129 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
çıkmak get out v.
çıkmak go out v.
çıkmak exit v.
çıkmak stem v.
General
çıkmak unstick v.
çıkmak turn out to be v.
çıkmak go with v.
çıkmak pull out v.
çıkmak grow out of v.
çıkmak separate v.
çıkmak absent oneself v.
çıkmak crop out v.
çıkmak grow v.
çıkmak spring from v.
çıkmak break out v.
çıkmak keep company with v.
çıkmak be released v.
çıkmak climb v.
çıkmak result from v.
çıkmak extricate oneself v.
çıkmak come of v.
çıkmak go up v.
çıkmak jut v.
çıkmak peep v.
çıkmak launch out v.
çıkmak come about v.
çıkmak mount v.
çıkmak move out v.
çıkmak proceed v.
çıkmak flirt v.
çıkmak sally forth v.
çıkmak escalate v.
çıkmak knock around v.
çıkmak fall to one's lot v.
çıkmak peer v.
çıkmak debouch v.
çıkmak form v.
çıkmak spring v.
çıkmak extrude v.
çıkmak emanate from v.
çıkmak drop out v.
çıkmak spoon v.
çıkmak come off v.
çıkmak turn out v.
çıkmak step up v.
çıkmak arise from v.
çıkmak fall v.
çıkmak walk out of v.
çıkmak prove to be v.
çıkmak lift v.
çıkmak stick v.
çıkmak appear v.
çıkmak follow v.
çıkmak eventuate v.
çıkmak launch v.
çıkmak ascend v.
çıkmak erupt v.
çıkmak rub out v.
çıkmak shoot out v.
çıkmak shoot v.
çıkmak go forth v.
çıkmak issue v.
çıkmak come up v.
çıkmak break through v.
çıkmak present oneself v.
çıkmak void v.
çıkmak date up v.
çıkmak shove off v.
çıkmak come to hand v.
çıkmak go off v.
çıkmak quit v.
çıkmak slope up v.
çıkmak go for v.
çıkmak originate from v.
çıkmak detach v.
çıkmak step out v.
çıkmak go together v.
çıkmak come on v.
çıkmak be on one's way out v.
çıkmak drop v.
çıkmak grow up v.
çıkmak rise v.
çıkmak come out v.
çıkmak leave v.
çıkmak sally out v.
çıkmak get away v.
çıkmak drop out of v.
çıkmak poke out of v.
çıkmak hatch v.
çıkmak knock about v.
çıkmak rub off v.
çıkmak jut out v.
çıkmak stem v.
çıkmak step up on v.
çıkmak step up onto v.
çıkmak get off v.
çıkmak emerge v.
çıkmak walk out with v.
çıkmak secede v.
çıkmak stick out v.
çıkmak come on the market v.
çıkmak come to a head v.
çıkmak peep out v.
çıkmak take out v.
çıkmak prove v.
çıkmak walk out v.
çıkmak ensue v.
çıkmak occur v.
çıkmak arise v.
çıkmak originate v.
çıkmak imbark v.
çıkmak embark v.
çıkmak come out of v.
çıkmak result v.
çıkmak emanate v.
çıkmak exit v.
çıkmak egress v.
çıkmak rise up v.
Phrasals
çıkmak come out
çıkmak issue forth
Colloquial
çıkmak bump up
Idioms
çıkmak go berserk
çıkmak take one's leave
çıkmak come out at
çıkmak come out of
Technical
çıkmak discharge
çıkmak emanate
çıkmak originate
Computer
çıkmak exit

Bedeutungen, die der Begriff "çıkmak" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
(biriyle) çıkmak date v.
başa çıkmak cope v.
fos çıkmak fizzle v.
inip çıkmak fluctuate v.
karaya çıkmak land v.
karşı çıkmak challenge v.
karşı çıkmak object v.
kıyıya çıkmak land v.
ortaya çıkmak show up v.
randevuya çıkmak date v.
tahta çıkmak accede v.
yola çıkmak depart v.
yumurtadan çıkmak hatch v.
yürüyüşe çıkmak go on a walk v.
yürüyüşe çıkmak go out for a walk v.
General
(...'de/da) tekrar mahkemeye çıkmak be due back in court v.
(arazide vb) yürüyüşe çıkmak go on a hike v.
(bir araştırmadan vb) temiz çıkmak come up clean v.
(bir şey) (bir yerden) çıkmak come forth v.
(bir yerden) çıkmak get out of v.
