end - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

end

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "end" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 58 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
end v. sona ermek
end v. son vermek
end v. son bulmak
end v. sona erdirmek
end v. bitirmek
end v. bitmek
end n.
end n. son
General
end v. kalkmak
end v. sonuca ulaşmak
end v. mahvetmek
end v. ölmek
end v. sonuçlanmak
end v. neticeleşmek
end v. yok etmek
end v. öldürmek
end v. tamam olmak
end v. nokta koymak
end v. nihayete ermek
end v. neticelenmek
end v. hitama ermek
end v. hitam bulmak
end n. hedef
end n. taraf
end n. nihayet
end n. sonuç
end n. baş
end n. kafa
end n. art
end n. gaye
end n. meram
end n. akıbet
end n. erek
end n. encam
end n. kalıntı
end n. niyet
end n. maksat
end n. ölüm
end n. amaç
end n. bitme
end n. izmarit
end n. son
end n. bitim
end n. bitiş
end n. başlık duvarı
end n. arka
end n. dip
end n. bitiş noktası
Technical
end bitim
end bitmek
end
Computer
end bitiş
end bitir
end son ver
end son
end
end durdur
end dur

Bedeutungen, die der Begriff "end" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
put an end v. son vermeK
end up v. sonuçlanmak
dead-end adj. çıkmaz
General
end up in jail v. hapishaneyi boylamak
get hold the wrong end of the stick v. ters anlamak
end off v. sona ermek
put an end to v. bitirmek (bir konuyu)
end up v. son bulmak
end up a loser v. zararlı çıkmak
cause to end v. bitmesine neden olmak
make somebody's hair stand on end v. tüylerini ürpertmek
be at an end v. sonuçlanmak
fall out in the end v. külahları değişmek
end up v. sonuçlanmak
bring to an end v. neticelendirmek
set something on end v. bir şeyi dikine koymak
end in v. sonuçlanmak
end off v. son vermek
stand on end v. tüyleri diken diken olmak (saç)
end in a draw v. berabere bitmek
end off v. bitmek
end up v. düşmek
be at the end of one's rope v. çaresiz kalmak
come to an end v. sona ermek
come to an end v. son bulmak
end in something v. sonuçlanmak
gain one's end v. amaca ulaşmak
end up in court v. mahkemelik olmak
make an end of v. sona erdirmek
keep one's end up v. kendine düşen görevi yerine getirmek
end up v. bitmek
reach dead end v. çözümsüzlüğe ulaşmak
be at a loose end v. boşta olmak
put an end to v. son vermek
have one's hair stand on end v. ürpermek
bring to an end v. sonuçlamak
be at an end v. bitmek
come to a dead end v. çıkmaza girmek
go off the deep end v. ayranı kabarmak
come to an end v. nihayet bulmak
perform to the end v. sonuna kadar yapmak
put an end to v. sona erdirmek
for one's period of suffering to end v. çilesi dolmak
go off the deep end v. ağzını açıp gözünü yummak
be at the end of one's tether v. dayanacak gücü kalmamak
be at one's wits end v. eli ayağı dolaşmak
put an end to v. bitirmek
end off v. bitirmek
come to an end v. sonuna gelmek
bring to an end v. bitirmek
put and end to v. noktalamak (bir konuyu)
go off the deep end v. öfkelenmek
end up in prison v. hapsi boylamak
bring to an end v. nokta koymak
end up like somebody v. akıbetine uğramak
end up v. bitirmek
reach the end of v. sonucuna ulaşmak
be at the end of one's tether v. son kozunu oynamış olmak
come to an end v. tükenmek
reach the end of v. sonuçlandırmak
put an end to v. son vermek (bir konuşmaya)
end up v. bağlamak
keep one's end up v. kendine düşen payı ödemek
make an end of v. son vermek
end something v. ilişiğini kesmek
end in v. varmak
end up owing somebody something v. borçlu çıkmak
make an end of v. bitirmek
stand on end v. tüyleri diken diken olmak
bring to an end v. sona erdirmek
put end to v. nokta koymak (bir konuya vb)
be at an end v. sona ermek
end in failure v. fiyasko vermek
come to an end v. bitmek
end up in v. boylamak
end up in v. düşmek
