grow - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

grow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "grow" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 29 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
grow v. yetişmek
grow v. büyümek
Irregular Verb
grow v. grew - grown
General
grow v. uzatmak
grow v. birleşmek
grow v. olmak
grow v. serpilmek
grow v. üretmek
grow v. çıkmak
grow v. dönüşmek
grow v. yetiştirmek (bitki/sebze/meyve)
grow v. bırakmak
grow v. ilerlemek
grow v. yetiştirmek
grow v. büyütmek
grow v. bitmek
grow v. büyümek
grow v. gelişme göstermek
grow v. artmak
grow v. çoğalmak
grow v. gelişmek
grow v. neşvünema bulmak
Technical
grow artmak
grow büyümek
grow çoğalmak
grow gelişmek
Chemistry
grow büyüme
Places
grow wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
grow teksas eyaletinde şehir

Bedeutungen, die der Begriff "grow" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 258 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
grow old v. yaşlanmak
grow stronger v. güçlenmek
grow worse v. kötüleşmek
grow stronger v. kuvvetlenmek
General
grow plump v. tombullaşmak
grow away from v. ile ilişkileri azalmak
grow old v. kocaltmak
help grow v. yardımı artırmak
grow fat v. palazlanmak
grow up v. palazlanmak
grow upward v. yukarı doğru büyümek
grow a moustache v. bıyık bırakmak
grow mellow v. olgunlaşmak
grow pale v. benzi atmak
grow old v. yıpranmak
grow into v. alışmak (bir işe)
grow violent v. alevlenmek
grow old v. kartlaşmak
grow into v. zamanla büyüyüp bir giysinin ölçülerine uymak
grow into a man v. adam olmak
grow out of v. çıkmak
grow into v. olmak
grow teeth v. diş çıkarmak
grow poor v. fakirleşmek
grow fat v. etlenmek
grow outward v. dışarı doğru büyümek
grow old v. kocalmak
grow older v. yaşlanmak
grow out of v. kabına sığmamak
grow out of v. büyüyüp vazgeçmek (kötü bir şeyden)
grow horns v. boynuzlanmak
grow lean v. zayıflamak
grow hair v. tüylenmek
grow feathers v. tüylenmek
grow difficult v. güçleşmek
grow old v. ihtiyarlamak
grow out of v. olgunlaşıp vazgeçmek (kötü bir şeyden)
grow rife v. yayılmak
grow old v. farımak
grow lazy v. tembelleşmek
grow warm v. ısınmak
grow fat v. şişmanlamak
grow pale v. sararıp solmak
grow more mellow v. daha fazla olgunlaşmak
grow a beard v. sakal bırakmak
grow ripe v. olgunlaşmak
grow up v. çıkmak
grow hot v. sinirlenmek
grow into manhood v. adam olmak
grow rich v. çulu tutmak
begin to grow v. terlemek
grow different v. başkalaşmak
grow less v. eksilmek
grow fat v. semirmek
grow longer v. uzamak
grow large v. irileşmek
cause to grow v. büyümesine neden olmak
grow pale v. benzi sararmak
grow tall v. boy atmak
grow hot v. kızmak
grow hot v. öfkelenmek
grow on someone v. zamanla birinin hoşuna gitmeye başlamak
grow rife v. aşırı çoğalmak
grow mature v. olgunlaşmak
grow up v. gelişmek
grow merry v. neşelenmek
grow thin v. zayıflamak
grow up v. yetişmek
grow old v. saçı başı ağarmak
grow on trees v. bol olmak
grow and develop v. boylanıp poslanmak
grow dark v. kararmak
grow prodigiously v. devleşmek
grow up v. vuku bulmak
grow apace v. serpilmek
grow taller v. boylanmak
grow out of v. çok büyümek
grow white v. beyazlaşmak
grow deaf v. sağırlaşmak