(bir yere gitmek için) yola çıkmak embark for some place v.
(dağda/doğada) yürüyüşe çıkmak go hiking v.
(dans vb) piste çıkmak get on the floor v.
(fiyat vb.) rekor seviyeye çıkmak/ulaşmak hit record high v.
(gbt vb) temiz çıkmak come up clean v.
(gemi) rotadan çıkmak yaw v.
(gemiden) karaya çıkmak disembark v.
(hapisten) çıkmak be out v.
(kriz vb) doruk noktasına çıkmak reach its climax v.
(kriz vb) doruk noktasına çıkmak come to its climax v.
(makine parçası) yerinden çıkmak work out v.
(meslekte) başarının doruğuna çıkmak get to the top v.
(müzisyen vb) ilk defa halkın karşısına çıkmak debut v.
(olanak/fırsat) çıkmak offer v.
(önceden kararlaştırılmış bir) seyahate çıkmak make a trip v.
(özellikleriyle vb.) öne çıkmak distinguish v.
(sonuç olarak) ortaya çıkmak ensue v.
(sonuçlar vb) pozitif çıkmak come out positive v.
(sonuçlar) iyi çıkmak (results) come out good v.
(söz vb) çıkmak get out v.
(telefon vb) ekranda çıkmak come up on the screen v.
(televizyonda vb) çıkmak get on v.
aceleyle çıkmak hightail v.
aceleyle çıkmak fly off v.
aceleyle çıkmak flee v.
acısı çıkmak have a compensation for something v.
acısı çıkmak make somebody suffer for v.
acısı çıkmak get even with v.
açığa çıkmak come off v.
açığa çıkmak come to light v.
açığa çıkmak become known v.
açığa çıkmak be fired v.
açığa çıkmak get out v.
açığa çıkmak manifest v.
açığa çıkmak come out v.
açığı çıkmak have deficit v.
açığı çıkmak be disclosed (previously unknown or secret information) v.
açık havaya çıkmak go outdoors v.
açık havaya çıkmak get outdoors v.
açıklığa çıkmak debouch v.
adam içine çıkmak go out in public v.
adı çıkmak get a bad reputation v.
adı kötüye çıkmak fall into disrepute v.
adı kötüye çıkmak get a bad reputation v.
af çıkmak (an amnesty) to be granted v.
ağaca çıkmak climb a tree v.
ağaca çıkmak climb the tree v.
ağır ağır çıkmak trudge up v.
ağızdan çıkmak get out v.
ağzından girip burnundan çıkmak twist somebody's arm v.
akıldan çıkmak (a certain thing) slip one's mind v.
akıldan çıkmak forget v.
aklından çıkmak (a certain thing) slip one's mind v.
aklından çıkmak escape v.
aklından çıkmak forget v.
aksilik çıkmak have a difficulty come up v.
alışılmışın dışına çıkmak go beyond the ordinary v.
alışverişe çıkmak go shopping v.
alışverişe çıkmak shop v.
altından çapanoğlu çıkmak have a snag in plans v.
altından girip üstünden çıkmak blow v.
altından girip üstünden çıkmak squander v.
altından girip üstünden çıkmak get through v.
arabayla gezintiye çıkmak go for a drive v.
araçla sınır dışına çıkmak/sınırı geçmek drive across the border v.
araziye sahip çıkmak squat v.
arka çıkmak sponsor v.
arka çıkmak logroll v.
arka çıkmak roll a log for somebody v.
arka çıkmak support v.
arka çıkmak back v.
arka çıkmak back up v.
arkadaşlarla çıkmak go out with friends v.
asansör ile yukarı çıkmak ride the elevator up v.
asansörle çıkmak take the lift up to v.
asansörle çıkmak go up in the lift v.
askıya çıkmak start spinning its cocoon v.
aslı çıkmak prove to be true v.
at sırtında tilki avına çıkmak ride to hounds v.
ateşi çıkmak get a temperature v.
ateşi çıkmak run a temperature v.
auta çıkmak be out v.
ava çıkmak go hunting v.
aya çıkmak land on the moon v.
ayıplı çıkmak be defective v.
ayıplı çıkmak be faulty v.
aynı yola çıkmak lead to the same result as another v.
ayyuka çıkmak be loud v.
ayyuka çıkmak come out v.
ayyuka çıkmak rise v.
ayyuka çıkmak be revealed v.
ayyuka çıkmak hit the fan v.
bahçeye çıkmak go out to the garden v.
