grow - Turco Inglés Diccionario

grow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

grow — Definition

Significado:
büyümek, gelişmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɡroʊ/ – BrE /ɡrəʊ/)
Categoría gramatical:
Düzensiz Fiil: grow (grows – grew/grown – growing)
Sinónimo:
expand
Antónimos:
shrink

Significados de "grow" en diccionario turco inglés : 45 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
grow v. yetişmek
Lavender grows well in dry soil.
Lavanta kuru toprakta iyi yetişir.

More Sentences
grow v. büyümek
The aim is for the Northern Dimension to grow to rank with the MEDA Programme among other good EU programmes.
Amaç Kuzey Boyutunun büyüyerek MEDA Programı ile birlikte diğer iyi AB programları arasında yer almasıdır.

More Sentences
grow v. büyütmek
Management plans to grow the software side of the business.
Yönetim, işin yazılım tarafını büyütmeyi planlıyor.

More Sentences
General
grow v. üretmek
The adult brain can grow new cells.
Yetişkin beyni yeni hücreler üretebilir.

More Sentences
grow v. uzatmak
She grew her nails long and painted them blue.
Tırnaklarını uzatıp maviye boyamış.

More Sentences
grow v. dönüşmek
What guarantees do we have that they will grow into first-class players in the league of the internal market?
İç pazar liginde birinci sınıf oyunculara dönüşeceklerine dair ne gibi garantilerimiz var?

More Sentences
grow v. bırakmak
He grows a mustache.
Bıyık bırakmış.

More Sentences
grow v. çıkmak
Multilingualism will increase in Parliament, as the number of official languages will grow from 11 to 20.
Resmi dillerin sayısı 11'den 20'ye çıkacağı için Parlamento'da çok dillilik artacaktır.

More Sentences
grow v. yetiştirmek
We have been growing our own vegetables for ten years.
On yıldır kendi sebzelerimizi yetiştiriyoruz.

More Sentences
grow v. bitmek
Grass doesn't grow here.
Burada ot bitmez.

More Sentences
grow v. olmak
Laeken also asked the European Union to grow closer to its citizens.
Laeken ayrıca Avrupa Birliği'nden vatandaşlarına daha yakın olmasını istedi.

More Sentences
grow v. ilerlemek
The older we grow, the more forgetful we become.
Yaşımız ilerledikçe daha unutkan hale geliriz.

More Sentences
grow v. büyümek
The aim is for the Northern Dimension to grow to rank with the MEDA Programme among other good EU programmes.
Amaç Kuzey Boyutunun büyüyerek MEDA Programı ile birlikte diğer iyi AB programları arasında yer almasıdır.

More Sentences
grow v. gelişmek
I believe I have grown as a writer.
Bir yazar olarak geliştiğime inanıyorum.

More Sentences
grow v. artmak
There is a growing number of shops on our block.
Mahallemizde dükkan sayısı giderek artıyor.

More Sentences
grow v. uzamak
Kelly grew 12 cm since last fall.
Kelly geçen sonbahardan bu yana 12 cm uzadı.

More Sentences
grow v. (saç, tırnak) uzamak
I let my hair grow down to my shoulders.
Saçlarımı omuzlarıma kadar uzattım.

More Sentences
grow v. meye/maya başlamak
My mother grew to like my fiancée.
Annem nişanlımı sevmeye başlamıştı.

More Sentences
Technical
grow v. artmak
There is a growing number of shops on our block.
Mahallemizde dükkan sayısı giderek artıyor.

More Sentences
grow v. büyümek
The aim is for the Northern Dimension to grow to rank with the MEDA Programme among other good EU programmes.
Amaç Kuzey Boyutunun büyüyerek MEDA Programı ile birlikte diğer iyi AB programları arasında yer almasıdır.

More Sentences
grow v. gelişmek
I believe I have grown as a writer.
Bir yazar olarak geliştiğime inanıyorum.

More Sentences
General
grow v. birleşmek
grow v. yetiştirmek (bitki/sebze/meyve)
grow v. serpilmek
grow v. gelişme göstermek
grow v. çoğalmak
grow v. neşvünema bulmak
grow v. bitki örtüsüyle kaplamak
grow v. bitki örtüsüyle çevrelemek
grow v. yavaş yavaş elde etmek
grow v. bitkiyle kaplamak
grow v. geliştirmek
grow v. boy atmak
grow v. (bitki) gelişmek
grow v. (topraktan) üretmek
grow v. (saç, tırnak) uzatmak
grow v. giderek çoğalmak
grow v. er/ar olmak
grow v. iyiye gitmek
Irregular Verb
grow v. grew - grown
Technical
grow v. çoğalmak
Marine
grow v. (gemi halatı) gerilmek
Chemistry
grow n. büyüme
Geography
grow n. wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
grow n. teksas eyaletinde şehir

