do - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

do

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "do" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 44 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
do v. etmek
do v. yapmak
Irregular Verb
do v. did - done
General
do v. rolünü üstlenmek
do v. yapmak
do v. rol üstlenmek
do v. temizlemek
do v. davranmak
do v. eylemek
do v. yetmek
do v. meydana getirmek
do v. ilgilenmek
do v. uymak
do v. yıkamak (bulaşık)
do v. bitirmek
do v. dolandırmak
do v. kaldırmak
do v. yetişmek
do v. başa çıkmak
do v. çözmek
do v. kılmak
do v. başarmak
do v. becermek
do v. katetmek (belirli bir mesafe)
do v. neden olmak
do v. tamamlamak
do v. düzenlemek
do v. hazırlamak
do v. icra etmek
do v. gezmek
do v. düzeltmek
do v. kandırmak
do v. yeterli olmak
do v. hareket etmek
do v. aldatmak
do n. eğlenceli toplantı
do n. hile
do n. dolandırıcılık
do n. eğlenti
do n. dalavere
do n. parti
Music
do do
British Slang
do yakalamak
do satmak

Bedeutungen von dem Begriff "do" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 3 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
do doh n.
Music
do do
do middle c

Bedeutungen, die der Begriff "do" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
do business v. iş yapmak
do well v. becermek
not know what to do v. ne yapacağını bilmemek
General
do the dishes v. bulaşık yıkamak
do out v. toparlamak
be unable to do something v. acze düşmek
do with v. baş etmek
position oneself to do something v. zemin hazırlamak (bir şey yapabilmek için)
do a job haphazardly v. aceleye getirmek
not to fail to do something v. geri kalmamak
do in v. gebertmek
do a lot of entertaining v. misafiri eksik olmamak
do something mad v. delişmenlik etmek
be loath to do something v. bir şeyi yapmayı hiç istememek
do for v. mahvetmek
do one's hair v. saçlarını düzeltmek
find the right person to do a job v. adamını bulmak
get ready to do business v. iş yapmaya hazır hale gelmek
do with v. yetinmek
do exercises v. jimnastik yapmak
do one's part v. üzerine düşeni yapmak
do something forbidden v. kaçamak yapmak
get ready do v. kollarını sıvamak
do for v. yaramak
do the same v. aynısını yapmak
do violence to v. bozmak
do up v. sarmak
be unwilling to do v. isteksiz olmak
do justice v. adalet dağıtmak
do business v. ticaret yapmak
do a job hastily and carelessly v. aceleye gelmek
do disservice to v. ülkeye vb'ne zarar vermek
do the cleaning v. temizlik yapmak
do someone justice v. birinin hakkını vermek
do up v. iliklemek
be disposed to do something v. hevesli olmak
find a way to do something v. bir şeye çare bulmak
do something devilish v. şeytanlık etmek
do military service v. askerlik yapmak
be obliged to do v. zorunda kalmak
be able to do v. yapabilmek için
do yeoman service v. çok yardım etmek
do down v. dolandırmak
have no business to do something v. hakkı olmamak
do with less v. azla yetinmek
have nothing to do with v. ile hiçbir ilişkisi olmamak
do with v. katlanmak
do to death v. katletmek
have sudden wish to do something v. aklına esmek
presume to do something v. cüret etmek
give (someone) a chance (to do something) v. meydan vermek
do a biopsy v. biyopsi yapmak
start out to do something v. belirli bir amaç güderek yola çıkmak
do away with v. durdurmak
do battle v. çarpışmak
do one's bit v. üzerine düşeni yapmak
find time to do something v. eli değmek
be tempted (by somebody and do something stupid) v. aklına uymak
be disposed to do something v. istekli olmak
have nothing to do with v. ile hiçbir ilgisi olmamak
do without v. vazgeçmek
do one's share of a task v. görevini yerine getirmek
do one's best v. elinden geleni yapmak
do without v. olmadan idare etmek
do one's utmost v. elinden geleni yapmak
disdain to do something v. bir şey yapmaya tenezzül etmemek
do something in secret v. bir şeyi gizlice yapmak
do a somersault v. perende atmak
do the washing v. çamaşır yıkamak
do out v. temizlemek
do as much harm as possible v. etmediğini komamak
do completely v. eksiksiz yapmak
do research v. araştırma yapmak
do the honours v. ev sahipliği yapmak
have the face to do something v. yüzü tutmak
do one's military service v. askerlik yapmak