balayına çıkmak honeymoon v.
balayına çıkmak go on a honeymoon v.
balığa çıkmak fish v.
balığa çıkmak go out fishing v.
balığa çıkmak go fishing v.
balkona çıkmak go out to the balcony v.
balon turuna çıkmak take a balloon tour v.
bankete çıkmak (aracı bankete doğru kırmak) veer onto the shoulder v.
basamak/merdiven çıkmak ascend a stair v.
basamakları tek tek çıkmak climb the stairs step by step v.
basamakları tek tek çıkmak climb the steps one by one v.
basamakları tek tek çıkmak walk up the stairs one at a time v.
baskın çıkmak best v.
baskın çıkmak predominate over v.
baskın çıkmak transcend v.
baskın çıkmak override v.
baskın çıkmak get v.
baskın çıkmak euchre v.
baskın çıkmak preponderate v.
baskın çıkmak talk down v.
baskın çıkmak prevail v.
baskın çıkmak extinguish v.
baskın çıkmak trump v.
baskın çıkmak come off best v.
baskın çıkmak preponderate over v.
baskın çıkmak overpower v.
baskın çıkmak surpass v.
başa çıkmak weather v.
başa çıkmak keep up with something v.
başa çıkmak master v.
başa çıkmak cope up with v.
başa çıkmak get over v.
başa çıkmak handle v.
başa çıkmak cope with v.
başa çıkmak overcome v.
başa çıkmak do v.
başarıyla çıkmak come through v.
başının altından çıkmak be at the bottom of something v.
başının altından çıkmak be somebody's doing v.
başka biri olup çıkmak be a whole other person v.
baştan çıkmak go astray v.
batmak ya da çıkmak make or break v.
bayır yukarı çıkmak climb up the slope v.
bayır yukarı çıkmak ascend the slope v.
bayır yukarı çıkmak clamber up the slope v.
bedava geziye çıkmak junket v.
beklenmedik biçimde ortaya çıkmak crop up v.
belirli bir amaç güderek yola çıkmak start out to do something v.
belirli bir amaçla ortaya çıkmak come forward v.
belli etmeden çıkmak slip out of v.
binlere çıkmak/yükselmek climb into thousands v.
bir adım öne çıkmak step forward v.
bir firmadan çıkmak leave a firm v.
bir günlük geziye veya tatil çıkmak daycation v.
bir hışımla çıkmak flounce out v.
bir ilişkiden yeni çıkmak just get out of a relationship v.
bir iş çıkmak something come up v.
bir işi çıkmak something come up v.
bir kapıya çıkmak come to the same result v.
bir kimseye arka çıkmak be at one's back v.
bir şeyden -e olarak çıkmak/vücut bulmak emerge from something as something v.
bir şeyin arkasında/sonrasında geride/elimizde kalmak/bırakmak/ortaya çıkmak leave in wake of something v.
bir şeyle yola çıkmak get by upon v.
bir şeyle yola çıkmak get by on v.
bir tartışmada üstün çıkmak argue someone down v.
bir ünlüyle çıkmak date a celebrity v.
bir yerden canlı çıkmak make it out of somewhere alive v.
biraz dışarı çıkmak get outdoors a little v.
birden çıkmak spring v.
birden karşısına çıkmak overtake v.
birdenbire çıkmak pop out v.
birdenbire ortaya çıkmak pop up v.
birinden yana çıkmak take the part of v.
birinin ağzından girip burnundan çıkmak twist someone's arm v.
birisiyle çıkmak go out with someone v.
birisiyle çıkmak go on a date v.
biriyle çıkmak go on a date v.
biriyle çıkmak date someone v.
biriyle eve çıkmak move in with someone v.
birkaç günlük bir tatile çıkmak take a short break v.
borçlu çıkmak end up owing somebody something v.
boş çıkmak (piyangoda) draw a blank v.
boşa çıkmak come to nothing v.
boşa çıkmak fizzle v.
boşa çıkmak come to naught v.
boşa çıkmak come to nought v.
boşa çıkmak fizzle out v.
boşa çıkmak go by the board v.
boşa çıkmak be blighted v.
boşa çıkmak founder v.
boşa çıkmak fail v.
buhar çıkmak (bir şeyden) steam v.
buhar halinde çıkmak (bir şeyden) steam v.
bunalımdan çıkmak get out of the depression v.
bunalımdan çıkmak come out of the depression v.
buram buram çıkmak (duman) billow v.