Significados de "grow" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
grow old v. yaşlanmak
grow stronger v. güçlenmek
grow worse v. kötüleşmek
grow stronger v. kuvvetlenmek
General
money doesn't grow on trees n. para kolay kazanılmıyor
money doesn't grow on trees n. para ağaçta yetişmez
grow stronger n. daha kuvvetli geliş
grow business n. işi büyütmek
grow-out n. büyüme
room to grow n. büyüme payı
grow taller v. boylanmak
grow out of v. olgunlaşıp vazgeçmek (kötü bir şeyden)
grow mature v. olgunlaşmak
grow into manhood v. adam olmak
grow longer v. uzamak
grow fat v. semirmek
grow and develop v. boylanıp poslanmak
grow old v. farımak
grow older v. yaşlanmak
grow old v. kocamak
grow out of v. çıkmak
grow into v. alışmak (bir işe)
grow apace v. serpilmek
grow out of v. büyüyüp vazgeçmek (kötü bir şeyden)
grow lazy v. tembelleşmek
grow old v. kocaltmak
grow up v. vuku bulmak
grow plump v. tombullaşmak
grow a moustache v. bıyık bırakmak
grow old v. ihtiyarlamak
grow ripe v. olgunlaşmak
grow lean v. zayıflamak
grow up v. büyümek
grow large v. irileşmek
grow old v. kocalmak
grow hair v. tüylenmek
grow fat v. şişmanlamak
grow on someone v. zamanla birinin hoşuna gitmeye başlamak
grow away from v. uzaklaşmak
grow less v. eksilmek
grow different v. başkalaşmak
grow poor v. fakirleşmek
grow mellow v. olgunlaşmak
grow old v. kartlaşmak
cause to grow v. büyümesine neden olmak
live to see one's children grow up and get married v. mürüvvetini görmek
grow a beard v. sakal bırakmak
grow merry v. neşelenmek
grow into a man v. adam olmak
grow hot v. kızmak
grow violent v. alevlenmek
grow outward v. dışarı doğru büyümek
grow up v. yetişmek
grow fat v. etlenmek
grow white v. beyazlaşmak
grow away from v. ile ilişkileri azalmak
grow pale v. sararıp solmak
grow more mellow v. daha fazla olgunlaşmak
grow thin v. zayıflamak
grow out of v. çok büyümek
grow up v. meydana gelmek
grow hot v. sinirlenmek
grow out of v. kabına sığmamak
grow horns v. boynuzlanmak
grow fat v. palazlanmak
grow feathers v. tüylenmek
help grow v. yardımı artırmak
grow old v. saçı başı ağarmak
grow dark v. kararmak
grow hot v. öfkelenmek
grow on trees v. bol olmak
grow teeth v. diş çıkarmak
grow deaf v. sağırlaşmak
grow pale v. benzi atmak
grow warm v. ısınmak
grow difficult v. güçleşmek
grow rife v. aşırı çoğalmak
grow old v. eskimek
grow old v. yıpranmak
grow tall v. boy atmak
grow prodigiously v. devleşmek
grow into v. zamanla büyüyüp bir giysinin ölçülerine uymak
begin to grow v. terlemek
grow pale v. benzi sararmak
grow rife v. yayılmak
grow upward v. yukarı doğru büyümek
grow up v. palazlanmak
grow up v. gelişmek
grow out of v. büyüdüğü için giyememek (bir giysiyi)
grow up v. çıkmak
grow into v. olmak
grow out of v. doğmak
grow lean and gaunt v. avurdu avurduna geçmek
grow mustache v. bıyık bırakmak
grow impatient v. sabırsızlanmak
grow hair v. saçını uzatmak
grow beard v. sakal bırakmak
grow nail v. tırnak uzatmak
grow hair v. saç uzatmak
grow pale v. benzi uçmak
grow flower v. çiçek yetiştirmek
grow to length v. boyuna gelmek
grow hair v. saçları uzatmak
grow one's hair v. saçlarını uzatmak
(hair) grow v. saç çıkarmak
grow back v. tekrar büyümek
grow back v. tekrar uzamak (saç vb)
grow barley v. arpa yetiştirmek
grow fish v. balık yetiştirmek
grow in importance v. önemi artmak
(one's profit) grow v. karı yükselmek
grow back to one's natural colour v. doğal rengini geri kazanmak
grow gradually v. adım adım gelişmek
grow steadily v. adım adım gelişmek
grow grain v. buğday yetiştirmek
grow serious v. ciddileşmek
grow serious v. ciddiye binmek
grow accustomed to v. alışmak
grow accustomed to v. alışmaya başlamak
grow weary v. yorgun düşmek
grow jealous v. kıskançlık göstermek
grow the company v. şirketi büyütmek
grow the company v. şirket büyütmek
grow tall v. boyu uzamak
grow agitated v. ajite olmak
grow in maturity v. olgunluğa erişmek
grow vegetable v. sebze yetiştirmek
see one's child grow up and get married v. mürüvvetini görmek
clear a piece of land (in order to grow crops) v. tarla açmak
grow in intensity v. yoğunluğunu artırmak
grow out of v. -den kaynaklanmak
grow into v. haline gelmek
grow bad-tempered v. huysuzlaşmak
grow plant v. bitki yetiştirmek
grow pale v. beti benzi atmak
grow rapidly v. hızla gelişmek
one's popularity to grow v. popülaritesi artmak
grow fruit v. meyve yetiştirmek
grow down v. aşağı doğru gelişmek
grow downwards v. aşağı doğru büyümek
grow down v. aşağı doğru büyümek
grow downwards v. aşağı doğru gelişmek
grow height v. boyu uzamak
grow height v. boy pos almak
grow height v. boy atmak
grow accustomed to doing something v. bir şeyi yapamaya alışmak
grow accustomed to something v. bir şeye alışmak
grow used to something v. bir şeye alışmak
grow apprehensive v. endişelenmek
grow together v. birlikte büyümek/yetişmek