fail - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

fail

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "fail" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 67 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
fail v. başarısızlığa uğramak
fail v. başarısız olmak
General
fail v. bitmek
fail v. çaktırmak
fail v. becerememek
fail v. kuvveti kesilmek
fail v. yapmamak
fail v. suya düşmek
fail v. çakmak
fail v. eksik gelmek
fail v. akamete uğramak
fail v. sınıfta bırakmak
fail v. foslamak
fail v. başaramamak
fail v. ümidini kırmak
fail v. sınıfta kalmak
fail v. çuvallamak
fail v. sınavda bırakmak
fail v. zayıflamak
fail v. boşa çıkarmak
fail v. ihmal etmek
fail v. ürün vermemek (ekinler)
fail v. akim kalmak
fail v. güçten düşmek
fail v. sınavda kalmak
fail v. açmamak
fail v. ateş almamak
fail v. fiyasko ile sonuçlanmak
fail v. kalmak
fail v. iflas etmek
fail v. bırakmak
fail v. başarısızlığa uğratmak
fail v. yüzüstü bırakmak
fail v. başarısız olmak
fail v. boşa çıkmak
fail v. bozulmak
fail v. yapamamak
fail v. tükenmek
fail v. batmak
fail v. aksamak
fail v. yağmak
fail v. yıkılmak
fail v. azalmak
fail v. arızalanmak
fail v. yetmemek
fail v. (sınavda) kalmak
fail v. ölmek
fail v. düşmek
fail v. başarılı olamamak
fail v. başarısızlıkla sonuçlanmak
fail v. başarıya ulaşamamak
fail n. başarısızlık
fail n. zayıf not
fail n. kırık not
Trade/Economic
fail v. başarısız olmak
fail v. batmak
Law
fail v. başarısız olmak
Technical
fail v. arızalanmak
fail v. bozulmak
fail v. belvermek
fail v. başarısızlıkla sonuçlanmak
fail v. hata vermek
fail v. yetersiz olmak
fail n. çökme
Computer
fail n. başarısız olma
fail n. hata
Education
fail v. sınıfta kalmak

Bedeutungen von dem Begriff "fail" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 18 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
fail perpetrator n.
General
fail actor n.
fail maker n.
fail agent n.
fail doer n.
fail offender n.
fail agency n.
fail author n.
fail principal n.
Trade/Economic
fail agent n.
Law
fail author n.
fail offender n.
fail perpetrator (perp) n.
fail perpetrator n.
fail actor n.
fail culprit n.
fail wrongdoer n.
Linguistics
fail subject n.

Bedeutungen, die der Begriff "fail" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 242 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
fail an examination v. sınavdan kalmak
fail the exam v. sınavdan çakmak
fail to report a news item v. haber atlamak
fail to win v. kazanamamak
fail in respect for v. saygıda kusur etmek
fail to experience v. tecrübe edememek
fail fire v. ateş almamak
fail in an exam v. sınavda kalmak
have great respect for someone without fail v. saygıda kusur etmemek
fail the class v. sınıfta kalmak
fail to respect v. saygıda kusur etmek
fail to attend v. katılamamak
fail the course v. dersten kalmak
fail to agree v. anlaşamamak
fail to reach v. ulaşamamak
fail to act v. savsaklamak
not to fail to do something v. geri kalmamak
not to fail to do v. geri kalmamak
fail an exam v. sınavda kalmak
fail to pay the invoice when due v. faturanın gününü geçirmek
fail to reach a state of comfort and harmony v. rahat yüzü görmemek
fail to reach a state of comfort and harmony v. rahata kavuşamamak
fail to reach a state of comfort and harmony v. dirlik yüzü görmemek
be condemned to fail v. başarısızlığa mahkum olmak
fail (someone) v. yüzüstü bırakmak (birisini)
fail (at doing something) v. çuvallamak
fail to keep possession of v. sahipliğini yitirmek
fail to keep possession of v. elinden kaçırmak
fail to keep possession of v. kaybetmek
(one's heart) fail v. kalbi durmak
(plan) fail v. plan bozulmak
(something) fail to arrive v. eline ulaşamamak
fail to catch the bus on time v. otobüsü kaçırmak
one's eyesight fail v. gözleri bozulmak
one's eyesight fail v. gözü bozulmak
fail to print an item v. haber atlamak
(brake) to fail v. fren tutmamak
fail the exam v. sınavı geçememek
fail the exam v. sınavdan kalmak
one's health fail v. sağlığı bozulmak
fail to benefit from v. hakkını kaybetmek
fail the final exam and need to sit for the make-up exam v. bütünlemeye kalmak
fail to see v. görememek
fail to make oneself understood v. derdini anlatamamak
fail due v. vadesi gelmek
fail to negotiate the bend v. virajı alamamak
fail to comply v. uymamak
fail to comply v. belirli kurallara uymamak
fail to comply v. belirtilen talimata uymamak
fail utterly v. başarısız olmak
fail to satisfy v. beklentileri karşılayamamak
fail to satisfy v. bekleneni vermemek