buzlu yolda kontrolden çıkmak lose control on the icy road v.
camdan çıkmak get out the window v.
canı çıkmak peg out v.
canı çıkmak be exhausted v.
canı çıkmak fag v.
canı çıkmak get exhausted v.
canı çıkmak get very tired v.
canı çıkmak die v.
canlı çıkmak get out alive v.
canlı çıkmak come out alive v.
cehennem olmaktan çıkmak cease to be hell v.
cesede sahip çıkmak claim the body v.
cezaevinden çıkmak get out of jail v.
cezaevinden çıkmak come out of prison v.
cezaevinden çıkmak get out of prison v.
cılk çıkmak be addled v.
cılk çıkmak be spoiled v.
cılkı çıkmak be spoiled v.
çabucak çıkmak whip out v.
çarşıya çıkmak go shopping v.
çatışma çıkmak take place for an armed fight v.
çatıya çıkmak go up to the roof v.
çengelden çıkmak unhook v.
çerçeve dışına çıkmak go out of the frame v.
çığırından çıkmak go off the rails v.
çığırından çıkmak be in complete disorder v.
çığırından çıkmak get out of hand v.
çığırından çıkmak deteriorate beyond recovery v.
çığrından çıkmak get out of hand v.
çıkmak (ay/güneş) be out v.
çıkmak (bir işten) pull out of v.
çıkmak (çıban) point v.
çıkmak (fırsat) come along v.
çıkmak (gazete, dergi vb'nde) appear v.
çıkmak (hükümdar tahta) accede to v.
çıkmak (kitap/gazete/resmi ilan) be out v.
çıkmak (leke vb temizlenmesi) come off v.
çıkmak (leke) come out v.
çıkmak (mevsimi geldiği için sebze/meyve) be in v.
çıkmak (motorlu taşıt bir yere) pull out v.
çıkmak (su/nem belirli bir yerden) transpire through v.
çıkmak (tahta) ascend v.
çıkmak (topraktan) pullulate v.
çıkmak (yangın) erupt v.
çıkmak/kaynaklanmak take its source from v.
çileden çıkmak lose one's temper v.
çileden çıkmak be in a rage v.
çirkin çıkmak be ugly (in appearance) v.
çizginin dışına çıkmak step out of line v.
çok kısa zamanda alanında en üste/tepeye çıkmak/ulaşmak get to the top of one's field in a very short time v.
çürük çıkmak prove to be untrue v.
çürük çıkmak turn out rotten v.
dağa çıkmak take the hills v.
dağa çıkmak climb a mountain v.
dağın zirvesine çıkmak summit v.
dans pistine çıkmak get on the dance floor v.
değerlere sahip çıkmak own the values of v.
değerlere sahip çıkmak protect the values of v.
-den baskın çıkmak prevail against v.
-den baskın çıkmak prevail over v.
-den çıkmak emanate from v.
-den çıkmak originate in v.
-den çıkmak arise from v.
-den çıkmak cut loose from v.
-den dışarı çıkmak stick out v.
-den dışarı çıkmak project from v.
-den kazançlı çıkmak get the best of v.
-den kazançlı çıkmak get the better of v.
-den ortaya çıkmak arise out of v.
-den ortaya çıkmak develop out of v.
-den sık aralıklarla çıkmak (duman vb) puff from v.
-den üstün çıkmak outstrip v.
den yola çıkmak by looking at ... v.
-den yukarı çıkmak stick up through v.
denetimden çıkmak get out of hand v.
deniz kazasından kurtulup karaya çıkmak be cast away v.
deniz kazasından kurtulup karaya çıkmak be stranded after a shipwreck v.
deniz yolculuğuna çıkmak go to sea v.
denizaltı suyun üstüne çıkmak surface v.
depresyondan çıkmak rise up out of the depression v.
depresyondan çıkmak come out of the depression v.
depresyondan çıkmak get out of the depression v.
destek çıkmak help to v.
destek çıkmak contribute v.
destek çıkmak help v.
destek çıkmak support v.
devriyeye çıkmak go out to patrol v.
devriyeye çıkmak patrol one's beat v.
devriyeye çıkmak walk one's rounds v.
devriyeye çıkmak make the rounds of v.
devriyeye çıkmak go out on patrol v.
devriyeye çıkmak patrol v.
dışarı çıkmak go outside v.
dışarı çıkmak come up for v.
dışarı çıkmak go out v.
dışarı çıkmak issue v.