do the favour v. lütfetmek
do away with v. öldürmek
do something the hard way v. daha kolay bir çözüm varken bir şeyi zor bir şekilde yapmak
do piecework v. götürü çalışmak
be unable to do something v. aciz olmak
do someone an injustice v. birine haksızlık etmek
do the donkeywork v. hamallığını yapmak
do over v. tekrar yapmak
do away with somebody v. canına kıymak
do away with v. ortadan kaldırmak
do cleaning v. temizlik yapmak
make somebody do a tiresome job v. pösteki saydırmak
do out v. düzenlemek
do something in a hurry v. aceleye getirmek
do what one feel likes doing v. kendi havasında olmak
do somebody a great favour v. kıyak yapmak
do somebody a favour v. iyilik etmek
do good v. hayır işlemek
make do with v. ile idare etmek
do one's homework v. dersini yapmak
do something stupid v. nane yemek
do more harm than good v. ettiği hayır ürküttüğü kurbağaya değmemek
do in v. yormak
do up v. restore etmek
do something behind one's back v. birinden gizli yapmak
do successfully v. kıvırmak
do one's worst v. elinden geleni ardına koymamak
do well and easily v. döktürmek
do gymnastic exercises v. jimnastik yapmak
be hard put to do something v. akla karayı seçmek
do a job v. görev yapmak
do a deal v. anlaşma sağlamak
presume to do something v. kalkışmak
do business v. alışveriş etmek
do honor to v. şereflendirmek
do justice to v. hakkını vermek
do violence to v. zorlamak
do some serious drinking v. kafayı çekmek
have nothing to do with v. ilişkisini kesmek
do exercise v. egzersiz yapmak
do number one v. işemek
be anxious for someone to do something v. birinin bir şeyi yapmasını çok istemek
make do v. idare etmek
have something to do with v. alakası olmak
do badly v. becerememek
do something sloppily and hastily v. aceleye getirmek
do one's damnedest v. elinden geleni yapmak
do away with v. işini bitirmek
do somebody in v. yorgunluktan öldürmek
vow not to do it again v. tövbe etmek
show someone the way to do something v. birine bir şeyin nasıl yapıldığını göstermek
do with v. yapmak
strain every nerve (to do something) v. şartlarını zorlamak
not to be able to do anything v. elinden bir şey gelmemek
do someone justice v. birine hakça davranmak
do well v. iyi etmek
do better v. düzelmek
be unable to bring oneself (to do something) v. nefsine yedirememek
do something behind someone's back v. arkasından iş çevirmek
do something treacherous v. çıyanlık etmek
do a kindness v. iyilik yapmak
prevail on somebody to do something v. razı etmek
do stupid things v. hıyarlık etmek
do one's duty v. görevini yerine getirmek
do something wrong v. kabahat işlemek
do by v. davranmak
do harm v. zarar vermek
do oneself justice v. her zamanki performansı göstermek
do yeoman service v. çok yardımı dokunmak
do for v. uymak
do somebody a favour v. kıyak yapmak
do well v. durumu iyi olmak
do with v. arzu edilen bir şeyi belirtir
take the liberty to do v. cüret etmek
do a favor v. iyilik etmek
find a way to (do something) v. çare aramak
do for v. bakmak
have no work do v. boş oturmak
do away with v. kaldırmak
do a favour v. inayet etmek
do in v. öldürmek
do away with v. yok etmek
attempt to do the impossible v. iğne ile kuyu kazmak
make a vow to do something v. bir şey yapmaya ant içmek
stop having anything to do with somebody v. alışverişi kesmek
do one's hair v. saçını yapmak
egg somebody on to do something v. dolduruşa getirmek
force somebody to do something v. gırtlağına basmak
do a dance v. dans etmek
do number one v. çiş yapmak
make it do v. idare etmek
do one's job for one v. öldürmek
have something to do with v. ilgisi olmak
do something in a haphazard way v. ezbere hareket etmek
do wrong v. hata yapmak
do down v. kötülemek
be pleased to do something v. bir şeyi memnuniyetle yapmak
have nothing to do with v. ilgisi olmamak
do up v. bağlamak
do wrong v. haksızlık etmek
do up v. paketlemek
do obeisance to v. saygı göstermek
have somebody do a boring job v. pösteki saydırmak
make do v. yetinmek
do sums v. hesap yapmak
do good v. yaramak
set oneself to do something v. koyulmak
be unqualified to do something v. bir şeyi yapmak için gereken niteliklere sahip olmamak
