make up - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

make up

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "make up" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 56 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
make up v. uydurmak
General
make up v. düzmek
make up v. sallamak
make up v. kıvırmak
make up v. toplamak
make up v. düzenlemek
make up v. barışmak
make up v. toparlamak
make up v. bir araya getirmek
make up v. makyaj yapmak
make up v. uyduruvermek
make up v. kafadan uydurmak
make up v. karar vermek
make up v. boyanmak
make up v. icat etmek
make up v. atmak
make up v. hazırlamak
make up v. yapmak
make up v. yatak yapmak
make up v. yarışta aradaki mesafeyi kapatmak
make up v. oluşturmak
make up v. tamamlamak
make up v. ödemek
make up v. geri vermek
make up v. düzeltmek
Idioms
make up kafadan atmak
make up (ilacı) hazırlamak
make up (para/zaman) kaybı giderme
make up sayfayı hazırlamak
make up sayfa düzeni yapmak
make up (özür/neden) bulmak
make up hazırlamak
make up makyaj yapmak
make up kaybı telafi etme
make up uydurmak
make up katılmak
make up dostluğu yeniden kurmak
make up reçete hazırlamak
make up açmak
make up icat etmek
make up barışmak
make up bütünü oluşturmak
make up hazır etmek siparişi hazırlamak
make up bütün oluşturmak
make up bütünleşmek
make up karıştırarak hazırlamak
make up mizanpaj yapmak
Slang
make up katakofti atmak
Trade/Economic
make up hazırlamak
make up tamamlamak
make up telafi etmek
make up yapmak
Technical
make up oluşturmak
make up meydana getirmek
Military
make up tertip etmek
make up maket