dışarı çıkmak step out v.
dışarı çıkmak protrude v.
dışarı çıkmak move out v.
dışarı çıkmak pass out v.
dışarıya çıkmak take the air v.
dışarıya çıkmak fall out v.
dışarıya çıkmak go out v.
dışarıya doğru tütmek/çıkmak billow out v.
dışına çıkmak go out of v.
dışına çıkmak digress v.
diğer taraftan çıkmak (bir taraftan giren şey) come through v.
dinden çıkmak reject the religion v.
dinden çıkmak abandon the religion v.
dinden imandan çıkmak loose one's patience v.
dişi çıkmak cut v.
doğa yürüyüşüne çıkmak go on a nature walk v.
doğaya yürüyüşe çıkmak go on a nature walk v.
doğru çıkmak come true v.
doğru çıkmak come out right v.
doğru çıkmak prove to be right v.
doğru çıkmak (bir tahmin) be on target v.
doğru yoldan çıkmak go astray v.
dolaşmaya çıkmak take a ride v.
doruğa çıkmak culminate v.
dudağında uçuk çıkmak have a cold sore on one's lip v.
durumla başa çıkmak handle the situation v.
duştan çıkmak get out of the shower v.
duştan çıkmak go out of shower v.
duştan çıkmak get out of shower v.
duştan çıkmak come out of shower v.
duvara çıkmak/tırmanmak go up the wall v.
duyulabilir uzaklığın dışına çıkmak get out of earshot v.
düze çıkmak weather a crisis v.
düzeye çıkmak come to a condition of v.
düzeye çıkmak reach to a level of v.
düzeye çıkmak reach to a condition of v.
düzlüğe çıkmak turn around one's business v.
düzlüğe çıkmak get out of difficulties v.
-e karşı çıkmak/durmak be in opposition to v.
eksik çıkmak fall short v.
eksik çıkmak be lacking v.
elden çıkmak get out of hand v.
elden çıkmak go out of one's possession v.
elden çıkmak be out of one's power (control) v.
elden çıkmak be out of one's hands (control) v.
elinden kaza çıkmak cause an accident v.
engel çıkmak prevent v.
engine çıkmak make for open sea v.
erim dışına çıkmak get out of range v.
evci çıkmak come home for the weekend v.
evden dışarı çıkmak go out of the house v.
evden gizlice çıkmak sneak out the house v.
faturası birine çıkmak pick up the cost v.
feraha çıkmak begin to enjoy prosperity v.
fırından çıkmak come out of the oven v.
fırtına çıkmak squall v.
fırtına çıkmak storm v.
fırtına çıkmak storm to break out v.
finale çıkmak advance to final v.
finale çıkmak qualify v.
fos çıkmak not end up as one had hoped v.
fos çıkmak be long and drawn out v.
fos çıkmak fizzle out v.
fos çıkmak turn up false v.
fotoğrafta iyi çıkmak look good in a photo v.
fotoğrafta kötü çıkmak look bad in a picture v.
fotoğrafta kötü çıkmak look bad in a photo v.
foyası meydana çıkmak give oneself away v.
galip çıkmak come out victorious v.
galip çıkmak win through v.
gamzesi çıkmak dimple v.
gece çıkmak go out at nights v.
gece dışarı çıkmak go out at night v.
gece sokağa çıkmak go out at night v.
geceleri çıkmak go out at nights v.
geceleyin ortaya çıkmak come out at night v.
gemi ile yola çıkmak sail v.
gemiden karaya çıkmak disembark v.
gemiye çıkmak come on board the ship v.
gemiye çıkmak go on board the ship v.
gemiye çıkmak board the ship v.
gemiye çıkmak go aboard the ship v.
genizden çıkmak twang v.
geri çıkmak regurgitate v.
geri dönmek için yola çıkmak start v.
gezintiye çıkmak go on a trip v.
gezintiye çıkmak go on an outing v.
gezintiye çıkmak go on an excursion v.
gezintiye çıkmak take a walk v.
gezintiye çıkmak take a ride v.
geziye çıkmak go sightseeing v.
geziye çıkmak go on a trip v.
geziye çıkmak sally v.
geziye çıkmak (otomobille/otobüsle) go touring v.
gezmeye çıkmak go on an outing v.
girip çıkmak stop by v.
girip çıkmak frequent v.
girip-çıkmak go in and out v.
gizlendiği yerden çıkmak come out from a hideout v.
gizlendiği yerden çıkmak come forth v.