live to see one's children grow up and get married v. mürüvvetini görmek
grow out of v. büyüdüğü için giyememek (bir giysiyi)
grow away from v. uzaklaşmak
grow out of v. doğmak
grow up v. büyümek
grow old v. kocamak
grow up v. meydana gelmek
grow old v. eskimek
grow lean and gaunt v. avurdu avurduna geçmek
grow nail v. tırnak uzatmak
grow mustache v. bıyık bırakmak
grow hair v. saçını uzatmak
grow hair v. saç uzatmak
grow beard v. sakal bırakmak
grow impatient v. sabırsızlanmak
grow pale v. benzi uçmak
grow flower v. çiçek yetiştirmek
grow one's hair v. saçlarını uzatmak
(hair) grow v. saç çıkarmak
grow hair v. saçları uzatmak
grow to length v. boyuna gelmek
grow back v. tekrar büyümek
grow back v. tekrar uzamak (saç vb)
grow barley v. arpa yetiştirmek
grow fish v. balık yetiştirmek
(one's profit) grow v. karı yükselmek
grow in importance v. önemi artmak
grow back to one's natural colour v. doğal rengini geri kazanmak
grow steadily v. adım adım gelişmek
grow gradually v. adım adım gelişmek
grow grain v. buğday yetiştirmek
grow serious v. ciddileşmek
grow serious v. ciddiye binmek
grow accustomed to v. alışmaya başlamak
grow accustomed to v. alışmak
grow weary v. yorgun düşmek
grow jealous v. kıskançlık göstermek
grow the company v. şirketi büyütmek
grow the company v. şirket büyütmek
grow tall v. boyu uzamak
grow agitated v. ajite olmak
grow in maturity v. olgunluğa erişmek
grow vegetable v. sebze yetiştirmek
see one's child grow up and get married v. mürüvvetini görmek
clear a piece of land (in order to grow crops) v. tarla açmak
grow in intensity v. yoğunluğunu artırmak
grow out of v. -den kaynaklanmak
grow bad-tempered v. huysuzlaşmak
grow into v. haline gelmek
grow plant v. bitki yetiştirmek
grow pale v. beti benzi atmak
grow rapidly v. hızla gelişmek
one's popularity to grow v. popülaritesi artmak
grow fruit v. meyve yetiştirmek
grow downwards v. aşağı doğru büyümek
grow downwards v. aşağı doğru gelişmek
grow down v. aşağı doğru büyümek
grow down v. aşağı doğru gelişmek
grow height v. boy atmak
grow height v. boy pos almak
grow height v. boyu uzamak
grow accustomed to doing something v. bir şeyi yapamaya alışmak
grow used to something v. bir şeye alışmak
grow accustomed to something v. bir şeye alışmak
grow apprehensive v. endişelenmek
grow together v. birlikte büyümek/yetişmek
grow to maturity v. olgunluğa erişmek
be in a hurry to grow up v. büyümek için can atmak
be in a hurry to grow up v. büyümek için acele etmek
grow old v. yaşlanmak
grow sideburns v. favori bırakmak
grow out of sleepwalking v. (küçükken/büyüdükçe) uyurgezerlik sorununu aşmak
grow apace v. katlanarak artmak
grow a tree v. ağaç yetiştirmek
grow a tree v. ağaç büyütmek
grow warmer v. sıcaklaşmak
grow impatient v. daha fazla dayanamamak/sabredememek
grow fond of v. birşeye ilgi beslemek
grow fond of v. birşeye ilgi duymaya başlamak
grow longer and longer v. uzadıkça uzamak
grow in numbers v. sayı olarak/sayıca büyümek
grow stronger n. daha kuvvetli geliş
money doesn't grow on trees n. para ağaçta yetişmez
money doesn't grow on trees n. para kolay kazanılmıyor
grow business n. işi büyütmek
grow-out n. büyüme
grow rapidly adv. hızlı gelişmiş
grow up! interj. çocukluğu bırak!