come to dead end v. açmaza düşmek
come to dead end v. açmaza sürüklemek
come to dead end v. açmaza getirmek
come to dead end v. açmaza girmek
put an end v. son noktayı koymak
lead into a dead end v. çıkmaza sokmak
reach a dead end v. açmaza girmek
lead into a dead end v. açmaza getirmek
lead into a dead end v. açmaza sürüklemek
come to a dead end v. açmaza girmek
end up in victory v. zaferle sonuçlanmak
come to an end v. yolun sonuna gelmek
reach the end of the road v. yolun sonuna gelmek
end up getting nothing v. hava almak
not end up as one had hoped v. fos çıkmak
end up deaf v. sağır olmak
put an end v. bir son vermek
end in success v. başarıyla sonuçlanmak
be at the end v. arkada kalmak
end up in police station v. karakolluk olmak
end an urgent message to v. haber uçurmak
end up with v. ile sonuçlanmak
reach the end of one's journey v. yolu almak
end in divorce v. boşanmayla sonuçlanmak
stand on end v. dikine koymak
have a bitter end end in a calamity v. acı sonla bitmek
end in a tragedy v. acı sonla bitmek
have a bitter end end in a calamity v. acı son ile bitmek
end in a tragedy v. acı son ile bitmek
end up v. neticelenmek
be at an end v. neticelenmek
be at the end of one's rope v. sabrı taşmak
be at the end of one's tether v. sabrı taşmak
meet one's end v. sona ulaşmak
put an end v. son vermek
make one's hair stand on end v. dehşete düşürmek
make one's hair stand on end v. korkutmak
make one's hair stand on end v. tüylerini diken diken etmek
end in v. -de bitmek
end a friendship v. arkadaşlığı bitirmek
come to an end v. yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek
end in v. -de sona ermek
bring to a dead end v. ölü noktaya getirmek
improve the end product v. son ürünü geliştirmek
improve the end product v. nihai ürünü geliştirmek
come to a bad end v. sonu kötü bitmek
come to an end v. sona yaklaşmak
near the end v. sona yaklaşmak
have neither beginning nor end v. başı sonu olmamak
rear-end something v. arkadan çarpmak
end up badly v. sonu kötü olmak
end up badly v. kötü bitmek
rear-end v. (bir arabaya) arkadan çarpmak
end up at something v. (bir yolculuk vb) bir yerde bitmek
end his goalless streak v. gol orucunu bozmak
end up in the wrong prison v. yanlış cezaevine düşmek
end up by doing something v. bir şey yaparak bitirmek/sonuçlandırmak
end with something v. -ile bitmek/bitirmek
end one’s affair with someone v. biriyle olan ilişkisini bitirmek
end one’s affair with someone v. biriyle ilişkisini bitirmek
run to the end of the road v. yolun sonuna kadar koşmak
end up homeless v. evsiz barksız kalmak
end up homeless v. evsiz kalmak
end up in a court of law v. soluğu mahkemede almak
end up in a court of law v. sonu mahkemede bitmek
end up in davy jones's locker v. denizin dibini boylamak
put an end to all the madness v. tüm bu çılgınlığa bir son vermek
end up having a nervous breakdown v. sonunda sinir krizi geçirmek
pay by the end of the month v. ay sonunda/ay sonuna kadar ödemek
end up being the one in the wrong v. haksız duruma düşmek
end up being wrong v. haksız duruma düşmek
stay to the end v. sonuna kadar kalmak
stick to the plan till the end v. sonuna kadar plana bağlı kalmak
rear-end v. bir şeye arkadan çarpmak
end before it began v. başlamadan bitmek
end up in the hospital v. hastaneyi boylamak
end up in the hospital v. kendini hastanede bulmak
end up in the hospital v. gözünü hastanede açmak
end up on a desert island v. ıssız adaya düşmek
swap shirts at the end v. maç sonunda formalarını değiştirmek
wet the end of a cigarette v. sigaranın filtresini ıslatmak
end/finish automatically v. kendiliğinden sona ermek
end/finish by itself v. kendiliğinden sona ermek
end up discovering v. beklenmedik şekilde bir anda kendini bir şeyi keşfetmiş olarak bulmak