gizlendiği yerden çıkmak break cover v.
gizlice çıkmak sneak v.
gökyüzüne çıkmak ascend to the sky v.
görücüye çıkmak be seen v.
görücüye çıkmak make debut v.
görücüye çıkmak (gelin adayı) be seen v.
görüş alanının dışında çıkmak get out of sight v.
görüş alanının dışında çıkmak get out of view v.
güçlükle çıkmak climb v.
gün ışığına çıkmak emerge v.
gün ışığına çıkmak come to light v.
gün yüzüne çıkmak come to light v.
güvenle yola çıkmak confidently set forth v.
hafta sonları alışverişe çıkmak go shopping at weekends v.
hakim huzuruna çıkmak stand up before the judge v.
hakim huzuruna çıkmak be up before the judge v.
hakim huzuruna çıkmak appear before the judge v.
hakim huzuruna çıkmak come up before the judge v.
hakim karşısına çıkmak appear before magistrates v.
hakim karşısına çıkmak appear in court v.
hakim karşısına çıkmak go on trial v.
hakim karşısına çıkmak appear before judge v.
hakim önüne çıkmak stand up before the judge v.
hakim önüne çıkmak be up before the judge v.
hakim önüne çıkmak come up before the judge v.
haklı çıkmak be proved right v.
haklı çıkmak be justified v.
haklı çıkmak turn out to be right v.
haksız çıkmak turn out to be in the wrong v.
hapisten çıkmak come out of prison v.
hapisten çıkmak get out of jail v.
hapisten çıkmak get out of prison v.
hastaneden çıkmak leave hospital v.
hastaneden çıkmak come out of hospital v.
haşatı çıkmak be exhausted v.
haşatı çıkmak be messed up v.
hatırından çıkmak escape v.
hatırından çıkmak forget v.
hışırı çıkmak become ragged v.
hurdası çıkmak become worn out v.
huzuruna çıkmak appear before v.
huzuruna çıkmak come into someone's presence v.
huzuruna çıkmak appear v.
huzuruna çıkmak come into the presence v.
ısrarlı biçimde karşı çıkmak set one's face against v.
-i çıkmak get up v.
içinden çıkmak solve v.
ihaleye çıkmak go out to tender v.
iki katına çıkmak double v.
ikinci tura çıkmak qualify for the second round v.
ile çıkmak go out with v.
ile çıkmak date v.
ileri çıkmak rush forward v.
inip çıkmak seesaw v.
inip çıkmak undulate v.
inip çıkmak balance v.
inip çıkmak bob v.
insan haklarına sahip çıkmak protect the human rights v.
insan içine çıkmak show one's face v.
insan içine çıkmak go out in public v.
insanlıktan çıkmak lose one's human feeling v.
isyan çıkmak break out v.
işi çıkmak something come up v.
işin içinden bir şekilde çıkmak muddle through v.
işten çıkmak finish up work v.
işten çıkmak get off work v.
işten çıkmak clock out v.
işten çıkmak go off duty v.
işten çıkmak (mesainin bitmesi) get off work v.
işten çıkmak (mesainin bitmesi) finish up work v.
işten çıkmak (mesainin bitmesi) release from work v.
itibarını zedeleyebilecek bir durumdan yüzünün akıyla çıkmak save one's face v.
iyi halden bir senede çıkmak be out in a year with good behaviour v.
iyi halden bir senede çıkmak be out in a year with good behavior v.
iyi halden bir yılda çıkmak be out in a year with good behavior v.
iyi halden bir yılda çıkmak be out in a year with good behaviour v.
izne çıkmak take time off v.
izne çıkmak take off v.
izne çıkmak go on leave v.
kabahatli çıkmak be found at fault v.
kabak çıkmak turn out to be tasteless v.
kaburgaları çıkmak be all skin and bones v.
kadidi çıkmak be all skin and bones v.
kalbi yerinden çıkmak one's heart skips a beat v.
kaldırıma çıkmak get on the sidewalk v.
kamburu çıkmak become hunchbacked v.
kameraların karşısına çıkmak appear before the cameras v.
kameraların karşısına çıkmak go before the cameras v.
kan beynine çıkmak get furious v.
kan beynine çıkmak see red v.
kanuna karşı çıkmak oppose the law v.
kanuna karşı çıkmak contravene the law v.
kapıdan çıkmak walk out the door v.
kapıdan çıkmak go through the door v.
kapıdan çıkmak go out through the door v.