do something with feeling v. bir şeyi duyarak yapmak
do one's job for one v. benzetmek
do up v. yormak
do to death v. bıktırmak
do something the right way v. bir şeyi usulüne göre yapmak
do a somersault v. takla atmak
have nothing to do with v. alakası olmamak
do good v. iyi gelmek
do better v. iyileşmek
do a deal v. anlaşmaya bağlamak
be obliged to do something v. bir şeyi yapmaya mecbur olmak
be obliged to do something v. mahkum olmak
do one's national service v. vatani hizmetini yapmak
have something to do with v. ilişkisi olmak
do something secretly v. saman altından su yürütmek
do justice v. adil bir şekilde davranmak
look for a way to do something v. bir şeyin çaresine bakmak
do shopping v. alışveriş etmek
do something mischievous v. hınzırlık etmek
take the trouble to do something v. zahmet edip bir şey yapmak
do without food v. aç durmak
do hastily v. şişirmek
have to do with v. ile ilgisi olmak
make do v. yetiştirmek
do a handstand v. amuda kalkmak
do the necessary v. gerekeni yapmak
do something behind someone's back v. arkadan iş çevirmek
be obliged to do v. zorunda olmak
do a bunk v. sıvışmak
do someone good v. birine iyi gelmek
do more harm than good v. faydadan çok zararı olmak
do test v. test çözmek
do badly v. durumu kötü olmak
do a deal v. anlaşma gerçekleştirmek
do up v. tamir etmek
do belly dance v. raksetmek
do honor to v. şeref kazandırmak
do away with v. icabına bakmak
do a food justice v. bir yemeğin hakkından gelmek
do away with v. feshetmek
do obeisance to v. hürmet etmek
agree to do the same thing v. sözbirliği etmek
do over again v. yeni baştan yapmak
do down v. aldatmak
do business with v. alışveriş etmek
do in v. dolandırmak
do miracles v. harikalar yaratmak
do the necessary v. gereğini yapmak
do penance v. bir günahı bağışlatmak için papazın önerdiği kefareti yerine getirmek
feel compelled to do v. zorunluluk hissetmek
do without v. onsuz yapabilmek
do up v. güzelleştirmek
do business abroad v. yurtdışına açılmak
do one's stuff v. kendini göstermek
do up v. kravat bağlamak
not to fail to do v. geri kalmamak
do for v. yıkmak
do an interview v. röportaj yapmak
make do with v. ile yetinmek
do one's shopping v. alışverişini yapmak
do draw v. fora etmek
do again v. tekrar yapmak
do the honors v. ev sahipliği yapmak
do up v. ip bağlamak
do a bunk v. arazi olmak
do something unbeknown to someone v. birinin haberi olmadan bir şey yapmak
do one's full share of work v. üzerine düşeni yapmak
do overtime v. fazla mesai yapmak
do to v. davranmak
do something hastily v. aceleye boğmak
do away with v. defterini dürmek
do wrong v. kötülük yapmak
do somebody harm v. kötülük etmek
do a disservice v. zarar vermek
do away with v. yürürlükten kaldırmak
do somebody in v. öldürmek
do the favor v. lütfetmek
do a feasibility study v. fizibilite çalışması yapmak
do up v. iyi biçimde yapmak
be loath to do something v. bir şeyi yapmaktan çekinmek
do as much harm as possible v. etmediğini bırakmamak
make do with something v. ile idare etmek
do one's fair share of the work v. üzerine düşeni yapmak
look for a way to do v. çaresine bakmak
do with v. ilişkisi olmak
do wrong v. yanlış bir şey yapmak
do somebody proud v. el üstünde tutmak
do an impression of somebody v. taklit etmek
do somebody dirt v. kazık atmak
do somebody an injustice v. haksızlık etmek
do no harm v. zararı olmamak
do harm v. zararı olmak
do groundwork for v. zemin hazırlamak
do number two v. büyük abdest yapmak
do something in a haphazard way v. ezbere iş görmek
not feel the need (to do something) v. gerek görmemek
not feel the need (to do something) v. gerek duymamak
consider it necessary (to do sth) v. gerekli görmek
do something all over again v. baştan almak (işi/konuyu)
do without caring v. aceleye getirmek
do a job hastily and carelessly v. aceleye getirmek
find the time do (something) v. eli değmek
do the best one can do v. elinden geleni yapmak
try do a man's job v. elinin hamuruyla erkek işlerine karışmak
find the time do (something) v. eli erişmek
try do a man's job v. elinin hamuruyla erkek işine karışmak
do all one can do v. elinden geleni yapmak
do something tricky v. dolap çevirmek
do one's level best v. elinden geleni yapmak