Bedeutungen, die der Begriff "make up" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 220 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
make it up v. uzlaşmak
make up a shortage v. eksikleri gidermek
kiss and make up v. barışmak
make up a balance sheet v. bilanço düzenlemek
make up with v. barışmak
make up one's mind v. karar vermek
make up for lost time v. kaybedilen zamanı telafi etmek
make blow up v. patlatmak
make up for something v. telafi etmek
make it up v. barışmak
make somebody to dig up v. eştirmek
make it up to somebody v. altında kalmamak
put away make up v. makyajı temizlemek
make up for v. telafi etmek
make up one's mind v. karara varmak
make up to v. yaranmak
make up one's mind v. kararını vermek
put on make up v. makyaj yapmak
make up one's mind v. seçmek
make up the difference v. farkı kapatmak
make something up v. hazırlamak
make up to someone v. yaranmak
make something up v. paket yapmak
make someone up v. birine makyaj yapmak
make something up to someone v. telafi etmek
make something up v. tamamlamak
make something up v. yerini doldurmak
make up for something v. karşılamak
make something up v. karşılamak
make up to someone v. gözüne girmeye çalışmak
make something up v. uydurmak
make up with v. gönlünü almak
have one's make up running v. makyajı akmak
make up unsupported stories v. desteksiz atmak
make up one's bed v. yatağını toplamak
make up one's bed v. yatağını yapmak
make up the bed v. yatağı toplamak
make up an excuse v. bahane uydurmak
make up an excuse v. bahane göstermek
make up for a mistake v. hatayı telafi etmek
make up a prescription v. reçete hazırlamak
make (someone) straighten up and do as he is supposed to do v. yola getirmek
make up the deficiency v. yetersizliği gidermek
make up the deficiency v. eksiklik gidermek
make up a shortage v. eksiklik gidermek
make up to someone v. birinin gönlünü almak
apply make-up v. makyaj yapmak
fail the final exam and need to sit for the make-up exam v. bütünlemeye kalmak
make up with v. ile arayı düzeltmek
remove one's make-up v. makyajını temizlemek
remove one's make-up v. makyajını silmek
take off one's make-up v. makyajını silmek
remove the make-up v. makyaj temizlemek
remove the make-up from v. makyajını silmek
take off the make-up v. makyaj temizlemek
put on make-up v. boyanmak
remove the make-up from v. makyajını temizlemek
take one's make-up off v. makyajını silmek
take one's make-up off v. makyajını temizlemek
put on make-up v. makyaj yapmak
take the make-up off v. makyajını temizlemek
take the make-up off v. makyajını silmek
make up one's mind to v. aklına koymak
make up one's mind to v. karar vermek
make up to v. yaranmaya çalışmak
make up to v. gözüne girmeye çalışmak
make up one's mind v. kafasını toplamak
make up the deficiencies v. eksik gidermek
make up for something v. eksiği gidermek
make up the deficiencies v. eksiklerini gidermek
make up a deficiency v. bir eksikliği tamamlamak
make (up) a whole v. bir bütün teşkil etmek
wear make-up v. makyaj yapmak
make up a bed v. yatak düzeltmek
make someone's bed up v. yatağını toplamak
make up the bed v. yatak toplamak
make up a story v. hikaye uydurmak
make up a foursome v. dörtlüyü kurmak
make up a foursome v. bir dörtlü oluşturmak
make up for it v. telafi etmek
touch up her make-up v. makyajını tazelemek
make someone feel like giving up v. cesaretini kırmak
make up stories v. hikayeler uydurmak
reapply make-up v. makyajını tazelemek
make yourself up v. kendine makyaj yapmak
eye make-up n. göz makyajı
make-up n. süs
make-up n. yapım
make-up examination n. bütünleme
make-up base n. makyaj bazı
make-up n. kişilik
make-up remover n. makyaj temizleyicisi
make-up n. yurt
make-up n. makyaj
make-up n. tertip
make-up n. telafi çalışması
make-up n. uydurma hikaye
make-up n. maya
make-up n. yapı
make-up n. doğa
make-up n. bileşim
make-up n. tasarım
make-up artist n. makyajcı
make-up room n. makyaj odası
make-up n. düzen
make-up n. plan
make-up n. yaradılış
make-up n. terkip
make-up n. huy
make-up n. makyaj malzemesi
make-up n. yapılış
make-up n. düzenleme
make-up n. mizanpaj
make up water n. ilave su
make up water n. katma suyu
cultural make up n. kültürel doku
make-up news n. şişirme haber
make-up news n. uydurma haber
heavy make-up n. ağır makyaj
make-up man n. erkek güzellik uzmanı
make-up man n. erkek makyöz
make up kit n. makyaj seti
make up kit n. makyaj takımı
make-up table n. makyaj masası
woman make-up artist n. kadın makyöz
woman make-up artist n. kadın makyöz
make-up artist n. makyöz
make-up artist n. makyör
without make-up adj. boyasız
make-up-free adj. makyajsız
in psychological make-up adv. psikoljik bünye itibarıyla
Phrasals
make it up to hakkını ödemek
Phrases
make it up as you go along kervan yolda düzülür
Colloquial
make cock-up of something yüzüne gözüne bulaştırmak
make it up sorunu çözmek
make up leeway kaybedilen zamanı telafi etmek
make up leeway gecikmeyi telafi etmek
make it up sorunu tatlıya bağlamak
make up the leeway kaybedilen zamanı telafi etmek
make up the leeway gecikmeyi telafi etmek
make it up barışmak
make it up araları düzelmek
make up your mind karar ver
make up your mind kararını ver
make up a story bir hikaye uydurmak
make sure the x is facing up like this x ile işaretli kısmın şu şekilde üstte olmasına dikkat et
make your mind up ver kararını
make someone feel like giving up canından bezdirmek
make someone feel like giving up bırakma/pes etme noktası getirmek
Idioms
make something up out of whole cloth işkembeden atmak
make something up out of whole cloth bol keseden atmak
make a right badge-up of something içine etmek
make up to gönlünü almak
make up to gözüne girmeye çalışmak
make up to birinden yararlanmaya çalışmak
make up to beğeni kazanmaya çalışmak
make up for lost time yitirilen zamanı kapatmak için yoğun çalışmak
make up for lost time kaybedilen zamanı telafi etmek için sıkı çalışmak
make up one's mind karar vermek
kiss and make up öpüşüp barışmak
make something up out of whole cloth uydurmak
make somebody sit up and take notice dikkatini çekmek
make up for lost time eksiklerini kapatmaya çalışmak
make up/recover lost ground kayıpları telafi etmek
make it up to somebody (birine yaptığı) (hatasını vb) telafi etmek
Speaking
you can not make water flow up hill suyu yokuş yukarı akıtamazsınız
i'll make it up to you kendimi affettireceğim
i'll make it up to you bunu sana telafi edeceğim
i'll make it up to you telafi edeceğim
i can't make up my mind karar veremiyorum
like you make up everything her şeyi uydurduğun gibi
i thought i could make it up telafi ederim diye düşündüm
I just can't make up my mind bir türlü karar veremiyorum
did you make up your mind? karar verdin mi?
did you make up your mind? kararını verdin mi?
Slang
make stuff up uydurmak
make stuff up şişirmek/abartmak
make-up freak makyaj delisi
make-up freak makyaj manyağı
Trade/Economic
make up the difference farkı kapatmak
make up a balance sheet bilanço düzenlemek
make up a deficiency bir eksikliği tamamlamak
make up a deficiency bir eksikliği gidermek
make up pay götürü ücret ödemesi
make up work devamsızlıklar nedeniyle yitirilen zamanı telafi etmek maksadıyla normal çalışma programı dışında yapılan iş
Technical
make up air unit taze hava hazırlama cihazı
fresh air make up taze hava oranı
make up time düzeltme süresi
make up water katma suyu
make up air handling unit harici hava işleme ünitesi
make up mirror makyaj aynası
make-up air handling unit harici hava işleme ünitesi
make up water ilave su
make-up water tamamlama suyu
boiler feed make-up kazan katma suyu
make-up water treatment plant katma suyu arıtma tesisi
make-up water treatment plant katma suyu hazırlama tesisi
make-up water system katma suyu tesisi
make-up feed water katma suyu
make-up water conditioning katma suyu şartlandırması
make-up water pump katma suyu pompası
make-up water katma suyu
make-up water tank katma suyu tankı
make-up water line katma suyu hattı
cooling water make-up soğutma suyu takviyesi
circulating water make-up soğutma suyu ilavesi
make-up base makyaj astarı
Computer
make up time düzeltme süresi
Automotive
make-up mirror makyaj aynası
Railway
make-up rail kupon ray
Aeronautic
baggage make-up area bagaj toplama (uçaktan terminale) alanı
Education
fail a course but have the right to a make-up bütünlemeye kalmak
make-up bütünleme sınavı
make-up examination bütünleme sınavı
fail a course but have the right to a make-up examination bütünlemeye kalmak
make-up exam mazeret sınavı
make-up exam telafi sınavı
Environment
make-up water ilave su
Art
make-up artist makyajcı
Printery
make-up sayfa düzeni