end up discovering v. keşfedivermek
to read the koran from start to finish (or from beginning to end) v. hatim indirmek
end/terminate membership v. üyeliğe son vermek
end/terminate membership v. üyeliği sonlandırmak
come to an end v. sona gelmek
end up badly v. kötü sonla bitmek
end badly v. (film/kitap) kötü sonla bitmek
end up being wrong although you are right v. haklıyken haksız duruma düşmek
end a friendship v. irtibatını kesmek
end a friendship v. görüşmemek
read from beginning to end v. hatmetmek
put an end to one's life v. hayatına son vermek
end the hostility v. düşmanlığı bitirmek
go off the deep end v. kan beynine sıçramak
end product n. ürün
tail end n. son
dirty end of the stick n. işin kötü tarafı
lag end n. geç kalan
short end of the stick n. işin kötü tarafı
extreme end n. aşırı uç
butt end n. dipçik
end table n. küçük masa
comming to an end n. tükenme
top end n. son
end rhyme n. uyak
the end of time n. kıyamet günü
end user programmes n. son kullanıcı programları
end of the world n. ahir zaman
tag end n. sarkık uç
front end n. başlangıç aşaması
the end of the world n. kıyamet
dog end n. izmarit
far end n. dip
latter end n. ölüm
dead end street n. çıkmaz sokak
end of period n. dönem sonu
end use n. nihayi kullanım
means to an end n. vasıta
tail end n. son uç
box end wrench n. yıldız anahtarı
closed end question n. ucu kapalı soru
end of the war n. savaşın sonu
dead end n. çıkmaz
dead end n. küldösak
end table n. sehpa
end of life n. hayatın sonu
end organ n. uç organ
end of the shoulder n. omuz başı
dead end n. açmaz
end in smoke n. beyhude/sonuçsuz kalma
end dump truck n. arkadan döker kamyon
tragic end n. acı son
cigarette end n. izmarit
end result n. son ürün
bottom end n. taban
wrong end of the stick n. işin kötü tarafı
loose end n. yarım kalmış iş
lag end n. son
the far end of the world n. dünyanın öbür ucu
fag end n. artık şey
end of life vehicle n. hurda
end of an era n. bir devrin sonu
gable end n. yan duvar sonu
end result n. sonuçta olan
bitter end n. ölüm
end grain n. makta
end man n. komedyen
lo end n. alt uç
means to an end n. araç
end goal n. nihai hedef
end product n. uçürün
end plate n. son plak
end in smoke n. sonuçsuz kalma
end of record n. kayıt sonu
no end of talk n. sonu gelmez laf
dead end n. çıkmaz sokak
end product n. bitmiş ürün
end of year n. yıl sonu
end of a fiscal year n. mali yıl sonu
end of life n. ahir zaman
end of the world n. dünyanın sonu
end of day n. gün bitimi
end of the shift n. mesai bitimi
the far end of the world n. dünyanın bir ucu
far end of the world n. dünyanın bir ucu
far end of the world n. dünyanın diğer ucu
the other end of world n. dünyanın diğer ucu
end buyer n. son alıcı
abnormal end n. olağandışı son
dramatic end n. hazin son
dead end n. kör baca
dead end n. boru son ucu
dead end n. kör uç
book end n. kitap desteği
end of the century n. asrın sonu
bell end n. çan
bell end n. çanak uç
end customer n. son müşteri
days on end n. birbiri ardınca geçen günler
end grain n. başağaç
end of n. sonu
end point n. son nokta
end grain n. sokoro
end grain n. suyuna dik kenar
end user n. son kullanıcı
end user n. uçtaki kullanıcı
frond end n. ön uç
front end n. ön uç
front-end loader n. önden yükleyici
end-all n. son
dead-end kid n. sokak çocuğu
dead-end street n. çıkmaz sokak
fag-end n. dip
end-all n. esas amaç
low-end goods n. düşük kaliteli ve ucuz ürünler
high-end goods n. yüksek kaliteli ve pahalı ürünler
candle-end n. pılı pırtı
candle-end n. süprüntü
end of n. -in sonu
end alarm-operating box n. imdat freni uç kutusu
fag-end n. izmarit
fag-end n. artık
end-user certificate n. son kullanıcı sertifikası
week-end n. hafta sonu
week-end n. hafta tatili
tail end n. kıç
tail end n. arka kısım
upset end n. şişirilmiş uç