fail to satisfy v. beklentileri karşılamamak
fail to satisfy v. yetersiz kalmak
fail to satisfy v. başaramamak
fail to satisfy v. bekleneni verememek
fail to pay v. ödeyemez duruma düşmek
fail to pay v. ödeyememek
fail someone v. birisini sınıfta bırakmak
brake to fail v. freni patlamak
(brake) fail v. freni boşalmak
fail someone v. birini yüzüstü bırakmak
fail to impress v. etkileyememek
fail to comply with the technical specifications v. teknik şartnameye uymamak
fail to cooperate v. işbirliğine yanaşmamak
fail to notice v. gözden kaçırmak
cause someone to fail v. birinin başarısız olmasına neden olmak
cause someone to fail v. birini başarısızlığa uğratmak
fail to respond v. tedaviye cevap vermemek
fail at something v. bir şeyde başarısız olmak
fail fire v. tetiklememek
fail to provide safety v. güvenliği sağlayamamak
fail to work v. (makine vb) çalışmamak
fail to keep in contact v. görüşememek
fail one's exams v. sınavlarını geçememek
fail to understand the lesson v. dersi anlamamak
fail due to absence v. devamsızlık yüzünden kalmak
fail due to absence v. devamsızlıktan kalmak
fail due to absence v. devamsızlıktan sınıfta kalmak
fail because of absence v. devamsızlıktan kalmak
fail due to absence v. devamsızlık yüzünden sınıfta kalmak
fail because of absence v. devamsızlıktan sınıfta kalmak
fail because of absence v. devamsızlık yüzünden kalmak
fail because of absence v. devamsızlık yüzünden sınıfta kalmak
(brake) fail v. freni tutmamak
fail to remember n. hatırlayamama
fail safety n. hata emniyeti
wind fail n. umulmadık yerden gelen para veya mal
water fail n. çağlayan
epic fail n. epik facia
epic fail n. destansı hata
epic fail n. muhteşem fiyasko
condemned to fail adj. başarısızlığa mahkum
fail safe adj. bozulmaya dayanıklı
fail-safe adj. tedbirli
fail-proof adj. hazırlıklı
fail-proof adj. tedbirli
destined to fail adj. başarısızlığa mahkum
Phrasals
fail in (something) v. (bir şeyden/dersten) kalmak
fail in (something) v. biri dersten bırakmak
fail in (something) v. (bir şeyi) yapmakta başarısız olmak, (bir şeyi) yapmayı başaramamak
fail in (something) v. (bir şeyde) başarısız olmak
fail out v. okuldan atılmak
fail out v. başarısız olduğu için okuldan atılmak
fail (someone) on (something) v. (birine) ödevden düşük not vermek
fail (someone) on (something) v. (birine) ödevden geçer not vermemek
fail someone on something v. birine ödevden düşük not vermek
fail someone on something v. birine ödevden yetersiz not vermek
fail someone on something v. birini başarısızlık yüzünden okuldan atmak
fail someone on something v. notları yüzünden okuldan atılmak
Phrases
without fail adv. muhakkak
without fail expr. elbette
without fail expr. kesin olarak
words fail me expr. ne denir bilmem ki
without fail expr. mutlaka
without fail expr. muhakkak olarak
words fail me expr. ne diyeceğimi bilemiyorum
words fail me expr. ne derler bilmem ki
without fail expr. şüphesiz
where words fail, music speak expr. sözün bittiği yerde, müzik konuşur
where words fail, music speak expr. sözün bittiği yerde, müziğe kulak ver
Colloquial
words fail v. anlatacak kelime bulamamak
words fail v. anlatacak söz bulamamak
words fail v. kelimelere sığmamak
words fail v. kelimelerle anlatamamak
words fail v. kelimeler yetmemek
Idioms
fail to make end meet v. geçinememek
(one's marriage) to fail v. evliliği bitmek
fail on evil days v. kötü günler yaşamak
fail on evil days v. kötü duruma düşmek
fail on evil days v. kötü günler geçirmek
fail half the class v. sınıfın yarısını bırakmak
fail on evil days v. şanssız olmak
fail on evil days v. şanssız günlerinde olmak
fail half the class v. sınıfın yarısına zayıf not vermek
fail to stand the test of time v. zamana yenik düşmek
fail on evil days v. zorluklarla karşılaşmak
(one's marriage) to fail v. yuvası yıkılmak
fail of success v. amacına ulaşamamak
fail of success v. başarıyı elde edememek
fail of success v. başarıya ulaşmamak
fail of success v. becerememiş olmak
fail of success v. üstesinden gelememek
fail of success v. başaramamak
day in, day out, every day without fail expr. her gün aynı tas aynı hamam
day in, day out, every day without fail expr. her gün aynı terane
day in, day out, every day without fail expr. her allahın günü
day in, day out, every day without fail expr. rutin
day in, day out, every day without fail expr. düzenli
day in, day out, every day without fail expr. her gün her gün
day in, day out, every day without fail expr. hiç şaşmadan her gün