find the time do (something) v. eli ermek
give (someone) no chance do anything else v. göz açtırmamak
get ready to do something v. kolları sıvamak
find an opportunity do something v. meydanı boş bulmak
give (someone) a chance (do something) v. meydan vermek
give (someone) a chance do something v. meydana bırakmak
not give (someone) a chance (do something) v. meydan vermemek
leave someone no choice but do something v. zorunda bırakmak
do everything in the book v. yapmadığını bırakmamak
determine (to do something) v. azmetmek
do better v. daha iyisini yapmak
do a mad thing v. çılgınlık yapmak
do a quick sketch of v. çiziktirmek
not to be reluctant to do v. çekinmemek
do a work or a study v. çalışma yürütmek
do a work or a study v. çalışmada bulunmak
do as one says v. denileni yapmak
do crazy things v. çılgınlık yapmak
find the right thing to do v. doğruyu bulmak
do one's doctorate in v. doktora yapmak
do filling v. dolum yapmak
not mean to do so v. böyle olsun istememek
not mean to do so v. böyle olmasını istememek
not mean to do so v. böyle yapmak istememek
do nudity (for a movie) v. (film için) soyunmak
learn how to do something v. bir şeyin nasıl yapılacağını öğrenmek
do damage v. hasar yaratmak
do one's hair v. saçlarını yapmak
do hair v. saç yapmak
do well in the exam v. sınavda başarılı olmak
do master degree v. lisansüstü yapmak
do harm v. zararı dokunmak
do damage v. hasar oluşturmak
do master degree v. yüksek lisans yapmak
do master degree v. lisans üstü yapmak
do a duty v. görev görmek
do a duty v. görev yapmak
do training v. eğitim görmek
do training v. eğitim almak
fall over oneself to do something v. birşeyi yapmakta çok istekli olmak
do an analysis v. analiz yapmak
do away with v. izale etmek
get hard (to do) v. güce sarmak
do a hair implant v. saç ektirmek
do translation v. çeviri yapmak
do translation v. tercüme yapmak
do activities v. etkinliklerde bulunmak
do article translation v. makale çevirisi yapmak
do an experiment v. deney yapmak
do well in the exam v. sınavda iyi yapmak
do for fun v. zevk için yapmak
do homework v. ödev yapmak
do activity v. faaliyet yürütmek
do planning v. planlama yapmak
force (someone) to (do something) v. mecbur bırakmak
oblige (someone) to (do something) v. mecbur bırakmak
do marketing v. pazarlama yapmak
do a thesis v. tez yapmak
do a thesis v. tez yazmak
do magic v. büyü yapmak
do a thesis v. tez hazırlamak
make it possible (for somebody) to do something v. zemin sunmak
have to do (with) v. dahili olmak
do up the buckle v. toka takmak
not mean to do so v. öyle olsun istememek
not mean to do so v. öyle yapmak istememek
not mean to do so v. öyle olmasını istememek
find the way to do (something) v. yolunu bulmak
make (someone) straighten up and do as he is supposed to do v. yola getirmek
straighten up and do as one is supposed to do v. yola gelmek
do (something) wrong (to someone) v. yamuk yapmak
do wrong v. yamuk yapmak
do wrongdoing v. yamuk yapmak
do someone's imitation v. taklidini yapmak
do one's imitation v. birinin taklidini yapmak
do imitation v. taklit yapmak
do one's imitation v. birisinin taklidini yapmak
have (someone) do (something) v. yaptırmak
do yoga v. yoga yapmak
do valuation v. değerleme yapmak
undertake to do v. görev edinmek
do (something) easily and skillfully v. parmağının ucuyla çevirmek
do something with meticulous care v. titizlik göstermek
do one's part v. üzerine düşen görevi yapmak
do one's part v. kendine düşeni yapmak
do one's part v. kendi üzerine düşeni yapmak
do one's part v. kendi üzerine düşen görevi yapmak
do politics v. siyaset yapmak
do modifications on something v. üzerinde değişiklik yapmak
do a favour v. iyilik etmek
do a favour v. iyilikte bulunmak
do something cheekily v. yüzsüzlük yapmak
do the opposite v. zıddını yapmak
take the trouble to do something v. zahmete katlanmak
do the opposite v. tersini yapmak
have nothing else to do v. yapacak bir şeyi kalmamak
have nothing else to do v. yapacak başka bir şeyi kalmamak
have nothing to do v. yapacak bir şeyi kalmamak
have nothing else (left) to do v. yapacak bir şeyi kalmamak
got nothing left to do v. yapacak bir şeyi kalmamak