head end business n. eşya taşıma işi
open end classes n. açık uçlu sınıflar
means to an end n. hedefe yönelik davranış
means to an end n. başarıyı getiren hamle
means to an end n. amaca ulaştıran adım
means to an end n. sonuca götüren adım
end of the world n. mahşer günü
end of the world n. kıyamet günü
lighted end of a cigarette n. sigaranın yanan ucu
the voice on the end of the line n. telefonun diğer ucundaki ses
the voice on the end of the line n. telefonun öteki ucundaki ses
the voice on the end of the line n. telefonun ucundaki ses
end of summer n. yaz sonu
far end of the world n. dünyanın öteki ucu
end of year party n. yıl sonu partisi
high-end flea market n. sosyete pazarı
the other end of the world n. dünyanın diğer ucu
the other end of the world n. dünyanın bir ucu
south end n. güney uç
south-end n. güney ucu
south end n. güney ucu
south-end n. güney uç
north-end n. kuzey ucu
north end n. kuzey uç
north-end n. kuzey uç
north end n. kuzey ucu
loose end n. bitirilmemiş iş
loose end n. yarım bırakılmış iş
high-end goods n. lüks ve pahalı ürünler
a journey without end n. sonsuz yolculuk
expected end date n. tahmini (beklenen) bitiş tarihi
the shallow end of the pool n. havuzun sığ kenarı
the credits at the end of a movie n. film sonunda çıkan yazılar
start off as a waiter and end up as the owner of the restaurant n. restoranda garson olarak çalışmaya başlayıp sonunda restoranın sahibi olmak
bitter end n. acı son
candle end n. süprüntü
candle end n. pılı pırtı
candle end n. mum artığı
tag end n. son kısım
high-end sector n. alım gücü yüksek kesime hitap eden sektör
high-end sector n. lüks/pahalı/marka/(yüksek) kaliteli mal sektörü
the end of days n. kıyamet
end time n. bitiş süresi
tail end n. kuyruk sokumu
end of holiday n. tatilin bitişi
front end n. ön yüz
front end n. önyüz
end of mankind n. insanlığın sonu
end of humankind n. insanlığın sonu
end result n. sonuç
end result n. sonuç
end result n. sürecin/işlemin sonucu
the end of the cold war n. soğuk savaş'ın sonu
no end of adj. sonsuz
no end adj. sayısız
without end adj. bitmez tükenmez
no end of adj. sayısız
no end adj. pek çok
no end of adj. bitmek bilmeyen
without end adj. ebedi
end to end adj. uç uca
without end adj. sonsuz
year end adj. yıl sonu
brought to an end adj. sona erdirilmiş
on end adj. dik
no end of adj. bitip tükenmez
no end of adj. büyük
open end adj. açık uçlu
dead-end adj. sefil
dead-end adj. geleceği olmayan
high-end adj. en yüksek kalitede
dead-end adj. perişan
year-end adj. yıl sonu
pointed end adj. keskin uçlu
top-end adj. üst düzey
top-end adj. üst kalite
blind-end adj. tek tarafı kapalı
end-stopped adj. noktalama işaretleriyle biten
end-to-end adj. bir uçtan diğer uca
at the end adv. nihayet
at a loose end adv. boşlukta
at the end adv. sonunda
from beginning to end adv. baştan sona kadar
in the end adv. en sonunda
from beginning to end adv. başından sonuna kadar
from end to end adv. boydan boya
end to end adv. sıra ile
from end to end adv. bir uçtan bir uca
in the end adv. nihayet
to the end adv. sonuna kadar
from end to end adv. baştan başa
end to end adv. ucu ucuna
in the end adv. sonuçta
to that end adv. bu amaçla
at a loose end adv. gayesiz
at the far end of the street adv. caddenin öbür ucunda
no end adv. boş yere
till the end of time adv. ebediyyen
in the end adv. sonunda
at the latter end adv. en sonunda
world without end adv. sonsuza dek
at the end of the day adv. her şeyi göz önünde tutarak
no end adv. büyük
to that end adv. bu niyetle
no end adv. boşuna
to that end adv. bu maksatla
in the end adv. eninde sonunda
up to the end adv. sonuna kadar
to the bitter end adv. en sonuna kadar
to the bitter end adv. kötü sona
end to end adv. uç uca
at an end adv. sona ermiş