day in, day out, every day without fail expr. düzenli olarak
day in, day out, every day without fail expr. hep aynı rutinde
day in, day out, every day without fail expr. üst üste her gün
day in, day out, every day without fail expr. her allah'ın günü
day in, day out, every day without fail expr. bir gün bile şaşmadan
day in, day out, every day without fail expr. istisnasız her gün
Speaking
don't be afraid to fail expr. başarısız olmaktan korkma
if my memory doesn't fail me expr. hafızam beni yanıltmıyorsa
if my memory doesn't fail me expr. hatırladığım kadarıyla
you cannot fail to obey it expr. mutlak surette uymak zorundasın
words fail me expr. ne desem boş
words fail me expr. ne derler
I fail to see why expr. nedenini anlamıyorum
where words fail expr. sözün bittiği yerdeyiz
where words fail expr. sözün bittiği yerde
where words fail expr. sözün bittiği yer
words fail me expr. söyleyecek söz bulamıyorum
if my memory doesn't fail me expr. yanlış hatırlamıyorsam
Slang
fail the smell test v. pis kokular yaymak
fail the smell test v. ahlaki yönden şüpheli/kabul edilemez olmak
fail the smell test v. güvenilmez olmak
fail at life v. hayatı kaymak
fail at life v. ölmek
fail at life v. gebermek
epic fail n. büyük sıçış
Trade/Economic
fail to profit v. kar edememek
fail due v. vadesi gelmek
tbtf (too big to fail) n. iflas etmek için çok büyük
tbtf (to big to fail) n. iflas edemeyecek kadar büyük
too political to fail adj. batamayacak kadar politik
too interconnected to fail expr. batamayacak kadar iyi bağlantılı
too well connected to fail expr. batamayacak kadar iyi bağlantılı
too big to fail expr. batamayacak kadar büyük
too big to fail expr. batmasına izin verilmeyecek kadar büyük (şirket)
Law
fail to inform the known crime to competent authority v. öğrenilen suçu salahiyettar makama bildirmemek
fail to meet financial obligations v. temerrüde düşmek
benefit of fail n. düşme yararı
Politics
fail fulfil an obligation v. bir yükümlülüğü yerine getirememek
fail to act v. hareketsiz kalmak
fail fulfil an obligation v. yükümlülüğü ifa edememek
too big to fail expr. batamayacak kadar büyük
Technical
air-to-close (fail open) valve n. arıza durumunda açılır güvenlik vanası
fail-safe system n. arıza güvenlik sistemi
fail-safe control n. arıza güvenlik denetimi
fail soft n. arıza kurtarma
fail safe n. arızalara karşı otomatik tertibatı olan mekanizma
power fail logic n. güç arızası mantığı
fail safety n. hata güvenliği
safe-fail n. hatanın kötü sonuca yol açmaması
miles since first fail n. ilk arızadan bu yana gidilen mil
miles since last fail n. son arızadan bu yana gidilen mil
fail safe adj. arızaya karşı emniyetli
fail-safing adj. insan hatalarını önleyecek şekilde tasarlanmış
Computer
fail soft n. arıza kurtarma
fail on error n. başarısız hatası
fail-safe boot n. başarısız-güvenli önyükleme
power fail logic n. güç arızası mantığı
power fail n. güç kesilmesi
fail soft n. kademeli aksama
fail soft n. kısmi bozulma
fail safe n. kusurönler
fail safe interrupt n. korumalı işkesme
fail safe adj. aksamadan bağışık
fail soft adj. kısmi aksamalı
without fail expr. sakın kaçırmayın
Informatics
fail-safe adj. aksamaya bağışık
fail-safe adj. bozulma korumalı
Telecom
fail safe n. arıza güvenliği
fail soft n. önemsiz arıza
fail safe adj. aksamaya bağışık
fail safe adj. bozulma korumalı
Electric
fail secure n. elektrik yokken kilitli
Automotive
fail-operational function n. arızaya rağmen işletim fonksiyonu
abs front fail-safe relay n. abs ön arızaya karşı emniyet rölesi
fail-silent n. arıza durumunda sessiz kalma
fail-safe system n. arızaya karşı güvenli düzen
ecm fail-safe back-up functions n. ecm arızaya karşı emniyet
pass/fail standards n. geçti/kaldı standartları
Traffic
fail to obey yield sign v. geçiş önceliğine uymamak
fail to give way v. geçiş önceliğine uymamak
Aeronautic
fail safe structure n. arıza emniyetli yapı
fail safe system n. arıza emniyet sistemi
fail-safe n. bozulmaya dayanıklı mekanizma
fail safe adj. arıza emniyetli
fail safe adj. arızalara karşı otomatik tedribatı olan
Medical
fail back surgery sydrome n. başarısız bel ameliyatı sendromu
Pathology
fail or difficult intubation n. başarısız veya zor entübasyon
Education
fail a course but have the right to a make-up v. bütünlemeye kalmak
fail a course but have the right to a make-up examination v. bütünlemeye kalmak
pass-fail grading system n. sınıf geçme-kalma sistemi
Football
fail score a goal v. golü kaçırmak