do a market study v. pazar araştırması yapmak
have someone do something v. birisine bir şey yaptırmak
do in v. çok yormak
make someone do something v. birisine bir şey yaptırmak
do up v. onarmak
do with v. istemek
do with v. gereksinmek
do somebody a favour v. birine bir iyilikte bulunmak
do somebody a favour v. birine iyilik yapmak
do a self-criticism v. dönüp kendine bakmak
do something well-timed v. isabet etmek
do without v. -siz idare etmek
do without v. -sız idare etmek
do with v. -e ihtiyacı olmak
do a fade-out v. defolup gitmek
do part-time work v. yarımgün çalışmak
do the washing-up v. bulaşık yıkamak
position oneself to do something v. -e uygun pozisyona girmek
have to do with v. ile bir ilgisi olmak
have nothing to do with v. ile ilgisi olmamak
do justice to v. gerektiği gibi yapmak
do the sights v. ilginç yerleri ziyaret etmek
do business with v. ile iş yapmak
do a bargain v. pazarlık etmek
do a service v. hizmet etmek
do useful things v. faydalı işler yapmak
do wrong v. hatalı davranmak
do evil v. kötülük yapmak
do a spoof of v. tiye almak
do a spoof on v. tiye almak
do the requirements v. gerekleri yerine getirmek
need to do v. gereği hissetmek
do puzzle v. puzzle yapmak
do an interview v. mülakat gerçekleştirmek
do oneself the honour v. şeref addetmek
do oneself to have the honour v. şeref addetmek
take care not to do v. bir şeyi yapmamaya dikkat etmek
do no harm v. zarar vermemek
do time v. hapiste olmak
do time v. kodeste olmak
do time v. hapis cezası çekmek
do time v. hapiste yatmak
do favor v. iyilik yapmak
do favour v. iyilik yapmak
do one's duties v. görevlerini yerine getirmek
do no wrong v. yanlış yapmamak
do no wrong v. yanlışı olmamak
do with v. ile yetinmek
do no wrong v. bir şeyde hatası olmamak
do something v. birşeyler yapmak
do in certain manner v. belirli bir düzen içinde yapmak
do homework v. ev ödevi yapmak
do in certain way v. belirli bir düzen içinde yapmak
do something v. birşey yapmak
do in certain order v. belirli bir düzen içinde yapmak
have lots of things to do v. yapacak çok şeyi olmak
do a hard day's work v. yorucu bir çalışma günü geçirmek
do a hard day's work v. (işte) çok çalışmak
have many things to do v. yapacak çok şeyi olmak
do a hard day's work v. yoğun bir çalışma günü yaşamak
do a hard day's work v. (işte) çok yorulmak
do a room v. odayı toparlamak
have a lot to do v. yapacak çok şeyi olmak
do a room v. odayı temizlemek
do dirty work v. pis iş yapmak
do the tidying v. evi toplamak
do a hard day's work v. zor bir çalışma günü geçirmek
manage to do v. yapabilmek
do someone a favour v. iyiliği dokunmak
do with less v. aza kanaat etmek
not to have anything to do with something v. uzaktan yakından ilgisi olmamak
have a lot to do v. yapacak çok işi olmak
have lots of things to do v. yapacak çok işi olmak
do a room v. odayı düzenlemek
do dirty work v. kirli iş yapmak
have many things to do v. yapacak çok işi olmak
do something for the first time v. bir şeyi ilk kez yapmak
have little to do v. yapacak çok az şeyi olmak
need a heck of a knack to do v. ustalık gerektirmek
do something for someone's sake v. birisinin hatırına yapmak
do something for someone's sake v. birinin hatırına yapmak
do business v. uğraşmak
do retail business v. perakende iş yapmak
do business v. iştigal etmek
do wholesale business v. toptan ticaret yapmak
do the needful v. icap edeni yapmak
do the utmost v. mümkün olanı yapmak
do the needful v. gerekeni yapmak
do a work v. iş görmek
do one's best v. mümkün olanı yapmak
have nothing to do v. yapacak bir şeyi olmamak
do science v. bilim yapmak
do magic v. sihir yapmak
oblige someone to do (something) v. mecbur bırakmak
oblige someone to do (something) v. mecbur kılmak
do drugs v. uyuşturucu kullanmak
do up shoelace v. ayakkabı bağlamak
do the laundry v. çamaşırları yıkamak
do charity work v. hayır işi yapmak
do somebody's job v. birinin işini yapmak
do agriculture v. tarımla uğraşmak
do agriculture v. tarım yapmak
do a speech v. konuşma yapmak
do otherwise v. aksini yapmak
do tourism v. turizm yapmak
ask for someone to do something v. birinden rica etmek
ask for someone to do something v. birinden ricada bulunmak