do well - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

do well

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "do well" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 3 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
do well v. becermek
General
do well v. durumu iyi olmak
do well v. iyi etmek

Bedeutungen, die der Begriff "do well" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 83 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
do well and easily v. döktürmek
do well in the exam v. sınavda başarılı olmak
do well in the exam v. sınavda iyi yapmak
do something well-timed v. isabet etmek
not do as well as expected at the box office v. gişede umduğunu bulamamak
not do as well as expected at the box office v. gişede beklediğini bulamamak
never-do-well n. işe yaramaz kimse
ne'er-do-well n. beceriksiz
ne'er-do-well n. hiçbir işi beceremeyen (kimse)
ne'er-do-well n. serseri
never-do-well n. serseri
never-do-well n. beceriksiz
well-to-do family n. varlıklı aile
well-to-do man n. zengin adam
Phrases
it's never too late to do well expr. iyi yapmak için hiçbir zaman çok geç değildir
Proverb
if you want a thing done well do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want a thing done well do it yourself kendi ununu kendin öğüt
Colloquial
do-well by v. gerçek değerini vermek
do-well by v. hakkını vermek
can't very well (do something) v. gidip de (bir şeyi) yapamamak
can't very well (do something) v. (bir şeyi yapmak) yersiz olmak
can't very well (do something) v. (bir şeyi yapmak) pek de doğru/uygun olmamak
can't very well (do something) v. (bir şeyi yapmak) mantıklı olmamak
can't very well (do something) v. (bir şeyi yapmak) mümkün olmamak
couldn’t very well (do something) v. gidip de (bir şeyi) yapamamak
couldn’t very well (do something) v. (bir şeyi yapmak) yersiz olmak
couldn’t very well (do something) v. (bir şeyi yapmak) pek de doğru/uygun olmamak
couldn’t very well (do something) v. (bir şeyi yapmak) mantıklı olmamak
couldn’t very well (do something) v. (bir şeyi yapmak) mümkün olmamak
do well for (oneself) v. işleri iyi olmak
do well for (oneself) v. iyi kazanmak
do well for (oneself) v. başarılı olmak
do well out of (someone or something) v. (bir işten) iyi para yapmak
do well out of (someone or something) v. (bir işten) iyi kâr etmek
do well out of (someone or something) v. (birinden veya bir işten) iyi para kazanmak
well do it then expr. öyleyse yap da görelim
well do it then expr. yap o halde
can’t/couldn’t very well do something expr. (bir şey yapmak) abes olmak
can’t/couldn’t very well do something expr. yersiz olmak
can’t/couldn’t very well do something expr. (bir şey yapmak) hiç de mantıklı olmamak
(well) what do you know expr. bil bakalım, (dolapta) ne var
(well) what do you know expr. bil bakalım, ne oldu
(well) what do you know expr. bak sen şu işe
(well) what do you know expr. vay be
you know as well as I do expr. senin de bildiğin gibi
you know as well as I do expr. ikimiz de biliyoruz ki
you know as well as I do expr. sen de biliyorsun ki
Idioms
do well by doing good v. başkalarına iyilik yaparak/yardımcı olarak toplumda yer edinmek
do well by doing good v. doğru/iyi/yararlı işler yaparak sosyal ve parasal başarı kazanmak
do well for yourself v. başarılı olmak
can't very well (do something) v. (yapması) uygun olmamak
can't very well (do something) v. (yapması) mantıklı olmamak
can't very well (do something) v. (yapması) doğru olmamak
can't very well (do something) v. (yapması) münasip olmamak
couldn’t very well do something v. (yapması) uygun olmamak
couldn’t very well do something v. (yapması) mantıklı olmamak
couldn’t very well do something v. (yapması) doğru olmamak
couldn’t very well do something v. (yapması) münasip olmamak
can't very well do something v. (yapması) uygun olmamak
can't very well do something v. (yapması) mantıklı olmamak
can't very well do something v. (yapması) doğru olmamak
can't very well do something v. (yapması) münasip olmamak
ne’er-do-well n. beceriksiz ve işe yaramaz kimse
well-to-do adj. müreffeh
well-to-do adj. rahatı yerinde
well-to-do adj. tuzu kuru
well-to-do adj. varlıklı
well-to-do adj. zengin
well-to-do expr. hali vakti yerinde
(one) would do well to (do something) expr. (bir şeyi) yapsan iyi olur
Speaking
how well do you know your friend? expr. arkadaşını ne kadar iyi tanıyorsun?
how well do they know each other? expr. birbirlerini ne kadar iyi biliyorlar/tanıyorlar?
do you cook well? expr. güzel yemek yapar mısın?
do you cook well? expr. iyi yemek yapar mısın?
when things do not go well expr. işler iyi gitmediğinde
how well do you know him? expr. onu ne kadar iyi tanıyorsun?
how well do you know her? expr. onu ne kadar iyi tanıyorsun?
you might as well do something expr. (boş boş durmaktansa) bir şeyler yapsan iyi olur
Sport
do jolly well v. çok iyi yapmak
Cinema
do well at the box office v. gişe yapmak
do well at the box office n. iyi bir gişe yapmak
Slang
neer-do-well n. hiçbir faydalı işe yaramayan lüzumsuz kimse
ne'er-do-well n. gereksiz ve işe yaramayan tip