Phrasals
grow apart bir ilişkide ayrı düşmek
grow over (çim/ağaç) bir şeyin üzerinde büyümek/yetişmek
grow apart from someone birinden ayrı büyümek
grow out of something içine sığamayacak kadar büyümek
Phrases
may god let him/her grow up with his/her mother and father allah analı babalı büyütsün
Proverb
absence makes the heart grow fonder ayrılık kalbi sevgiyle doldurur
money does not grow on trees para kolay kazanılmaz
great oaks from little acorns grow küçük şeylerden büyük şeyler doğar
mighty oaks from little acorns grow küçük şeylerden büyük şeyler doğar
money does not grow on trees para ağaçta yetişmez
money does not grow on trees para kolay kazanılmıyor
Idioms
money doesn't grow on trees ekmek aslanın ağzında
let the grass grow under one's feet zaman harcamak
grow too big for one's britches çıktığı yumurtayı beğenmemek
grow too big for one's boots çıktığı yumurtayı beğenmemek
let the grass grow under one's feet havyar kesmek
grow away from ilişkisi bozulmak
grow away from bağları kopmak
let the grass grow under one's feet ayağının altında ot bitirmez
grow apace süratle büyümek
grow away from (arkadaş vb) ayrılmak
let the grass grow under one's feet boşa zaman harcamaz
grow apace ilerlemek
grow away from ayrı yaşamak
grow apace gelişmek
grow apace yayılmak
grow apace çabucak büyümek
not let grass grow under one's feet durduğu yerde duramamak
grow tired of bir şeyden sıkılmak
grow apart yavaş yavaş kopmak
grow by leaps and bounds hızla büyümek/gelişmek
let grass grow under one's feet çalışmadan vakit geçirmek
let grass grow under one's feet vakti boşa harcamak
grow cool towards someone birine karşı mesafeli/soğuk davranmaya başlamak
grow cool towards someone birine karşı soğumaya başlamak
grow like topsy hızla büyümek/çoğalmak
grow like topsy çığ gibi büyümek
grow soft on someone birine yumuşak davranmak
grow soft on someone birine gerekli sertlikte davranmak
grow soft on someone birine gereken sertliği göstermemek
grow knee-high by the 4th of july (ekinler) iyice büyümek
grow on someone birine alışmak/ısınmak
be like watching grass grow son derece sıkıcı olmak
be as interesting as watching grass grow son derece sıkıcı olmak
not let the grass grow under one's feet durduğu yerde duramamak
grow on trees kolay bulunmak
grow like a weed hızla/çabucak büyümek
grow a backbone güçlu karakter sahibi olmak
grow a backbone cesur olmak
hear the grass grow kulağı iyi duymak
Speaking
i grow older yaşlandım
he didn't let any grass grow under his feet hiç vakit kaybetmedi
what will you be when you grow up büyüdüğünde ne olacaksın
when i grow up büyüyünce
when i grow up büyüdüğümde
what do you want to be when you grow up? büyüyünce ne olmak istiyorsun?
where did you grow up? sen nerede büyüdün?
when you grow up and have kids you will understand me büyüyüp çocukların olduğunda beni anlarsın
grow up büyü
grow up büyü de gel
my hair doesn't grow long enough saçlarım yeterince uzamıyor
when I grow up ben büyüyünce
I want to be like him when I grow up büyüyünce onun gibi olmak istiyorum
I want to be like him when I grow up büyüdüğümde onun gibi olmak istiyorum
grow up büyü artık
I want to be a stylist when I grow up büyüyünce stilist olmak istiyorum
I wanna be a stylist when I grow up büyüyünce stilist olmak istiyorum
never grow up asla büyüme
Slang
grow some balls! erkek ol biraz!
grow some balls! biraz erkek ol!
grow a pear adam ol
grow some balls biraz erkek ol
grow a spine güven ya da cesaret kazanmak
grow the hell up büyü de gel
grow a pair cesaretini topladı
grow a pair cesur ol biraz
when the hell did you grow up? sen ne ara büyüdün ya?
Computer
can grow büyüyebilir
grow selection seçimi büyült
grow selection seçimi büyüt
grow turn uzat ve çevir
grow font yazı tipini büyüt
grow font 1 pt yazı tipini 1 nk büyüt
Traffic
(traffic) grow trafik yoğunlaşmak
Dermatology
(cold sore) grow uçuk çıkmak
Marine Biology
grow-out pazar boyu
Agriculture
grow the potato patates yetiştirmek
grow crops ürün yetiştirmek
grow vegetables sebze yetiştirmek
Tobacco
grow pale sararmak
grow pale solmak