from beginning to end adv. baştan sona
at the end of adv. sonunda
by the end of the day adv. uzun bir günün sonunda
by the end adv. sonuna kadar
at an end adv. amaçsız
world without end adv. ebediyen
from end to end adv. boylu boyunca
till the end adv. sonuna dek
by the end of year adv. yıl sonunda
at one's wits' end adv. ne yapacağını bilmez bir durumda
at one's wits' end adv. şaşırmış bir durumda
by year-end adv. yıl sonu itibarıyla
end of month adv. ay sonunda
before the end of next month adv. gelecek ayın sonundan önce
until the end of this week adv. bu haftanın sonuna kadar
until the end of this year adv. bu senenin sonuna kadar
until the end of this month adv. bu ayın sonuna kadar
until the end of this year adv. bu yılın sonuna kadar
at the end of the road adv. yolun sonunda
end to end adv. uçtan uca
from end to end adv. uçtan uca
together till the end adv. birlikte sonuna dek/kadar
to that end adv. bu amaçla/maksatla/düşünceyle
to this end adv. bu amaçla/maksatla/düşünceyle
until the very end adv. en sonuna kadar
at an end adv. tükenmiş
at an end adv. şaşkın
at an end adv. işsiz güçsüz
to the very end adv. en sonuna kadar
until the end of time adv. zamanın sonuna kadar
at one end adv. bir ucu
from the end of prep. ucundan
to the end that prep. gayesiyle
to the end that prep. amacıyla
by the end of prep. nun sonunda
by the end of prep. sonuna kadar
to the end that prep. gayesi ile
by the end of prep. -nin sonunda
towards the end of prep. sonlarına doğru
towards the end of prep. sonlara doğru
Phrasals
end up v. nihayet bulmak
come to an end sonuna gelmek
come to an end tükenmek
come to an end bitmek
come to an end sona ermek
Phrases
(hair) to stand on end v. tüyleri diken diken olmak
right to the end adv. son ana kadar
dead on end doğrudan doğruya
standing on end diken diken
on end durmadan
on end devamlı
his hair stood on end tüyleri ürperdi
on end dik olarak
on end üstüste durmadan
dead on end tam karşısında
on end mütemadiyen
right on end baş aşağı
on end üstüste
on end dikine
on end arka arkaya
on end üst üste
days on end günler boyu
the followings are decided at the end of the meeting toplantının sonunda aşağıdaki kararlar alınmıştır
for weeks on end haftalarca
for days on end birkaç gündür
for days on end günlerce
for days on end günlerdir
for hours on end saatlerdir
for hours on end saatlerce
it's not the end of the month ay sonu değil ki
to what end ne amaçla
every end is a beginning her bitiş bir başlangıçtır
in case end up on a desert island ıssız adaya düşersen
at the end of the world war dünya savaşının sonunda
a means to an end araçlar amaçlar içindir
at the other end diğer ucunda
on the other end diğer ucunda
at one end bir uçta
at the end of a beautiful day güzel bir günün sonunda
end-for-end ters-yüz
at the very end en sonunda
every end is a new beginning her son yeni bir başlangıçtır
a means rather than an end amaç değil araç
the end justifies the means amaç aracı meşru kılar
an end itself başlı başına bir amaç
to this end bu uğurda
from my end benim düşünceme göre
from my end bana göre
from my end bana sorarsan
Proverb
the end justifies the means iyi niyetle söylenen yalan mubahtır
all good things must end her iyi şeyin bir sonu vardır
all good things must come to an end her iyi şeyin bir sonu vardır
all good things must come to an end her güzel şey bitmek zorundadır
all good things must end her güzel şey bitmek zorundadır
all good things must end her güzel şey bitermiş
all good things must come to an end her güzel şeyin bir sonu vardır
all good things must come to an end her güzel şey bitermiş
all good things must end her güzel şeyin bir sonu vardır
justice triumphs in the end sonunda adalet yerini bulur
Colloquial
at the end of nowhere cehennemin dibinde